Bir ilaç düşünün. Ne reçeteyle yazılıyor ne de eczaneden satın alınıyor. Üstelik onu üretmek için herhangi bir laboratuvara da ihtiyaç yok. Tek yapmanız gereken kaslarınızı çalıştırmak
İlk bakışta kulağa iddialı gelebilir. Ancak son yirmi yılda yapılan çalışmalar, iskelet kaslarının yalnızca hareket etmemizi sağlayan dokular olmadığını, aynı zamanda biyoaktif moleküller sentezleyerek vücudun farklı organlarıyla iletişim kurduğunu göstermektedir. Bugün bilim insanları bu molekülleri "miyokin" olarak adlandırıyor.
Uzun yıllar boyunca kaslara bakışımız oldukça basitti. Onları yürümemizi, koşmamızı, merdiven çıkmamızı ve ağır yükleri kaldırmamızı sağlayan yapılar olarak tanımladık. Oysa günümüzde iskelet kası yalnızca mekanik bir güç üreten doku değil, aynı zamanda metabolik ve endokrin özelliklere sahip aktif bir organ olarak kabul edilmektedir. Egzersiz sırasında kas hücrelerinden salgılanan miyokinler sayesinde kaslarımız; beyinle, karaciğerle, yağ dokusuyla, kemiklerle ve bağışıklık sistemiyle sürekli iletişim halindedir.
Bu keşif, egzersize bakış açımızı da değiştirdi. Eskiden ağırlık çalışmasının temel amacı daha güçlü kaslara sahip olmak ya da sportif performansı artırmaktı. Bugün ise biliyoruz ki her kas kasılması, yalnızca kas liflerinde değil, bütün organizmada bir dizi biyolojik olayın başlamasına neden oluyor. Adeta çalışan kaslar, vücudun geri kalanına "Hazır ol, uyum sağla" mesajı gönderiyor. İşte bu mesajları taşıyan moleküller miyokinlerdir.
Kaslarımız Neden Mesaj Gönderiyor?
İnsan vücudu birbirinden bağımsız çalışan organlardan oluşmaz. Beyin, kalp, karaciğer, bağışıklık sistemi ve kaslar sürekli haberleşir. Bu iletişim sayesinde vücudumuz değişen koşullara uyum sağlayabilir.
Kaslar da bu iletişimin önemli aktörlerinden biridir.
Egzersiz sırasında kas hücreleri yüzlerce farklı protein ve peptit salgılar. Günümüzde tanımlanmış miyokin sayısı giderek artmaktadır ve her yıl bu listeye yenileri eklenmektedir. Bazılarının enerji metabolizmasında, bazılarının inflamatuar süreçlerin modülasyonunda, bazılarının ise kasın kendini yenilemesinde rol aldığı düşünülmektedir. Araştırmalar ilerledikçe kasların biyolojik "konuşma dili" de daha iyi anlaşılmaktadır.
Bir Molekül Her Zaman Aynı Anlama Gelmez
Miyokinler denildiğinde akla ilk gelen moleküllerden biri IL-6 (İnterlökin-6)'dır.
İlginç olan şu ki IL-6, uzun yıllar boyunca yalnızca iltihaplanma ile ilişkilendirilen yıkıcı (pro-inflamatuar) bir molekül olarak biliniyordu. Oysa egzersiz sırasında kaslardan salgılanan IL-6'nın tam aksine koruyucu ve anti-inflamatuar bir rol üstlenebildiği, enerji kullanımının düzenlenmesine katkıda bulunduğu gösterildi. Aynı molekülün farklı koşullarda farklı biyolojik roller üstlenebilmesi, bilim insanlarının kas fizyolojisine bakışını önemli ölçüde değiştirdi.
Bir başka dikkat çekici miyokin ise ‘irisin’dir.
2012 yılında tanımlanmasının ardından irisin, egzersiz biyolojisinin en çok araştırılan moleküllerinden biri haline geldi. Özellikle beyin sağlığı, enerji metabolizması ve sağlıklı yaşlanma üzerindeki olası etkileri nedeniyle çok sayıda çalışma yürütülmektedir. Egzersizle artan irisin molekülünün, kan-beyin bariyerini geçerek beyinde yeni nöron oluşumunu tetikleyebildiğine dair güçlü veriler bulunmaktadır. Araştırmalar henüz tüm sorulara cevap vermiş değildir; ancak elde edilen bulgular, düzenli fiziksel aktivitenin yalnızca kasları değil, vücudun birçok sistemini etkileyebileceğini düşündürmektedir.
Ağırlık Kaldırırken Aslında Ne Oluyor?
Bir spor salonunda yapılan direnç egzersizini düşünün.
Dışarıdan bakıldığında yalnızca ağırlık kaldıran bir insan görürsünüz.
Oysa içeride çok daha karmaşık bir süreç işler. Kas lifleri mekanik olarak uyarılır.
Enerji üretimi artar. Protein sentezi hızlanır. Ve aynı anda miyokinler sistemik dolaşıma salınır.
Bugün elimizdeki bilimsel veriler, hem direnç egzersizlerinin hem de aerobik egzersizlerin miyokin salınımını etkileyebildiğini göstermektedir. Egzersizin türü, süresi ve şiddeti salgılanan miyokinlerin miktarını değiştirebilir. Bu nedenle düzenli fiziksel aktivitenin faydaları yalnızca kalori harcamakla açıklanamaz. Egzersiz, vücudun biyokimyasal iletişim ağını da harekete geçirir.
Belki de Tek Kazanç Kasın Kendisi Değildir
Spor yapan birçok kişi aynadaki değişimi takip eder.
Oysa en önemli değişiklik aynada görünmeyendir.
Kaslarınız daha güçlü olurken, aynı zamanda vücudunuzun farklı bölgelerine biyolojik sinyaller göndermeye devam eder.
Nitekim bu nedenle egzersiz sonrasında yalnızca daha güçlü değil, daha dinç hissederiz. Bu durum, düzenli fiziksel aktivitenin; sağlıklı yaşlanmadan metabolik hastalıklara, bilişsel fonksiyonlardan yaşam kalitesine kadar pek çok alanda neden araştırıldığını açıklar. Çünkü kasların ürettiği bu "görünmez mesajlar", düşündüğümüzden çok daha büyük bir etkiye sahip olabilir.
Bir önceki yazımızda kas kütlesinin geleceğe yapılan en değerli yatırımlardan biri olduğundan söz etmiştik. Bugün buna yeni bir cümle ekleyebiliriz:
Kaslarımız yalnızca bize hareket etme gücü vermez ya da sadece fit bir görünüm sağlamaz. Aynı zamanda sağlığımızı korumak için çalışan görünmez bir biyokimyasal iletişim ağına da sahiptir.
Belki de bu yüzden kaslar, vücudumuzun en sessiz ama en çalışkan eczanesidir.
Kaynaklar
1. Gao X, Chen Y, Cheng P. Unlocking the potential of exercise: harnessing myokines to delay musculoskeletal aging and improve cognitive health. Front Physiol. 2024;15:1338875. doi:10.3389/fphys.2024.1338875. PMID: 39286235.
2. Inyushkin AN, Poletaev VS, Inyushkina EM, et al. Irisin/BDNF signaling in the muscle-brain axis and circadian system: A review. J Biomed Res. 2024;38(1):1-16. PMID: 38164079.
3. Bettariga F, Taaffe DR, Galvão DA, et al. Exercise training mode effects on myokine expression in healthy adults: A systematic review with meta-analysis. J Sport Health Sci. 2024;13(6):764-779. PMID: 38604409.