Hafta içi işe yetişmek için erken kahvaltı yapıyor, akşam yemeğinizi belirli bir saatte yiyorsunuz. Hafta sonu geldiğinde ise ilk öğün öğleye yaklaşıyor, akşam yemeği de birkaç saat ileri kayıyor olabilir.
Günlük yaşamda oldukça yaygın olan bu değişiklik, bilim insanlarının giderek daha fazla ilgilendiği bir kavramın merkezinde yer alıyor:
“Yemek jetlagı.”
Communications Medicine dergisinde 1 Eylül 2026’da yayımlanan yeni araştırma, hafta içi ve hafta sonu arasındaki yemek zamanlaması farklılığının uzun vadeli kalp-damar hastalığı riskiyle bağlantılı olup olmadığını inceledi.
Fransa’daki NutriNet-Santé kohortundan 104 bin 806 yetişkinin dahil edildiği araştırmada katılımcıların ortalama yaşı 42,7 idi. Katılımcıların yaklaşık yüzde 79’unu kadınlar oluşturuyordu.
Ortanca takip süresi 8,1 yıldı.
“Yemek jetlagı” nedir?
Buradaki jetlag, uzun uçak yolculuklarından sonra yaşanan saat farkıyla aynı şey değil.
Araştırmacılar kişinin hafta içi ve hafta sonundaki günlük yeme penceresinin orta noktası arasındaki farkı hesapladı.
Bu değerlendirmede günün ilk ve son kalorili tüketiminin saatleri dikkate alındı.
Örneğin hafta içindeki yeme penceresinin orta noktası ile hafta sonundaki orta nokta arasında bir saatlik fark bulunuyorsa, yaklaşık bir saatlik “yemek jetlagı” olduğu kabul edildi.
Dolayısıyla çalışma yalnızca kahvaltının kaçta yapıldığına değil, gün içindeki genel beslenme zamanlamasına odaklandı.
Katılımcıların beslenme alışkanlıkları tekrarlanan 24 saatlik beslenme kayıtlarıyla değerlendirildi.
8 yılda 2 bin 368 kalp-damar olayı kaydedildi
Toplam 814 bin 338 kişi-yıllık izlem sırasında 2 bin 368 yeni kardiyovasküler olay kaydedildi.
Bunların:
1.270’i koroner kalp hastalığı,
1.098’i serebrovasküler hastalık olarak sınıflandırıldı.
Kalp krizi, anjina, akut koroner sendrom ve koroner girişimler koroner hastalık grubunda; inme ve geçici iskemik atak ise serebrovasküler hastalık grubunda değerlendirildi.
Erkeklerde dikkat çekici ilişki görüldü
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, bazı ilişkilerin erkeklerde istatistiksel olarak anlamlı bulunmasıydı.
Erkeklerde yemek jetlagındaki her bir saatlik artış, temel çok değişkenli modelde kardiyovasküler hastalık açısından yaklaşık yüzde 14 daha yüksek göreli riskle ilişkili bulundu.
Uyku süresi ve uyku zamanlaması gibi değişkenlerin de hesaba katıldığı analizlerde ilişki benzer şekilde devam etti.
Koroner kalp hastalığında ise erkeklerde her bir saatlik yemek jetlagı yaklaşık yüzde 20 daha yüksek göreli riskle ilişkiliydi.
Kadınlarda aynı yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gösterilemedi.
Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı bulunuyor.
Kadınlar ile erkekler arasındaki farkı doğrudan değerlendiren cinsiyet × yemek jetlagı etkileşim analizi istatistiksel olarak anlamlı değildi.
Bu nedenle sonuçları:
“Yemek jetlagı yalnızca erkekler için risklidir”
şeklinde yorumlamak doğru olmaz.
Daha doğru ifade, anlamlı ilişkinin bu çalışmada erkek katılımcılar arasında görülmüş olmasıdır.
Yalnızca geç yemek değil, düzensizlik de önemli olabilir
Araştırmacılar katılımcıları hafta içi ve hafta sonundaki yeme zamanlaması farkına göre ayrıca gruplandırdı.
Yeme penceresinin orta noktası hafta içi ile hafta sonu arasında bir saatten az değişenler “düzeni koruyan” grup olarak değerlendirildi.
Katılımcıların yaklaşık yüzde 71’i bu gruptaydı.
Yaklaşık yüzde 24’ü hafta sonu yemek zamanlamasını bir saatten fazla ileri kaydırırken, yaklaşık yüzde 5’i bir saatten fazla erkene çekiyordu.
Erkeklerde yemek zamanlamasını hafta sonu bir saatten fazla erkene çekenlerde, düzenini koruyanlara kıyasla toplam kardiyovasküler hastalık için göreli risk yaklaşık yüzde 44, koroner kalp hastalığı için ise yaklaşık yüzde 68 daha yüksek bulundu.
Yemek zamanlamasını bir saatten fazla geciktiren erkeklerde ise koroner kalp hastalığı için yaklaşık yüzde 36 daha yüksek göreli risk saptandı.
Buna karşılık, yeme zamanını geciktiren erkeklerde toplam kardiyovasküler hastalık açısından gözlenen artış istatistiksel olarak anlamlı değildi.
Bu sonuçlar, konunun yalnızca “geç yemek” olmayabileceğini; hafta içi ile hafta sonu arasındaki zamanlama değişkenliğinin de önemli olabileceğini düşündürüyor.
Ancak bu rakamlar mutlak risk artışını değil, gruplar arasındaki göreli risk farklarını ifade ediyor.
Vücudumuz yemeğin saatine de duyarlı olabilir
Bulguların olası açıklamalarından biri sirkadiyen ritimler.
İnsan vücudundaki yaklaşık 24 saatlik biyolojik saat sistemi yalnızca uyku ve uyanıklığı düzenlemiyor.
Metabolizma, hormon salgılanması, glukoz kullanımı, kan basıncı ve birçok hücresel süreç de gün içindeki biyolojik ritimlerden etkileniyor.
Işık, beyindeki merkezi biyolojik saatin başlıca zamanlayıcılarından biri olurken, besin alımı da vücudun farklı dokularındaki periferik biyolojik saatler için önemli bir zaman sinyali oluşturabiliyor.
Bu nedenle yemek zamanlarının sürekli değişmesinin biyolojik saat ile metabolik süreçler arasında uyumsuzluğa katkıda bulunabileceği düşünülüyor.
Ancak bunun insanlarda doğrudan kalp-damar hastalığına yol açtığını gösteren kesin mekanistik kanıt henüz bulunmuyor.
İlk öğününü daha geç yapanlarda ilişki daha belirgin bulundu
Araştırmacılar ek analizlerde katılımcıların günün ilk kalorili tüketimini ne zaman yaptığını da değerlendirdi.
Çalışma grubunda ilk kalorili tüketimin ortanca saati 08.02 idi.
Yemek jetlagı ile bazı kardiyovasküler sonuçlar arasındaki ilişki, ilk kalorili tüketimini bu saatten daha sonra yapan katılımcılarda daha belirgin görüldü.
Ancak 08.02 tıbbi bir eşik veya önerilen kahvaltı saati değildir.
Bu değer yalnızca araştırma grubundaki katılımcıların dağılımını ikiye ayırmak amacıyla kullanılan istatistiksel bir referanstır.
Dolayısıyla çalışmadan:
“08.02’den sonra kahvaltı yapmak kalbe zararlıdır”
şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.
Uyku düzeninden bağımsız olabilir mi?
Yemek jetlagı kavramı, daha önce çok sayıda araştırmaya konu olan sosyal jetlag kavramıyla yakından ilişkili.
Sosyal jetlag, kişinin hafta içi ile hafta sonundaki uyku zamanları arasında belirgin fark bulunmasını ifade ediyor.
Bu nedenle yemek saatlerindeki kaymanın aslında hafta sonu geç yatma ve geç kalkma alışkanlığını yansıtıyor olması mümkün.
Araştırmacılar uyku süresi, uyku zamanlaması ve sosyal jetlag gibi değişkenleri istatistiksel modellere eklediğinde erkeklerdeki bazı ilişkilerin devam ettiğini bildirdi.
Bu sonuç, yemek zamanlamasının uyku düzeninden tamamen bağımsız olduğunu kanıtlamıyor.
Ancak yemek zamanlamasının kendi başına araştırılması gereken bir faktör olabileceğini düşündürüyor.
Çalışmanın önemli sınırlılıkları var
Araştırmanın güçlü yönleri arasında çok sayıda katılımcının bulunması, uzun takip süresi ve tekrarlanan beslenme kayıtları yer alıyor.
Ancak çalışma randomize kontrollü bir araştırma değil, prospektif gözlemsel bir kohort çalışması.
Bu nedenle yemek saatlerindeki farklılık ile kalp-damar hastalıklarının birlikte görülmesi, birinin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor.
Araştırmacılar yaş, sigara kullanımı, fiziksel aktivite, alkol tüketimi, vücut kitle indeksi, beslenme kalitesi ve çok sayıda başka değişkeni istatistiksel olarak hesaba kattı.
Buna rağmen ölçülmemiş veya yeterince ölçülememiş başka yaşam tarzı ve sosyoekonomik faktörlerin sonuçları etkilemiş olması mümkün.
Araştırmanın bir başka sınırlılığı, katılımcıların büyük çoğunluğunun kadın olması ve NutriNet-Santé gönüllülerinin genel Fransız toplumunu bütünüyle temsil etmeyebilmesi.
Ayrıca araştırmada pazartesi-cuma günleri çalışma günleri, cumartesi-pazar ise hafta sonu günleri olarak ele alındı.
Vardiyalı çalışanlar veya hafta sonu çalışan kişilerde gerçek çalışma ve izin günleri bundan farklı olabilir.
Araştırmacılar da sonuçların nedensel ilişki olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor.
Peki yemek saatlerimizi her gün aynı mı tutmalıyız?
Bugünkü veriler, insanlara:
“Her gün mutlaka aynı saatte yemek yiyin”
şeklinde kesin bir tıbbi öneride bulunmak için yeterli değil.
Ancak çalışma, giderek büyüyen kronobeslenme alanına önemli bir veri daha ekliyor.
Sağlıklı beslenmede yalnızca:
Ne yediğimiz,
ne kadar yediğimiz
değil,
ne zaman ve ne kadar düzenli yediğimiz
de önem taşıyor olabilir.
Eğer bu sonuçlar farklı toplumlarda ve yeni araştırmalarda doğrulanırsa, hafta içi ile hafta sonu arasındaki yemek zamanlamasının mümkün olduğunca düzenli tutulması gelecekte kardiyovasküler korunma önerilerinin bir parçası hâline gelebilir.
Ancak bunun için daha güçlü kanıtlara ihtiyaç var.
Bilimsel sonuç
Bu araştırma:
“Hafta sonu geç kahvaltı yaparsanız kalp hastası olursunuz”
demiyor.
Bilimsel olarak daha doğru sonuç şu:
Hafta içi ile hafta sonu arasındaki yemek zamanlaması farkının bazı katılımcılarda, özellikle erkeklerde, kalp-damar hastalıklarıyla ilişkili olduğu görüldü. Ancak bu ilişkinin erkeklere özgü olduğu kanıtlanmadı ve çalışma nedensellik göstermiyor.
Yemek zamanlamasının gerçekten kalp-damar hastalıklarını etkileyip etkilemediğini ortaya koymak için farklı toplumlarda yapılacak yeni kohort çalışmalarına ve mümkün olduğunda kontrollü müdahale araştırmalarına ihtiyaç bulunuyor.

Kaynaklar

  1. Le Folcalvez X, Obeid E, Palomar-Cros A, et al. Eating jetlag based on meal timing discrepancies and risk of cardiovascular disease using the prospective cohort NutriNet-Santé. Communications Medicine. 2026;6:453. doi:10.1038/s43856-026-01758-5.

  2. Palomar-Cros A, et al. Dietary circadian rhythms and cardiovascular disease risk in the prospective NutriNet-Santé cohort. Nature Communications. 2023;14:7899.

    Yumuşak Mayalı Poğaça Nasıl Yapılır? Tam Ölçülü Tarif
    Yumuşak Mayalı Poğaça Nasıl Yapılır? Tam Ölçülü Tarif
    İçeriği Görüntüle
  3. Palomar-Cros A, et al. Associations of meal timing, number of eating occasions and night-time fasting duration with incidence of type 2 diabetes in the NutriNet-Santé cohort. International Journal of Epidemiology. 2023;52:1486–1497.

  4. Zerón-Rugerio M, Hernáez Á, Porras-Loaiza A, Cambras T, Izquierdo-Pulido M. Eating jet lag: a marker of the variability in meal timing and its association with body mass index. Nutrients. 2019;11:2980.

  5. Makarem N, et al. Variability in daily eating patterns and eating jetlag are associated with worsened cardiometabolic risk profiles in the American Heart Association Go Red for Women Strategically Focused Research Network. Journal of the American Heart Association. 2021;10:e022024.

  6. St-Onge MP, et al. Meal timing and frequency: implications for cardiovascular disease prevention: a scientific statement from the American Heart Association. Circulation. 2017;135:e96–e121.

  7. Liu HY, Eso AA, Cook N, O’Neill HM, Albarqouni L. Meal timing and anthropometric and metabolic outcomes: a systematic review and meta-analysis. JAMA Network Open. 2024;7:e2442163.

  8. Hercberg S, et al. The NutriNet-Santé Study: a web-based prospective study on the relationship between nutrition and health and determinants of dietary patterns and nutritional status. BMC Public Health. 2010;10:242.