Bir gence “Sen de yapabilirsin” demek kolaydır. Bu sözün arkasına bir atölye, bir çalışma imkânı, başarısız olduğunda yeniden deneme fırsatı koymak emek ister. TEKNOFEST Güneydoğu’yu değerli bulmamın temelinde bu düşünce var.

Bayraktar ailesinin katkısını, gençlerin kendi kabiliyetlerini sınayabilecekleri alanı genişletmesi bakımından önemsiyorum.

Şanlıurfa’nın ev sahipliğindeki buluşma; Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde, üniversitelerin, kamu kurumlarının ve teknoloji kuruluşlarının katkısıyla şekillendi. Öğretmenlerin hazırladığı, mühendislerin desteklediği, gönüllülerin zaman ayırdığı bu ortak emeğin hakkını teslim etmek gerekir.

Böylesine geniş bir birliktelikte öncülüğün kıymeti daha iyi anlaşılır. İnsanları bir hedef etrafında toplamak, o hedefe yıllarca emek vermek ve başkalarının da sorumluluk üstlenmesini sağlamak başlı başına bir meziyettir. Bayraktar ailesini takdire değer bulduğum noktalardan biri, üretme iradesine toplumsal bir karşılık kazandırmak için gösterdiği bu ısrardır.

Merhum Özdemir Bayraktar’ın yerli teknoloji geliştirme yönündeki emeği, ailenin hikâyesinde belirgin bir yere sahip. Selçuk ve Haluk Bayraktar’ın T3 Vakfındaki katkıları, teknoloji eğitimleri ve Özdemir Bayraktar’ın adını taşıyan burs programı, bu birikimin gençlere ulaşmasını sağlayan somut çalışmalar arasında. Burada beni etkileyen, kuşaklar arasında sürdürülen sorumluluk anlayışı. Kazanılmış tecrübenin ve maddi imkânın gençlerin yetişmesi için de kullanılması, güçlü bir âlicenaplık örneği.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi olarak bu yıl TEKNOFEST’te iki birincilik ödülü kazanmış olmamız, bu heyecana bizim için ayrı bir gurur kattı. Üniversitemizin rektörü olarak, bu başarıda emeği bulunan her bir mensubumuzu gönülden kutluyorum. Bir fikrin geliştirilmesi, sınanması ve değerlendirmeye sunulması boyunca verilen emeğin böylesine kıymetli bir karşılık bulması bizleri mutlu etti. Aynı zamanda, üniversitelerimizin gençlerin üretme isteğine nasıl destek olabileceği üzerine daha fazla düşünmemiz için güçlü bir gerekçe sundu.

Bir üniversitenin sorumluluğu, merak eden insanın sorusunu ciddiye almakla başlar. Ardından o sorunun peşinden gidebileceği zamanı, rehberliği ve çalışma ortamını sağlamak gelir. Sağlık alanında bunun özel bir anlamı var. Geliştirilen bir fikrin insan hayatına katkı sunabilmesi için doğruluğunun, güvenliğinin ve uygulanabilirliğinin sabırla sınanması gerekir. Gençlerin bu sorumluluğu eğitimleri sırasında üstlenmesi, akademik gelişimleri açısından son derece değerlidir.

TEKNOFEST’in yarışma fikrinde böyle bir eğitim imkânı görüyorum. Kâğıt üzerinde düzgün duran bir tasarım, denemede çalışmayabilir. Bir yazılım beklenmeyen sonuç verebilir. Takım arkadaşının itirazı, haftalardır savunulan bir çözümü değiştirmeyi gerektirebilir. Böyle bir çalışma, insanı fikrinin hesabını vermeye çağırır. Neyi neden yaptığını açıklamak, hatayı aramak ve yeniden denemek gerekir. Bilimsel düşüncenin gündelik karşılığı biraz da budur.

Bayraktar ailesinin gençlerle paylaştığı üretme cesaretini, bu zahmetle birlikte düşünmek gerekiyor. Gerçek cesarette hazırlık, hesap ve düzeltmeye razı olmak vardır. Gençlere ciddiye alınacak bir iş verme iradesi bu yüzden kıymetli. Kendisine sorumluluk verilen bir öğrencinin, henüz öğrenme aşamasındayken bile ortaya koyabileceği katkı önemsenmiş olur.

Güneydoğu’da düzenlenen bir teknoloji buluşmasının ayrıca üzerinde durulması gereken tarafı da bu ciddiye alınma duygusu. Şanlıurfalı bir gencin bilimle ilgili merakı, büyük bir araştırma merkezinin yakınında yaşayan akranının merakı kadar değerlidir. Fakat karşılaşabildikleri imkânlar farklı olabilir. Bir uzmana soru sorabilmek, bir düzeneği yakından incelemek, kendisi gibi çalışan başka öğrencilerle tanışmak bu mesafeyi azaltabilecek temaslardır.

Birkaç günlük buluşmanın kalıcı değeri, ardından sürdürülebilen çalışmayla anlaşılacak. Üniversiteler olarak burada üzerimize düşen sorumluluğu görüyorum. Yarışmaya hazırlanan ekibin desteğe ihtiyacı, ödül töreniyle sona ermez. Projenin eksiklerini gidermek, yeni denemeler yapmak ve elde edilen bilgiyi başkalarıyla paylaşmak için çalışmayı sürdürmek gerekir. Kazandığımız iki birinciliği de bu devamlılığı güçlendiren bir teşvik olarak değerlendiriyorum.

TEKNOFEST Güneydoğu vesilesiyle Bayraktar ailesine duyduğum takdirin dayanağı burada. Merhum Özdemir Bayraktar’dan Selçuk ve Haluk Bayraktar’a uzanan emeğin, gençlerin kendi çalışmalarına yer açması. Üniversitemizin başarılarından duyduğum gurura, bu imkânı büyütenlere duyduğum teşekkür eşlik ediyor. O emeğin en güzel karşılıklarından birini, festivalden döndükten sonra yarım kalan projesinin başına yeniden oturan bir gençte görüyorum: Önünde çözülmemiş bir sorun var ve onu çözmeyi denemek için kendinde biraz daha cesaret buluyor.