Bir çocuğun çalışma hayatı, yıllar sonra ortaya çıkan bir hastalığın başlangıcı olabilir miydi?

  1. yüzyıl Londra’sında evlerin ısınması, yemeklerin pişirilmesi ve günlük yaşamın sürdürülebilmesi için bacaların düzenli olarak temizlenmesi gerekiyordu.

Ancak bu işin görünmeyen bir yüzü vardı.

Dar, uzun ve kıvrımlı bacaların temizlenmesinde çoğu zaman çocuklar çalıştırılıyordu. Yoksul ailelerin çocukları, yetimler ve küçük yaşta ustalara çırak verilen işçiler, yetişkinlerin girmekte zorlandığı bacaların içine gönderiliyordu.

Bu çocuklar karanlık bacalara tırmanıyor, duvarlarda biriken kurumu kazıyor ve temizlemeye çalışıyordu.

Çalışma sırasında yaralanmak, yanmak, sıkışmak veya dumandan etkilenmek ciddi tehlikeler arasındaydı. Kurumun ciltlerine ve kıyafetlerine bulaşması ise günlük işlerinin sıradan bir parçası hâline gelmişti.

Fakat çocukların o günlerde karşılaştıkları tehlikeler, yalnızca bacaların içinde yaşadıklarıyla sınırlı değildi.

Bazılarının bedenlerinde yıllar sonra ortaya çıkacak bir hastalığın temeli de bu çalışma koşullarında atılıyordu.

Çocuk yaşta başlayan kurum maruziyeti, yetişkinlik döneminde gelişen kanserle ilişkilendirilecekti.

Bu bağlantıyı tıp tarihine geçiren kişi, Londra'da görev yapan cerrah Percivall Pott oldu.

1775: Percivall Pott'un dikkatini çeken hastalar

Percivall Pott, Londra'daki St. Bartholomew's Hastanesi'nde çalışan, cerrahi alanındaki gözlemleriyle tanınan bir hekimdi.

1775 yılında yayımladığı Chirurgical Observations adlı eserinde, sonraki yüzyıllarda meslek hastalıkları tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilecek bir ilişkiyi ele aldı.

Pott, testis torbasının derisinde kanser gelişen bazı hastaların geçmişinde ortak bir meslek bulunduğunu fark etmişti.

Bu kişiler baca temizleyiciliği yapmıştı.

Dahası, hastaların bir bölümü bu işe çocuk yaşta başlamıştı.

Pott'un dikkatini çeken nokta, belirli bir kanserin belirli bir meslekte çalışan kişilerde görülmesiydi.

O dönemde kanserin nedenleri hakkında günümüzdeki bilgiler bulunmuyordu. Kimyasal kanserojenler, DNA hasarı ve genetik mutasyonlar henüz bilinmiyordu.

Buna rağmen Pott, hastalarının çalışma geçmişleriyle hastalıkları arasında bağlantı kurdu.

Bacaları temizlerken vücuda bulaşan kurumun, özellikle testis torbası derisinin kıvrımlarında birikmesinin kanser gelişiminde rol oynayabileceğini düşündü.

Bu, sıradan bir klinik gözlemin ötesine geçen önemli bir yaklaşımdı.

Çünkü Pott, kanseri yalnızca kişinin bedeninde ortaya çıkan bir hastalık olarak değerlendirmiyor, hastalığın nedenini insanların çalışma koşullarında da arıyordu.

Pott'un değerlendirmesi günümüzdeki anlamıyla kontrollü bir epidemiyolojik araştırma değildi. Hastalığın mesleki niteliğine ilişkin klinik bir gözlemdi. Ancak daha sonraki araştırmalar, bu bağlantının bilimsel temelini güçlendirecekti.

Hastalık neden özellikle testis torbasında görülüyordu?

Pott'un tanımladığı hastalık, tıp tarihinde chimney-sweepers' cancer, yani baca temizleyicisi kanseri olarak anılmaya başladı.

Burada tıbbi açıdan önemli bir ayrım bulunuyor.

Söz konusu hastalık, testisin kendi dokusundan kaynaklanan testis kanseri değildi.

Kanser, testis torbasını örten deride gelişiyordu.

Günümüzde bu tarihsel hastalık, başlıca skrotumun skuamöz hücreli karsinomu olarak tanımlanıyor.

Hastalık bazı vakalarda küçük, siğili andıran bir deri lezyonuyla başlayabiliyordu. Bu nedenle baca temizleyicileri arasında söz konusu oluşumlar, kurum siğili anlamına gelen soot wart adıyla da biliniyordu.

Ancak bu adlandırma, her siğilin kanser olduğu anlamına gelmiyordu.

Kanserli lezyonlar ilerledikçe büyüyebiliyor, ülserleşebiliyor ve çevredeki dokulara yayılabiliyordu. İlerlemiş vakalarda kasık bölgesindeki lenf düğümleri de etkilenebiliyordu.

  1. yüzyılda etkili tedavi seçeneklerinin sınırlı olması, hastalığı daha da ağır bir sağlık sorunu hâline getiriyordu.

Bu hastalığın en dikkat çekici özelliklerinden biri ise ortaya çıkış zamanıydı.

Baca temizleyicilerinin çoğu işe çocuklukta başlarken kanser, ergenlik döneminde veya yetişkinlik yıllarında belirginleşebiliyordu.

Yani tehlikeli maddeye maruz kalınmasıyla kanserin ortaya çıkması arasında uzun bir süre geçebiliyordu.

Bugün kanser araştırmalarında bu durum, maruziyet ile hastalığın gelişmesi arasındaki gecikme süresi kapsamında değerlendiriliyor.

Bir insanın yıllar önce çalıştığı iş, çok daha sonra ortaya çıkan bir kanserin gelişiminde rol oynayabilir.

Baca temizleyicilerinin hikâyesi, bunun tıp tarihindeki en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

Pott gerçekten ilk mesleki kanseri mi keşfetti?

Tıp tarihindeki bazı gelişmeler anlatılırken kullanılan "ilk" ifadesi, dikkatli değerlendirilmesi gereken bir kavramdır.

Skrotum kanseri, Percivall Pott'tan önce de hekimler tarafından tanımlanmıştı.

Tıp tarihi literatüründe, hastalığı 1731 yılında tarif eden Bassius'un adı özellikle anılıyor.

Dolayısıyla Pott, bu kanser türünü ilk defa gören hekim değildi.

Onun önemi, kanserin belirli bir meslekteki zararlı madde maruziyetiyle ilişkili olabileceğini ortaya koymasından kaynaklanıyordu.

Pott'un çalışması, bir kanser türü ile mesleki maruziyet arasında kurulan en erken ve en iyi belgelenmiş bağlantılardan biri kabul ediliyor.

Bu nedenle baca temizleyicisi kanseri, tıp tarihinde mesleki nedene bağlanan ilk kanser örneği olarak anılıyor.

Bu ayrım önemli.

Çünkü meslek hastalıkları Pott'tan önce de biliniyordu. Madencilerin ve çeşitli ağır işlerde çalışanların sağlık sorunları yüzyıllardır gözlemleniyordu.

Ancak Pott'un çalışması, belirli bir kanser türünün belirli bir işte karşılaşılan zararlı maddelerle ilişkilendirilmesi bakımından yeni bir aşamayı temsil ediyordu.

Baca kurumunun içinde kansere yol açan ne vardı?

Percivall Pott, kurum ile kanser arasında bağlantı kurmuştu. Ancak kurumun neden kanser oluşturabileceğini kimyasal düzeyde açıklayamıyordu.

Bu sorunun cevaplanması için yaklaşık bir buçuk yüzyıl daha geçmesi gerekecekti.

  1. yüzyılda gerçekleştirilen deneysel çalışmalar, kömür katranı ve yanma ürünlerinin kanser oluşturabilen bileşikler içerdiğini ortaya koydu.

Özellikle 1930'lu yıllarda Ernest Kennaway ve çalışma arkadaşlarının araştırmaları, polisiklik aromatik hidrokarbonlar olarak adlandırılan kimyasal bileşiklerin kanserle ilişkisinin anlaşılmasında önemli rol oynadı.

Bu bileşiklerden biri benzo[a]pirendi.

Bugün bazı polisiklik aromatik hidrokarbonların vücutta metabolik değişikliklere uğrayarak DNA hasarına neden olabildiği ve kanser gelişimine katkıda bulunabildiği biliniyor.

Kurum ise tek bir kimyasal maddeden oluşmuyor.

Yanmanın gerçekleştiği koşullara ve kullanılan yakıta göre değişen, farklı maddeler içeren karmaşık bir karışım niteliği taşıyor.

Bu nedenle baca temizleyicilerinde görülen bütün kanserleri yalnızca tek bir kimyasal bileşiğe bağlamak doğru değil.

Bununla birlikte bilimsel kanıtlar, kurumun kanserojen özelliklerini açık biçimde ortaya koyuyor.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), kurumu insanlar için kanserojen olan Grup 1 kapsamında değerlendiriyor.

Bu sınıflandırma, kurumun insanlarda kansere yol açabildiğine ilişkin yeterli bilimsel kanıt bulunduğunu gösteriyor. Ancak kuruma maruz kalan herkesin mutlaka kanser olacağı anlamına gelmiyor.

Maruziyetin süresi, yoğunluğu, biçimi ve bireysel özellikler hastalık riskini etkileyebiliyor.

Pott'un 1775 yılında klinik gözlemle işaret ettiği ilişki, böylece sonraki kuşakların epidemiyolojik ve deneysel araştırmalarıyla çok daha güçlü bir bilimsel temele kavuştu.

Avrupa'da aynı işi yapanlar neden daha az hastalanıyordu?

  1. yüzyılın sonlarında araştırmacıların dikkatini çeken bir başka konu vardı.

Skrotum kanseri, İngiliz baca temizleyicilerinde belirgin bir mesleki sorun olarak tanınırken Avrupa'nın bazı başka ülkelerinde daha seyrek bildiriliyordu.

Bu farklılık neden kaynaklanıyordu?

İngiliz cerrah Henry Butlin, 1892 yılında yayımladığı çalışmalarında bu sorunun üzerinde durdu.

Butlin, Avrupa'daki baca temizleyicilerinin çalışma koşullarını, kullandıkları kıyafetleri ve temizlik uygulamalarını karşılaştırdı.

Özellikle bazı ülkelerde koruyucu iş kıyafetlerinin kullanılması ve düzenli yıkanma alışkanlıklarının bulunması dikkat çekiyordu.

Butlin, bu uygulamaların kurumun deriyle uzun süre temas etmesini azaltabileceğini değerlendirdi.

Elbette ülkeler arasındaki hastalık sıklığı farklılıklarını yalnızca kişisel temizliğe bağlamak mümkün değildi. Kullanılan yakıtlar, çalışma biçimleri ve mesleki maruziyet koşulları da önemliydi.

Yine de bu karşılaştırmalar, meslek hastalıklarının önlenmesinde çalışma ortamının ve koruyucu uygulamaların rolünü gösteren erken tarihsel örnekler arasına girdi.

Kanser biliniyordu, peki çocukların bacalara girmesi neden sürdü?

Pott'un çalışmasının en çarpıcı yönlerinden biri de burada ortaya çıkıyor.

Bir hekim, baca temizleyiciliğinin ciddi bir kanser riski taşıdığını 1775 yılında tanımlamıştı.

Ancak çocukların bu tehlikeli meslekte çalıştırılmasını sınırlandıran düzenlemelerin etkili biçimde uygulanması uzun yıllar aldı.

İngiltere'de çocuk baca temizleyicilerinin çalışma koşullarını iyileştirmek için 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren girişimler başlamıştı.

1788 yılında çıkarılan düzenleme, baca temizleyiciliğinde çıraklık için asgari yaşı sekiz olarak belirledi.

Bu yaş sınırı bugün son derece düşük görünse de o dönemde çocuk işçiliğine yönelik ilk sınırlamalardan biriydi.

1834 yılında yeni düzenlemeler yapıldı. Çıraklık için asgari yaş yükseltildi ve 14 yaşından küçük çocukların baca temizliğinde çalıştırılması yasaklandı.

1840 yılında çıkarılan yasayla sınırlamalar daha da genişletildi.

Ancak İngiliz Parlamentosunun tarihsel kayıtlarına göre, bu düzenlemeler etkili denetim mekanizmalarının bulunmaması nedeniyle uzun süre gerektiği gibi uygulanamadı.

Çocuklar yasaklara rağmen bacalara sokulmaya devam etti.

1875 yılında çıkarılan yeni yasa, baca temizleyicilerinin ruhsatlandırılmasını ve düzenlemelerin polis tarafından uygulanmasını öngörerek daha etkili bir denetim sürecinin önünü açtı.

Bu tarihsel gelişmeler, önemli bir gerçeği gösteriyordu:

Bir mesleğin insan sağlığına zarar verdiğinin bilinmesi, o zararın kendiliğinden ortadan kalkmasını sağlamıyordu.

Bilimsel bilginin çalışanları koruyabilmesi için hukuki düzenlemelere, denetime ve etkili uygulamalara da ihtiyaç vardı.

Baca temizleyicisi kanseri tıp tarihini nasıl değiştirdi?

Pott'un çalışması, kanserin nedenlerini araştırma biçimini etkileyen tarihsel gelişmelerden biri oldu.

Bir hastanın mesleğini öğrenmek, yalnızca sosyal geçmişini anlamaya yönelik bir soru olmaktan çıkıp hastalık nedenlerini araştırmanın önemli bir parçası hâline geldi.

Zaman içerisinde kömür katranı, bazı mineral yağlar, asbest ve diğer mesleki kanserojenlerle ilgili araştırmalar gelişti.

Böylece kanserin yalnızca kişisel özelliklerle değil, çevresel ve mesleki maruziyetlerle de ilişkili olabileceğine yönelik bilimsel anlayış güçlendi.

Günümüzde iş sağlığı ve güvenliğinin temel amaçlarından biri, çalışanların zararlı maddelere maruziyetini mümkün olduğunca kaynağında önlemek.

Tehlikeli maddelerin ortadan kaldırılması veya daha güvenli seçeneklerle değiştirilmesi, uygun mühendislik önlemleri, güvenli çalışma yöntemleri ve kişisel koruyucu donanımlar bu yaklaşımın parçalarını oluşturuyor.

Modern araştırmalar, baca temizleyicilerinde tarihsel olarak tanımlanan skrotum kanserinin dışında, bazı başka kanser türleriyle de ilişkiler bulunduğunu gösterdi.

Cesetteki Böcekler Ölüm Saatini Nasıl Söyler? Adli Entomolojinin Doğuşu
Cesetteki Böcekler Ölüm Saatini Nasıl Söyler? Adli Entomolojinin Doğuşu
İçeriği Görüntüle

Bu durum, Pott'un gözleminin yalnızca belirli bir organı etkileyen nadir bir hastalığın hikâyesi olmadığını ortaya koyuyor.

Aynı zamanda insan sağlığı ile çalışma ortamı arasındaki ilişkinin anlaşılmasında önemli bir bilimsel dönüm noktasını temsil ediyor.

Tıp tarihinin en ağır derslerinden biri

Bugün Percivall Pott'un adı meslek hastalıkları, kanser araştırmaları ve tıp tarihi çalışmalarında yaşamaya devam ediyor.

1775 yılında yaptığı gözlem, belirli bir kanser türünün çalışma koşullarıyla bağlantılı olabileceğini gösteren önemli bir keşifti.

Ancak bu bilimsel başarının arkasında ağır bir insanlık hikâyesi bulunuyordu.

Baca temizleyen çocukların bir bölümü, çalışma hayatlarının en tehlikeli sonuçlarıyla yıllar sonra karşılaştı.

Hastalığın ortaya çıkması için gerekli maruziyet, çocukluk döneminde başlamıştı.

Pott'un çalışmasından çıkarılabilecek en önemli derslerden biri, hastalığın yalnızca ortaya çıktıktan sonra tedavi edilmesiyle yetinilmemesi gerektiğidir.

Çalışma koşullarının değiştirilmesi, tehlikeli maddelere maruziyetin azaltılması ve özellikle çocukların zararlı işlerden korunması da insan sağlığının temel gereklilikleri arasındadır.

Tıp tarihinin bu önemli keşfi, aynı zamanda geç kalmış bir korunma hikâyesidir.

Çünkü baca temizleyicisi kanserinin tarihi bize yalnızca bir hastalığın nasıl keşfedildiğini değil, önlenebilir sağlık risklerine karşı önlem almakta gecikmenin nelere yol açabileceğini de gösteriyor.

KAYNAKLAR

  1. Pott, Percivall. Chirurgical Observations Relative to the Cataract, the Polypus of the Nose, the Cancer of the Scrotum... Londra, 1775. Wellcome Collection.
  2. Azike, Jerome E. A Review of the History, Epidemiology and Treatment of Squamous Cell Carcinoma of the Scrotum. Rare Tumors, 2009.
  3. Butlin, Henry T. Three Lectures on Cancer of the Scrotum in Chimney-Sweeps and Others. British Medical Journal, 1892.
  4. International Agency for Research on Cancer (IARC). Soot, as Found in Occupational Exposure of Chimney Sweeps. IARC Monographs, Cilt 100F, 2012.
  5. National Cancer Institute. Soot: Cancer-Causing Substances. 2022.
  6. UK Parliament. Children and Chimneys. Living Heritage tarihsel kayıtları.
  7. Androutsos, G. The Outstanding British Surgeon Percivall Pott and the First Description of an Occupational Cancer. Journal of BUON, 2006.
  8. The Institute of Cancer Research. The Trouble with Chimneys: From Percival Potts to Archibald Leitch. 2020.