1917 Hilâl-i Ahmer Sergisi: 200 Bin Kişilik Sağlık Seferberliği

Birinci Dünya Savaşı sürerken İstanbul’da açılan 1917 Hilâl-i Ahmer Sergisi, sağlık hizmetlerini halka anlatmak için Mekteb-i Sultânî’nin üç katına ve 24 odasına yayıldı. Başlangıçta 20 bin ziyaretçi beklenen sergiyi üç ay içinde 200 binden fazla kişi gezdi.

Sergiyi tıp tarihi açısından asıl ilginç kılan yalnız ziyaretçi sayısı değildi. İstanbul’daki bulaşıcı hastalıkların dağılımını gösteren haritalardan protezlere, sedyelerden tıbbi cihazlara, hastane istatistiklerinden cephe sağlık hizmetlerinin maketlerine kadar çok farklı materyaller aynı binada sergileniyordu.

Bu dosya, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi’nde yayımlanan akademik çalışma ile Kızılay tarihine ilişkin kurumsal yayınlar karşılaştırılarak hazırlandı.

Bir okulun 24 odası sergiye ayrıldı

Hilâl-i Ahmer Sergisi 1 Şubat 1917’de Galatasaray’daki Mekteb-i Sultânî’de protokol açılışıyla kapılarını açtı. Ertesi günden itibaren halkın ziyaretine sunulan sergi nisan ayının sonuna kadar yaklaşık üç ay açık kaldı.

Üç katlı binanın 24 odası sergi için düzenlendi.

Bu büyüklük, etkinliğin yalnız birkaç vitrinden oluşan bir tanıtım faaliyeti olmadığını gösteriyordu. Hilâl-i Ahmer’in savaş yıllarında yürüttüğü sağlık, hasta ve yaralı bakımı, nakil, yardım ve halk sağlığı çalışmalarının farklı yönleri ayrı bölümlerde ziyaretçilere aktarılıyordu.

Tifo ve verem de serginin konuları arasındaydı

Zemin kattaki bölümlerde bulaşıcı hastalıklarla mücadele önemli yer tutuyordu.

Balkan Savaşı’nda Darülfünun Nasıl 600 Yataklı Hastaneye Dönüştü?
Balkan Savaşı’nda Darülfünun Nasıl 600 Yataklı Hastaneye Dönüştü?
İçeriği Görüntüle

Hilâl-i Ahmer’in tifo ve verem gibi hastalıklara karşı yürüttüğü faaliyetler; fotoğraflar, çeşitli tıbbi araçlar ve görsel materyallerle anlatılıyordu.

Daha da dikkat çekici olan, İstanbul’daki bulaşıcı hastalıkların dağılımını gösteren bir haritanın ziyaretçilere sunulmasıydı.

Şehremanetine bağlı hastanelerin beş yıllık istatistiklerini gösteren tablolar da sergide bulunuyordu.

Böylece ziyaretçi yalnız bir tıbbi cihazı görmüyor; İstanbul’un hastalık yükünü rakamlar ve haritalar üzerinden de izleyebiliyordu.

Bugünden bakıldığında bu ayrıntı, sağlık verilerinin halka görsel olarak anlatılmasının Türkiye’deki erken örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Sedyelerden protezlere savaş tıbbı sergilendi

Serginin önemli bölümlerinden biri savaş alanındaki sağlık hizmetlerine ayrılmıştı.

Hasta ve yaralıların taşınmasında kullanılan araçlar, sedyeler, ilk yardım malzemeleri ve çeşitli tıbbi ekipman ziyaretçilere gösteriliyordu.

Protezler de sergide yer alan dikkat çekici materyaller arasındaydı.

Birinci Dünya Savaşı binlerce askeri ağır yaralanmalar ve uzuv kayıplarıyla karşı karşıya bırakmıştı. Sergide protezlerin gösterilmesi, savaş yaralanmalarından sonraki tedavi ve rehabilitasyonun da sağlık hizmetinin bir parçası olarak sunulduğunu gösteriyordu.

Cephe küçük modellerle İstanbul’a taşındı

Ziyaretçilerin savaş alanındaki sağlık düzenini anlayabilmesi için yalnız fotoğraf ve cihazlar kullanılmadı.

Maket ve dioramalardan da yararlanıldı.

Galiçya Cephesi’ndeki sağlık hizmetlerini canlandıran bir düzenleme bunlardan biriydi. Başka bir büyük modelde siperler, topçu mevzileri, ulaşım hatları ve sağlık teşkilatı gibi unsurlar birlikte gösteriliyordu.

İstanbul’da yaşayan ve cepheyi hiç görmemiş bir ziyaretçi, bu modeller üzerinden yaralı bir askerin savaş alanından sağlık hizmetine nasıl ulaştırıldığı hakkında fikir edinebiliyordu.

Sergi bu yönüyle sağlık tarihinin yanı sıra görsel sağlık iletişiminin de dikkat çekici bir örneğiydi.

Hastabakıcı kadınların çalışmaları anlatıldı

Hilâl-i Ahmer Hanımlar Merkezi’nin faaliyetleri de serginin önemli bölümleri arasındaydı.

Kadınların savaş yıllarında hasta bakımına katılması, hastabakıcı yetiştirilmesi ve askerler için çeşitli ihtiyaç malzemelerinin hazırlanması sergide fotoğraf ve materyallerle anlatılıyordu.

Dârüssınâ’da hazırlanan giysi ve tekstil ürünleri de sergilenen eşyalar arasındaydı.

Bu bölüm, Osmanlı kadınlarının savaş dönemindeki sağlık ve yardım faaliyetlerinde giderek daha görünür bir rol üstlendiğini gösteriyordu.

Zehirli gazlara karşı kullanılan koruyucular bile vardı

Birinci Dünya Savaşı yeni silah türlerini de beraberinde getirmişti.

Kimyasal gazların kullanılması nedeniyle askerleri korumaya yönelik çeşitli araçlar geliştiriliyordu.

Sergide burunluk ve ağızlık takmış bir Osmanlı askerini gösteren sulu boya çalışma da bulunuyordu.

Bu ayrıntı, serginin yalnız geleneksel hasta bakımı ve hastane hizmetlerini değil, savaşın ortaya çıkardığı yeni sağlık tehditlerini de ziyaretçilere göstermeye çalıştığını ortaya koyuyor.

Sağlık hizmetleri filmle de anlatıldı

1917 sergisindeki en ilginç uygulamalardan biri hareketli görüntülerin kullanılmasıydı.

Sergide Kızılhaç ve sağlık hizmetleriyle ilişkili filmler gösterildi.

Fotoğrafın yanında sinemanın da kullanılması, sağlık ve yardım çalışmalarının halka aktarılmasında dönemin yeni iletişim teknolojilerinden yararlanıldığını gösteriyor.

Dolayısıyla Mekteb-i Sultânî’deki etkinlik yalnız nesnelerin sergilendiği bir mekân değildi.

Harita, istatistik, fotoğraf, maket, diorama ve film bir arada kullanılıyordu.

7 bin öğrenci de sergiyi gezdi

Sergiyi ziyaret edenler arasında çok sayıda öğrenci bulunuyordu.

Kayıtlara göre yaklaşık 200 öğretmenle birlikte 7 bin öğrenci sergiyi ziyaret etti. Askerlerden ve öğrencilerden giriş ücreti alınmıyordu.

Bazı öğrenci gruplarına hekimlerin eşlik etmesi ise özellikle dikkat çekiciydi.

Hekimler, sergilenen sağlık araçları ve diğer materyaller hakkında öğrencilere bilgi veriyordu.

Bu uygulama serginin yalnız Hilâl-i Ahmer’in çalışmalarını tanıtan bir faaliyet olmadığını; aynı zamanda sağlık bilgisinin geniş kitlelere aktarılmasına hizmet eden bir eğitim ortamına dönüştüğünü gösteriyor.

Sultan Reşad da sergiyi ziyaret etti

Serginin resmî açılış kurdelesini Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin fahri reisi Veliaht Vahdettin Efendi kesti.

Daha sonra Sultan Reşad da beraberindeki heyetle Mekteb-i Sultânî’deki sergiyi ziyaret etti.

Dönemin fotoğraflarında Sultan Reşad’ın yanı sıra Talat ve Enver Paşaların da heyette bulunduğu görülüyor.

Bugüne ulaşan bu fotoğraflar, serginin yalnız yazılı kayıtlarda kalmadığını; dönemin görsel belgeleriyle de izlenebildiğini ortaya koyuyor.

20 bin kişi beklenirken sayı 200 bini geçti

Serginin hazırlanması sırasında yaklaşık 20 bin kişinin ziyaret edeceği öngörülmüştü.

Gerçekleşen ziyaretçi sayısı bu tahmini büyük ölçüde aştı.

Nisan ayının sonunda sergi kapılarını kapattığında toplam ziyaretçi sayısı 200 binin üzerine çıkmıştı.

Yaklaşık üç ayda ulaşılan bu rakam, Birinci Dünya Savaşı koşullarındaki İstanbul için oldukça dikkat çekiciydi.

Ancak serginin yalnız sağlık eğitimi amacı taşımadığını da tarihsel bağlam içinde değerlendirmek gerekiyor.

Akademik araştırmalar, Hilâl-i Ahmer’in sağlık ve insani yardım faaliyetlerinin sergide ön plana çıkarıldığını; savaşın ölüm ve büyük yıkım gibi en ağır sonuçlarının ise aynı ölçüde görünür kılınmadığını belirtiyor.

Dolayısıyla ziyaretçi, savaşın bütün yüzünden çok savaşın yaralarını tedavi etmeye çalışan sağlık ve yardım teşkilatını görüyordu.

Besim Ömer Paşa’nın sergideki etkisi

Serginin düşünsel ve organizasyonel hazırlığında Türk tıp tarihinin önemli isimlerinden Besim Ömer Paşa’nın belirgin katkısı vardı.

Besim Ömer daha önce Avrupa ve Amerika’daki Kızılhaç faaliyetlerini ve sergilerini incelemişti.

İlk yardım araçları, hasta nakil sistemleri, seyyar hastaneler ve dönemin modern tıbbi cihazlarının sergiler aracılığıyla halka gösterilmesini yakından gözlemlemişti.

Edindiği deneyimin İstanbul’daki Hilâl-i Ahmer Sergisi’nin hazırlanmasında kullanılması, etkinliğin sağlık tarihimiz açısından taşıdığı önemi artırıyor.

200 bin kişinin gördüğü bir sağlık tarihi vitrini

1917 Hilâl-i Ahmer Sergisi bugün yalnız savaş yıllarından kalmış büyük bir etkinlik olarak görülmemeli.

Bir asırdan uzun süre önce İstanbul’da insanlar aynı binada salgın haritalarını, hastane istatistiklerini, tıbbi araçları, sedyeleri, protezleri, cephe sağlık hizmetlerini ve hastabakıcıların çalışmalarını görebiliyordu.

Hekimler öğrencilere sergilenen materyalleri anlatıyor, sağlık hizmetleri filmler ve maketlerle görünür hale getiriliyordu.

Başlangıçta 20 bin ziyaretçi beklenen serginin 200 binden fazla insana ulaşması ise dönemin toplumunda sağlık, savaş ve insani yardım konularına gösterilen büyük ilgiyi ortaya koyuyor.

1917’de Mekteb-i Sultânî’nin 24 odasına yayılan bu sergi, Türk tıp tarihinde sağlık bilgisinin geniş kitlelere anlatılmasının dikkat çekici örneklerinden biri olarak bugün yeniden hatırlanmayı hak ediyor.

KAYNAKLAR

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi — Murat Yolun, “Birinci Dünya Savaşı’nda Hayırseverlik ve Seferberlik: Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin 1917 Mekteb-i Sultânî Sergisi” — 2022

Türkiye Kızılay Derneği Yayınları — Mesut Çapa, “Kızılay (Hilâl-i Ahmer) Cemiyeti 1914-1925” — 2010