Bir tıp yazmasını değerli kılan yalnızca yaşı değil, taşıdığı bilginin kimlerden geçtiğidir. Akşemseddin’in hekimlik mirası da bu soruyla birlikte okunmayı hak ediyor: Ona bağlanan metinlerde hangi bilgiler bulunuyor, bunlar ne zaman kopyalandı ve bugün hangi kanıtlara ulaşılabiliyor?
British Library’nin katalog kayıtlarıyla Türkiye’de yapılmış akademik çalışmaların karşılaştırılması, konunun tek bir “şifa kitabı”ndan daha geniş olduğunu gösteriyor. Karşımızda farklı metinlerin bir araya geldiği bir yazma geleneği ve hâlâ araştırılması gereken bir bilgi aktarımı var.

“Akşemseddin’e atfedilen Mâddetü’l-Hayât’ın Millet Kütüphanesi Ali Emîrî Tıp 297 nüshasından sayfalar. Kaynak: Hasan Ali Çetin, 2016, s. 750.”
KÜÇÜK BİR CİLTTE FARKLI HEKİMLERİN METİNLERİ
British Library kataloğundaki Or 11063, tek eser değil, 15 metinlik Osmanlıca bir mecmua. 172 yapraklı, 18 × 11 santimetrelik ciltte nesih ve nesta‘lik yazı, yer yer kırmızı başlıklar ve iki sütun kullanılmış.
Katalogda öne çıkan bölümler şöyle:
• 2r–28v: Akşemseddin’e bağlanan, Arapça kaynaklara dayalı Kitabü’ş-Şifa derlemesi.
• 30v–39v: Salih Efendi’nin eksik reçete risalesi.
• 40v–62r: Mehmet Çelebi’nin II. Mehmed için yazdığı belirtilen Tevalüd ü Tenasül.
• 64v–83v: Kaysunizade’nin manzum tedavi risalesi.
• 84v–95v: Akşemseddin’e atfedilen reçeteler.
• 96v–145r: Derviş Siyahi’nin Lügat-ı Müşkilat-ı Ecza’sı.
Buradaki “r” yaprağın ön, “v” arka yüzünü gösteriyor. Kitabü’ş-Şifa ile reçeteler, katalogda ayrı bölümler.
TARİHLER, AKŞEMSEDDİN’İN ELİNDEN ÇIKMIŞ BİR NÜSHAYI GÖSTERMİYOR
Kitabü’ş-Şifa bölümünde 1687–1688; reçetelerin kopyalanmasına ilişkin açıklamada 16 Ekim 1683; sondaki dinî risalede 1705–1706 tarihi veriliyor. Kütüphane cildi 17. yüzyıl sonu–18. yüzyıl başına tarihlendiriyor.
Akşemseddin ise 1459’da vefat etti. Dolayısıyla bu nüsha, onun kendi el yazısı diye sunulamaz. İstinsah, mevcut bir metnin elle kopyalanmasıdır; kopyanın tarihiyle eserin ilk yazıldığı tarih aynı şey değildir.
Bu ayrım, eserin önemini azaltmıyor. Araştırma sorusunu değiştiriyor: İncelenmesi gereken yalnızca ilk müellif değil, metnin daha sonraki kuşaklarca nasıl aktarıldığıdır.
FETHİN MANEVİ REHBERLİĞİNİN YANINDA HEKİMLİK
Akşemseddin’in asıl adı Şemseddin Muhammed bin Hamza. TDV İslâm Ansiklopedisi onu Fatih’in hocası, mutasavvıf, âlim-tabip ve şair olarak tanımlıyor. Hayatına ilişkin anlatıların merkezinde Hacı Bayram-ı Veli ile ilişkisi, İstanbul’un fethi ve Göynük’teki yaşamı bulunuyor.
Aynı kaynak, tıp eğitimi aldığını ve hekimlik yaptığını da kaydediyor. Bununla birlikte biyografik anlatılar, ona atfedilen eserler ve eldeki yazma nüshalar farklı kanıt türleri. Bir kişinin hekim olarak tanınması, yüzyıllar sonra onun adına kaydedilen bütün cümlelerin mutlaka kendisine ait olduğunu göstermez.
Bu nedenle Akşemseddin’in tıp tarihindeki yerini araştırmak, hayat hikâyesinin yanına metin incelemesini de koymayı gerektiriyor.
REÇETELERİN YANINDAKİ SÖZLÜK NEDEN ÖNEMLİ?
Tıp yalnızca bir tedaviyi bilmekten ibaret değil; o tedaviyi anlatan kelimeleri doğru anlamayı da gerektiriyor. Derviş Siyahi Lârendevi’nin Lügat-ı Müşkilat-ı Ecza’sı, bu bakımdan dikkat çekici bir eser.
Şaban Doğan’ın 2011’de Osmanlı Bilimi Araştırmaları dergisinde yayımladığı inceleme, Osmanlı tıp dilindeki Arapça, Farsça ve Grekçe terimlerin uzmanlık sözlüklerine duyulan ihtiyacı artırdığını anlatıyor. Bilginin farklı dillerden taşınması, hekimlerin kullanacağı bir terim dağarcığının oluşturulmasını da zorunlu kılmıştı.
Sözlük üzerine başka bir dil araştırması, eserde farklı dillerdeki bitki, ilaç, hastalık ve tıp terimlerine Türkçe karşılıklar verildiğini belirtiyor. Bu tür metinler, eczacılık tarihinin yanında Türkçenin bilim dili olarak gelişimini araştırmak için de kaynak niteliğinde.
Buradan hareketle reçete ile sözlüğün birlikte incelenmesi, araştırmacıya iki ayrı soru sordurabilir: Hangi madde öneriliyor ve bu maddenin adı bugün nasıl anlaşılmalı? Tarihî bir bitki adının günümüzdeki bir türle eşleştirilmesi ise ayrıca uzmanlık gerektiriyor.
“YENİ KEŞİF” DEĞİL, DAHA ÖNCE KAYDA GEÇMİŞ BİR ARAŞTIRMA KONUSU
Or 11063 yalnızca bugünkü çevrim içi katalogda görünmüyor. Emek Üşenmez’in 2017’de Turkish Studies’te yayımlanan “British Library’deki Türkçe Yazma Eserler” başlıklı makalesinde de aynı numara, tıp eserleri arasında yer alıyor.
Makale, Nidâî’nin Menâfi‘un-Nâs’ı ve bitkilerle tedaviye ilişkin Kitâbü’l-Nebât gibi başka yazmaları da örnekliyor. Böylece Londra’daki Türkçe tıp mirasının tek bir isim veya tek bir ciltle sınırlı olmadığını gösteriyor.
Bu kayıt, “hiç bilinmeyen belge ilk kez bulundu” iddiasını desteklemiyor. Haberin değeri, katalogdaki bir kaydı içeriği ve araştırma sorularıyla birlikte geniş okur kitlesine anlatmasında.
Üşenmez’in çalışması genel koleksiyonun oluşumunda satın alma ve bağışların rolünü de ele alıyor. Ancak genel koleksiyon tarihi, belirli bir yazmanın hangi yolla İngiltere’ye ulaştığını kendiliğinden açıklamaz.
AKŞEMSEDDİN’E ATFEDİLEN ESERLERDE AİDİYET MESELESİ
Bu dosyanın dikkatle ele alınması gereken bir başka boyutu, Akşemseddin’in tıpla ilgili eserlerine sonradan eklemeler yapılmış olabileceği tartışması.
Hasan Ali Çetin’in Marmara Üniversitesi’nde hazırladığı 2016 tarihli doktora tezi, Mâddetü’l-Hayât’ın iki nüshasını karşılaştırmalı olarak inceliyor. Araştırmacı, değerlendirdiği metnin tamamının Akşemseddin’e ait olmadığı sonucuna ulaşıyor.
Tezde tartışılan dayanaklar arasında Akşemseddin’den sonra yaşamış Paracelsus’la ilişkilendirilen tedavi bilgileri de bulunuyor. Çetin, bir risaleye sonradan bölümler eklenmesi veya farklı eserlerin birleştirilmesi ihtimallerini değerlendiriyor.
Ancak burada sınır açık: Bu sonuç, tezde incelenen Mâddetü’l-Hayât nüshalarıyla ilgili. Aynı hükmü doğrudan Londra’daki Kitabü’ş-Şifa bölümüne taşımak doğru olmaz. Metinler karşılaştırılmadan bunların aynı eser veya aynı içerik olduğu söylenemez.
Bu çalışma, Londra nüshası için hazır bir cevap değil, izlenebilecek bir inceleme yöntemi sunuyor: Nüshaları karşılaştırmak, sonradan eklenmiş olabilecek kısımları ayırmak ve tarihî terimleri bağlamları içinde değerlendirmek.
İBN SÎNÂ’NIN KİTÂBÜ’Ş-ŞİFÂ’SIYLA KARIŞTIRILMAMALI
Kitabü’ş-Şifa adı, okura İbn Sînâ’nın tanınmış eserini de hatırlatabilir. Ancak ad benzerliği, eserlerin aynı olduğunu göstermez.
İbn Sînâ’nın eş-Şifâ’sı mantık, fizik, matematik ve metafiziği kapsayan felsefî bir külliyat. Bu nedenle başlıktaki “şifa” kelimesinden hareketle onu bir reçete kitabı olarak tanımlamak da doğru değil.
Yazma araştırmalarında başlık kadar müellif kaydı, başlangıç ve bitiş cümleleri, bölüm düzeni ve nüsha karşılaştırması önem taşır. Londra kaydını başka bir esere bağlamak için de bu tür metinsel kanıtlar gerekir.
HENÜZ CEVAPLANMAMIŞ SORULAR
Or 11063’ün katalog sayfasında açık dijital görüntü bağlantısı bulunmuyor; ayrıntılı edinim öyküsü de verilmiyor.
Dolayısıyla bu haber, yazmanın bütün sayfalarının okunmasına değil, katalog açıklamasıyla akademik yayınların karşılaştırılmasına dayanıyor. Reçetelerin tek tek hangi hastalıkları hedeflediği, malzemeleri ve ölçüleri burada doğrulanmış değil.
Araştırmayı ileri taşıyacak adım, ilgili yaprakların görüntülerini temin etmek ve Osmanlı Türkçesi, tıp tarihi, eczacılık tarihi uzmanlarıyla karşılaştırmalı bir metin incelemesi yapmak. Kâğıt, yazı değişiklikleri ve varsa sahiplik kayıtları da cildin oluşumuna ilişkin soruları aydınlatabilir.
Akşemseddin’in şifa mirasının daha iyi anlaşılması, hangi bilginin hangi nüshada bulunduğunun ortaya konulmasına bağlı. Böyle bir çalışma, onun hekimlik yönünü ve Osmanlı dünyasında tıp bilgisinin kuşaklar arasında nasıl aktarıldığını birlikte aydınlatabilir.
TIBBİ UYARI
Bu haber tıp tarihi amaçlıdır. Tarihî reçeteler güncel tedavi önerisi değildir; hekim değerlendirmesi olmadan uygulanmamalıdır.
KAYNAKLAR
1. British Library, Archives and Manuscripts Catalogue, Or 11063, kayıt no. 032-003707133.
2. Orhan F. Köprülü ve Mustafa İsmet Uzun, “Akşemseddin”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 1989.
3. Şaban Doğan, “Onyedinci yüzyılda kaleme alınmış bir tıp ve eczacılık sözlüğü: Lugât-ı Müşkilât-ı Eczâ”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları, 12/2, 2011, s. 95–104.
4. “Lügat-ı Müşkilât-ı Eczâ’da Düzlük-Yuvarlaklık Uyumu”, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, makale kaydı 3839.
5. Emek Üşenmez, “British Library’deki Türkçe Yazma Eserler”, Turkish Studies, 12/22, 2017, s. 783–816.
6. Hasan Ali Çetin, “Akşemseddin’in Māddetü’l-Ḥayāt Adlı Eseri (İnceleme-Metin-Dizin-Tıpkıbasım)”, doktora tezi, Marmara Üniversitesi, 2016, özellikle s. 3–5.
7. İlhan Kutluer, “eş-Şifâ”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 2010.




