Türkiye’de İshal Vakaları Neden Artıyor? Olası Nedenler, Tanı ve Tedavi
Türkiye’de son günlerde ishal, kusma, mide bulantısı ve karın ağrısı şikâyetlerinde artış olduğu yönündeki paylaşımlar dikkat çekiyor. Ancak ülke genelinde resmen ilan edilmiş tek merkezli bir salgın açıklaması olmadan, her ishal tablosunu aynı nedene bağlamak doğru değildir.
Akut ishal; virüsler, bakteriler, parazitler, bozulmuş gıdalar veya güvenli olmayan suyla ilişkili olabilir. Tedavide en temel yaklaşım, vücudun kaybettiği su ve tuzu yerine koymak; riskli belirtiler varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmaktır.
En sık nedenlerden biri viral gastroenterittir. Bu tablo halk arasında “mide bağırsak enfeksiyonu” diye bilinir. Norovirüs, rotavirüs ve adenovirüs gibi virüsler özellikle kapalı alanlarda, okul ve kreşlerde, aile içinde ve toplu yaşam yerlerinde hızla yayılabilir.
Norovirüs genellikle bulaştan 12-48 saat sonra bulantı, kusma, sulu ishal, karın krampları ve hafif ateşle başlar. Çoğu kişi birkaç gün içinde toparlar; fakat hastalık bittikten sonra da bir süre bulaştırıcılık devam edebilir.
Yaz aylarında gıda kaynaklı ishaller de daha sık görülür. Açıkta bekleyen yemekler, iyi yıkanmamış salatalar, uygun saklanmayan sütlü ürünler, az pişmiş et ve tavuk ürünleri bakteri üremesi için uygun ortam oluşturabilir.
Bakteriyel ishallerde tablo daha ağır olabilir. Yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı, kanlı veya mukuslu dışkı, dışkılama sayısında belirgin artış ve genel durumda bozulma bakteriyel enfeksiyon olasılığını artırır.
Paraziter ishaller ise bazen daha sinsi ilerler. Uzayan ishal, karında şişkinlik, kötü kokulu dışkı, kilo kaybı, aralıklı karın ağrısı ve seyahat ya da hijyen sorunu öyküsü parazit araştırmasını gündeme getirebilir.
Kirli su kaynaklı salgınlarda genellikle aynı suyu kullanan çok sayıda kişide kısa sürede benzer şikâyetler ortaya çıkar. Bu nedenle bir mahalle, yurt, otel, okul ya da iş yerinde çok sayıda kişinin aynı anda hastalanması durumunda halk sağlığı birimlerinin değerlendirmesi gerekir.
Tanıda ilk adım hastanın öyküsüdür. Şikâyetin ne zaman başladığı, dışkının kanlı olup olmadığı, ateş, kusma, son günlerde tüketilen gıdalar, aynı evde hasta kişi olup olmadığı, seyahat ve su kaynağı bilgisi hekime yol gösterir.
Her ishal vakasında dışkı testi gerekmez. Hafif seyreden, kan içermeyen ve birkaç gün içinde toparlayan ishalde çoğu zaman destek tedavisi yeterlidir. Ancak kanlı ishal, yüksek ateş, ağır sıvı kaybı, bağışıklık sistemi zayıflığı, yaşlılık, bebeklik, gebelik veya toplu salgın şüphesi varsa dışkı incelemesi, kültür veya moleküler testler istenebilir.
Tedavinin merkezi sıvı desteğidir. Eczanelerde bulunan oral rehidrasyon sıvıları, su ve tuz kaybını dengelemek için en doğru seçeneklerden biridir. Kusma varsa sıvı bir anda değil, küçük yudumlarla ve sık aralıklarla alınmalıdır.
Çocuklarda anne sütü kesilmemelidir. Bebek ve küçük çocuklarda ağız kuruluğu, gözlerde çökme, idrar azalması, ağlarken gözyaşının gelmemesi, halsizlik veya dalgınlık varsa beklenmemelidir.
Beslenmede pirinç, patates, yoğurt, muz, çorba, haşlanmış sebze ve hafif gıdalar tercih edilebilir. Çok yağlı yiyecekler, alkol, aşırı şekerli içecekler ve gazlı içecekler ishali artırabilir.
Antibiyotik her ishalde kullanılmaz. Viral ishallerde antibiyotik fayda sağlamaz. Hatta gereksiz antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozabilir ve direnç gelişimine katkı sağlayabilir. Antibiyotik kararı, bakteriyel enfeksiyon şüphesi veya kanıtı olduğunda hekim tarafından verilmelidir.
İshal kesici ilaçlar da dikkatli kullanılmalıdır. Erişkinlerde bazı hafif vakalarda kısa süreli kullanılabilir; ancak kanlı ishal, yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı veya çocuk hastalarda hekim önerisi olmadan kullanılmamalıdır.
Acil değerlendirme gerektiren belirtiler şunlardır: Kanlı dışkı, siyaha yakın dışkı, 39 dereceye yaklaşan ateş, sürekli kusma nedeniyle sıvı alamama, belirgin halsizlik, bayılma hissi, idrarın çok azalması, şiddetli karın ağrısı, ense sertliği, bilinç bulanıklığı ve üç günden uzun süren ağır ishal.
Korunmada en güçlü adım el yıkamadır. Eller tuvalet sonrası, yemek hazırlamadan önce, bebek bezi değiştirdikten sonra ve dışarıdan eve gelince en az 20 saniye sabun ve suyla yıkanmalıdır. El antiseptikleri yardımcı olabilir; ancak özellikle norovirüste sabun ve suyun yerini tam olarak tutmaz.
Hasta kişilerin yemek hazırlamaması, ortak havlu kullanmaması, yüzeylerin düzenli temizlenmesi ve belirtiler geçtikten sonra en az 48 saat evde kalması bulaş zincirini azaltır. Okul, kreş, yurt ve bakım evlerinde bu süre daha da dikkatli uygulanmalıdır.
Gıdalar buzdolabında uygun sıcaklıkta saklanmalı, pişmiş yemekler uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemeli, çiğ ve pişmiş ürünler aynı kesme tahtasında hazırlanılmamalıdır. Sebze ve meyveler bol suyla yıkanmalı, güvenilir olmayan sulardan buz yapılmamalıdır.
İshal vakalarında paniğe kapılmak yerine tabloyu doğru okumak gerekir. Aynı evde veya aynı toplu ortamda çok sayıda kişi kısa sürede hastalandıysa, özellikle su ve ortak gıda öyküsü varsa sağlık birimlerine başvurmak ve numune incelemesi yapılmasını sağlamak en doğru yoldur.
Kaynaklar
1. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, Akut Bağırsak Enfeksiyonları Bilgilendirmesi
2. Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Norovirüs Bilgilendirmesi
3. Dünya Sağlık Örgütü, İshal Hastalıkları Bilgi Notu
4. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, Norovirüs Klinik Bilgilendirmesi
5. Enfeksiyon Hastalıkları Uzman Görüşleri ve Güncel Klinik Değerlendirmeler





