Birleşik Krallık’ta 8.127 kadının katıldığı, büyük çoğunluğunda tirzepatid kullanılan bir kilo yönetimi programında, altı aylık kilo ölçümü bulunan 7.297 kişide ortalama 16,1 kilogram kayıp saptandı. Nature Medicine dergisinde 16 Ekim 2026’da yayımlanan araştırmada bu değişim, başlangıç ağırlığının ortalama yüzde 15,5’ine karşılık geldi.
Ancak sonuç, ilacı kullanan herkesin altı ayda 16 kilo vereceği anlamına gelmiyor. Araştırma, ilaç tedavisiyle birlikte düzenli takip ve laboratuvar kontrolleri sunulan bir programı değerlendiriyor. İlaç kullanmayan bir karşılaştırma grubu bulunmadığından, bu unsurların sonuca ayrı ayrı katkısı hesaplanamıyor.
Londra Üniversite Kolejinden John Deanfield ve çalışma arkadaşlarının yürüttüğü gözlemsel araştırmada, hizmet sırasında düzenli toplanan sağlık verileri geriye dönük analiz edildi. Çalışma, yeni bir ilaç denemesinden çok, mevcut tedavilerin günlük yaşam koşullarında nasıl uygulandığını ele alıyor.
Altı aylık sonuçlar hangi kadınları kapsıyor?
Programa 27 Kasım 2024 ile 31 Ocak 2025 arasında başvuran katılımcıların yaşları 18–79 arasında değişiyordu. Başlangıçtaki ortalama vücut kitle indeksi 38,2’ydi. Kadınların yüzde 99,8’i tirzepatid, kalan küçük grup ise semaglutid kullanıyordu.
Araştırmaya dahil edilen 8.127 kadının tamamında altıncı ay kilo ölçümü bulunmuyordu. Kilo kaybına ilişkin temel sonuçlar, takip ölçümü bulunan 7.297 kişi üzerinden hesaplandı. Bu ayrım, araştırmanın başarı oranlarını yorumlamak açısından önem taşıyor.
Altı aylık ölçümü bulunan kadınların yüzde 83,1’i başlangıç ağırlığının en az yüzde 10’unu kaybetti. Yüzde 53,5’inde kayıp en az yüzde 15’e, yüzde 22,4’ünde ise en az yüzde 20’ye ulaştı.
Bu oranlar, araştırmadaki ortalama sonucun arkasında farklı bireysel yanıtlar bulunduğunu gösteriyor. Tek bir ortalama değer, kişinin tedaviden ne kadar yarar göreceğini önceden belirlemiyor.
Kilo kaybının yarısından fazlası ilk üç ayda gerçekleşti
Altı aylık toplam kilo kaybının yaklaşık yüzde 58’i ilk üç ayda meydana geldi. Bununla birlikte, bu bulgu sonraki aylarda kilo kaybının durduğu anlamına gelmiyor.
Tedavi boyunca doz artışları otomatik yapılmadı. Hekimler, kilo değişimini ve katılımcıların ilacı ne ölçüde tolere ettiğini değerlendirerek karar verdi.
Tirzepatid kullananlarda altıncı ayın ortalama haftalık dozu 9,5 miligramdı. Ancak araştırma farklı dozları rastgele oluşturulmuş gruplarda karşılaştırmadı. Dolayısıyla bu ortalama, kişisel doz önerisi veya düşük dozun herkes için yeterli olduğunun kanıtı olarak yorumlanamaz.
Kan şekerindeki düzelme diyabetin geçtiğini gösteriyor mu?
Altıncı ayda 6.466 katılımcı yeniden kan testi yaptırdı. Başlangıç ve takip HbA1c ölçümü birlikte bulunan 6.245 kadında, son birkaç aylık ortalama kan şekerini yansıtan bu göstergede ortalama 3,3 mmol/mol azalma kaydedildi.
Başlangıç HbA1c değeri diyabet aralığında olanların yüzde 84,5’i, prediyabet aralığında olanların ise yüzde 96,3’ü altıncı ayda çalışmanın normal kabul ettiği aralığa geçti. Prediyabet, kan şekerinin normalin üzerinde olduğu ancak diyabet eşiğine ulaşmadığı durumu ifade ediyor.
Buradaki temel ayrım, tedavi sırasında kan şekerinin düzelmesiyle diyabetin kalıcı olarak ortadan kalkmasının aynı şey olmaması. Araştırma, ilaç bırakıldıktan sonra bu değerlerin korunup korunmadığını göstermiyor.
Toplam kolesterol, LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerinde de düşüş görüldü. Buna karşılık “iyi kolesterol” olarak bilinen HDL düzeyi de bir miktar azaldı. Bu nedenle bulguları bütün kan yağlarının aynı yönde iyileştiği şeklinde özetlemek doğru olmaz.
Çalışmada kalp krizi, felç veya kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölüm gibi uzun dönem sonuçlar değerlendirilmedi. Laboratuvar değerlerindeki değişim, bu olayların aynı oranda azaldığı anlamına gelmiyor.
Uzaktan takip yalnızca ilaç reçetesinden oluşmadı
Programda tedaviye uygunluk; sağlık geçmişi, vücut ölçümleri ve kan testleri üzerinden değerlendirildi. Reçete ve doz kararları klinik ekip tarafından verildi.
Haftalık görüntülü kontrollerde kilo ölçümlerinin doğrulanması ve program takibi yapıldı. Bu görüşmelerin tamamı hekim muayenesi değildi; eğitimli gözetmenler de süreçte görev aldı. Klinik değerlendirme ve doz düzenlemeleri aylık incelemelerle yürütüldü.
Katılımcılar yan etkileri ve sağlık durumlarını düzenli olarak bildirdi. Böylece araştırma, internetten ilaç temininin değil, tıbbi değerlendirme ve izlem içeren belirli bir hizmet modelinin sonuçlarını ortaya koydu.
Kadınların yüzde 62,7’si yan etki bildirdi
Araştırmadaki 8.127 kadından 5.092’si, altı aylık takipte en az bir yan etki bildirdi. Bu sayı, katılımcıların yüzde 62,7’sine karşılık geldi.
Yan etki bildirenler arasında, kişinin bildirdiği en yüksek şiddet düzeyi yüzde 36,8’inde hafif, yüzde 55,4’ünde orta ve yüzde 7,7’sinde şiddetli olarak sınıflandırıldı. Son oran bütün katılımcıları değil, yan etki yaşayan grubu ifade ediyor.
Şikâyetlerin çoğu sindirim sistemiyle ilişkiliydi. Bulantı, kusma, ishal ve kabızlık tirzepatidin bilinen yaygın yan etkileri arasında bulunuyor.
Araştırmacılar tedaviyle ilişkili ciddi bir istenmeyen olay saptamadıklarını bildirdi. Ancak “şiddetli belirti” ile tıbbi araştırmalarda kullanılan “ciddi istenmeyen olay” aynı sınıflandırma değildir. Ciddi olay bildirilmemesi de ilacın risksiz olduğunu veya seyrek risklerin dışlandığını göstermez.
Altıncı ayda kadınların yüzde 91,4’ü tedaviyi sürdürüyordu. Yüzde 8,6’sı ise bırakmıştı. Tedaviyi bırakanların tamamının yan etki nedeniyle bıraktığı sonucuna ulaşılamıyor.
Araştırma neyi gösteriyor, neyi göstermiyor?
Bulgular, düzenli uzaktan takip içeren bir programda belirgin kilo kaybı ve bazı metabolik göstergelerde düzelme gözlenebildiğini ortaya koyuyor. Ancak uzaktan bakımın yüz yüze tedaviden daha etkili, güvenli veya ekonomik olduğunu göstermiyor.
Katılımcıların yalnızca kadınlardan oluşması ve ücretli bir programa kendi istekleriyle başvurması, sonuçların herkese genellenmesini sınırlıyor. Tedaviye katılma isteği ve takip koşullarına uyum da elde edilen sonuçları etkilemiş olabilir.
Bazı katılımcıların takip ölçümleri eksikti. Araştırmacıların ek istatistiksel analizleri ana bulgularla benzer sonuçlar verse de eksik verilerden kaynaklanabilecek yanlılık tamamen dışlanamıyor.
Yazarlar ayrıca programı işleten kuruluşlarla istihdam veya ücretli danışmanlık ilişkilerini açıkladı. Bu ilişkiler, sonuçlar değerlendirilirken dikkate alınması gereken şeffaflık bilgileri arasında yer alıyor.
Altı aylık takip, verilen kiloların sonraki yıllarda korunup korunmadığını yanıtlamıyor. Araştırmanın temel katkısı, mevcut ilaçların yapılandırılmış bir dijital bakım programındaki kısa dönem sonuçlarını göstermesi.
TIBBİ UYARI
Tirzepatid reçeteli bir ilaçtır; tedaviye başlama ve doz değişikliği hekim değerlendirmesi gerektirir. Birleşik Krallık’taki kilo yönetimi ruhsatı, belirli koşulları karşılayan yetişkinlerde beslenme ve fiziksel aktivite düzenlemeleriyle birlikte kullanımı kapsar. Araştırmadaki kilo kaybı ortalaması, kişisel sonuç garantisi değildir.
KAYNAKLAR
Nature Medicine — Deanfield J., Wong J. L. C., Katsoulis M. ve arkadaşları. Real-world, digital-first delivery of GLP-1 receptor agonist therapy in women — 16 Ekim 2026.
Birleşik Krallık İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA) — MHRA authorises diabetes drug Mounjaro (tirzepatide) for weight management and weight loss — 8 Kasım 2023.





