Baş Ağrısında Uzaktan Muayene: 60 Hastada Tanı Uyumu ve Zaman Kaybı İncelendi
Türkiye'deki altı üniversitenin nöroloji uzmanları tarafından gerçekleştirilen araştırmada, baş ağrısı hastalarının yüz yüze muayene ve görüntülü kontrol görüşmelerinde konulan tanıların yüzde 95 oranında örtüştüğü belirlendi. Özellikle migren hastalarında yüksek tanısal uyum saptanırken uzaktan görüşmelerin hastaların iş ve günlük yaşamlarından ayırmak zorunda kaldıkları süreyi önemli ölçüde azalttığı görüldü.
16 Ekim 2026 tarihinde Scientific Reports dergisinde yayımlanan araştırma, baş ağrısı hastalarının ilk değerlendirmeden sonraki kontrollerinin görüntülü görüşmeyle yürütülmesine ilişkin önemli klinik veriler sundu. Ancak sonuçlar, ilk muayenenin uzaktan yapılmasının aynı derecede güvenilir olduğunu göstermiyor. Araştırmaya katılan bütün hastalar önce yüz yüze değerlendirildi.
Altı Üniversiteden 60 Hastalık Ortak Araştırma
Çalışma, Bursa Uludağ Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Ege Üniversitesinin nöroloji birimlerinden araştırmacıların katılımıyla gerçekleştirildi.
Altı uzmanlaşmış baş ağrısı merkezinde yürütülen araştırmaya, baş ağrısı yakınmasıyla ilk kez başvuran 20–40 yaş aralığındaki 60 kişi alındı. Katılımcıların 49'u kadın, 11'i erkekti.
Araştırma kapsamında hastalara önce hastanede yüz yüze nörolojik değerlendirme yapıldı. Yaklaşık 45 gün sonra aynı merkezlerde görüntülü görüşme yoluyla ikinci değerlendirme gerçekleştirildi.
Her iki görüşmede de hastaların baş ağrısının özellikleri, sıklığı, süresi, şiddeti ve yerleşimi sorgulandı. Araştırmacılar, yüz yüze muayenede elde edilen bilgilerle görüntülü görüşmedeki sonuçların ne ölçüde örtüştüğünü inceledi.
Çalışmada ayrıca hastaların sağlık kuruluşuna gitmek için harcadıkları zaman, maddi yükleri, iş gücü kayıpları ve uzaktan muayeneye ilişkin memnuniyetleri değerlendirildi.
Uzaktan Muayenede Yüzde 95 Tanı Uyumu
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, yüz yüze muayene ile görüntülü kontrol görüşmeleri arasında saptanan yüksek tanısal uyum oldu.
İki değerlendirmede konulan tanılar yüzde 95 oranında örtüştü.
En yüksek uyum, auralı ve aurasız migren tanısı bulunan hastalarda gözlendi.
Aura, bazı migren ataklarından önce veya atak sırasında görülebilen geçici görsel, duyusal ya da dil ile ilişkili nörolojik belirtileri ifade ediyor.
Migren tanısında ağrının süresi, tekrarlama biçimi, eşlik eden belirtiler ve hastanın ayrıntılı öyküsü önemli yer tutuyor.
Araştırmanın sonuçları, özellikle ilk nörolojik değerlendirmesi tamamlanmış migren hastalarında görüntülü kontrol görüşmelerinin bazı klinik bilgilerin izlenmesi açısından yararlı olabileceğini gösteriyor.
Bununla birlikte yüzde 95'lik sonuç, uzaktan muayenenin bütün baş ağrısı hastalarında yüzde 95 doğrulukla tanı koyduğu anlamına gelmiyor.
Araştırmada ölçülen değer, aynı kişilerin farklı zamanlarda ve farklı görüşme yöntemleriyle yapılan değerlendirmelerindeki tanı uyumunu ifade ediyor.
Baş Ağrısının Hangi Özellikleri Görüntülü Muayenede Değerlendirilebildi?
Araştırmacılar yalnızca konulan tanıları değil, baş ağrısının farklı özelliklerinin ne ölçüde benzer biçimde kaydedildiğini de karşılaştırdı.
Hastaların baş ağrısı öykülerinin değerlendirilmesinde oldukça yüksek uyum bulundu. Bu ölçümde sınıf içi korelasyon katsayısı 0,928 olarak hesaplandı.
Ağrının başın hangi bölgesinde hissedildiği ve tek ya da iki taraflı olması gibi özelliklerde yüzde 80'in üzerinde uyum saptandı.
Baş ağrısının şiddetine ilişkin değerlendirmelerde ise uyum yüzde 77,8 oldu.
Buna karşılık ağrının sıklığı ve süresine ilişkin bilgilerde daha düşük, orta düzeyde uyum görüldü.
Bu farklılık önemli. Çünkü görüntülü görüşme, hastanın anlattığı belirtilerin değerlendirilmesine olanak sağlasa da her klinik bilginin yüz yüze muayeneyle aynı ölçüde örtüşeceği anlamına gelmiyor.
Ayrıca iki değerlendirme arasında yaklaşık 45 günlük süre bulunması, baş ağrısı özelliklerinin bu dönemde değişebilmesi nedeniyle sonuçların yorumlanmasında dikkate alınması gereken bir unsur.
Uzaktan Muayene İş Gücü Kaybını Yüzde 87,4 Azalttı
Araştırmanın hastaların günlük yaşamıyla doğrudan ilişkili bulgularından biri, sağlık hizmetine ulaşmak için harcanan süre oldu.
Yüz yüze poliklinik değerlendirmelerinde hastaların ortalama 208 dakika zaman kaybettiği hesaplandı. Bu süre yaklaşık üç saat 28 dakikaya karşılık geliyor.
Görüntülü görüşme yöntemiyle yapılan kontrollerde ise iş gücü açısından kaybedilen sürede yüzde 87,4 azalma belirlendi.
Hastaneye ulaşım, poliklinikte bekleme ve muayene sonrası dönüş gibi işlemler, özellikle çalışan kişiler açısından önemli bir zaman yükü oluşturabiliyor.
Uzaktan görüşmeler, uygun hastalarda bu yükün azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Ancak araştırmada saptanan yüzde 87,4'lük azalma, bütün hastanelerde ve bütün hasta gruplarında aynı düzeyde zaman tasarrufu sağlanacağı anlamına gelmiyor.
Hastaların yaşadığı yer, sağlık kuruluşuna uzaklığı, çalışma koşulları ve kullanılan uzaktan sağlık sistemi elde edilecek sonuçları etkileyebilir.
Hastaların Yüzde 86,2'si Görüntülü Muayeneden Çok Memnun Kaldı
Çalışmada hastaların ve hekimlerin uzaktan görüşme yöntemine ilişkin değerlendirmeleri de incelendi.
Katılımcı hastaların yüzde 86,2'si görüntülü kontrol görüşmesinden çok memnun kaldığını bildirdi.
Hekim değerlendirmelerinde ise görüşmelerin yüzde 69'u mükemmel olarak nitelendirildi.
Bununla birlikte hastalarla hekimlerin uzaktan muayenenin gelecekteki kullanımına ilişkin yaklaşımlarında farklılık görüldü.
Hastaların yüzde 60'ı sonraki kontrol görüşmelerinde de bu yöntemi kullanmaya istekli olduğunu belirtirken hekimlerde bu oran yüzde 39,7 olarak hesaplandı.
Sonuçlar, uzaktan sağlık hizmetlerinin hasta açısından sağladığı kolaylığın önemli olduğunu, ancak klinik değerlendirme gerekliliklerinin de yöntem seçiminde dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.
Migren Tanısı İlk Görüşmede Uzaktan Konulabilir mi?
Araştırmanın yanıtlamadığı en önemli sorulardan biri, baş ağrısıyla ilk kez sağlık kuruluşuna başvuran kişilerin yalnızca görüntülü görüşmeyle değerlendirilmesinin yeterli olup olmadığı.
Çünkü çalışmaya katılan bütün hastaların ilk nörolojik muayeneleri yüz yüze gerçekleştirildi.
Uzaktan değerlendirme, ilk muayenenin ardından yapılan kontrol aşamasında kullanıldı.
Bu nedenle araştırma, görüntülü görüşmenin fiziksel ve nörolojik muayenenin yerini tamamen alabileceğini göstermiyor.
Baş ağrısı, migrenden gerilim tipi baş ağrısına kadar farklı nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Bazı hastalarda ise baş ağrısının altında acil değerlendirme gerektiren başka bir sağlık sorunu bulunabiliyor.
Dolayısıyla ilk tanı, kontrol muayenesi ve acil değerlendirme birbirinden ayrı klinik süreçler olarak ele alınmalı.
Amerikan Baş Ağrısı Derneğinin 2026 yılında Headache dergisinde yayımlanan görüş bildirisinde de teletıbbın baş ağrısı hastalarının bakımında etkili ve uygun bir yöntem olabileceği belirtilirken fiziksel muayenenin uzaktan yapılamamasının önemli sınırlılıklardan biri olduğu vurgulanıyor.
Türkiye'deki Altı Merkezin Araştırmasına Kimler Katıldı?
Araştırmanın yazarları arasında Bursa Uludağ Üniversitesinden Furkan Sarıdaş, Emel Oğuz-Akarsu ve Hamdi Necdet Karlı; Dokuz Eylül Üniversitesinden Müge Mercan Kara ve Vesile Öztürk; Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesinden Emel Ur Özçelik yer aldı.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Nuray Köse ve Tuba Cerrahoğlu Şirin, İstanbul Üniversitesinden Zahra Huseynli ve Elif Kocasoy Orhan ile Ege Üniversitesinden Figen Gökçay da çalışmaya katkı sundu.
Araştırma, farklı üniversite ve hastanelerdeki baş ağrısı merkezlerinin ortak bilimsel değerlendirmesiyle gerçekleştirildi.
Çalışmanın etik kurul onayı Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından verildi.
Araştırmanın Sınırları Neler?
Çalışma, 60 kişinin katıldığı çok merkezli bir araştırma olsa da bazı önemli sınırlılıklar taşıyor.
Katılımcılar 20–40 yaş aralığındaki kişilerden oluştuğu için sonuçların daha ileri yaş gruplarına doğrudan uygulanabilirliği bilinmiyor.
Araştırma grubunda kadınların sayısı erkeklerden belirgin biçimde fazlaydı.
Çalışma uzmanlaşmış baş ağrısı merkezlerinde yürütüldü. Bu nedenle sonuçların bütün birinci basamak sağlık kuruluşlarında aynı düzeyde elde edileceği söylenemez.
İlk yüz yüze değerlendirme ile görüntülü görüşme arasında zaman bulunması ve hastaların klinik durumlarının bu süreçte değişebilmesi de tanısal uyum sonuçlarının yorumlanmasında dikkate alınmalı.
Ayrıca araştırma, görüntülü görüşmenin uzun dönemde hastalık kontrolünü iyileştirdiğini veya acil sağlık başvurularını azalttığını doğrudan ortaya koymuyor.
Baş Ağrısı Takibinde Yeni Bir Hizmet Modeli Mümkün mü?
Türkiye'deki altı üniversitenin ortak araştırması, özellikle ilk tanısı yüz yüze konulmuş migren ve diğer birincil baş ağrısı hastalıklarının takibinde görüntülü görüşmelerin kullanılabileceğine yönelik bilimsel bulgular sunuyor.
Araştırmanın dikkat çekici yönü, tanısal uyumu hasta memnuniyeti, zaman kaybı ve günlük yaşam üzerindeki yükle birlikte değerlendirmesi.
Bulgular, uygun hastalarda bazı kontrol görüşmelerinin uzaktan gerçekleştirilmesinin hem hastaların zamanını koruyabileceğine hem de sağlık hizmetlerinin düzenlenmesinde alternatif bir yaklaşım oluşturabileceğine işaret ediyor.
Bununla birlikte görüntülü görüşmelerin hangi hastalar için yeterli olacağına ve hangi durumlarda yüz yüze muayenenin gerekli olduğuna klinik ihtiyaçlar doğrultusunda karar verilmesi gerekiyor.
TIBBİ UYARI
Ani başlayan, çok şiddetli baş ağrısı; yeni gelişen güçsüzlük, konuşma bozukluğu, bilinç değişikliği veya başka ciddi nörolojik belirtilerle birlikte görüldüğünde acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir. Görüntülü kontrol görüşmeleri acil muayenenin yerine geçmez.
KAYNAKLAR
1. Scientific Reports — Agreement between initial in-person and follow-up telemedicine assessment in patients presenting with first-time headache — 16 Ekim 2026.
2. American Headache Society / Headache — Telemedicine is effective and safe for clinical management of patients with headache disorders: An American Headache Society position statement — 2026.




