Scientific Reports’taki çalışmalar uyku evresi dinamiklerinin uzun dönem kalp-damar riskiyle bağlantısını ve 9 bin 366 öğrencide spor ilgisi ile bilişsel gelişim arasındaki mütevazı ilişkiyi ortaya koyarken, The Lancet Regional Health – Americas analizi ABD’de alkole atfedilen yıllık kanser ölümlerinin 1990’dan 2023’e yaklaşık iki katına çıktığını gösterdi.
Uyku sırasında beynin hangi evrelerden geçtiği, toplum düzeyinde alkole atfedilen kanser ölümleri ve ergenlerin spor alışkanlıkları... Eylül ayının ilk günlerinde yayımlanan üç ayrı araştırma, günlük yaşamla sağlık arasındaki ilişkiye farklı pencerelerden baktı.
Scientific Reports’ta 2 ve 3 Eylül 2026’da yayımlanan iki çalışma uyku ve fiziksel aktiviteye odaklanırken, The Lancet Regional Health – Americas’ta 2 Eylül’de yayımlanan üçüncü araştırma ABD’de 33 yıllık kanser ölüm yükünü değerlendirdi. Çalışmaların tasarımları ve yanıtlamaya çalıştıkları sorular farklı olduğu için sonuçların kendi kanıt düzeyleri içinde değerlendirilmesi gerekiyor.
Uyku evreleri kalp-damar riski hakkında ipucu verebilir
Uyku araştırmasında, uzun soluklu Sleep Heart Health Study kapsamında takip edilen 2 bin 579 kişinin kayıtları incelendi. Katılımcıların araştırmanın başlangıcında daha önce kalp-damar olayı yaşamamış olması ve uykuyu etkileyen ilaç kullanmaması çalışma grubunun seçim ölçütleri arasındaydı.
Araştırmacılar yalnızca kişinin toplam ne kadar uyuduğunu incelemedi. Uyanıklık, hafif uyku, derin uyku ve REM uykusunun süreleri ile bu evreler arasındaki gece boyunca gerçekleşen geçişler makine öğrenmesi modellerine aktarıldı.
Uyku evrelerinin yapısı; yaş, vücut kitle indeksi ve sigara kullanımı gibi yaygın risk faktörleriyle birlikte değerlendirildiğinde model, doğrudan solunum ölçümleri kullanılmadan orta ve ağır düzeyde uykuda solunum bozukluğunu yüzde 76,1 AUROC değeriyle ayırt edebildi.
AUROC, bir modelin iki grubu birbirinden ayırma başarısını değerlendiren istatistiksel bir ölçü. Bu sonuç klinikte tek başına tanı koyabilecek bir test anlamına gelmiyor; uyku örüntülerinin uykuda solunum bozukluklarıyla ilgili bilgi taşıyabileceğini gösteriyor.
On yılı aşan takipte kalp-damar olayları değerlendirildi
Araştırmanın ikinci bölümünde aynı uyku özelliklerinin gelecekteki kalp-damar olaylarıyla ilişkisi incelendi.
On yılı aşan takipte kullanılan modelin kardiyovasküler olayları tahmin etme performansını gösteren concordance-index değeri yüzde 73,3 olarak hesaplandı. Solunum bozukluğunun yaygın göstergelerinden apne-hipopne indeksi modele dahil edilmediğinde de uyku evresi örüntülerinin tahmin açısından bilgi taşımaya devam ettiği görüldü.
Araştırmada derin uykudan hafif uykuya veya REM uykusundan derin uykuya geçiş gibi daha nadir bazı örüntüler de kalp-damar açısından daha yüksek riskle ilişkilendirildi. Bazı geçişlerde tahmini risk farkı yüzde 10’a kadar ulaştı.
Bu bulgu, belirli bir uyku geçişinin kalp hastalığına yol açtığını kanıtlamıyor. Uyku yapısındaki değişikliklerin uykuda solunum bozuklukları, yaş, metabolik durum veya ölçülmeyen başka sağlık faktörleriyle bağlantılı olması mümkün.
Araştırma bu nedenle mevcut kalp-damar risk hesaplamalarının yerini alabilecek hazır bir test sunmuyor. Bulgular daha çok uyku evrelerinin gelecekte risk değerlendirmesine eklenebilecek biyolojik göstergeler arasında araştırılabileceğini düşündürüyor.
Alkole atfedilen kanser ölümlerinin yıllık sayısı yaklaşık ikiye katlandı
İkinci çalışma, ABD’de alkol tüketimine atfedilebilen kanser ölüm yükünün 1990 ile 2023 arasındaki değişimini inceledi.
University of Miami Miller School of Medicine bünyesindeki Sylvester Comprehensive Cancer Center araştırmacılarının yürüttüğü ve The Lancet Regional Health – Americas’ta yayımlanan analizde Küresel Hastalık Yükü verileri kullanıldı.
Araştırmacıların modellemesine göre ABD’de alkole atfedilen yıllık kanser ölümü sayısı 1990’da 11 bin 361 iken 2023’te 23 bin 126’ya çıktı. Bu, 33 yılda toplam sayının yaklaşık yüzde 103 artması anlamına geliyor.
Bu rakam, bir kişinin alkol nedeniyle kanserden ölme riskinin yüzde 103 arttığı anlamına gelmiyor.
Çalışmada yer alan “alkole atfedilen ölüm” kavramı, tek tek ölüm belgelerinde alkolün ölüm nedeni olarak yazıldığı vakaları ifade etmiyor. Hesaplama; toplumdaki alkol maruziyeti ile belirli kanserlerin alkolle bilinen risk ilişkilerinin epidemiyolojik modellerde bir araya getirilmesine dayanıyor.
Nüfus büyüklüğü ve yaş dağılımındaki değişimler de yıllar içindeki toplam ölüm sayısını etkileyebileceği için sonuçların kişisel risk ölçüsü olarak yorumlanmaması gerekiyor.
Kanser yükü yalnızca karaciğerle sınırlı değil
Analizde erkekler ve 55 yaş üzerindeki yetişkinler alkole atfedilen kanser ölüm yükünün daha yüksek olduğu gruplar arasında yer aldı.
20-54 yaş grubunda erkeklerde kolorektal kanser, kadınlarda ise meme kanseri alkole atfedilen kanser ölümlerinde öne çıktı. Araştırmanın sonuçları, alkolle ilişkili kanser yükünün yalnızca karaciğer kanseri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor.
Alkol tüketiminin ağız boşluğu, yutak, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, meme ve kolorektal kanserlerle nedensel ilişkisi uzun süredir uluslararası kanser araştırmaları tarafından kabul ediliyor. Yeni çalışma ise bu ilişkinin ABD’deki ölüm yükünün son otuz yıldaki görünümünü ortaya koyuyor.
9 bin 366 öğrencide spor ve bilişsel gelişim incelendi
Günün üçüncü araştırması ergenlik dönemine odaklandı. Scientific Reports’ta 3 Eylül 2026’da yayımlanan çalışmada Çin Eğitim Panel Araştırması kapsamında izlenen 9 bin 366 yedinci sınıf öğrencisinin verileri kullanıldı.
Araştırmacılar öğrencilerin spora ilgisini, ders dışı spor etkinliklerini, hafta içi ve hafta sonu fiziksel aktivite sürelerini, ebeveynleriyle egzersiz yapma sıklığını ve okulların beden eğitimiyle ilişkili olanaklarını değerlendirdi.
Bu özellikler başlangıçtaki bilişsel performans, akademik başarı ve diğer sosyal değişkenlerle birlikte makine öğrenmesi modellerine aktarıldı. Amaç öğrencilerin yaklaşık bir yıl sonraki bilişsel gelişimini hangi faktörlerin daha iyi öngördüğünü belirlemekti.
Spor değişkenlerinin katkısı sınırlı ancak ölçülebilir
Modelde öğrencilerin gelecekteki bilişsel performansını açıklayan en güçlü göstergeler, başlangıçtaki bilişsel düzey ve akademik başarıydı.
Sporla ilgili bireysel davranışlar ve okulun beden eğitimi kaynakları toplam model katkısının yüzde 5,5’ini oluşturdu. Bunun yüzde 3,7’si öğrencilerin spor davranışlarından, yüzde 1,8’i okul kaynaklarından kaynaklandı.
Sporla ilişkili değişkenler arasında okulun koşu parkuru uzunluğu, hafta sonu spora ayrılan süre ve ebeveynlerle birlikte egzersiz yapma sıklığı daha yüksek tahmin katkısı gösterdi.
Ek istatistiksel analizde spora ilgi duyan öğrencilerle bir yıllık bilişsel gelişim arasında küçük fakat istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı. Araştırmacıların duyarlılık analizi ise ölçülmeyen başka faktörlerin bu ilişkiyi etkileyebileceğine işaret etti.
Dolayısıyla çalışma, spor yapmanın çocukları doğrudan “daha zeki” hale getirdiğini göstermiyor. Bulgular, spor ilgisinin bilişsel gelişimle mütevazı biçimde ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.
Üç araştırma farklı sorulara yanıt arıyor
Çalışmaları tek bir yaşam tarzı reçetesinde birleştirmek mümkün değil.
Uyku araştırması, uyku evrelerinin yapısında kalp-damar riskiyle bağlantılı olabilecek bilgiler bulunup bulunmadığını araştırıyor. Alkol analizi, bireysel riskten çok ABD nüfusundaki kanser ölüm yükünü inceliyor. Ergenlerde spor çalışması ise fiziksel aktiviteyi bilişsel gelişimi etkileyebilecek çok sayıdaki değişkenden biri olarak ele alıyor.
Bu nedenle üç araştırmanın sonuçları da neden-sonuç iddiasından kaçınılarak okunmalı. Yeni veriler klinik uygulamanın veya bireysel sağlık önerilerinin tek başına değiştirilmesi için yeterli değil; ancak uyku sağlığı, alkolün kanser yükü ve ergenlerde fiziksel aktivitenin uzun dönem etkileri konusunda araştırılması gereken alanları daha görünür hale getiriyor.
KAYNAKLAR
• Scientific Reports – Sleep-stage dynamics predict current sleep-disordered breathing and future cardiovascular risk, 2 Eylül 2026
• The Lancet Regional Health – Americas – Alcohol-attributable cancer mortality in the United States, 1990–2023: a secondary analysis of Global Burden of Disease data, 2 Eylül 2026
• Scientific Reports – Explainable machine learning predicts adolescent cognitive development from sport engagement in a national longitudinal survey, 3 Eylül 2026
• University of Miami Miller School of Medicine, Sylvester Comprehensive Cancer Center – ABD’de alkole atfedilen kanser mortalitesi araştırması, 2 Eylül 2026





