Bugün hastanede doğum yapmak sağlık hizmetlerinin doğal bir parçası gibi görülüyor. Ancak 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı İstanbul’unda kadınların hastanede doğum yapması yaygın değildi. Tıp öğrencileri ile ebelerin gerçek vakalar üzerinde eğitim alabileceği düzenli bir doğum kliniği de bulunmuyordu. Bu tabloyu değiştirmek için çalışan isimlerin başında kadın-doğum hekimi Besim Ömer Akalın geliyordu. [1]
Paris’ten İstanbul’a modern doğum bilgisiyle döndü
Besim Ömer Akalın, 1885 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’den mezun oldu. Daha sonra kadın hastalıkları, doğum ve ebelik eğitimi alanında çalışmaya başladı. 1887’de mesleki bilgisini geliştirmek amacıyla Paris’e gönderildi. Burada dönemin gelişmiş doğum kliniklerini, anne ve bebek bakım yöntemlerini yakından inceleme fırsatı buldu. [2]
Paris’teki eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a döndüğünde karşısında önemli bir sorun vardı. Doğum hekimliği teorik olarak öğretiliyor ancak öğrencilerin uygulamalı eğitim yapabileceği yeterli bir klinik ortam bulunmuyordu.
Başka bir ifadeyle, öğrenciler kitaplardan doğumun nasıl gerçekleştiğini öğrenebiliyor fakat doğum yapan kadınları düzenli biçimde izleyebilecekleri bir klinikte yeterli deneyim kazanamıyordu.
Besim Ömer bu durumu değiştirmek istiyordu.
Üç oda ve bir sofadan oluşan küçük bir klinik
Tıp tarihi kaynaklarında Besim Ömer’in girişimiyle 1892 yılında Mekteb-i Tıbbiye yakınlarında küçük bir viladethanenin, yani doğum kliniğinin faaliyete geçtiği aktarılıyor. Kliniğin üç oda ve bir sofadan oluştuğu belirtiliyor. [1]
Bu küçük yapı yalnızca kadınların doğum yaptığı bir yer değildi.
Tıp öğrencileri burada doğum vakalarını takip ediyor, ebeler uygulamalı eğitim görüyor ve doğum hekimliği hastane ortamında sistemli biçimde öğretilmeye başlanıyordu.
Böylece oldukça mütevazı bir mekân, modern kadın-doğum eğitiminin gelişmesinde önemli bir uygulama alanına dönüştü.
“Adeta gizli” başlayan bir girişim
Besim Ömer’in doğumhanenin ilk dönemlerini anlatırken kullandığı ifadeler, kliniğin kuruluş sürecinin kolay olmadığını gösteriyor.
Daha sonraki eserinde başlangıçtaki doğumhaneden “adeta gizli” biçimde kurulan bir yer olarak söz ediyor. Bu anlatım, ilerleyen yıllarda bazı yayınlarda “saraydan gizlice açıldı” şeklinde aktarılmış olsa da tarihî belgeler sürecin bundan daha karmaşık olduğunu gösteriyor. [3]
Bu nedenle kliniğin padişahın bilgisi dışında tamamen gizlice açıldığını kesin bir tarihsel gerçek gibi sunmak doğru değil.
Daha güvenli ifade, Besim Ömer’in dönemin toplumsal ve kurumsal şartları içinde küçük ve sınırlı imkânlarla bir doğum kliniği oluşturduğu ve kendisinin de bu başlangıcı “adeta gizli” olarak nitelendirdiğidir. [3]
1892 ile 1894 aynı sürecin iki farklı aşaması
Doğumhanenin tarihiyle ilgili dikkat çekici bir başka ayrıntı da 1892 ve 1894 tarihlerinin birlikte görülmesi.
Kaynaklar, Besim Ömer’in 1892’de Mekteb-i Tıbbiye yakınında küçük bir viladethane açtığını bildiriyor. Ancak 22 Şubat 1894 tarihli Osmanlı arşiv belgesi, daha kapsamlı bir doğumhane kurulması amacıyla Besim Ömer tarafından yapılan başvurunun Bâbıâli’ye gönderilmesiyle ilgili. [1]
Dolayısıyla bu iki tarih birbirinin alternatifi değil.
1892 küçük ve sınırlı imkânlarla başlayan klinik faaliyeti, 1894 ise daha kapsamlı ve kurumsal bir doğumhane kurulması yönündeki girişimin resmî aşamalarından birini gösteriyor.
Daha sonraki belgelerde mevcut küçük doğumhanenin kapasitesinin geliştirilmesine yönelik girişimlerin sürdüğü de görülüyor. [1]
Doğumhane aynı zamanda bir eğitim merkeziydi
Kliniğin tarihsel önemini anlamak için dönemin tıp eğitimine bakmak gerekiyor.
Doğum hekimliği yalnızca kitaplardan öğrenilebilecek bir alan değildi. Anne adayının muayenesinden doğumun takibine, doğum sırasında ortaya çıkabilecek sorunlardan yenidoğan bakımına kadar pek çok konuda uygulamalı eğitim gerekiyordu.
Viladethane bu ihtiyacın karşılanmasına katkı sağladı.
Besim Ömer, Mekteb-i Tıbbiye öğrencilerine doğum bilimi ve doğum kliniği dersleri verdi. Böylece doğum hekimliğinin yalnızca teorik bir ders olmaktan çıkıp klinik gözlem ve uygulamayla desteklenen bir alana dönüşmesinde rol oynadı. [1]
Ebelerin eğitimi de değişmeye başladı
Besim Ömer’in çalışmaları yalnızca hekimlerle sınırlı değildi.
Ebelik mesleğinin bilimsel eğitimle desteklenmesini savundu ve ebelerin daha düzenli eğitim alması için çalıştı. Bu nedenle Türk ebelik tarihinin öncü isimlerinden biri olarak kabul edildi. [1]
Doğum klinikleri, ebeler açısından da yeni bir eğitim ortamı oluşturdu. Doğuma ilişkin bilgiler yalnızca geleneksel usta-çırak yöntemiyle değil; anatomi, hijyen, doğum bilgisi ve klinik uygulamayla birlikte öğretilmeye başlandı.
Bu değişim, anne ve bebek sağlığının modern tıp anlayışı içinde ele alınmasının gelişmesine katkıda bulundu.
Modern hemşireliğin gelişmesinde de etkili oldu
Besim Ömer Akalın’ın etkisi kadın-doğum ve ebelikle sınırlı kalmadı.
Hasta bakımının eğitim almış kişiler tarafından yapılması gerektiğini savundu ve kadınların profesyonel hasta bakımına katılması için çalıştı. Bu yönüyle Türkiye’de modern hemşireliğin gelişmesinde etkili isimlerden biri oldu. [4]
1910’lu yıllarda kadınlara yönelik hasta bakıcılık ve hemşirelik eğitimlerinin düzenlenmesine katkı sağladı. Bu eğitimleri alan kadınların bir bölümü daha sonraki savaş yıllarında yaralı ve hastaların bakımında görev yaptı. [4]
Besim Ömer’in çalışmaları böylece doğum hekimliğinden ebelik ve hemşireliğe, anne sağlığından çocuk bakımına kadar geniş bir alana yayıldı.
Küçük bir klinikten büyük bir dönüşüme
Besim Ömer Paşa’nın hikâyesini önemli yapan yalnızca İstanbul’da bir doğum kliniğinin kurulmasına öncülük etmiş olması değildi.
Asıl değişim, doğumun yalnızca ev içinde ve geleneksel yöntemlerle yürütülen bir süreç olmaktan çıkarak eğitim, hijyen, klinik gözlem ve bilimsel tıbbın konusu hâline gelmesiydi.
Bugünkü kadın-doğum klinikleri, doğumhaneler ve uygulamalı ebelik eğitimi elbette tek bir hekimin eseri değil. Ancak Besim Ömer Akalın, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu dönüşümün en etkili isimlerinden biri oldu.
Ve bu hikâyenin başlangıcında büyük bir hastane değil, Mekteb-i Tıbbiye yakınlarında üç oda ve bir sofadan oluşan küçük bir doğum kliniği vardı.
Kaynaklar
[1] Sağlam Tekir H. Pencereleri Kafesli Muayenehane: Osmanlıda Viladethanelerin Açılması ve Doktor Besim Ömer Paşa. XVIII. Türk Tarih Kongresi, Kongreye Sunulan Bildiriler, III. Cilt. Türk Tarih Kurumu; 2022:695-706.
[2] Besim Ömer Akalın’ın mesleki yaşamı ve Paris eğitimi üzerine biyografik tıp tarihi çalışmaları. Uludağ Üniversitesi açık erişim akademik yayınları.
[3] Besim Ömer. Doğum Tarihi. İstanbul: Ahmet İhsan Matbaası; 1932.
[4] Duruk N. An Effective Leader in The Foundation of Modern Nursing: Professor Besim Ömer Akalın. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Elektronik Dergisi. 2019;12(3):215-217.




