Fransız hekim Jean-Martin Charcot, 16 Ağustos 1893’te hayatını kaybettiğinde 67 yaşındaydı. Paris’teki Salpêtrière Hastanesi’nde yıllarca hastaları gözlemleyen Charcot, hastaların yaşamları boyunca gösterdikleri belirtiler ile ölüm sonrasında beyin ve omurilikte görülen değişiklikleri karşılaştırdı. Bugün son derece doğal görünen bu yöntem, 19. yüzyılda sinir sistemi hastalıklarının birbirinden ayrılmasında büyük bir dönüşüm yarattı. Charcot bu nedenle tıp tarihinde modern nörolojinin kurucu isimlerinden biri kabul ediliyor. [1]
Salpêtrière bir nöroloji okuluna dönüştü
Charcot, 1825 yılında Paris’te doğdu. Meslek yaşamının en önemli bölümünü, o dönemde binlerce kronik hastanın bulunduğu Salpêtrière Hastanesi’nde geçirdi.
Buradaki en büyük gücü yalnızca çok sayıda hasta görmesi değildi. Charcot, benzer görünen belirtiler arasındaki küçük farkları sistemli biçimde kaydediyor, hastalığın zaman içindeki seyrini izliyor ve mümkün olduğunda bu bulguları patolojik incelemelerle karşılaştırıyordu.
Bu yaklaşım “anatomo-klinik yöntem” olarak biliniyordu. Basitçe anlatmak gerekirse hekim, hastada görülen belirtiyi vücuttaki gerçek doku değişikliğiyle eşleştirmeye çalışıyordu. Böylece daha önce aynı başlık altında değerlendirilen birçok sinir sistemi hastalığının aslında birbirinden farklı olduğu anlaşılmaya başladı.
1882’de Paris Tıp Fakültesi’nde sinir sistemi hastalıklarına ayrılmış özel bir kürsü oluşturuldu ve Charcot bu kürsünün başına getirildi. Bu gelişme, nörolojinin genel tıbbın içinde dağınık biçimde ele alınan bir konu olmaktan çıkarak bağımsız bir uzmanlık alanına dönüşmesindeki önemli dönüm noktalarından biri oldu. [1]
Multipl sklerozu ayrı bir hastalık olarak tanımladı
Charcot’nun en önemli çalışmalarından biri multipl sklerozla ilgiliydi.
Multipl skleroz, kısaca MS, bağışıklık sistemiyle ilişkili süreçlerin beyin ve omurilikteki miyelin adı verilen sinir kılıfında ve sinir dokusunda hasara yol açtığı kronik bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır. Görme sorunları, uyuşma, kas güçsüzlüğü, denge bozukluğu ve yorgunluk gibi birbirinden çok farklı belirtiler ortaya çıkabilir.
Charcot’dan önce bu belirtilerin bazıları biliniyor, hastalığa ait olabilecek doku değişiklikleri de görülüyordu. Ancak bunların tek ve ayrı bir hastalığın parçaları olduğu net değildi.
Charcot, klinik belirtileri beyin ve omurilikte görülen “plak” adı verilen hasarlı bölgelerle ilişkilendirdi. 1868’de verdiği derslerde “sclérose en plaques” olarak adlandırdığı tabloyu sistemli biçimde ortaya koydu. Bu çalışmalar, multipl sklerozun ayrı bir nörolojik hastalık olarak tanımlanmasında temel dönüm noktalarından biri kabul ediliyor. [2]
ALS’nin klinik tanımını şekillendirdi
Charcot’nun bir başka önemli mirası amyotrofik lateral skleroz, yani ALS üzerine yaptığı çalışmalardı.
ALS; beyin ve omurilikte kasların hareketini yöneten motor sinir hücrelerinin zamanla zarar gördüğü ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Hastalarda kas güçsüzlüğü, kaslarda erime ve hareket yeteneğinde giderek artan kayıp görülebilir.
Charcot, farklı belirtiler gösteren hastaları ayrıntılı biçimde inceleyerek kas erimesi ile omuriliğin belirli bölgelerindeki hasar arasında bağlantı kurdu. 1870’li yıllarda yaptığı klinik ve patolojik gözlemler, ALS’nin günümüzde bilinen klinik çerçevesinin oluşmasında temel rol oynadı.
1873’te yayımlanan derslerinde “amyotrofik lateral skleroz” terimini kullanan Charcot, hastalığın klinik belirtileri ile omurilikteki yapısal değişiklikleri birlikte tarif etti. [3]
Bu katkı o kadar belirleyiciydi ki ALS, özellikle Fransa’da uzun yıllar “Charcot hastalığı” adıyla da anıldı.
Parkinson hastalığının adının yerleşmesine katkı sağladı
Parkinson hastalığının ilk kapsamlı klinik tanımı 1817’de İngiliz hekim James Parkinson tarafından yapılmıştı. Ancak hastalığın bugün bildiğimiz klinik çerçevesinin belirginleşmesinde Charcot ve öğrencilerinin de önemli katkısı oldu.
Charcot; titreme, kaslarda sertlik, hareketlerin yavaşlaması ve duruş bozukluğu gibi belirtileri daha ayrıntılı biçimde değerlendirdi. Ayrıca James Parkinson’un kullandığı “shaking palsy”, yani “titrek felç” ifadesinin hastalığın bütün özelliklerini yeterince karşılamadığını düşünerek “Parkinson hastalığı” adının kullanılmasını destekledi. [4]
Bu yaklaşım zamanla tıp dünyasında benimsendi ve Parkinson’un adı hastalıkla kalıcı biçimde özdeşleşti.
Charcot için hastayı görmek yalnızca muayene etmek değildi
Charcot’nun tıp tarihindeki etkisinin temelinde dikkatli gözlem bulunuyordu.
Hastaların yürüyüşlerini, yüz ifadelerini, titremelerini, konuşmalarını ve kas hareketlerini ayrıntılı biçimde inceliyor; çizimlerden ve dönemin giderek gelişen fotoğraf tekniklerinden yararlanıyordu.
Bu yaklaşım, nörolojide bugün de temel önem taşıyan bir düşünceyi güçlendirdi: Aynı gibi görünen iki belirti, farklı hastalıklardan kaynaklanabilir.
Örneğin her titreme Parkinson hastalığı değildir. Her kas güçsüzlüğünün nedeni de aynı değildir. Hastanın nasıl yürüdüğü, hangi kasların etkilendiği, belirtilerin ne zaman başladığı ve zaman içinde nasıl değiştiği tanıya giden yolun önemli parçalarıdır.
Charcot’nun klinik nörolojiye bıraktığı en kalıcı miraslardan biri bu ayrıntılı gözlem anlayışı oldu.
Çalışmalarının tartışmalı bir yönü de vardı
Charcot yalnızca bugün nörolojik olarak kabul edilen hastalıklarla ilgilenmedi. Dönemin tıp dilinde “histeri” olarak adlandırılan ve hareket kaybı, nöbet benzeri durumlar veya duyusal belirtilerle ortaya çıkabilen tablolar üzerinde de çalıştı.
Hipnoz kullanarak yaptığı gösteriler dönemin Avrupa’sında büyük ilgi gördü. Ancak Charcot’nun bu alandaki bazı görüşleri daha sonraki bilimsel gelişmelerle değişti ve eleştirildi.
Bugün “histeri” Charcot dönemindeki anlamıyla bir hastalık tanısı olarak kullanılmıyor. O dönemde bu başlık altında değerlendirilen hastaların bir bölümü günümüzde fonksiyonel nörolojik bozukluklar ve başka nörolojik ya da psikiyatrik tablolar çerçevesinde ele alınıyor.
Bu durum Charcot’nun mirasının yalnızca başarıları üzerinden değil, tıbbın zaman içinde yeni kanıtlarla kendisini nasıl düzelttiğinin bir örneği olarak da okunmasını sağlıyor.
Öğrencileri nörolojinin geleceğini şekillendirdi
Salpêtrière, Charcot döneminde yalnızca bir hastane değil, dünyanın farklı ülkelerinden hekimlerin geldiği önemli bir eğitim merkezi haline geldi.
Joseph Babinski ve Georges Gilles de la Tourette gibi daha sonra nöroloji tarihinin önemli isimleri olacak hekimler onun çevresinde yetişti. Sigmund Freud da Paris’te Charcot’nun derslerini izledi ve onun çalışmalarından etkilendi. Böylece Charcot’nun etkisi yalnızca kendi araştırmalarıyla sınırlı kalmadı; öğrencileri ve onu izleyen hekimler aracılığıyla nöroloji ve psikiyatriye yayıldı. [1]
Son yolculuğu 16 Ağustos 1893’te sona erdi
Charcot, 1893 yazında Fransa’da yaptığı bir seyahat sırasında rahatsızlandı ve 16 Ağustos 1893’te yaşamını yitirdi. Tarihsel tıp kayıtlarında ölümü, kalple ilişkili akut bir olayın ardından gelişen akciğer ödemiyle ilişkilendiriliyor. [5]
Aradan 133 yıl geçti.
Bugün nöroloji; manyetik rezonans görüntüleme, genetik incelemeler, moleküler testler ve ileri laboratuvar yöntemleriyle Charcot’nun döneminde hayal edilemeyecek olanaklara sahip. Buna rağmen nöroloji muayenesinin merkezindeki temel düşünce büyük ölçüde değişmedi: Hastayı dikkatle gözlemek, belirtileri birbirinden ayırmak ve gördüğünü doğru yorumlamak.
Jean-Martin Charcot’nun 16 Ağustos’taki ölüm yıldönümünde geride bıraktığı en önemli miraslardan biri de bu klinik bakış olmaya devam ediyor.
Kaynaklar
[1] Kumar DR, Aslinia F, Yale SH, Mazza JJ. Jean-Martin Charcot: The Father of Neurology. Clinical Medicine & Research. 2011;9(1):46-49. DOI: 10.3121/cmr.2009.883.
[2] Zalc B. One hundred and fifty years ago Charcot reported multiple sclerosis as a new neurological disease. Brain. 2018;141(12):3482-3488. DOI: 10.1093/brain/awy287.
[3] Duyckaerts C, Maisonobe T, Hauw JJ, Seilhean D. Charcot identifies and illustrates amyotrophic lateral sclerosis. Free Neuropathology. 2021;2:12. DOI: 10.17879/freeneuropathology-2021-3323.
[4] Goetz CG. Charcot on Parkinson's disease. Movement Disorders. 1986;1(1):27-32. DOI: 10.1002/mds.870010104.
[5] Teive HAG, Germiniani FMB, Munhoz RP. Charcot and vascular Parkinsonism. Arquivos de Neuro-Psiquiatria. 2017;75(3):195-196. DOI: 10.1590/0004-282X20170007.
Jean-Martin Charcot: Modern Nörolojinin Sessiz Mimarı
Modern nörolojinin kurucu isimlerinden Jean-Martin Charcot, 16 Ağustos 1893’te yaşamını yitirdi. Ölümünün 133. yılında Charcot; ALS’nin klinik olarak tanımlanmasından multipl sklerozun ayrı bir hastalık olarak anlaşılmasına, Parkinson hastalığının klinik özelliklerinin belirginleştirilmesinden nörolojinin bağımsız bir uzmanlık alanına dönüşmesine kadar uzanan bilimsel mirasıyla anılıyor.
Yorumlar




