Ağustos 1903’te kloroformla ameliyata hazırlanan bir hastanın kalbi durdu. Cemil Topuzlu Paşa göğsü açarak kalbe doğrudan masaj yaptı. Kalp yeniden çalıştı ancak hasta kurtarılamadı.
Ameliyatta Kalbi Durdu: Cemil Topuzlu Paşa’nın Tarihe Geçen Müdahalesi
Bir ameliyathanede hastanın kalbinin aniden durduğunu düşünün. Monitörlerin, modern solunum cihazlarının, defibrilatörlerin ve bugünkü gelişmiş yoğun bakım olanaklarının bulunmadığı bir dönemdesiniz.
Takvim Ağustos 1903’ü gösteriyor.
Cerrah ise Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan tıp tarihinin en önemli isimlerinden biri: Cemil Topuzlu Paşa.
Kloroformla anestezi verilen genç hastanın kalbi durduğunda önce dönemin bilinen canlandırma yöntemleri denendi. Sonuç alınamayınca Topuzlu Paşa son derece sıra dışı bir karar verdi.
Hastanın göğüs kafesini cerrahi olarak açtı ve kalbe doğrudan eliyle masaj yaptı.
Bir süre sonra kalp yeniden kasılmaya başladı. Nabız geri döndü. Hasta yeniden nefes almaya ve çevresine tepki vermeye başladı.
Ancak bu iyileşme kalıcı olmadı.
Hasta kısa süre sonra yeniden kötüleşti ve bütün girişimlere rağmen yaşamını yitirdi.
Tıp tarihi araştırmalarında bu olay, Türkiye’de kayıtlara geçmiş bilinen ilk açık göğüs kalp masajı vakası olarak değerlendiriliyor. Vaka, Cemil Topuzlu Paşa’yı resüsitasyon tarihinin erken dönem öncüleri arasına yerleştiren dikkat çekici örneklerden biri olarak kabul ediliyor.
Hasta neden ameliyat edilecekti?
Vakanın ayrıntıları Cemil Topuzlu Paşa’nın dönemin tıp literatüründe yayımlanan kendi anlatımına kadar uzanıyor.
Hasta kayıtlarda Ali adıyla geçen, yaklaşık 30 yaşında genç bir erkekti.
İdrar kanalında ileri derecede darlık bulunuyordu. Ayrıca idrar yollarıyla ilişkili olarak perine adı verilen, makat ile dış genital bölge arasındaki alanda fistül gelişmişti.
Cerrahi girişim planlanmıştı.
Kayıtlarda hastanın ameliyat öncesindeki genel durumunun iyi olduğu, ateşinin bulunmadığı ve kalp ile akciğer muayenesinde belirgin bir sorun saptanmadığı aktarılıyor.
Anestezi için ise dönemin yaygın maddelerinden biri olan kloroform kullanıldı.
Beklenmedik gelişme anestezi sırasında yaşandı.
Hastanın dolaşımı durdu.
Kloroform ameliyatlarda neden kullanılıyordu?
Modern anestezide hastanın kalp ritmi, tansiyonu, kandaki oksijen düzeyi, solunumu ve diğer yaşamsal bulguları gelişmiş cihazlarla sürekli takip ediliyor.
yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başında ise şartlar çok farklıydı.
Kloroform, hastanın ameliyat sırasında ağrı duymasını önleyen önemli anestezik maddelerden biriydi. Ancak ciddi kalp ve dolaşım sorunlarına yol açabilmesi nedeniyle kullanımı önemli riskler taşıyordu.
Cemil Topuzlu Paşa kloroform konusunda deneyimli bir cerrahtı.
Kendi vaka anlatımında yaklaşık 15 yıllık cerrahi pratiği boyunca 5 binden fazla kloroform anestezisi altında ameliyat gerçekleştirdiğini ve bu vakaya kadar benzer bir ölümcül olay yaşamadığını belirtiyordu.
Bu nedenle karşılaştığı durum onun açısından da olağanüstüydü.
Önce dönemin canlandırma yöntemleri denendi
Hastanın kalbi durduğunda doğrudan göğüs kafesi açılmadı.
Topuzlu Paşa ve ameliyathane ekibi önce dönemin bilinen canlandırma yöntemlerine başvurdu.
Yapay solunum uygulandı, oksijen verildi ve dolaşımın yeniden başlamasını sağlamak amacıyla dönemin diğer resüsitasyon yöntemleri denendi.
Tarihsel kaynaklarda bu ilk canlandırma girişimlerinin ne kadar sürdüğü konusunda farklı bilgiler bulunuyor. Cemil Topuzlu Paşa’nın ayrıntılı anlatımı ile daha sonraki bazı yayınlardaki süreler birbirinden farklı olduğu için kesin bir dakika vermek güç.
Ortak nokta ise şu:
Uygulanan yöntemlerle kalp yeniden çalışmadı.
Bunun üzerine Topuzlu Paşa daha önce tıp literatüründe okuduğu kalbe doğrudan masaj uygulamalarını hatırladı.
Son çare olarak göğsü açmaya karar verdi.
Göğüs kafesini açarak kalbe doğrudan masaj yaptı
Bugün “açık kalp masajı” ifadesi yanlış anlaşılabilir.
Cemil Topuzlu Paşa kalbin içinde cerrahi bir işlem yapmıyordu.
Göğüs kafesini açarak kalbe ulaşıyor ve kalbi doğrudan eliyle sıkıp bırakarak kanın vücuda pompalanmasını sağlamaya çalışıyordu.
Bu nedenle yapılan girişim, günümüzde halk tarafından uygulanabilen göğüs üzerinden kalp masajından tamamen farklıydı.
Topuzlu Paşa göğüs boşluğunu açtı, kalbin çevresindeki zar olan perikarda ulaştı ve kalbe doğrudan masaj yapmaya başladı.
Bir süre sonra kalpte kasılmalar görüldü.
Ardından el bileğinden alınabilen nabız yeniden hissedildi.
Ancak kalp kısa süre sonra tekrar durdu.
Topuzlu Paşa yeniden doğrudan kalp masajına başladı.
Kalp bir kez daha çalışmaya başladı. Nabzın daha güçlü hissedildiği, hastanın renginin düzeldiği, kendi kendine nefes aldığı ve kısa süreliğine çevresine tepki verdiği bildirildi.
Bu gelişme, doğrudan kalp masajının dolaşımı geçici olarak yeniden sağlayabildiğini gösteriyordu.
Kalp yeniden çalıştı ama hasta kurtarılamadı
İyileşme ne yazık ki kalıcı olmadı.
Hastanın solunumu tekrar bozuldu ve nabız yeniden kayboldu.
Kalbe doğrudan masaj ve yapay solunum girişimleri sürdürüldü ancak bu kez kalpten kalıcı bir yanıt alınamadı.
Hasta yaşamını yitirdi.
Daha sonra yapılan otopsinin aktarılan bulgularında kalp, akciğerler ve böbreklerde ani ölümü tek başına açıklayacak belirgin bir yapısal hastalık bildirilmedi.
Topuzlu Paşa, yaşanan olayda kloroformun rolü olabileceğini düşündü.
Ayrıca kendi değerlendirmesinde doğrudan kalp masajına daha erken başlanmasının sonucu değiştirip değiştiremeyeceğini de tartıştı.
Ancak 1903 yılının tıbbi olanakları düşünüldüğünde hastanın kalbinin tam olarak hangi mekanizmayla durduğunu günümüz ölçütleriyle kesin olarak belirlemek mümkün değil.
O dönemde sürekli elektrokardiyografi, kandaki oksijen düzeyini anlık gösteren cihazlar, modern anestezi monitörleri ve günümüzdeki yoğun bakım olanakları bulunmuyordu.
Bu nedenle vakayı günümüz bilgisiyle geriye dönük olarak tek bir kesin ölüm nedenine bağlamak doğru olmaz.
Cemil Topuzlu Paşa vakayı bilim dünyasına taşıdı
Olay ameliyathanede yaşanıp unutulmadı.
Cemil Topuzlu Paşa vakayı ayrıntılarıyla kaleme aldı ve dönemin bilim dünyasıyla paylaştı.
1903 yılında İstanbul’da sunduğu çalışmasında yalnızca kendi hastasını anlatmadı. Kalp masajı konusunda daha önce farklı ülkelerde yayımlanan vakaları da inceledi ve kendi deneyimiyle karşılaştırdı.
Çalışması daha sonra Fransızca yayımlanan Gazette Médicale d’Orient’de yer aldı.
Yıllar sonra Topuzlu Paşa bu vakayı meslek yaşamının kendisinde en büyük iz bırakan olaylarından biri olarak yeniden anlattı.
Kalbin yeniden çalışmaya başlaması olağanüstüydü.
Ancak hastanın sonunda kaybedilmiş olması, hikâyenin trajik tarafını oluşturuyordu.
Dünyadaki ilk açık kalp masajı değildi
Cemil Topuzlu Paşa’nın vakasını değerlendirirken önemli bir tarihsel ayrım yapmak gerekiyor.
Bu girişim dünyadaki ilk açık kalp masajı değildi.
Kalbe cerrahi yollarla ulaşılarak doğrudan masaj uygulanması 19. yüzyılın sonlarında tıp dünyasında tartışılmaya başlanmış ve farklı ülkelerden çeşitli vakalar bildirilmişti.
Topuzlu Paşa da kendi çalışmasında kendisinden önce yayımlanan örnekleri incelemişti.
Bu nedenle tarihsel olarak en doğru ifade, Cemil Topuzlu Paşa’nın vakasının Türkiye’de bilinen ve bilimsel olarak kayıt altına alınmış ilk açık göğüs kalp masajı örneği olduğudur.
2006 yılında Resuscitation dergisinde yayımlanan tıp tarihi araştırması da Cemil Topuzlu Paşa’yı açık göğüs kalp masajının erken dönem öncülerinden biri olarak değerlendiriyor.
Açık kalp masajı ile bugünkü kalp masajı aynı şey değil
Cemil Topuzlu Paşa’nın yaptığı müdahale ile bugün temel yaşam desteğinde öğretilen kalp masajı birbirine karıştırılmamalı.
1903’teki vakada göğüs kafesi cerrahi olarak açılmış ve kalbe doğrudan elle masaj uygulanmıştı.
Günümüzde ise sokakta, evde veya işyerinde kalbi duran bir kişiye yapılması gereken işlem göğsü açmak değil, göğüs kemiği üzerinden yapılan kalp masajıdır.
Göğse ritmik şekilde basılması, kalbin pompalama işlevini geçici olarak destekleyerek beyin ve diğer hayati organlara kan gitmesini sağlamaya çalışır.
Göğsün cerrahi olarak açılması yalnızca çok özel tıbbi durumlarda, uygun hastane koşullarında ve eğitimli sağlık ekipleri tarafından uygulanabilecek bir işlemdir.
Bir kişinin kalbi durursa ne yapılmalı?
Kalp durması, kişinin aniden bilincini kaybetmesi ve normal şekilde nefes almamasıyla ortaya çıkabilir.
Bazen kişi tamamen nefessiz görünmek yerine seyrek, düzensiz ve iç çeker gibi soluyabilir. Bu normal solunum olarak kabul edilmez.
Böyle bir durumda zaman kaybetmemek gerekir.
Türkiye’de 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı ve kişi normal nefes almıyorsa kalp masajına başlanmalıdır.
Güncel temel yaşam desteği kılavuzlarında yetişkinlerde göğüs basılarının göğsün ortasına, dakikada yaklaşık 100-120 kez uygulanması öneriliyor.
Ortalama bir yetişkinde göğüs kemiğinin yaklaşık 5-6 santimetre aşağı inmesini sağlayacak bası hedeflenir. Her basıdan sonra göğsün yeniden tamamen yükselmesine izin verilmesi önemlidir.
Çevrede otomatik eksternal defibrilatör yani AED bulunuyorsa cihaz mümkün olduğunca erken kullanılmalıdır. Bu cihazlar kullanıcıya sesli veya görsel komutlarla ne yapması gerektiğini bildirir.
Temel yaşam desteği eğitimi almamış kişilerin bile acil yardım yönlendirmesiyle kesintisiz göğüs basısı yapması hayat kurtarıcı olabilir.
Kalp durmasında en önemli unsurlardan biri müdahaleye mümkün olduğunca erken başlanmasıdır.
Cemil Topuzlu vakası neden tıp tarihi açısından önemli?
Bu vaka yalnızca sıra dışı bir ameliyathane hikâyesi değil.
Cerrahi, anestezi ve resüsitasyon tarihinin aynı noktada birleştiği önemli olaylardan biri.
Bir tarafta ameliyatları ağrısız hale getiren fakat önemli riskler taşıyan erken dönem anestezisi vardı.
Diğer tarafta ise kalbi duran bir insanı yeniden hayata döndürmenin yollarını arayan hekimler bulunuyordu.
Cemil Topuzlu Paşa’nın girişimi hastayı kalıcı olarak kurtaramadı.
Ancak durmuş olan kalbin doğrudan masajdan sonra yeniden kasılmaya başlaması, nabzın geri dönmesi ve hastanın kısa süre de olsa yeniden nefes alabilmesi dönemi açısından son derece dikkat çekici bir klinik gözlemdi.
Topuzlu Paşa ayrıca yalnızca kendi uygulamasını anlatmakla yetinmedi.
Daha önce yayımlanan vakaları karşılaştırdı, yöntemin ne zaman kullanılabileceğini tartıştı ve kendi müdahalesinin gecikmiş olabileceği ihtimalini de değerlendirdi.
Bu yönüyle vaka, yalnızca cerrahi cesaretin değil, erken dönem bilimsel öz eleştirinin de dikkat çekici örneklerinden biri olarak okunabilir.
1903’ten bugüne değişmeyen gerçek: Dakikalar önemli
Cemil Topuzlu Paşa’nın uyguladığı yöntemlerle günümüzdeki kalp durması tedavisi arasında çok büyük farklar bulunuyor.
Bugün modern resüsitasyon; kalp durmasının hızlı fark edilmesi, acil yardım sisteminin harekete geçirilmesi, kaliteli göğüs basıları, erken defibrilasyon ve gerektiğinde ileri yaşam desteği üzerine kuruluyor.
Ancak 1903 ile bugün arasında değişmeyen temel gerçek şu:
Kalp durmasında zaman kritik önem taşıyor.
Cemil Topuzlu Paşa, 20. yüzyılın başında dönemin sınırlı olanaklarıyla durmuş bir kalbi yeniden çalıştırmaya uğraşıyordu.
Bugün aynı mücadele çok daha gelişmiş bilimsel yöntemler, cihazlar ve standartlaştırılmış resüsitasyon protokolleriyle sürdürülüyor.
Onun 1903’teki vakası ise Türkiye’de resüsitasyon tarihinin en dikkat çekici sayfalarından biri olmaya devam ediyor.
KAYNAKLAR
Türk Resüsitasyon Dergisi – Operatör Cemil Paşa ve Türkiye’nin İlk Açık Kalp Masajı Olgusu: 120. Yıldönümünde – H. Volkan Acar – 2023 – 2(2):36-45.
Resuscitation – Cemil Topuzlu Pasha: One of the Forgotten Pioneers in the History of Open Chest Cardiac Massage – Mustafa Karatepe, Erkan Tomatir, Pervin Bozkurt – 2006 – 68(2):179-183 – DOI: 10.1016/j.resuscitation.2005.07.001
Gazette Médicale d’Orient – Le massage du coeur dans les syncopes chloroformiques – Djemil Pacha – 1903’te sunulan, 1904’te yayımlanan vaka bildirimi – Cilt 21:348-354.
American Heart Association – 2025 Guidelines for Cardiopulmonary Resuscitation and Emergency Cardiovascular Care – Adult Basic Life Support bölümü – 2025.
Türkiye’de Bilinen İlk Açık Kalp Masajı Nasıl Yapıldı? 1903’ten Günümüze CPR
Ağustos 1903’te kloroformla ameliyata hazırlanan bir hastanın kalbi durdu. Cemil Topuzlu Paşa göğsü açarak kalbe doğrudan masaj yaptı. Kalp yeniden çalıştı ancak hasta kurtarılamadı.
Yorumlar




