Hac Yolcuları Bu Adada Neden Soyunup Yıkandı? Urla Tahaffuzhanesi’nin Hikâyesi
Hac Yolcuları Bu Adada Neden Soyunup Yıkandı? Urla Tahaffuzhanesi’nin Hikâyesi
İçeriği Görüntüle

Hac Yolcuları Bu Adada Neden Soyunup Yıkandı? Urla Tahaffuzhanesi’nin Hikâyesi
Bir hac yolculuğunun sonunda İzmir kıyıları göründüğünde bazı yolcular için seyahat henüz bitmiş sayılmıyordu.
Deniz yoluyla gelen ve sağlık kontrolü amacıyla tahaffuzhaneye alınan yolcular Urla açıklarındaki Karantina Adası’na çıkarılıyordu. Burada onları bugünden bakıldığında oldukça sıra dışı görünen bir işlem bekliyordu.
Kıyafetlerini çıkarıyor, eşyalarını görevlilere teslim ediyor, peştamal ve takunya giyerek yıkanma bölümüne geçiyorlardı.
Onlar temizlenirken kıyafet ve eşyaları ayrı bir bölümde sıcak buharla dezenfekte ediliyordu.
Ardından temizlenen kıyafetlerini yeniden giyiyor ve sağlık kontrolünden geçiyorlardı.
Burası Klazomen Tahaffuzhanesi, günümüzde daha çok bilinen adıyla Urla Tahaffuzhanesi idi.
Amaç insanları aşağılamak ya da yolculuklarını zorlaştırmak değildi. 19. yüzyılın en büyük halk sağlığı sorunlarından biri olan kolera, veba ve benzeri bulaşıcı hastalıkların deniz yoluyla yeni bölgelere taşınmasını engellemekti.
Neden hac yolcuları önemliydi?
yüzyılda hac yalnızca büyük bir dinî yolculuk değildi. Aynı zamanda dönemin en yoğun uluslararası insan hareketlerinden birini oluşturuyordu.
Osmanlı topraklarından, Balkanlar’dan, Karadeniz’in kuzeyinden, Orta Asya’dan ve başka bölgelerden çok sayıda insan aynı dönemde Hicaz’a doğru yola çıkıyordu.
Buharlı gemilerin yaygınlaşması yolculuğu hızlandırdı ancak başka bir sorunu da beraberinde getirdi.
Çok sayıda insanın uzun süre aynı gemide bulunması, temiz su ve hijyen koşullarındaki yetersizlikler ve hastalıkların limandan limana taşınabilmesi salgın riskini artırıyordu.
Özellikle kolera, 19. yüzyıl boyunca hac yolları açısından önemli bir halk sağlığı tehdidi haline geldi.
Hacıları taşıyan gemilerin sağlık koşulları bu nedenle Osmanlı sağlık idaresinin giderek daha fazla üzerinde durduğu konulardan biri oldu.
Gemilerin yolcu kapasitesinden içme suyuna, sağlık kontrolünden karantina uygulamalarına kadar çeşitli önlemler getirildi.
Klazomen Tahaffuzhanesi de özellikle yoğun insan hareketliliğinin yaşandığı dönemlerde Doğu Akdeniz’deki salgın kontrol sisteminin önemli merkezlerinden biri haline geldi.
1865 kolera salgını süreci hızlandırdı
İzmir, 19. yüzyılda Doğu Akdeniz’in en hareketli limanlarından biriydi.
Deniz ticareti ve yolcu hareketliliği arttıkça şehri deniz yoluyla gelebilecek salgınlardan korumak daha önemli hale geldi.
Osmanlı Devleti bu dönemde karantina teşkilatını geliştirmeye başladı.
İzmir’de 1865 yılında yaşanan ağır kolera salgını, mevcut karantina düzeninin güçlendirilmesi ve karantina merkezinin Klazomen Adası’na taşınması sürecini hızlandırdı.
Akademik araştırmalara göre karantina teşkilatının Klazomen Adası’na taşınması 1866–1869 yılları arasında gerçekleşti. Tesis sonraki yıllarda yeni yapılar, sağlık birimleri ve daha gelişmiş dezenfeksiyon teknolojileriyle genişletildi.
“Tahaffuz” sözcüğü korunma ve sakınma anlamına geliyor.
Tahaffuzhaneler ise bulaşıcı hastalık riski taşıdığı düşünülen gemilerin, yolcuların ve eşyaların kontrol edildiği; gerektiğinde karantina, dezenfeksiyon, gözlem ve tedavi işlemlerinin yürütüldüğü sağlık merkezleriydi.
Urla’daki merkezin ada üzerinde bulunması da önemliydi.
Bu konum, karantina altındaki kişilerle şehir halkı arasında doğal bir mesafe oluşturuyor ve İzmir’e ulaşmadan önce deniz yolcularının sağlık kontrolünden geçirilmesine imkân sağlıyordu.
Tahaffuzhaneye alınan yolcuyu ne bekliyordu?
Dönemin karantina işlemleri bugünün sınır kapılarındaki rutin sağlık kontrollerinden çok daha kapsamlıydı.
Gemi sağlık değerlendirmesine alınıyor, gerekli görülen yolcular kontrollü biçimde tahaffuzhaneye getiriliyordu.
Karaya çıkan yolcular kayıt ve sağlık işlemlerinden sonra dezenfeksiyon sürecine yönlendiriliyordu.
Asıl dikkat çekici bölüm bundan sonra başlıyordu.
Önce kıyafetler çıkarılıyordu
Tahaffuzhaneye alınan yolcular soyunma bölümünde üzerlerindeki kıyafetleri çıkarıyordu.
Giysiler özel file veya düzeneklere yerleştiriliyor, böylece yolcuların eşyalarının birbirine karışmasının önüne geçilmeye çalışılıyordu.
Yolculara ise peştamal ve takunya veriliyordu.
Yapının mimari düzeni de karantina ve dezenfeksiyon işlemlerinin kontrollü ilerlemesine göre şekillendirilmişti.
Soyunma bölümlerinde bulunan döner dolap benzeri düzenekler sayesinde kıyafet ve eşyaların işlem görmeden diğer bölümlere geçirilmemesi amaçlanıyordu.
Böylece yolcular ile henüz dezenfekte edilmemiş eşyaların hareketi belirli bir düzen içinde tutuluyordu.
Yolcu banyoya, kıyafetler 110 derecelik buhara gidiyordu
Peştamal ve takunyalarını giyen yolcular yıkanma bölümlerine geçiriliyordu.
Burada sabun ve sıcak suyla temizleniyorlardı.
Aynı sırada kıyafetleri ve dezenfekte edilmesi gereken eşyaları tahaffuzhanenin sterilizasyon bölümüne götürülüyordu.
Klazomen’de kullanılan Fransız Geneste-Herscher etüv makineleri, giysi ve eşyaları yaklaşık 110 dereceye ulaşan basınçlı buharla dezenfekte edebiliyordu.
Amaç, kumaş ve eşyalar üzerinde bulunabilecek bulaşıcı hastalık etkenlerini etkisiz hale getirmekti.
Urla Tahaffuzhanesi’nin günümüze kalan en çarpıcı bölümleri arasında bu sistemlerin izleri de bulunuyor.
Etüvler, kazanlar, eşya aktarım düzenekleri ve raylar, yaklaşık bir buçuk asır önce salgın hastalıklarla mücadelede kullanılan teknolojiyi gözler önüne seriyor.
Banyodan çıkan herkes hemen yoluna devam etmiyordu
Yıkanmak ve kıyafetlerin dezenfekte edilmesi işlemin yalnızca bir bölümünü oluşturuyordu.
Yolcular temizlenen kıyafetlerini yeniden giydikten sonra sağlık kontrolünden geçiriliyordu.
Bulaşıcı hastalık belirtisi göstermeyenlerin gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından yollarına devam etmelerine izin verilebiliyordu.
Hastalık şüphesi bulunan kişiler ise diğer yolculardan ayrılıyor ve gerekli görüldüğünde karantina altında tutuluyordu.
Tedaviye ihtiyaç duyan hastalar için de tahaffuzhane bünyesinde sağlık hizmeti verilebiliyordu.
Bu nedenle ada yalnızca bir “yıkanma ve dezenfeksiyon merkezi” değildi.
Muayene, dezenfeksiyon, gözlem, karantina ve gerektiğinde tedavinin bir arada yürütüldüğü kapsamlı bir salgın kontrol merkeziydi.
Hac neden uluslararası sağlık meselesine dönüştü?
Hac mevsimlerinde çok farklı coğrafyalardan çok sayıda insanın aynı bölgede buluşması, 19. yüzyılın salgın hastalık koşullarında önemli bir sağlık problemi oluşturuyordu.
Özellikle kolera salgınları hem Osmanlı Devleti’ni hem de diğer ülkeleri hac güzergâhlarındaki sağlık önlemleriyle daha yakından ilgilenmeye yöneltti.
Hacı taşıyan gemilerin yolcu kapasitesi, temiz su imkânı, sağlık personeli ve hastalık durumunda uygulanacak işlemler giderek daha ayrıntılı kurallara bağlandı.
Bazı gemiler sağlık durumlarına göre sınıflandırılıyor, şüpheli ya da bulaşıcı hastalık görülen yerlerden gelen gemilere karantina uygulanabiliyordu.
Bu nedenle Urla’daki tahaffuzhanenin hikâyesi yalnızca İzmir’in yerel sağlık tarihinden ibaret değil.
Hac yolculuklarının, deniz ulaşımının, Osmanlı karantina teşkilatının ve uluslararası salgın kontrolünün kesiştiği dikkat çekici noktalardan birini oluşturuyor.
Adadaki raylar neden vardı?
Tahaffuzhanenin bugün de dikkat çeken ayrıntılarından biri, iskele ve tesisler arasında kurulan ray sistemiydi.
Bu rayların amacı yolcu treni taşımak değildi.
Gemilerden indirilen valizlerin, çuvalların ve diğer eşyaların dezenfeksiyon işlemlerinin yapılacağı bölümlere taşınmasını kolaylaştırıyordu.
Tahaffuzhane içinde insanlarla eşyaların hareketi gelişigüzel bırakılmıyordu.
Yolcular belirli bölümlerden geçiriliyor, henüz işlem görmemiş eşyalar ayrı tutuluyor ve dezenfeksiyon tamamlandıktan sonra yeniden sahiplerine ulaştırılıyordu.
Tahaffuzhanenin bu mimari düzeni, bulaşık kabul edilen bölümler ile işlem sonrası temiz kabul edilen alanları birbirinden ayırmayı amaçlayan enfeksiyon kontrol anlayışının dikkat çekici tarihsel örneklerinden biriydi.
Yapının yerleşim planı, iç mekân kurgusu ve eşya dolaşım sistemi üzerine yapılan mimarlık araştırmaları da tahaffuzhanenin sağlık işlevine uygun olarak özel biçimde tasarlandığını ortaya koyuyor.
Karantina uygulamaları her zaman kolay kabul edilmedi
Uzun bir yolculuğun ardından yeniden bekletilmek, eşyaların görevlilere teslim edilmesi, dezenfeksiyon işlemleri ve belirlenen süre boyunca karantinada kalma zorunluluğu yolcular açısından kolay değildi.
Nitekim dönemin kayıtları karantina uygulamalarının zaman zaman itirazlara yol açtığını gösteriyor.
1912 yılında Klazomen’de karantina altında bulunan Rusyalı hacıların uygulamalara tepki gösterdiğine ilişkin kayıtlar bulunuyor.
Sağlık makamlarının ise karantina süresi tamamlanmadan yolcuların yollarına devam etmelerine izin vermediği aktarılıyor.
Bu olay, salgın dönemlerinde uygulanan karantina tedbirlerinin yolcular tarafından her zaman kolay kabul edilmediğini gösteren tarihsel örneklerden biri olarak dikkat çekiyor.
Bir adada başlayan halk sağlığı hikâyesi
Urla Tahaffuzhanesi’ni önemli yapan yalnızca günümüze ulaşmış tarihî binaları değil.
Ada, bulaşıcı hastalıkların insanların ve gemilerin hareketiyle ülkeler arasında taşınabileceğinin 19. yüzyılda giderek daha iyi anlaşılmaya başladığını gösteriyor.
Bir gemide ortaya çıkan salgın başka limanlara ulaşabilirdi.
Bunun önüne geçmek için gemiler kontrol ediliyor, yolcular sağlık değerlendirmesinden geçiriliyor, hastalık şüphesi bulunan kişiler ayrılıyor, kıyafetler ve eşyalar dezenfekte ediliyordu.
Bugünden bakıldığında peştamalını giyip yıkanma bölümüne geçen bir hac yolcusunun hikâyesi sıra dışı görünebilir.
Fakat yaklaşık 150 yıl önce Urla’daki tahaffuzhane; etüvleri, banyoları, muayene alanları ve ray sistemiyle büyük bir halk sağlığı hedefinin parçasıydı:
Hastalığın yolculuğunu, insanın yolculuğundan önce durdurabilmek.
KAYNAKLAR
Cihannüma: Tarih ve Coğrafya Araştırmaları Dergisi – Doğu Akdeniz’de Salgın Hastalıklarla Mücadele: Klazomen (Urla) Tahaffuzhanesi – Ufuk Adak – 2021 – Cilt 7, Sayı 2, s. 131–156 – DOI: 10.30517/cihannuma.1040300
Tarih Okulu Dergisi – Osmanlı Devleti’nde Hacıların Gemilerle Nakledilmesi Sırasında Alınan Önlemler – Derya Geçili – 2017 – Sayı XXX, s. 61–83 – DOI: 10.14225/Joh1069
Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü – Eylül 2008 Bülteni – Klazomen/Urla Tahaffuzhanesi’nin tarihçesi ve dezenfeksiyon uygulamalarına ilişkin bölüm – 2008
GRID – Architecture, Planning and Design Journal – Karantina yapılanmaları: Klazomen tahaffuzhanesi örneği – Aylin Gazi Gezgin – 2023 – Cilt 6, Sayı 1, s. 133–175 – DOI: 10.37246/grid.1064964
Turkish Studies – Urla Karantina Adası Tesisleri Mekansal Analizi – Mehmet Cebe – 2021 – Cilt 16, Sayı 4, s. 1203–1220 – DOI: 10.7827/TurkishStudies.51471