En sağlıklı ekmek hangisi? Seçerken bu ayrıntılara bakın
En sağlıklı ekmek hangisi? Seçerken bu ayrıntılara bakın
İçeriği Görüntüle

Tencereye yağ koyarken, yumurta pişirirken ya da kızartma yaparken aynı soru sık sık gündeme geliyor: Zeytinyağı mı, tereyağı mı, ayçiçek yağı mı daha sağlıklı?
Sosyal medyada bu konuda birbirine tamamen zıt iddialara rastlamak mümkün. “Zeytinyağı kesinlikle ısıtılmaz”, “tereyağı doğal olduğu için en sağlıklısıdır” veya “ayçiçek yağı yüksek sıcaklıkta zehirli hale gelir” gibi genellemeler bilimsel tabloyu doğru yansıtmıyor.
Bir yağın sağlık açısından değerlendirilmesinde yalnızca adı değil; içerdiği yağ asitleri, kullanılan miktar, ısıtma sıcaklığı ve süresi, yağın tekrar tekrar kullanılıp kullanılmadığı ve kişinin genel beslenme düzeni birlikte önem taşıyor.
Mevcut bilimsel kanıtlar, günlük beslenmede doymuş yağların bir bölümünün doymamış yağlarla değiştirilmesini destekliyor. Bu açıdan özellikle sızma zeytinyağı güçlü seçeneklerden biri olarak öne çıkarken, ayçiçek yağı da uygun kullanım koşullarında dengeli beslenmenin bir parçası olabilir. Tereyağının ise doymuş yağ içeriği nedeniyle daha sınırlı tüketilmesi genellikle daha uygun kabul ediliyor.
Bir yağı “sağlıklı” yapan nedir?
Yağların tamamı aynı yapıda değildir.
Zeytinyağında ağırlıklı olarak tekli doymamış yağ asitleri, özellikle oleik asit bulunur.
Geleneksel ayçiçek yağında çoklu doymamış yağ asitlerinden linoleik asit daha yüksek orandadır.
Tereyağında ise bitkisel sıvı yağlara kıyasla doymuş yağ oranı daha yüksektir.
Dünya Sağlık Örgütü, iki yaşından büyük kişilerde tüketilen yağların büyük bölümünün doymamış yağlardan gelmesini ve doymuş yağlardan sağlanan enerjinin toplam günlük enerjinin yüzde 10'unun altında tutulmasını öneriyor.
Buradaki önemli nokta yalnızca doymuş yağı azaltmak değil, onun yerine ne tüketildiğidir.
Doymuş yağların yerine özellikle doymamış yağların geçirilmesi, LDL olarak bilinen ve yüksekliği kalp-damar hastalıklarıyla ilişkili kolesterolün düşürülmesine yardımcı olabilir.
Zeytinyağı gerçekten ısıtılmaz mı?
Mutfaktaki en yaygın inanışlardan biri, sızma zeytinyağının yalnızca salatada kullanılması gerektiği.
Bilimsel veriler bu kadar kesin bir yasaklamayı desteklemiyor.
Sızma zeytinyağı oleik asit bakımından zengin olmasının yanı sıra polifenol olarak adlandırılan çeşitli bitkisel bileşenler de içeriyor. Yağın yağ asidi yapısı ve bu doğal bileşenleri ısıya karşı davranışını etkiliyor.
Isıtmayla birlikte zeytinyağındaki bazı yararlı bileşenlerin miktarı zamanla azalabilir. Özellikle uzun süre ve yüksek sıcaklıkta pişirme polifenollerde daha fazla kayba yol açabilir.
Ancak bu durum, zeytinyağının tavaya konulduğu anda zararlı hale geldiği anlamına gelmiyor.
Bilimsel derlemeler, sızma zeytinyağının yağ asidi yapısı ve doğal antioksidan bileşenleri sayesinde normal pişirme koşullarında iyi bir oksidatif dayanıklılık gösterebildiğine işaret ediyor.
Bu nedenle sızma zeytinyağı yalnızca salatada değil; sebze yemeklerinde, çorbalarda, tencere yemeklerinde, fırında ve tavada yapılan birçok günlük pişirme işleminde kullanılabilir.
Dumanlanma noktası neden tek başına yeterli değil?
Bir yağın yüksek sıcaklığa uygun olup olmadığı çoğu zaman yalnızca “dumanlanma noktası” üzerinden değerlendiriliyor.
Dumanlanma noktası, yağın belirgin biçimde ve sürekli duman çıkarmaya başladığı sıcaklığı ifade eder.
Ancak dumanlanma noktası bir yağın sağlık değerini veya ısı altında ne kadar okside olacağını tek başına göstermez.
Isı altında yağlarda oksidasyon adı verilen kimyasal değişiklikler meydana gelir. Bunun hızı;
yağın yağ asidi yapısına,
içerdiği doğal antioksidanlara,
rafine edilip edilmediğine,
serbest yağ asidi miktarına,
sıcaklığın düzeyine,
ısıtma süresine,
havayla temasına,
aynı yağın kaç kez ısıtıldığına
bağlıdır.
Bu nedenle “dumanlanma noktası en yüksek yağ en sağlıklı pişirme yağıdır” şeklinde bir kural yoktur.
Pratik açıdan en önemli noktalardan biri, hangi yağ kullanılırsa kullanılsın yağın sürekli duman çıkaracak kadar aşırı ısıtılmamasıdır.
Kalp sağlığı açısından zeytinyağı neden öne çıkıyor?
Zeytinyağının avantajı yalnızca pişirme sırasındaki dayanıklılığı değil.
Zeytinyağının temel yağ kaynağı olduğu Akdeniz tipi beslenme, kalp-damar sağlığı açısından en fazla araştırılan beslenme modellerinden biri.
PREDIMED araştırmasının 2018'de yayımlanan yeniden analizinde kalp-damar hastalığı açısından yüksek risk taşıyan 7 bin 447 kişi değerlendirildi. Sızma zeytinyağı veya kuruyemişlerle desteklenen Akdeniz tipi beslenme gruplarında ciddi kalp-damar olayları kontrol grubuna göre daha az görüldü.
Ancak çalışma yorumlanırken iki önemli ayrıntı unutulmamalı.
Birincisi, çalışma yalnızca zeytinyağını değil, bütün bir Akdeniz tipi beslenme modelini değerlendirdi. Dolayısıyla elde edilen yararın tamamını tek başına zeytinyağına bağlamak mümkün değil.
İkincisi, araştırmanın ilk yayımlanmasından sonra bazı merkezlerde katılımcıların gruplara atanmasında protokol sapmaları tespit edildi. Araştırmacılar çalışmayı yeniden analiz ederek 2018'de tekrar yayımladı. Protokolden sapma ihtimali bulunan katılımcılar dışlandığında da ana sonuçların benzer kalması bulguları destekledi; ancak bu durum çalışmanın yorumunda dikkate alınması gereken önemli bir sınırlılık.
Bütün kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde zeytinyağının, özellikle Akdeniz tipi beslenmenin bir parçası olarak, sağlıklı yağ seçeneklerinden biri olduğuna ilişkin bilimsel destek güçlü.
Tereyağı neden farklı değerlendiriliyor?
Tereyağı geleneksel mutfağın önemli bir parçası. Ancak bir besinin doğal veya geleneksel olması, sınırsız tüketildiğinde sağlık açısından üstün olduğu anlamına gelmez.
Tereyağındaki yağ asitlerinin önemli bölümü doymuş yağlardan oluşuyor.
Doymuş yağların fazla tüketilmesi özellikle bazı kişilerde LDL kolesterolün yükselmesine katkıda bulunabilir.
BMJ Open'da yayımlanan randomize bir araştırmada 96 sağlıklı yetişkin tereyağı, sızma zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı tüketmek üzere gruplara ayrıldı; 91 kişi dört haftalık araştırmayı tamamladı.
Katılımcılar dört hafta boyunca günlük 50 gram çalışma yağı tüketti. Tereyağı grubunda LDL kolesteroldeki değişim zeytinyağı grubuna kıyasla yaklaşık 0,38 mmol/L daha yüksek bulundu.
Ancak bu araştırmanın kısa sürmesi ve günlük 50 gram gibi birçok kişinin günlük yaşamda tükettiğinden yüksek sayılabilecek bir miktarın kullanılması önemli sınırlılıklar.
Sonuç “tereyağı yenmemeli” anlamına gelmiyor.
Daha dengeli yaklaşım, tereyağını gerektiğinde lezzet amacıyla daha sınırlı kullanmak ve günlük yağ tüketiminin daha büyük bölümünü doymamış yağlardan sağlamaktır.
Özellikle LDL kolesterolü yüksek, kalp-damar hastalığı bulunan veya kalp-damar riski yüksek kişilerin doymuş yağ tüketimine daha fazla dikkat etmesi gerekebilir.
Ayçiçek yağı sağlıksız mı?
Ayçiçek yağı hakkında internette en fazla tartışılan konulardan biri omega-6 yağ asitleri.
Geleneksel ayçiçek yağında linoleik asit adı verilen bir omega-6 yağ asidi yüksektir.
Bazen omega-6 yağ asitlerinin doğrudan vücutta iltihabı artırdığı ve bu nedenle ayçiçek yağından tamamen kaçınılması gerektiği ileri sürülüyor.
Bu kadar kesin bir çıkarım mevcut insan araştırmalarıyla desteklenmiyor.
Sağlıklı kişilerde yapılan randomize kontrollü araştırmaları değerlendiren bir sistematik derlemede 15 çalışma incelendi. Diyette linoleik asidin artırılmasının C-reaktif protein, sitokinler ve diğer birçok iltihap göstergesinde anlamlı bir artış yaptığına ilişkin tutarlı kanıt bulunmadı.
Bu veriler, “omega-6 içeren yağlar otomatik olarak iltihap yapar” şeklindeki genellemenin doğru olmadığını gösteriyor.
Bununla birlikte, çok yüksek miktarlarda tüketim ve farklı sağlık durumları konusunda bütün soruların yanıtlandığı anlamına da gelmiyor.
Ayçiçek yağının sağlık üzerindeki etkisini değerlendirirken yağın miktarı, yerine tüketildiği yağ ve nasıl pişirildiği birlikte ele alınmalı.
Standart ayçiçek yağı ile yüksek oleik ayçiçek yağı aynı değil
Market rafındaki bütün ayçiçek yağları yağ asidi yapısı açısından aynı olmayabilir.
Geleneksel ayçiçek yağında linoleik asit oranı yüksektir. Linoleik asit çoklu doymamış bir yağ asididir ve uzun süreli yüksek sıcaklıklarda oksidasyona, tekli doymamış yağlardan daha hassastır.
Yüksek oleik ayçiçek yağında ise oleik asit oranı daha yüksektir.
Bu nedenle yüksek oleik ayçiçek yağı, uzun süreli yüksek sıcaklık koşullarında geleneksel ayçiçek yağına göre daha yüksek oksidatif dayanıklılık gösterebilir.
Food Chemistry'de yayımlanan araştırmada yüksek oleik ayçiçek yağlarının kızartma dayanıklılığını belirleyen önemli unsurlardan birinin yağdaki linoleik asit miktarı olduğu gösterildi. Linoleik asit oranı daha düşük olan yüksek oleik yağların kızartma sırasında daha dayanıklı olduğu görüldü.
Bu nedenle özellikle yüksek sıcaklıkta pişirme amacıyla ayçiçek yağı tercih edenlerin ürün etiketindeki “yüksek oleik” ifadesine dikkat etmesi yararlı olabilir.
Ayçiçek yağını yüksek ısıda kullanmak zararlı mı?
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Bir tavaya bir kez ayçiçek yağı koyarak yemek pişirmek ile aynı yağı uzun süre kızartma sıcaklığında tutup defalarca soğutup yeniden ısıtmak aynı şey değildir.
Bu ayrım, bazı araştırmaların yanlış yorumlanmasını önlemek açısından önemli.
European Journal of Nutrition'da yayımlanan randomize çapraz araştırmada 20 obez yetişkin, farklı yağlarla hazırlanan dört ayrı öğünü tüketti. Araştırmada kullanılan yağlar önceden 20 kez ısıtma döngüsünden geçirilmişti.
Tekrar tekrar ısıtılmış standart ayçiçek yağı tüketilen öğünlerden sonra bazı oksidatif stres ve DNA oksidasyonu göstergeleri, fenolik bileşikler içeren yağlarla hazırlanan öğünlere kıyasla daha olumsuz bulundu.
Ancak araştırmanın yalnızca 20 kişide yapılması, katılımcıların obez olması ve yağların 20 ısıtma döngüsünden geçirilmesi önemli sınırlılıklar.
Bu nedenle çalışmayı “evde ayçiçek yağıyla bir kez yemek pişirmek zararlıdır” şeklinde yorumlamak doğru değildir.
Asıl önemli mesaj, yağı uzun süre yüksek sıcaklıkta tutmanın ve tekrar tekrar ısıtmanın oksidasyonu artırabileceğidir.
Aynı kızartma yağını tekrar tekrar kullanmak neden iyi bir fikir değil?
Yağ yüksek sıcaklıkta uzun süre kaldıkça oksijen, sıcaklık ve yiyecekten gelen suyla kimyasal değişikliklere uğrar.
Zaman içinde birincil ve ikincil oksidasyon ürünleri ile farklı parçalanma bileşikleri oluşabilir.
Yağda;
rengin koyulaşması,
ağır veya kötü koku,
kıvam değişikliği,
köpürmenin artması,
dumanlanma davranışının değişmesi
gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Fakat gözle belirgin bir değişiklik görülmemesi de yağın hiç değişmediği anlamına gelmez.
Bu nedenle yağın türü ne olursa olsun aynı kızartma yağını uzun süre kullanmak ve defalarca yüksek sıcaklığa çıkarıp soğutmak iyi bir mutfak uygulaması değildir.
Kızartmada hangi yağ daha uygun?
Burada “yüksek sıcaklığa dayanıklı yağ” ile “sağlıklı kızartma” kavramlarını birbirinden ayırmak gerekiyor.
Bir yağ diğerine göre ısı altında daha az okside olabilir. Bu durum kızartılmış yiyeceğin otomatik olarak sağlıklı hale geldiği anlamına gelmez.
Oksidatif dayanıklılık açısından oleik asit oranı yüksek yağlar avantaj gösterebilir. Sızma zeytinyağının tekli doymamış yağlardan zengin yapısı ve doğal antioksidan bileşenleri de ısı altında dayanıklılığına katkıda bulunur. Yüksek oleik ayçiçek yağı ise bu açıdan geleneksel ayçiçek yağından daha dayanıklı olabilir.
Bununla birlikte sık kızartılmış yiyecek tüketimini teşvik etmek yerine pişirme yöntemi de göz önünde bulundurulmalı.
Hangi yağ kullanılırsa kullanılsın, yağın aşırı ısıtılmaması ve tekrar tekrar kullanılmaması temel prensiptir.
Salata, tava, tencere ve fırında hangi yağ?
Salata ve soğuk yemekler
Sızma zeytinyağı güçlü bir seçenektir. Isıya maruz kalmadığı için aroma ve fenolik bileşenleri daha iyi korunur.
Tencere yemekleri
Sebze, bakliyat, çorba ve benzeri yemeklerde zeytinyağı kullanılabilir.
Ayçiçek yağı da kullanılabilir. Ancak genel beslenmede doymamış yağ kalitesini ve Akdeniz tipi beslenme modelini öne çıkarmak isteyenler için zeytinyağının ana yağ olması güçlü bir seçenektir.
Tavada kısa süreli pişirme
Zeytinyağı soteleme, yumurta pişirme ve benzeri günlük tava işlemlerinde kullanılabilir.
“Zeytinyağı tavaya girer girmez bozulur” iddiası bilimsel verilerle uyumlu değildir.
Fırın yemekleri
Zeytinyağı ve uygun bitkisel yağlar kullanılabilir.
Fırının ayarlanan sıcaklığı ile yiyeceğin ve yağın gerçek sıcaklığının her zaman aynı olmadığını da unutmamak gerekir.
Uzun süreli yüksek sıcaklık
Yağın yağ asidi yapısı ve oksidatif dayanıklılığı daha fazla önem kazanır. Zeytinyağı ve yüksek oleik yağlar bu açıdan avantaj gösterebilir.
Ancak yağın ısıya dayanıklı olması, uzun süreli yüksek sıcaklıkta pişirmeyi veya sık kızartma tüketimini sağlık açısından üstün hale getirmez.
Tereyağı
Tereyağı lezzet amacıyla daha sınırlı miktarlarda kullanılabilir.
Günlük yemeklerin tamamında ana yağ olarak tereyağı kullanılması ise doymuş yağ tüketimini artırabileceği için özellikle kalp-damar sağlığı açısından en uygun seçenek olmayabilir.
“Tereyağı doğal, bitkisel yağlar işlenmiş; o halde daha sağlıklı” doğru mu?
Bir besinin sağlık üzerindeki etkisini yalnızca ne kadar “doğal” olduğu üzerinden değerlendirmek yanıltıcı olabilir.
Tereyağı geleneksel bir besindir ancak doymuş yağ oranı yüksektir.
Bitkisel yağların işlenme dereceleri de birbirinden farklıdır. Sızma zeytinyağı esas olarak mekanik yöntemlerle elde edilirken bazı bitkisel yağlar rafinasyon işlemlerinden geçer.
Sağlık açısından temel soru yalnızca “işlenmiş mi?” değildir.
Hangi yağın, hangi yağın yerine ve ne miktarda tüketildiği daha önemlidir.
Doymuş yağlardan zengin yağların bir bölümünün doymamış yağlardan zengin yağlarla değiştirilmesi kalp-damar sağlığı açısından genel olarak daha avantajlıdır.
Sızma zeytinyağı ile rafine zeytinyağı aynı mı?
İkisinin temel yağ asidi yapısı birbirine benzese de sızma zeytinyağında fenolik bileşikler ve aroma maddeleri daha fazla bulunabilir.
Bu nedenle salata, kahvaltı, tencere yemekleri ve günlük kısa-orta süreli pişirme işlemlerinde kaliteli sızma zeytinyağı iyi bir seçenek olabilir.
Isıtma sırasında fenolik bileşiklerin bir bölümü azalabilir.
Ancak bu kayıp, sızma zeytinyağının ısıtıldığı anda sağlıksız hale geldiği anlamına gelmez.
Bilimsel derlemeler aynı zamanda pişirme yöntemi, süre, sıcaklık, yağın başlangıç kalitesi ve birlikte pişirilen yiyeceğin sonuçları önemli ölçüde değiştirebildiğini gösteriyor. Bu nedenle tek bir sıcaklık rakamıyla bütün pişirme yöntemleri için kesin hüküm vermek doğru değil.
Sağlıklı yağ da sınırsız tüketilmemeli
Zeytinyağının sağlık açısından avantajları bulunması onun kalorisiz olduğu anlamına gelmiyor.
Besin öğesi olarak 1 gram yağ yaklaşık 9 kilokalori enerji sağlar.
Ancak tereyağı saf yağ değildir; yapısında su ve az miktarda başka bileşenler de bulunduğundan gram başına enerji değeri saf sıvı yağlardan daha düşüktür.
Dolayısıyla zeytinyağı, ayçiçek yağı ve tereyağının gram başına kalorisi birebir aynı değildir; ancak üçü de enerji yoğun besinlerdir.
İhtiyaçtan fazla enerji alınması, kullanılan yağ “sağlıklı” olarak kabul edilse bile zaman içinde kilo artışına katkıda bulunabilir.
Bu nedenle yağın kalitesi kadar miktarı da önemlidir.
Kolesterolü yüksek olanlar neye dikkat etmeli?
LDL kolesterolü yüksek kişilerde beslenmedeki doymuş yağ miktarı özellikle önem kazanabilir.
Tereyağı, yağlı etler ve yüksek yağlı bazı süt ürünlerinin sık ve fazla tüketilmesi toplam doymuş yağ alımını yükseltebilir.
Bunların bir bölümünün zeytinyağı ve diğer doymamış yağ kaynaklarıyla değiştirilmesi, uluslararası kalp sağlığı ve beslenme önerileriyle uyumludur.
Ancak tek başına yağ seçimi kolesterol sorununu çözmez.
Kişinin toplam beslenme düzeni, vücut ağırlığı, fiziksel aktivitesi, sigara kullanımı, diyabet durumu, genetik özellikleri ve gerektiğinde kullanılan ilaçlar birlikte önem taşır.
Yağ satın alırken etikette neye bakmalı?
Yağ seçerken yalnızca ambalajın ön yüzündeki ürün adına değil, mümkün olduğunda besin değerleri ve ürün türüne de bakılabilir.
Özellikle şu bilgiler yararlı olabilir:
doymuş yağ miktarı,
yağın sızma veya rafine olup olmadığı,
ayçiçek yağında “yüksek oleik” ifadesi,
son tüketim veya tavsiye edilen tüketim tarihi,
ambalajın ışık ve hava temasını sınırlandıracak özellikte olması.
Yağın evde nasıl saklandığı da önemlidir.
Isı, ışık ve hava yağların zaman içinde oksitlenmesini hızlandırabilir. Bu nedenle yağları sürekli sıcak olan ocak kenarında tutmak yerine serin, karanlık bir yerde ve kapağı kapalı şekilde saklamak daha uygundur.
Sonuç: Mutfakta hangi yağ öne çıkıyor?
Zeytinyağı, tereyağı ve ayçiçek yağını “iyi yağ” ve “kötü yağ” şeklinde iki gruba ayırmak bilimsel açıdan fazla basit bir yaklaşım.
Ancak mevcut kanıtların bütünü değerlendirildiğinde, günlük mutfağın ana yağlarından biri olarak özellikle sızma zeytinyağı güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor.
Zeytinyağı salatada olduğu kadar birçok tencere, tava ve fırın yemeğinde de kullanılabilir. “Zeytinyağı kesinlikle ısıtılmaz” görüşü bilimsel verilerle desteklenmiyor.
Tereyağı tamamen yasaklanması gereken bir besin değil; ancak doymuş yağ içeriği nedeniyle özellikle ana yemeklik yağ olarak fazla miktarda kullanılmaması daha uygun.
Ayçiçek yağı da “zararlı” veya “iltihap yapan” bir yağ olarak genellenmemeli. Özellikle doymuş yağların yerine kullanıldığında çoklu doymamış yağ sağlaması avantaj olabilir. Yüksek sıcaklığın uzun sürdüğü uygulamalarda ise yüksek oleik ayçiçek yağları geleneksel türlere göre daha dayanıklı olabilir.
Mutfaktaki en önemli soru yalnızca “Hangi yağ?” değil.
Ne kadar yağ kullanıldığı, yağın ne kadar ısıtıldığı, aynı yağın kaç kez kullanıldığı ve kişinin genel olarak nasıl beslendiği en az yağın türü kadar önemlidir.
Sağlıklı beslenmede mucize bir yağ yoktur. En güçlü yaklaşım, doymamış yağlardan zengin kaynakları öne çıkaran; sebze, meyve, bakliyat, tam tahıl, kuruyemiş ve diğer sağlıklı besinlerle birlikte dengeli bir beslenme düzenidir.
KAYNAKLAR
Dünya Sağlık Örgütü – Saturated fatty acid and trans-fatty acid intake for adults and children: WHO guideline – 2023
Circulation – Dietary Fats and Cardiovascular Disease: A Presidential Advisory From the American Heart Association – Sacks FM, Lichtenstein AH, Wu JHY ve arkadaşları – 2017 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000000510
New England Journal of Medicine – Primary Prevention of Cardiovascular Disease with a Mediterranean Diet Supplemented with Extra-Virgin Olive Oil or Nuts – Estruch R, Ros E, Salas-Salvadó J ve arkadaşları – 2018 – DOI: 10.1056/NEJMoa1800389
BMJ Open – Randomised trial of coconut oil, olive oil or butter on blood lipids and other cardiovascular risk factors in healthy men and women – Khaw KT, Sharp SJ, Finikarides L ve arkadaşları – 2018 – DOI: 10.1136/bmjopen-2017-020167
Journal of the Academy of Nutrition and Dietetics – Effect of Dietary Linoleic Acid on Markers of Inflammation in Healthy Persons: A Systematic Review of Randomized Controlled Trials – Johnson GH, Fritsche K – 2012 – DOI: 10.1016/j.jand.2012.03.029
European Journal of Nutrition – Frying oils with high natural or added antioxidants content, which protect against postprandial oxidative stress, also protect against DNA oxidation damage – Rangel-Zuñiga OA, Haro C, Tormos C ve arkadaşları – 2017 – DOI: 10.1007/s00394-016-1205-1
Food Chemistry – Frying stability of high oleic sunflower oils as affected by composition of tocopherol isomers and linoleic acid content – Aladedunye F, Przybylski R – 2013 – DOI: 10.1016/j.foodchem.2013.05.061
Trends in Food Science & Technology – Cooking with extra-virgin olive oil: A mixture of food components to prevent oxidation and degradation – Lozano-Castellón J, Rinaldi de Alvarenga JF, Vallverdú-Queralt A, Lamuela-Raventós RM – 2022 – DOI: 10.1016/j.tifs.2022.02.022
Molecules – A Review of the Effects of Olive Oil-Cooking on Phenolic Compounds – Ambra R, Lucchetti S, Pastore G – 2022 – DOI: 10.3390/molecules27030661