Grip ve nezle her mevsim görülse de geçiş dönemlerinde ciddi artış gösterir. 100 yıl önce ‘İspanyol Paçavrası’, 7 sene önce ‘Covid’ adıyla öldürücü ataklarla insan sağlığına olan saldırıları hep beraber yaşadık.
Bir zamanlar da Kuş gribi, Domuz gribi adını alan bu solunum yolu enfeksiyonları bazen ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Madem kapının ziline elini uzatan ‘Virüs’ ler, görevlerini yapmak için ciddi bir gayret içindeler. O halde bizler de gripalenfeksiyonla hastalanmamak için yapmamız gerekenleri geciktirmemeliyiz. Pek çok yerde çok değişik önerilere rastlıyoruz. Her sonbaharda bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye yönelik bir sürü tavsiye duyuyoruz.
İşin sırrı, ‘İmmünolojik Sistem’
Uymamız gerekenleri hatırlatıyoruz. Dahili ve harici pek çok faktör bağışıklık sistemimizi etkiliyor. Kötü beslenen, çinko, D vitamini, Omega 3, selenyum gibi besin eksiklikleri olan, bağırsak sağlığı yerinde olmayan, iyi uyuyamayan, spor yapmayan stresli kişiler bir de aşılanmamışlarsa, ‘Virüs’ adlı davetsiz misafirin organizmada ne kadar zaman ve yer tutacağını kestiremezler. Sistem olumsuz etkilenir. Maalesef bazı bünyeler için ölüme kadar gidebilen bir süreç başlayabilir. Mühim olan, bağışıklık sistemini olumsuz etkilerden kurtarmak, doğru bilinen bazı yanlışları gerçek doğrularla değiştirmektir.
Sağlam ve güçlü bir bağışıklık sistemi nasıl kurulur?
Mükemmel ya da ideal sağlık için yapılması gerekenler çok da değişmiyor:
• İşlenmemiş gıdalar tüketilmeli.
• Ultra işlenmiş gıdalardan uzak durmalı.
• Besin seviyesi optimum düzeye getirilmeli.
• Bağırsak sağlıklı hale getirilmeli.
• Temel hijyen kuralları hafife alınmamalı.
• Hasta insanlarla temas azaltılmalı
• Eller çok sık yıkanmalı.
D vitamini, Omega 3, çinko, demir seviyelerinize baktıran, uyku ve stres yönetimini optimumhale getiren, nefes egzersizi, masaj ve sauna gibi yöntemlere başvuran ya hastalanmaz yada, çok hafif atlatır.
Beslenme konusunda ise yeterli kabul edilen rakamlar değil optimum seviyelere çıkmagözetlenmelidir. Mesela D vitamini değeri 30 değil 45, 60, hatta 70 olsun. D vitaminini önemli zira Covid-19 döneminde yapılan birçok araştırmaya göre D vitamini seviyesi 50’nin üzerinde olup bu hastalık sonucu hayatını kaybeden tek bir kişiye bile rastlanmadı. Sonraki sıra, Çinko ve C vitamininin.
Bağışıklık sistemini anlamak…
Aslında bir gözetim ve denetleme sistemi. İki parçadan oluşuyor: Adaptif immün sistem ve doğal immün sistem.Radar misali adeta. Organizmada, özellikle de mikrobiyomunuzda olup bitenleri, virüs ve bakterilerin durumunu, kanser hücrelerini takip ediyor. Problem tespit ettiğinde anında harekete geçiyor. Mesela saunaya girmek doğal immün sistemi aktive ediyor ve daha iyi çalışmasına yardımcı oluyor. Böylece esneklik ve dayanıklılık artıyor. Aktive ettiği hücreler bakteri ve virüsleri ya öldürüyor ya da onları öldürecek hücreleri üretiyor. Ürettiği antikorlarla bu tehlikelere saldırıyor. Doğru çalışmadığında veya üzerine aşırı yük bindiğinde ise hastalanıyoruz.
Neden bazı şahıslar çok sık hastalanırken diğerlerini nadiren hasta görüyoruz?
Fark immün sistemin işleyişinde. Vücudunu dirençli hale getiren bu durumu değiştirebilir. Kırılgan ve savunmasız kişilerin bağışıklık sistemi optimum halinden çok uzaktır.
Fonksiyonel tıbbın önemi
Fonksiyonel tıp, vücudumuza aldığımız kötü ve zararlı şeyleri çıkarıp yerlerine doğru ve faydalı olanları koymaya dayanıyor. Aslında hiç zor değil. Kimilerinde aşırı toksin yükü, çok fazla bağırsak sorunu gibi ekstra problemler olabilir. Böyle kişilerde çözüm biraz daha zordur. Fakat yüzde 80’imizde diyet ve yaşam tarzına dayalı önlemlerle sağlıklı olmak mümkün.
Solunum yolları enfeksiyonu geçirirken metabolik sağlık ve şekerin nasıl bir etkisi var?
Metabolik sağlığı zayıf kişilerde bağışıklık sistemi asla düzgün işleyemez. Böyleleri özellikleaktif çaba içinde olmalı. Egzersiz, iyi beslenme ve uyku çok değerli. Organizmadaki yağ oranıve insülin seviyesi mutlaka azaltılmalı. Şekerin immün sistemi baskıladığı biliniyor. Öncelikle, bağışıklık hücrelerinin işleyişini olumsuz etkileyen diyabet onları enflamasyonadaha açık hale getirerek enfeksiyonlar karşısındaki kırılganlığı artırıyor. Hiç şüphe yok ki,arada bir tatlı yemek şekerliyi öldürmez. Genel metabolik sağlığı kötü olanların durumunudaha kötüye götürmesi de affedilemez. Fazla şeker ve ultra işlenmiş gıda tüketmek bağışıklık sistemini kesinlikle çok olumsuz etkilemektedir. Dengesiz bağışıklık sistemi de insülindirencine yol açınca bir kısır döngüye girilir maalesef.
Geçiş mevsiminde hasta olmamak için gıda alışverişi önemli mi?
Manav ve Pazar adeta bir eczane gibi algılanmalı. Gıdaların vücudumuza ne yaptığına, bağışıklık sistemimiz ve mikrobiyomumuz üzerindeki etkilerine kafa yormak önemli. Mesela anti-enflamatuar etkisi için zencefil çok değerli. Antimikrobiyal ve antiviral etkileri olan sarımsak olmadan sofra kurulmamalı. Detoksa yardım eden turp bisküvi, gofret ve kurabiyeden öncelikli olmalı. Mikrobiyoma yardımcı prebiyotik lifler içeren enginar ve fermente gıdalar mikrobiyom için önemli. Bilhassa lahana turşusu kurmayı ailede en az bir kişi öğrenmeli. Tarhana çok özel olsa da öncelik tavuk çorbasının hakkı. Bir de içine bolca baharat ve sarımsak koyunca kıymeti kat be kat artmaktadır. Kök sebzeler bol mineral ihtiva ettiklerinden sofrada ‘Olmazsa olmaz’ lar. Tatlı patates, havuç, kereviz ve diğer sebzeler çorba için harika elemanlar. Renkli bitkilerden alacaklarımızı göz ardı etmeyelim: Fitokimyasallar. Lif açısından zengin bütün renkli sebzeler, fermente ve prebiyotik gıdaları çeşitliliği artırıyor.
Takviyelerin rolüne gelince…
Bilhassa burnumuzu çekmeye başlamışsak, hafif kırgınlık hissediyorsak ne tür takviyeler alınabilir? Besin seviyeleri optimum olan hastalanmaz. Grip ve nezleye karşı en önemli besinD vitaminidir. Herkes kendi vitamin seviyesini takip etmelidir. Fakat ne yazık ki, çok biliyoruz ki, ülkemizde hemen herkesin d vitamini seviyesi oldukça düşük. Üstelik takviye etmesi de hiçbir zaman pahalı değilken, D vitamini seviyesini yükseltmek için her türlü çabaya değer. C vitamininin sağlıklı bir immün sistemi oluşturmaya katkı yapar. Selenyum ve B vitamini de önemli. Ancak ilk sıra hakkı, D vitamini, çinko ve C vitamininde olmalı.
‘Gece besini’ de denilen uyku ile takviyeler arasında bir ilişki var mı?
D vitamininiz 30’un altında olanlar ne kadar uyusalar da asla dinlenemezler ve hep yorgun kalkarlar. Üstelik uyku bağışıklık sisteminin işleyişi üzerinde çok ciddi olumlu etkiye sahiptir. Uykusuzluğun immün sistemi baskıladığını biliyoruz. Vücut genelinde ‘Baş belası’enflamasyona yol açıyor. Hormon dengesini bozuyor. İştahı olumsuz etkileyerek şeker yememize sebep oluyor. Stresle baş etme becerimizi de doğal olarak zayıflatıyor. Bu kadar etkili bir ilaçtan mahrum kalmamak gerekiyor. Üstelik bedava.
Egzersize gelince.
Spor yapmanın sağlığa yararlı olduğunu ilk okul öğrencileri de biliyor. Kendimizi iyi hissetmezken çok fazla egzersiz yapmak bizi daha da hasta eder mi? Eder, edebilir. Hastayken biraz egzersiz yapmak aslında faydalı. Ancak genel olarak egzersizi abartırsak sistemdeki enflamasyonu ve stresi artırıp immün işlevi zayıflatabiliriz. Bu yüzden egzersiz “ne kadar çok yaparsak o kadar iyi” diyebileceğimiz bir şey değil. Esas olan doğru yoğunluğu bulmak. Bunu yapan bağışıklığının güçlendiğini görecektir. Abartman halinde ise immün sisteminiz ne yazık ki baskılanacaktır. Yürüyüş çok koşulda en mükemmel egzersizdir. Bisiklet ve koşu gibi egzersizlere de devam edilebilir. Fakat miktarı azaltmak doğru olacaktır.
Boğazda kaşıntı, hafif baş ağrısı semptomları fark edince ne yapmalı?
Takviyeler, uykuya ekstra özen, mümkünse sauna veya buhar banyosu hatırlanmalı. İstirahat en ağır hastalık ve operasyonlardan en hafif kırgınlığa kadar en iyi ilaçtır. Sarımsağı ezip yarım litrelik büyük bir bardakta biraz zencefil dilimleyip kaynar suda uzunca bir süre kaynatılıp, bal, limon ve pul biber eklendiğinde nefes kokusu başta birçok semptomuiyileştiren bir formüldür.
Ateşimiz varken
Hidrasyon önemli. Temel besin ögelerine ihtiyaç fazla. Çorba, sıvı gıdalar ve sindirimi kolay şeyleri mutlaka işe yaramaktadır.