Elon Musk’ın beyin-bilgisayar arayüzü şirketi Neuralink, bu kez bilgisayarları düşünceyle kontrol ettirmekten çok daha iddialı bir hedef üzerinde çalışıyor: Gözleri kullanmadan görsel algı oluşturmak.
“Blindsight” adı verilen deneysel beyin implantının, göz ve optik sinir üzerinden ilerleyen normal görme yolunu devre dışı bırakarak görüntü bilgisini doğrudan beynin görsel korteksine iletmesi hedefleniyor.
Musk, ilk görme implantlarının önümüzdeki 6 ila 12 ay içerisinde insanlarda uygulanmasının hedeflendiğini açıkladı. Ancak bu süre şirketin hedeflediği takvimi ifade ediyor. Blindsight’ın insanlarda görmeyi geri kazandırdığına ilişkin yayımlanmış bir klinik sonuç henüz bulunmuyor.
Göz yerine doğrudan beynin görme merkezi hedefleniyor
Blindsight’ı klasik görme tedavilerinden ayıran temel özellik, sorunu gözde çözmeye çalışmaması.
Sistemin temelinde dış dünyadan elde edilen görüntülerin elektronik olarak işlenmesi ve beynin arka bölümündeki görsel kortekse yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla nöral aktivite oluşturulması bulunuyor.
Amaç, beynin görme merkezinde yapay bir görsel algı meydana getirmek.
Bu yaklaşım nedeniyle göz küresinde veya optik sinirde ağır hasar bulunan bazı kişilerin de gelecekte teknolojiden yararlanabilmesi hedefleniyor.
İlk görüntü doğal görmeye benzemeyebilir
Musk daha önce Blindsight’ın başlangıçta sağlayabileceği görüntünün düşük çözünürlüklü olabileceğini ve bunu eski Atari bilgisayar grafiklerine benzetmişti.
Dolayısıyla teknolojinin ilk hedefinin doğal insan görüşünü eksiksiz biçimde yeniden oluşturmak değil, beynin anlamlandırabileceği temel görsel bilgileri meydana getirmek olduğu düşünülüyor.
Musk’ın iddiası bununla sınırlı değil
Musk’ın Blindsight için uzun vadeli öngörüsü, kaybedilen görme yetisinin geri kazandırılmasının da ötesine uzanıyor.
Musk, sistemin gelecekte yüksek çözünürlüklü görüntüler sağlayabileceğini, hatta insan gözünün doğal olarak algılayamadığı kızılötesi ve morötesi dalga boylarından ya da radar benzeri sistemlerden elde edilen verilerin görsel algıya dönüştürülebileceğini öne sürüyor.
Ancak bu özellikler bugün Blindsight’ın insanlarda kanıtlanmış yetenekleri değil. Bunlar teknolojinin gelecekte ulaşması hedeflenen aşamalar arasında bulunuyor.
Prof. Dr. Banu Açıkalın: Görsel kortekse uyarım bilimsel olarak mümkün
Teknoloji dünyasında büyük yankı uyandıran açıklamaları, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Açıkalın klinik ve bilimsel açıdan değerlendirdi.
Göz küresi veya optik sinir hasar görmüş olsa bile beynin oksipital, yani görsel korteksinin sağlam kalabileceğine dikkat çeken Açıkalın, görsel korteksin doğrudan uyarılmasının bilimsel temeli bulunan bir yaklaşım olduğunu belirtti.
Geleneksel retina protezlerinden farklı olarak bu yaklaşımın gözü ve görme sinirini devre dışı bırakarak doğrudan beyni hedeflediğini vurgulayan Açıkalın, buna karşın ilk aşamadaki beklentilerin gerçekçi tutulması gerektiğini söyledi.
İlk aşamada ışık noktaları ve silüetler görülebilir
Prof. Dr. Açıkalın’a göre hastaların ilk aşamada deneyimleyebileceği görsel algının doğal görmeye benzemesi beklenmemeli.
Hastaların başlangıçta “fosfen” adı verilen ışık noktacıkları ile temel şekil ve nesne silüetlerini algılayabileceğini belirten Açıkalın, yüksek çözünürlüklü görmenin ise çok daha uzun vadeli klinik çalışmalar ve teknolojik gelişmeler gerektireceğini kaydetti.
Nitekim görsel korteksin elektriksel uyarımıyla fosfen benzeri algıların oluşturulması Neuralink’ten önce de bilimsel araştırmalara konu oldu. İnsanlarda gerçekleştirilen deneysel kortikal görme protezi çalışmalarında, görsel korteksin belirli bölgelerinin uyarılmasıyla ışık noktaları ve basit görsel örüntüler oluşturulabildi.
Kızılötesi görmek gerçekten mümkün olabilir mi?
Prof. Dr. Açıkalın, Musk’ın insan gözünün doğal spektrum sınırlarını aşan kızılötesi ve radar görüşü iddialarını da değerlendirdi.
Harici sensörlerden elde edilen verilerin elektrik sinyallerine dönüştürülerek beyne aktarılmasının teorik açıdan imkânsız olmadığını belirten Açıkalın’a göre asıl soru, beynin bu yeni bilgiyi ne ölçüde anlamlandırabileceği.
Burada beynin değişen girdilere uyum sağlama yeteneği olan nöroplastisite ile implantın sağlayabileceği elektrot çözünürlüğü kritik önem taşıyor.
Binlerce elektrot yeterli olacak mı?
Teknolojinin önündeki sorun yalnızca beyne veri göndermek değil.
Beyin dokusuna çok sayıda mikroelektrotun güvenli biçimde yerleştirilmesi, implantın uzun süre çalışabilmesi ve çevresindeki dokunun yabancı cisme karşı oluşturabileceği biyolojik reaksiyonların kontrol edilmesi gerekiyor.
Açıkalın, bu nedenle yüksek çözünürlüklü görsel algı hedeflerinin henüz gelişimin oldukça erken aşamasında olduğuna dikkat çekti.
Bilim dünyasında da bu konuda temkinli değerlendirmeler bulunuyor. Görsel kortekse daha fazla elektrot yerleştirilmesinin tek başına doğal veya insan gözünden daha yüksek çözünürlüklü bir görüş oluşturacağı kesin değil. Görsel bilginin beyindeki kodlanma biçimi, yalnızca elektrot sayısıyla açıklanamayacak kadar karmaşık.
Doğuştan körlük daha zor bir problem olabilir
Blindsight’ın başarısını belirleyebilecek önemli konulardan biri de kişinin görme kaybının ne zaman gerçekleştiği.
Prof. Dr. Açıkalın, sonradan görme yetisini kaybeden kişilerde daha önce oluşmuş görsel beyin haritalarının bulunmasının yeni sinyallerin anlamlandırılmasında avantaj sağlayabileceğini belirtti.
Doğuştan görme engelli kişilerde ise süreç daha karmaşık olabilir. Çünkü beynin gelişimi sırasında görsel deneyimin bulunmaması, görsel korteksin organizasyonunu ve yapay uyarılara vereceği yanıtları etkileyebilir.
Bu nedenle aynı implantın bütün körlük türlerinde aynı sonucu oluşturacağını varsaymak bugün için mümkün değil.
“Temkinli bir iyimserlik şart”
Prof. Dr. Banu Açıkalın, tıbbi cihazların klinik değerlendirme, güvenlik ve biyouyumluluk süreçlerinin zaman aldığını hatırlatarak Neuralink’in projesinin tıp tarihi açısından heyecan verici ve ufuk açıcı bir adım olduğunu belirtti.
Ancak hastaların ve kamuoyunun “mucizevi” sonuçlar yerine kademeli bilimsel gelişmelere odaklanması gerektiğinin altını çizdi.
FDA statüsü onay anlamına gelmiyor
Blindsight açısından önemli gelişmelerden biri Eylül 2024’te yaşandı.
Neuralink, ABD Gıda ve İlaç Dairesinin Blindsight’a “Breakthrough Device” statüsü verdiğini duyurdu.
Ancak bu statü, FDA’nın cihazın körlüğü tedavi ettiğini kabul ettiği veya cihazı rutin klinik kullanım için onayladığı anlamına gelmiyor.
FDA’nın Breakthrough Devices Programı, ciddi veya geri dönüşü olmayan hastalık ve durumlara yönelik belirli yenilikçi tıbbi cihazların geliştirme ve değerlendirme süreçlerini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Cihazların güvenlik ve etkinlik açısından gerekli standartları ayrıca karşılaması gerekiyor.
Asıl sınav insan çalışmalarında olacak
Blindsight’ın gerçek potansiyelini belirleyecek aşama insan çalışmalarından elde edilecek veriler olacak.
İmplantın güvenliği, yıllar boyunca beyinde kullanılabilirliği, oluşturduğu görsel algının çözünürlüğü ve hastaların günlük yaşamında işlevsel bir fayda sağlayıp sağlamadığı klinik çalışmalarla ortaya çıkacak.
Bu nedenle bugün için “Neuralink körlüğü tedavi etti” demek mümkün değil.
Ancak göz ve optik siniri devre dışı bırakarak görüntü bilgisini doğrudan beynin görme merkezine aktarma fikri artık yalnızca bilimkurgunun konusu değil.
Neuralink’in önündeki asıl soru da burada başlıyor:
Beyne bir görüntü sinyali göndermek mümkün olabilir. Peki insan beyni bu sinyali gerçekten “görmeye” dönüştürebilecek mi?
Bu sorunun yanıtını Blindsight’ın insan çalışmalarının vermesi bekleniyor.




