Biri dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen diyabetin önemli komplikasyonlarından biri.

Diğeri ise çocukluk çağında başlayıp zaman içinde konuşma, bilişsel yetiler ve kazanılmış becerilerin kaybına yol açabilen çok nadir bir genetik hastalık.

17 Eylül 2026’da bu iki farklı hastalık alanından peş peşe iki önemli haber geldi.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi, finerenonun tip 1 diyabete bağlı kronik böbrek hastalığındaki kullanımını onayladı.

Aynı gün Sanfilippo sendromu tip A için ilk FDA onaylı tedavi olan Fayuvi gen tedavisine de onay verildi.

İki tedavinin mekanizması, hedeflediği hastalık ve uygulanma şekli birbirinden tamamen farklı.

Ancak ikisi de modern tıbbın giderek hastalıkların altında yatan biyolojik mekanizmalara yöneldiğini gösteren dikkat çekici örnekler.

Tip 1 diyabete bağlı böbrek hastalığında yeni seçenek

İlk gelişme finerenon, ticari adıyla Kerendia ile ilgili.

Finerenon, steroidal olmayan seçici bir mineralokortikoid reseptör antagonisti.

FDA’nın yeni kararıyla ilacın kullanım alanı, tip 1 diyabetle ilişkili kronik böbrek hastalığı bulunan yetişkinleri de kapsayacak şekilde genişletildi.

İlacın üreticisi Bayer, bunu bu hasta grubu için ABD’de 30 yılı aşkın süredir FDA tarafından onaylanan ilk yeni tedavi seçeneği olarak tanımlıyor.

Burada önemli bir ayrım var:

FDA, Yüzeyel Bazal Hücreli Karsinomda Ameluz Fotodinamik Tedavisini Onayladı
FDA, Yüzeyel Bazal Hücreli Karsinomda Ameluz Fotodinamik Tedavisini Onayladı
İçeriği Görüntüle

Finerenon tip 1 diyabeti tedavi eden bir ilaç değil ve insülinin yerine geçmiyor.

Yeni endikasyon, tip 1 diyabete eşlik eden kronik böbrek hastalığını hedefliyor.

242 hastalık Faz 3 çalışması

Onayın temel bilimsel dayanaklarından biri FINE-ONE Faz 3 çalışması.

New England Journal of Medicine’da yayımlanan araştırmaya tip 1 diyabet, kronik böbrek hastalığı ve albüminürisi bulunan 242 yetişkin dahil edildi.

Katılımcılar finerenon veya plasebo almak üzere rastgele iki gruba ayrıldı.

Altı aylık dönemde idrar albümin/kreatinin oranı, yani UACR, finerenon grubunda yüzde 34, plasebo grubunda ise yüzde 12 azaldı.

İki grup istatistiksel olarak karşılaştırıldığında finerenonla UACR’de plaseboya göre yüzde 25 daha fazla göreli azalma görüldü.

Bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı.

Bu yüzde ne anlama geliyor?

Çalışmanın en kolay yanlış yorumlanabilecek noktası burası.

Araştırma:

“Finerenon böbrek yetmezliği riskini yüzde 25 azalttı”

sonucunu göstermedi.

FINE-ONE’ın temel sonlanım noktası böbrek yetmezliği, diyaliz ihtiyacı veya böbrek nakli değildi.

Temel ölçüt UACR’deki değişimdi.

UACR, idrarda ne kadar albümin bulunduğunu değerlendiren önemli bir böbrek hasarı göstergesi.

Sağlıklı böbrekler albümin gibi büyük proteinlerin önemli bölümünü kanda tutarken, böbreğin filtreleme yapısı zarar gördüğünde albümin idrara geçmeye başlayabiliyor.

Bu nedenle UACR’nin azalması olumlu kabul ediliyor.

Yeni FDA endikasyonu da UACR’nin azaltılmasına dayanıyor; bunun kalıcı böbrek fonksiyon kaybı ve son dönem böbrek hastalığı riskini azaltması bekleniyor.

Ancak bunun uzun dönemde klinik olaylara ne ölçüde yansıyacağı daha uzun takiplerle değerlendirilecek.

Potasyum açısından dikkat gerekiyor

Finerenon tamamen risksiz bir ilaç değil.

FINE-ONE çalışmasında dikkat çeken güvenlilik başlıklarından biri hiperkalemi, yani kandaki potasyum düzeyinin yükselmesiydi.

Hiperkalemi:

finerenon grubunda yüzde 10,1,
plasebo grubunda yüzde 3,3
oranında görüldü.

Finerenon kullanan katılımcıların yüzde 1,7’si hiperkalemi nedeniyle tedaviyi bıraktı.

Bu nedenle finerenon hekim kontrolünde kullanılıyor ve böbrek fonksiyonlarıyla birlikte serum potasyumunun izlenmesi önem taşıyor.

İkinci onay çocukluk çağının ağır bir nadir hastalığı için

Aynı gün gelen ikinci gelişme ise Sanfilippo sendromu tip A ile ilgili.

Hastalığın tıbbi adı:

Mukopolisakkaridoz tip IIIA — MPS IIIA.

Sanfilippo tip A, SGSH genindeki hastalık yapıcı değişikliklerden kaynaklanan nadir ve ilerleyici bir genetik hastalık.

SGSH geni, sulfamidase adlı enzimin üretimi için gerekli bilgiyi taşıyor.

Enzim yeterince üretilemediğinde heparan sülfat hücrelerin lizozomlarında birikiyor.

Bu birikim özellikle beyin ve sinir sisteminde zaman içinde ilerleyici hasara yol açabiliyor.

Çocuklar yaşamlarının ilk dönemlerinde bazı gelişim basamaklarını normal şekilde kazanabilirken daha sonra gelişim yavaşlayabiliyor; konuşma, bilişsel yetiler ve diğer kazanılmış beceriler giderek kaybedilebiliyor.

Sanfilippo için ilk FDA onaylı tedavi

FDA, Fayuvi (rebisufligene etisparvovec-hopf) adlı gen tedavisini onayladı.

Bu karar, Sanfilippo sendromu tip A için ilk FDA onaylı tedavi anlamına geliyor.

Tedavinin en dikkat çekici özelliklerinden biri de tek seferlik damar içi infüzyon şeklinde uygulanması.

Fayuvi, değiştirilmiş ve enfeksiyon oluşturmayan AAV9 adlı adeno-ilişkili viral vektörü taşıyıcı olarak kullanıyor.

Bu taşıyıcıyla hücrelere çalışan bir SGSH geni ulaştırılıyor.

Amaç, hücrelerin yeniden sulfamidase enzimi üretebilmesini sağlamak ve hastalıkta biriken heparan sülfatın parçalanmasını artırmak.

Çocukların bilişsel işlevleri değerlendirildi

Fayuvi’nin güvenlilik ve etkinliği açık etiketli, tek kollu ve çok merkezli bir klinik araştırmada değerlendirildi.

Çalışmada özellikle 2–5 yaşındaki çocukların bilişsel skorlarındaki değişim incelendi.

Burada önemli bir metodolojik ayrıntı bulunuyor:

Çalışmada eşzamanlı plasebo grubu yoktu.

Tedavi alan çocukların sonuçları, hastalığın doğal seyrini gösteren tedavi almamış tarihsel kontrol grubuyla karşılaştırıldı.

FDA’ya göre Fayuvi alan çocuklarda bilişsel işlev korundu veya iyileşti.

Bu sonuç, Sanfilippo tip A’nın doğal seyrinde bu yaş döneminde beklenen durağanlaşma ve ardından gelen gerilemeden farklıydı.

Bu bulgu tedavinin hastalığın nörolojik seyrini değiştirebilme potansiyelini destekliyor.

Ancak sonuçlar değerlendirilirken çalışmanın randomize ve eşzamanlı kontrollü olmaması da dikkate alınmalı.

Her Sanfilippo hastası için uygun mu?

Hayır.

FDA’nın resmî onay metnindeki ifade özellikle önemli.

Fayuvi:

nörogelişimsel işlevi korunmuş pediatrik MPS IIIA hastalarında nörolojik belirtilerin tedavisi

için onaylandı.

Bu nedenle “Sanfilippo tip A bulunan bütün çocuklara uygulanabilir” şeklinde bir sonuç çıkarmak doğru değil.

Hastalığın evresi ve çocuğun mevcut nörogelişimsel durumu tedavi değerlendirmesinde önem taşıyor.

Tek uygulama olması risksiz olduğu anlamına gelmiyor

Fayuvi’nin yalnızca bir kez uygulanması tedavinin basit olduğu anlamına gelmiyor.

Gen tedavisi, infüzyon reaksiyonlarının yönetilebildiği uygun sağlık merkezlerinde uygulanıyor.

FDA’nın bildirdiği ve hastaların yüzde 5’inden fazlasında görülen yan etkiler arasında:

karaciğer enzimi AST’de yükselme,
bulantı ve kusma,
ateş,
iştah azalması,
beyaz kan hücreleri ve trombositlerde azalma
ve amilaz düzeyinde yükselme

bulunuyor.

Önemli güvenlilik uyarılarından biri de trombotik mikroanjiyopati riski.

FDA ayrıca diğer AAV tabanlı gen tedavilerinde olduğu gibi verilen genetik materyalin genomla bütünleşmesine bağlı teorik uzun dönem tümör riskine dikkat çekiyor.

Tedavi öncesinde başlayan ve sonrasında en az sekiz hafta devam eden kortikosteroid kullanımı da uygulama protokolünün bir parçası.

İki tedavinin ortak noktası ne?

Finerenon ve Fayuvi birbirinden çok farklı iki tedavi.

Finerenon, mineralokortikoid reseptörünün aşırı aktivasyonuyla ilişkili süreçleri hedefleyen ağızdan kullanılan bir ilaç.

Fayuvi ise eksik işlev gören genetik talimatı çalışan bir SGSH geniyle tamamlamayı amaçlayan tek uygulamalık gen tedavisi.

Ancak bu iki onay aynı eğilimi ortaya koyuyor:

Modern tıp yalnız hastalık belirtilerini kontrol etmeye değil, hastalığın altında yatan mekanizmalara müdahale etmeye giderek daha fazla yöneliyor.

Birinde böbrek hasarına katkıda bulunan biyolojik bir sinyal yolu hedefleniyor.

Diğerinde hastalığın temelindeki genetik bozukluğa müdahale ediliyor.

Türkiye’deki hastalar için ne anlama geliyor?

Her iki gelişme de ABD FDA kararı.

Bu nedenle finerenonun yeni tip 1 diyabet endikasyonunun veya Fayuvi gen tedavisinin Türkiye’de otomatik olarak aynı koşullarda ruhsatlandırıldığı ya da geri ödeme kapsamına girdiği anlamına gelmiyor.

Türkiye’de ruhsatlandırma, kullanım endikasyonu, erişim ve geri ödeme süreçleri ayrıca değerlendiriliyor.

Hastaların mevcut tedavilerini bu haberler doğrultusunda değiştirmemeleri ve özellikle gen tedavileri konusunda uzman merkezlerin değerlendirmesi dışında bir girişimde bulunmamaları gerekiyor.

Tıbbiye Bülteni değerlendirmesi

17 Eylül 2026’da verilen iki karar farklı nedenlerle önemli.

Finerenon, tip 1 diyabete bağlı kronik böbrek hastalığında tedavi seçeneklerine yeni bir yaklaşım ekliyor.

Fayuvi ise bugüne kadar FDA onaylı bir tedavisi bulunmayan Sanfilippo sendromu tip A’da hastalığın genetik temelini hedefleyen ilk onaylı tedaviyi getiriyor.

Ancak iki gelişmede de bilimin sınırlarını doğru çizmek gerekiyor.

Finerenon için uzun dönemde böbrek yetmezliği ve diyaliz gibi klinik sonuçlar üzerindeki etkinin daha uzun süreli verilerle netleşmesi gerekiyor.

Fayuvi için ise etkinin ne kadar süre devam edeceği ve uzun dönem güvenlilik profilinin nasıl şekilleneceği yıllar sürecek takiplerle anlaşılacak.

Bu nedenle iki FDA kararı da bir “son nokta” değil.

Biri kronik böbrek hastalığında, diğeri nadir bir çocukluk hastalığında açılan yeni bir tedavi kapısı.

Kaynaklar

U.S. Food and Drug Administration

New England Journal of Medicine

FINE-ONE Investigators

Bayer

FDA FAYUVI BLA Approval Letter

Ultragenyx Pharmaceutical

SEO BAŞLIĞI

FDA’dan İki Yeni Onay: Finerenon ve Sanfilippo Gen Tedavisi