16–18 Ekim 2026’da düzenlenecek 5. Doğu Dahiliye Kongresi, Türkiye’nin dört bir yanından hekimleri Diyarbakır’da buluşturacak. Bu buluşma, güncel tıp bilgisinin paylaşılmasının ötesinde, kadim bir kentin bilimsel birikimini görünür kılan ve barışla güçlenen ortak geleceğimize umut veren bir anlam taşıyor.
Bir şehri yalnızca geçmişte yaşadığı acılarla anlatmak, o şehre yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir. Diyarbakır da uzun yıllar çatışmaların, kayıpların, kanın ve gözyaşının gölgesinde anıldı. Oysa bu kent, kendisine yöneltilen dar bakışlardan çok daha büyük bir tarihe, çok daha zengin bir kültüre ve çok daha güçlü bir yaşama iradesine sahiptir.
Diyarbakır; surlarının, hanlarının ve Dicle kıyısındaki köprülerinin taşıdığı hafıza kadar, farklı dillerin, inançların ve kültürlerin birlikte oluşturduğu hayatla da değerlidir. Ancak onu yalnızca görülmesi gereken tarihî bir şehir olarak düşünmek de eksik kalır. Diyarbakır aynı zamanda hastanelerinde insan hayatına dokunulan, üniversitesinde bilgi üretilen, genç hekimlerin yetiştiği bir bilim ve eğitim kentidir.
Yarın, 16 Ekim Cuma günü başlayacak ve üç gün sürecek 5. Doğu Dahiliye Kongresi, işte bu gerçeğin güçlü bir ifadesi olacak. Güneydoğu İç Hastalıkları Derneği tarafından Novotel Diyarbakır’da düzenlenecek kongre, Doğu ve Güneydoğu’daki meslektaşlarımızı ülkemizin dört bir yanından gelen hekimlerle aynı bilimsel zeminde buluşturacak.
Bilimin adresi yalnızca metropoller değildir
Türkiye’de bilimsel hayatı yalnızca birkaç büyük şehrin salonlarından ibaret görmek, hem ülkemizin birikimini hem de bölge kentlerimizin emeğini eksik değerlendirmektir. Nitelikli akademik faaliyetlerin Diyarbakır’da gerçekleşmesi bir istisna olarak değil, olması gerekenin bir parçası olarak görülmelidir.
Çünkü bilgi, bir şehrin büyüklüğüyle değil, sorulan soruların niteliğiyle gelişir. Akademik üretim, bulunduğu coğrafyadan çok, onu mümkün kılan merakın, emeğin ve dayanışmanın gücüyle değer kazanır. Diyarbakır bugün bilimle tanışmıyor; uzun yıllardır taşıdığı bilimsel birikimi daha geniş bir çevreyle paylaşıyor.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. İhsan Solmaz’ın kongre başkanlığında gerçekleştirilecek bu buluşmada, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki akademisyenlerin, uzmanların ve asistanların öncü emeği özellikle kıymetlidir. Bölgedeki akademik kurumların ve meslektaşlarımızın katkılarıyla güçlenen bu çaba, günlük sağlık hizmetinin yoğunluğu içinde bilimsel üretimden vazgeçmeyen bir hekimlik anlayışını yansıtıyor.
Bir kongrenin görünür yüzünde kürsüler ve konuşmacılar vardır. Fakat onu mümkün kılan, hazırlıkların her aşamasında sorumluluk alan insanların emeğidir. Genç bir asistanın çalışmasını sunabilmesi, bir uzmanın deneyimini paylaşabilmesi ve farklı kurumlardan hekimlerin birbirine ulaşabilmesi, bu emeğin en anlamlı karşılıklarıdır.
Paylaşılan bilgi, hastanın hayatına dokunacak
Kongrenin bilimsel programı, dahiliyenin gündelik pratiğine doğrudan karşılık veren bir içerik taşıyor. Hipertansiyon, obezite, diyabet ve tiroid hastalıklarının yönetimi; metabolik karaciğer hastalıkları ve dislipidemi gibi sık karşılaşılan sorunlarla birlikte ele alınacak. Sepsis ve febril nötropeni gibi kritik tabloların yanında, böbrek hastalıklarına yaklaşım ve gebelikte karşılaşılan dahili sorunlar da tartışılacak.
Temel EKG ve Akademik Gelişim kursları, klinik becerilerin ve bilimsel üretimin birlikte desteklendiğini gösteriyor. Yapay zekânın klinik kullanımı ve akademik gelişimdeki yerinin programa alınması ise bu buluşmanın yalnızca bugünün sorularıyla yetinmediğini, hekimliğin geleceğini de gündemine taşıdığını ortaya koyuyor.
Birinci basamak pratiğine yönelik oturumların bulunması ayrıca önemlidir. Hastanın aile sağlığı merkezinden uzmanlık hizmetine uzanan yolculuğu, birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan bir bakım anlayışı gerektirir. Sözlü bildiri oturumları da klinikte ortaya çıkan soruların araştırmaya dönüşmesine ve farklı deneyimlerin bilimsel tartışmaya açılmasına fırsat sunacak.
Bütün bu programın merkezinde ise tek bir amaç var: Hastaya daha iyi hekimlik yapabilmek.
Kongrenin tanıtım filminde tarihî kent görüntülerinin geçmiş kongrelerden bilimsel paylaşım ve dostluk anlarıyla yan yana gelmesi, bu buluşmanın ruhunu güzel anlatıyor. Filmin hatırlattığı temel düşünce de hekimliğin özüne dokunuyor: Burada paylaşılan bilgi, yarın bir hastanın yaşamına katkı sunacak.
Bu nedenle bir oturumda öğrenilen yeni bir yaklaşım, yalnızca bir sunum notu değildir. Poliklinikte verilecek daha doğru bir kararın, serviste fark edilecek bir riskin, zamanında yapılacak bir müdahalenin başlangıcı olabilir. Bilimsel paylaşımın gerçek değeri, kongre salonundan çıktıktan sonra da sürmesidir.
Türkiye’nin dört yönü arasında bir hekimlik köprüsü
Doğu Dahiliye Kongresi’nin adında bir coğrafya vardır; fakat taşıdığı ruh, o coğrafyanın sınırlarını aşar. Doğu’dan Batı’ya, Kuzey’den Güney’e uzanan bu buluşma, mesleki dayanışmayı yüz yüze kurulan bir dostluğa dönüştürür.
Birbirini daha önce yalnızca yayınlarından tanıyan hekimlerin aynı masada konuşması, deneyimli hocaların genç meslektaşlarının sorularını dinlemesi, farklı şehirlerde benzer sorunlarla karşılaşan uzmanların çözüm araması… Bunlar bilimsel programın saat çizelgesine sığmayan, fakat bir kongrenin kalıcı değerini belirleyen karşılaşmalardır.
Ülkemizin dört bir yanından dahiliyeye gönül vermiş kıymetli hocalarımızın katkılarıyla oluşacak bu bilimsel şölen, bölge hekimleri için yalnızca bilgiye erişim anlamına gelmiyor. Aynı zamanda kendi deneyimlerini paylaşma, ortak çalışmalar geliştirme ve güçlü bir mesleki çevrenin parçası olma imkânı sunuyor.
Bu karşılaşmalarda uzaklıklar azalır. Bir şehir, haritadaki yerinden ibaret olmaktan çıkar; orada tanıdığımız meslektaşlarımızla, kurduğumuz dostluklarla ve birlikte ürettiğimiz fikirlerle anlam kazanır.
Bu kongreyi benim için bir dahiliye toplantısından daha fazlası yapan, tam da bu insani ve toplumsal anlamıdır.
Farklı şehirlerden gelen hekimlerin Diyarbakır’da buluşabilmesi, birbirini dinleyebilmesi ve ortak bir amaç için çalışabilmesi; barış ve kardeşlik arayışının hayatın içindeki karşılıklarından biri olarak okunabilir.
İnsanları karşı karşıya değil, yan yana getiren her buluşma, birlikte yaşama iradesini güçlendirir. Hekimler için bu iradenin çok somut bir zemini vardır: Kimliğine, diline, inancına ya da geldiği yere bakmadan insanın hayatını ve onurunu korumak.
Yarın Diyarbakır’da başlayacak 5. Doğu Dahiliye Kongresi’ni bu yüzden yalnızca bilimsel takvimimizdeki bir etkinlik olarak görmüyorum. Onu, bu kentin hak ettiği biçimde bilimle, kültürle ve dostlukla anılmasına katkı sunan değerli bir buluşma olarak görüyorum.
Doç. Dr. İhsan Solmaz başta olmak üzere organizasyona emek veren bütün meslektaşlarımızı kutluyor; ülkemizin dört bir yanından gelecek kıymetli hocalarımıza ve hekimlerimize şimdiden hoş geldiniz diyorum.
Diyarbakır’ın hikâyesini yalnızca geçmişin acıları değil, bugün birlikte ürettiğimiz bilgi ve yarına taşıdığımız umut da yazsın. Çünkü iyileştirmek, bazen bir hastaya doğru tedaviyi vermekle; bazen de insanların yeniden yan yana gelebilmesine katkı sunmakla başlar.