1924 yılında İstanbul’un şehir dışı sayılabilecek Bakırköy bölgesinde eski bir askerî kışla vardı.

Binaların önemli bölümü bakımsızdı. Burası modern bir hastaneden çok, yeniden kullanılmayı bekleyen büyük bir askerî yerleşkeyi andırıyordu.

Sonra bir gün buraya 38 hasta getirildi.

Bu küçük grubun ardından başlayan taşınma birkaç yıl sürecek; Reşadiye Kışlası zamanla Türkiye’nin ruh sağlığı tarihindeki en önemli kurumlardan birine dönüşecekti.

Bugünkü Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin hikâyesinin kritik dönüm noktalarından biri böyle başladı.

Fakat bu tarih yalnız bir hastanenin kuruluş hikâyesi değil.

Aynı zamanda ruhsal hastalıkların toplumdan uzaklaştırılması gereken bir “sorun” olarak görülmesinden, psikiyatrinin tıbbın ayrı bir uzmanlık alanı olarak kurumsallaşmasına uzanan uzun ve sancılı dönüşümün de hikâyesi.

Her şey Toptaşı’nın artık yetmemesiyle başladı

Bakırköy’den önce İstanbul’un en büyük resmî ruh sağlığı kurumu Üsküdar’daki Toptaşı Bimarhanesi idi.

Toptaşı, 1873’ten itibaren uzun yıllar Osmanlı Devleti’nin başlıca ruh sağlığı kurumlarından biri olarak hizmet verdi.

Ancak zamanla binanın fiziksel koşulları ve kapasitesi yetersiz hale geldi.

Daha 20. yüzyılın başlarında hekimler yeni bir ruh sağlığı hastanesine ihtiyaç olduğunu tartışıyordu. Dönemin kurumlarında yalnız bina ve kalabalık problemi değil, hasta bakımı, hijyen, eğitimli personel ve tedavi anlayışı konusunda da ciddi sorunlar bulunuyordu.

Mazhar Osman da henüz genç bir hekimken bu mesele üzerine yazan isimlerden biriydi.

1914’te yayımladığı bimarhanelerin yönetimine ilişkin küçük kitabında, ruhsal hastalığı bulunan kişinin öncelikle hasta olarak görülmesi gerektiğini savunuyor; hastalara şiddet uygulanmasına ve kötü muameleye açık biçimde karşı çıkıyordu.

Bu yaklaşım bugünün hasta hakları standartlarıyla aynı değildi. Ancak kendi döneminin kurum kültürü düşünüldüğünde önemli bir zihniyet değişiminin işaretlerinden biriydi.

15 Ekim 1924’te önemli karar

Cumhuriyet’in kurulmasının ardından Toptaşı’nın geleceği yeniden gündeme geldi.

Mazhar Osman’ın girişimleriyle Bakırköy’de bulunan Reşadiye Kışlasının ruh sağlığı hastanesine dönüştürülmesi önerildi.

15 Ekim 1924 tarihli Bakanlar Kurulu kararında Toptaşı’nın fiziksel ve sağlık koşullarındaki yetersizlik gerekçe gösterilerek hastaların Reşadiye Kışlası’na taşınması uygun bulundu.

Fakat bu, hastaların bir gün içinde başka binaya götürüldüğü sıradan bir hastane taşınması değildi.

Kışlanın önemli bölümleri harap durumdaydı.

Binaların onarılması, servislerin oluşturulması ve yüzlerce kişinin yeni kuruma taşınması gerekiyordu.

İlk kafilede yalnız 38 hasta vardı

Hastanenin resmî tarihçesine göre taşınmanın öncülüğünü Mazhar Osman’ın öğrencilerinden Fahrettin Kerim Gökay yaptı.

Gökay, Toptaşı’ndan 38 hastayla birlikte Bakırköy’deki eski Reşadiye Kışlası binalarına yerleşti.

İlk 38 hasta bütün kurumun bir anda taşındığı anlamına gelmiyordu.

Toptaşı’ndan Bakırköy’e geçiş aşamalı biçimde sürdü ve taşınma 1927 yılının sonlarına kadar devam etti.

Yeni kurum İstanbul Emraz-ı Akliye ve Asabiye Hastanesi adıyla gelişmeye başladı.

Bugünkü Türkçeyle bu isim kabaca “Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi” anlamına geliyordu.

Eski kışla bir anda modern hastane olmadı

Bakırköy hikâyesini yalnız bir başarı öyküsü gibi anlatmak tarihsel gerçeği eksik bırakır.

Reşadiye Kışlasının hastaneye dönüştürülmesi yıllar aldı.

1933 yılına kadar yaklaşık 20 bina onarılabildi. Yönetim bölümleri, nöroloji ve psikiyatri servisleri, gözlem alanları, mutfak, çamaşırhane ve başka hizmet birimleri zaman içinde oluşturuldu.

Hasta sayısı ise hızla yükseldi.

1933 yılında kurumda yaklaşık 1.400 hasta bulunuyordu.

1940’lı yıllarda hasta sayısının birkaç bine yükselmesi ciddi kapasite ve bakım sorunlarını beraberinde getirdi.

Dolayısıyla Bakırköy tarihi, yalnız modernleşmenin değil; kalabalıklaşma, kaynak yetersizliği ve ruh sağlığı hizmetlerinin ağır kurumsal yükünün de tarihidir.

Mazhar Osman neden bu kadar önemliydi?

Mazhar Osman, Türkiye’de psikiyatri tarihinin en etkili isimlerinden biri oldu.

1904’te Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’den mezun olduktan sonra Gülhane’de çalıştı. Almanya’da dönemin önde gelen psikiyatri merkezlerinde incelemelerde bulundu; Emil Kraepelin ve Alois Alzheimer gibi isimlerin bulunduğu bilim çevresini yakından tanıdı.

Türkiye’ye döndüğünde psikiyatri ve nörolojinin tıbbın ciddi uzmanlık alanları olarak kabul edilmesi için çalıştı.

Ancak Bakırköy’ün kuruluşunu yalnız tek bir hekimin hikâyesine indirgemek de doğru değil.

Fahrettin Kerim Gökay, Şükrü Hazım Tiner, Ahmet Şükrü Emet, İhsan Şükrü Aksel ve çok sayıda hekim, hemşire, hasta bakıcı ve çalışan kurumun gelişiminde rol aldı.

Bakırköy zamanla yalnız hastaların yatırıldığı bir kurum değil, yeni psikiyatristlerin yetiştirildiği önemli bir eğitim merkezi haline geldi.

1933 Üniversite Reformu Bakırköy’ü değiştirdi

Bir başka önemli dönüm noktası 1933 Üniversite Reformu oldu.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinin psikiyatri ve nöroloji kliniklerinin Bakırköy’e taşınmasıyla tıp öğrencileri ve uzmanlık eğitimi alan hekimler hastanede klinik eğitim görmeye başladı.

640 Sayfalık Bir Dil Mücadelesi: Lügat-ı Tıbbiye Neden Hazırlandı?
640 Sayfalık Bir Dil Mücadelesi: Lügat-ı Tıbbiye Neden Hazırlandı?
İçeriği Görüntüle

Böylece Bakırköy’ün rolü genişledi.

Kurum yalnız ruhsal hastalığı bulunan insanların kaldığı büyük bir hastane değil; psikiyatri, nöroloji ve daha sonra beyin cerrahisinin geliştiği bir eğitim ve araştırma merkezi haline geliyordu.

Hastanenin müze kayıtları, 1930’lu yıllarda burada beyin ameliyatlarının da yapılmaya başladığını gösteriyor.

Hastayı yalnız kapalı bir koğuşta tutmak yeterli görülmüyordu

Bakırköy’de zaman içinde hastaların gündelik yaşama katılımını sağlayacak çeşitli uygulamalar da geliştirildi.

Dikiş, nakış, marangozluk, çiçekçilik ve maket gibi uğraşlara yönelik atölyeler açıldı. Spor faaliyetleri gerçekleştirildi ve bazı hastaların daha açık servis düzenlerinde yaşamasını sağlayan modeller geliştirildi.

Bunları doğrudan bugünkü modern ergoterapi veya psikososyal rehabilitasyon uygulamalarıyla eşitlemek doğru olmaz.

Ancak tarihsel açıdan önemli olan fikir şuydu:

Ruhsal hastalığı bulunan insan yalnız kapatılacak veya gözetilecek biri değil, tedavi ve rehabilitasyon ihtiyacı bulunan bir hastaydı.

Bu düşüncenin yerleşmesi yıllar aldı.

Tarihte kullanılan dil de değişti

Eski belgelerde bugün kullanılmaması gereken pek çok sözcükle karşılaşmak mümkün.

“Mecnun”, “deli”, “tımarhane” ve benzeri ifadeler tarihsel belgelerde dönemin resmî veya gündelik dili olarak kullanılıyordu.

Bugün ise ruhsal hastalığı olan kişileri hastalıklarıyla tanımlamak veya aşağılayıcı ifadeler kullanmak sağlık haberciliği ve tıp etiği açısından doğru kabul edilmiyor.

Bu nedenle psikiyatri tarihini anlatırken eski terimleri ancak dönemin belgelerini açıklamak gerektiğinde ve tarihsel bağlamıyla kullanmak önemli.

Çünkü ruh sağlığı tarihindeki değişim yalnız binaların ve tedavilerin değişimi değildir.

İnsana bakışın ve kullanılan dilin değişimi de bu tarihin bir parçasıdır.

38 kişiden Türkiye’nin psikiyatri merkezlerinden birine

1924’te eski bir askerî kışlaya götürülen 38 insan, kendilerinden sonra gelecek büyük kurumsal değişimin başlangıcında olduklarını muhtemelen bilmiyordu.

Toptaşı’ndan başlayan taşınma üç yıl boyunca devam etti.

Harap kışla binaları onarıldı.

Yeni servisler açıldı.

Öğrenciler burada eğitim almaya başladı.

Psikiyatri, nöroloji ve beyin cerrahisi gelişti.

Fakat aynı zamanda kurum yıllar boyunca aşırı kalabalık, kaynak eksikliği ve büyük ölçekli hastane modelinin doğurduğu sorunlarla da mücadele etti.

Bakırköy’ün tarihsel önemi belki tam olarak burada yatıyor.

Bu hikâye yalnız bir hastanenin büyümesini değil, Türkiye’de ruh sağlığına ilişkin düşüncenin yaklaşık bir asır içinde ne kadar değiştiğini gösteriyor.

Her şey ise eski bir askerî kışlada, ilk 38 hastayla başlamıştı.

6. KAYNAKLAR

  1. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Hastane Tarihçesi – T.C. Sağlık Bakanlığı
  2. Düşünen Adam Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi – Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Kısa Tarihi – Şahap Erkoç, Fulya Kardeş, Fatih Artvinli – 2010 – s. 1–11
  3. Atatürk Ansiklopedisi – Mazhar Osman Uzman (1884–1951) – Kurumsal biyografi
  4. Osmanlı Bilimi Araştırmaları – “Mecnuna ne urulur, ne sövülür!”: Mazhar Osman ve Yönetilemeyen Bimarhaneler – Fatih Artvinli – 2017 – Cilt 19, Sayı 1, s. 13–42
  5. Fatih Artvinli – Delilik, Siyaset ve Toplum: Toptaşı Bimarhanesi (1873–1927) – Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi – 2013