Bulgular, yaşlanma biyolojisinde yeni bir araştırma alanına işaret ederken, çalışmanın henüz klinik tedavi aşamasında olmadığı vurgulanıyor.

Yaşlanma sürecinde vücuttaki uzun ömürlü proteinlerde biriken ve bugüne kadar geri döndürülemez kabul edilen kimyasal hasarın laboratuvar ortamında onarılabildiği gösterildi. ABD’de biyoteknoloji araştırmacıları tarafından yürütülen ve Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmada geliştirilen CMLase isimli deneysel enzim, yaşlı insan doku örneklerinde yaşlanmanın önemli biyolojik izlerinden biri olan Nε-karboksimetil-lizin (CML) birikimini belirgin şekilde azalttı.[1]

Araştırmacılar, bunun yaşlanmanın kendisini durduran bir tedavi anlamına gelmediğini ancak yıllardır geri döndürülemez olduğu düşünülen belirli bir moleküler hasarın ilk kez enzimatik olarak onarılabildiğini gösterdiğini belirtiyor.[1]

Yaşlanmanın kimyasal izleri hedef alındı

İleri glikasyon son ürünleri (AGE), şeker ve yağ metabolizması sırasında oluşan kimyasal reaksiyonlar sonucunda proteinlerde birikiyor. Özellikle kolajen, damar duvarı ve göz merceği gibi uzun ömürlü proteinlerde zamanla artan bu hasarın yaşlanma ve bazı kronik hastalıklarla ilişkili olduğu biliniyor.[1]

Araştırmada geliştirilen CMLase enzimi, proteinlere bağlanan CML molekülünü uzaklaştırarak proteinin doğal yapısını yeniden oluşturmayı hedefliyor.

İnsan doku örneklerinde dikkat çekici sonuçlar

Araştırmacılar, hesaplamalı protein tasarımı ve yönlendirilmiş evrim teknikleriyle geliştirdikleri enzimi önce laboratuvar ortamında, ardından yaşlı bağışçılardan elde edilen insan doku örneklerinde test etti.

Çalışmada bildirilen sonuçlara göre CMLase;

* yaşlı insan derisinde CML düzeyini yaklaşık %55,
* yaşlı damar dokusunda yaklaşık %70,
* 64 yaşındaki bir bağışçıdan alınan göz merceği örneklerinde ise yaklaşık %45 azalttı.[1]

Bazı deri örneklerinde CML düzeylerinin, karşılaştırma amacıyla incelenen 31 yaşındaki bağışçının deri örneklerinden bile daha düşük seviyelere indiği bildirildi.[1]

Henüz klinik tedavi değil

Araştırmanın en önemli sınırlılığı ise bulguların canlı insanlarda elde edilmemiş olması.

Çalışma; laboratuvar deneyleri ve yaşlı insanlardan alınan doku örnekleri üzerinde gerçekleştirildi. CMLase için henüz insan gönüllülerde tamamlanmış klinik araştırmalar veya düzenleyici kurum onayları bulunmuyor.[1]

Bilim insanları, yöntemin güvenliği ve etkinliğinin hayvan modelleri ile klinik çalışmalarla doğrulanması gerektiğini belirtiyor.

Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu: “Yaşlanma biyolojisi için heyecan verici bir gelişme”

Türkiye’de psikogenetik, biyoteknoloji ve longevity alanlarının öncü isimlerinden Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, çalışmayı yaşlanma biyolojisi açısından son yılların en dikkat çekici bilimsel gelişmelerinden biri olarak değerlendirdi.

Yılancıoğlu, “Bu araştırma, yaşlanmayla birlikte proteinlerde biriken ve uzun yıllardır geri döndürülemez kabul edilen belirli bir kimyasal hasarın enzimatik olarak onarılabileceğini göstermesi bakımından gerçekten heyecan verici bir gelişme. Yaşlanma biyolojisinde ilk kez belirli bir AGE hasarının doğrudan tamir edilebildiğine yönelik güçlü deneysel kanıt sunuluyor.” dedi.

Bulguların bilimsel açıdan önemli olduğunu ancak kamuoyunda yanlış yorumlanmaması gerektiğini vurgulayan Yılancıoğlu, “Bu çalışma henüz insanlarda uygulanmış bir tedaviyi göstermiyor. Araştırma laboratuvar ortamında ve yaşlı insanlardan alınan doku örnekleri üzerinde gerçekleştirildi. Klinik kullanıma geçilebilmesi için güvenlik, etkinlik ve uzun dönem sonuçların hayvan modelleri ile insan klinik araştırmalarında doğrulanması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

FDA’dan İlk Onay! Parasetamol ve Naproksen Aynı Tablette Buluştu
FDA’dan İlk Onay! Parasetamol ve Naproksen Aynı Tablette Buluştu
İçeriği Görüntüle

CMLase yaklaşımının gelecekte yeni tedavi stratejelerine kapı aralayabileceğini belirten Yılancıoğlu, “Bugüne kadar yaşlanmanın birçok yönünü yavaşlatmaya yönelik stratejiler geliştiriliyordu. Burada ise biriken moleküler hasarın doğrudan onarılması hedefleniyor. Eğer ilerleyen yıllarda bu yaklaşım güvenli ve etkili biçimde kliniğe taşınabilirse, yalnızca yaşlanma biyolojisi için değil, diyabet, damar sertliği ve göz hastalıkları gibi AGE birikimiyle ilişkili birçok hastalık açısından da yeni tedavi seçeneklerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Ancak bugün için bunu bir tedavi olarak değil, geleceğe ışık tutan güçlü bir bilimsel kavram kanıtı olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.” diye konuştu.

Araştırma, yaşlanma sürecinin moleküler düzeyde anlaşılması ve hedefe yönelik biyoteknolojik yaklaşımların geliştirilmesi açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilirken, uzmanlar laboratuvar bulgularının klinik uygulamaya dönüşebilmesi için kapsamlı araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu vurguluyor.

Kaynaklar

[1] Trabosh N, Smith J, Hsu MYH, Panja S, Nagaraj R, Olsson N ve ark. Reversal of protein chemical aging by enzymatic deglycation. Nature Communications. 2026;17:5926. DOI: 10.1038/s41467-026-75141-2