Ultra işlenmiş gıdaları daha fazla tüketen yetişkinlerde, beyin MR’ında damar kaynaklı hasar bulgularının daha sık görüldüğü belirlendi. Kanada’da yapılan araştırmada tüketim ile bilişsel performans arasında anlamlı ilişki bulunmadı. Beyin görüntülemesindeki ilişki ise tüketimin hesaplanma yöntemine göre değişti; sonuçlar bu gıdaların doğrudan beyin hasarına yol açtığını göstermiyor.
15 Ekim 2026’da JAMA Network Open’da yayımlanan çalışma, 35–69 yaşlarında, bilinen kalp-damar hastalığı bulunmayan 8.783 yetişkinin verilerini değerlendirdi. Araştırma, katılımcıların zaman içindeki değişimini izlemek yerine başlangıç ölçümlerini karşılaştıran kesitsel bir analiz olarak yürütüldü.
MR’da görülen değişiklikler ne anlama geliyor?
Araştırmacılar, belirgin klinik bulgu vermeyen beyin enfarktlarını ve beyaz cevherdeki yüksek düzeyde sinyal değişikliklerini birlikte değerlendirdi. Bunlar, beyin dokusunda damar kaynaklı etkilenmeye işaret edebilen görüntüleme bulguları.
Dolayısıyla çalışmada ölçülen sonuç, yeni bir demans tanısı ya da hafıza kaybı değildi. Beyin görüntülemesi ile bilişsel testler farklı sonuçları değerlendirdiği için birinde ilişki saptanıp diğerinde saptanmaması, tek başına çelişki oluşturmuyor.
Yüzde 40 ifadesi nasıl okunmalı?
Damarsal beyin hasarı bulgularının görülme oranı, ultra işlenmiş gıda tüketimi en düşük grupta yüzde 8,1, en yüksek grupta yüzde 11,3’tü. Gruplar arasındaki gözlenen fark 3,2 yüzde puanıydı.
Diğer etkenlerin hesaba katıldığı analizde odds oranı 1,40 olarak hesaplandı. Bu değer, bulgunun görülmesinin görülmemesine oranının yüksek tüketim grubunda yüzde 40 daha fazla olduğunu ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 40’ında hasar bulunduğu veya gelecekte inme riskinin yüzde 40 arttığı anlamına gelmiyor.
Tüketim hesabı değişince ilişki zayıfladı
Ana analizde tüketim, günlük 2.000 kalori başına düşen ultra işlenmiş gıda porsiyonuyla hesaplandı. Ancak toplam kalorinin veya toplam yiyecek porsiyonlarının ne kadarının bu gıdalardan geldiği esas alındığında, beyin bulgularıyla ilişki istatistiksel anlamlılığını kaybetti.
Bu ayrıntı, beyin sağlığına ilişkin sonucun temkinli yorumlanmasını gerektiriyor. Araştırmada daha tutarlı bulunan ilişki, yüksek tüketim ile toplam vücut yağı ve karın içi yağlanma arasındaydı.
Beslenmenin hangi özelliği etkili?
Science Media Centre’a değerlendirme yapan Aberdeen Üniversitesi Rowett Enstitüsü Direktörü Prof. Jules Griffin, yüksek tüketim grubunun beslenmesindeki başka farklılıklara da dikkat çekti. Yaş ve enerji alımı gibi etkenler hesaba katılsa bile tuz, şeker ve doymuş yağ tüketiminin etkisini ayırmak kolay değil.
Bu nedenle sonuçları yalnızca gıdanın işlenme düzeyine bağlamak mümkün değil. Beslenmenin bütünü ve eşlik eden yaşam koşulları da değerlendirmeyi etkileyebilir.
Hafıza kaybından önce başladığı kanıtlandı mı?
Hayır. Çalışma aynı kişileri yıllar boyunca izlemediğinden, beslenme alışkanlığının beyin değişikliklerinden önce mi sonra mı ortaya çıktığını belirleyemiyor. University College London’dan tıbbi görüntüleme uzmanı Prof. Derek Hill de gözlenen ilişkinin neden-sonuç kanıtı olmadığını vurguluyor.
Beyin bulgularının ileride bilişsel gerilemeye dönüşüp dönüşmediğini ve tüketimin azaltılmasının bu süreci değiştirip değiştirmediğini anlamak için aynı kişilerin zaman içinde izlendiği araştırmalar gerekiyor.
KAYNAKLAR
1. de Souza RJ, Schulze KM, Desai D ve arkadaşları. Ultraprocessed Food Intake and Adiposity, Vascular Brain Injury, and Cognition in Middle-Aged Adults. JAMA Network Open. 15 Ekim 2026;9(10):e2639118. DOI: 10.1001/jamanetworkopen.2026.39118.
2. Thomas L. Could ultraprocessed foods affect your brain before you notice? News-Medical. 19 Ekim 2026.
3. Science Media Centre. Ultra işlenmiş gıda tüketimi, vücut yağlanması, damarsal beyin hasarı ve biliş üzerine araştırmaya ilişkin Derek Hill ve Jules Griffin değerlendirmeleri. 16 Ekim 2026.




