Şizofreninin İlk İşaretleri Sanıldığı Gibi Olmayabilir
Bir genç arkadaşlarından uzaklaşmaya, derslerini aksatmaya ve çevresindeki insanların kendisi hakkında konuştuğunu düşünmeye başlayabilir. Aile bu değişimi ergenlik, stres veya isteksizlik olarak yorumlayabilir. Oysa belirtiler giderek belirginleşiyorsa profesyonel değerlendirme gerekebilir.
Şizofreni; kişinin düşünme, algılama, duygularını ifade etme ve günlük yaşamını sürdürme biçimini etkileyen ciddi bir ruhsal bozukluktur. Hastalığın görünümü kişiden kişiye değişir. Belirtiler dönem dönem şiddetlenebilir, azalabilir veya uzun süre devam edebilir.
Şizofreni kişilik bölünmesi değildir
Şizofreni, toplumda bazen “çift kişilik” ya da “kişilik bölünmesi” ile karıştırılır. Bunlar aynı durum değildir. Şizofrenide temel sorun kişinin gerçekliği değerlendirme, düşüncelerini düzenleme ve çevresiyle ilişki kurma süreçlerinde ortaya çıkar.
Hastalığı olan herkes aynı belirtileri yaşamaz. Bazı kişilerde sanrılar ve sesler ön plandayken bazı kişilerde isteksizlik, duygusal geri çekilme ve bilişsel güçlükler daha baskın olabilir.
Şizofreni belirtileri nelerdir?
Belirtiler genellikle üç ana grupta değerlendirilir: psikotik belirtiler, negatif belirtiler ve bilişsel belirtiler.
Psikotik belirtiler, kişinin gerçekliği algılama biçimindeki değişiklikleri kapsar. Bunlar arasında şunlar bulunabilir:
• Başkalarının duymadığı sesleri duyma veya görmediği şeyleri görme
• Kanıt bulunmamasına rağmen takip edildiğine, zarar göreceğine ya da özel mesajlar aldığına kesin biçimde inanma
• Konuşmanın dağılması ve düşünceler arasında bağlantı kurmakta zorlanma
• Duruma uygun olmayan, belirgin biçimde düzensiz davranışlar
• Gerçek ile hayali ayırt etmekte güçlük çekme
Olmayan bir sesi duymak, halüsinasyon olarak adlandırılır. Gerçek kanıtlarla uyuşmayan ancak kişinin güçlü biçimde inanmaya devam ettiği düşünceler ise sanrı olarak tanımlanır.
Negatif belirtiler neden kolay fark edilmiyor?
Negatif belirtiler kişide daha önce bulunan bazı duygu ve davranışların azalmasını ifade eder. Bu belirtiler tembellik, ilgisizlik veya karakter özelliği sanılabilir.
• Yüz ifadesinin ve ses tonunun azalması
• Konuşmanın kısalması
• Günlük işlere başlamakta zorlanma
• Kişisel bakımı ihmal etme
• Sosyal çevreden uzaklaşma
• Eskiden keyif veren etkinliklere ilginin azalması
Bu değişiklikler depresyonda da görülebilir. Belirtilerin süresi, eşlik eden bulgular ve günlük yaşama etkisi psikiyatri uzmanı tarafından birlikte değerlendirilmelidir.
Düşünme ve dikkat de etkilenebilir
Şizofrenide dikkat toplama, yeni bilgileri öğrenme, hatırlama ve karar verme güçlükleri görülebilir. Kişi konuşulanları takip etmekte, işlerini planlamakta veya başladığı görevi tamamlamakta zorlanabilir.
Bilişsel belirtiler okul, çalışma hayatı ve sosyal ilişkiler üzerinde belirgin etki oluşturabilir. Dışarıdan bakıldığında isteksizlik gibi görünen davranışların altında bu güçlükler bulunabilir.
Şizofreni bir anda mı başlar?
Bazı kişilerde ilk psikoz dönemi ani görünse de öncesinde haftalar, aylar veya daha uzun süre devam eden değişiklikler yaşanabilir. Uyku düzeninin bozulması, okul ya da iş başarısında düşüş, olağandışı şüphecilik, öz bakımın azalması ve sosyal geri çekilme erken dönemde görülebilir.
Ancak bu bulgular tek başına şizofreni tanısı koydurmaz. Depresyon, bipolar bozukluk, travma, madde kullanımı, bazı ilaçlar, nörolojik hastalıklar ve başka tıbbi durumlar benzer belirtiler oluşturabilir.
Her ses duyan kişide şizofreni mi vardır?
Hayır. Ses duyma veya olağan dışı algılar farklı ruhsal ve bedensel durumlarda ortaya çıkabilir. Yoğun uykusuzluk, bazı maddelerin kullanılması, ağır depresyon, bipolar bozukluk, epilepsi ve başka hastalıklar benzer deneyimlere yol açabilir.
Tanı yalnızca tek bir belirtiye dayanılarak konulmaz. Psikiyatri uzmanı belirtilerin niteliğini, süresini, kişinin işlevselliğini, madde ve ilaç kullanımını, bedensel hastalıklarını ve aile öyküsünü değerlendirir. Gerektiğinde fizik muayene, kan testleri veya başka incelemeler istenebilir.
Şizofreninin nedeni nedir?
Şizofreninin tek bir nedeni bulunmamaktadır. Genetik yatkınlık, beyin gelişimiyle ilişkili farklılıklar ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir.
Ailesinde şizofreni bulunan bir kişinin riski toplum ortalamasından daha yüksek olabilir. Ancak ailesinde hastalık bulunan herkes şizofreni geliştirmez. Aile öyküsü olmayan kişilerde de hastalık görülebilir.
Gebelik ve doğum dönemindeki bazı sorunlar, ağır yaşam olayları ve psikoaktif madde kullanımı yatkın kişilerde riski etkileyebilir. Özellikle esrar kullanımının psikoz riskiyle ilişkili olduğu, erken yaşta ve yoğun kullanımın riski artırabileceği bildirilmektedir. Bu ilişki her kullanıcıda şizofreni gelişeceği anlamına gelmez.
Genellikle hangi yaşlarda ortaya çıkar?
Belirtiler çoğunlukla geç ergenlik ile erken yetişkinlik döneminde başlar. Erkeklerde başlangıç daha erken yaşlarda görülebilir. Çocukluk çağında başlaması seyrektir; ileri yaşta ortaya çıkan ilk psikotik belirtilerde ise başka tıbbi nedenlerin dikkatle araştırılması gerekir.
Şizofreni tedavi edilebilir mi?
Şizofreni uzun süreli takip gerektirebilir ancak etkili tedavi seçenekleri vardır. Uygun tedaviyle belirtiler azalabilir, yeni atak riski düşebilir ve kişinin eğitim, iş, aile ve sosyal yaşamına katılımı desteklenebilir.
Tedavi planında şu yaklaşımlar yer alabilir:
• Antipsikotik ilaçlar
• Bilişsel davranışçı terapi gibi psikolojik tedaviler
• Hasta ve aile eğitimi
• Aile müdahaleleri
• Sosyal beceri ve yaşam becerisi çalışmaları
• Eğitim ve işe dönüş desteği
• Psikososyal rehabilitasyon
• Madde kullanımına yönelik tedavi
• Bedensel sağlık takibi
Antipsikotik ilaçlar özellikle sanrı, halüsinasyon ve düşünce dağınıklığı gibi belirtilerin kontrolüne yardımcı olabilir. İlacın seçimi; belirtiler, önceki tedavi yanıtı, yan etkiler ve kişinin tercihleri dikkate alınarak yapılır.
İlaçlar doktor önerisi olmadan bırakılmamalı
Kişi kendisini daha iyi hissettiğinde ilacı bırakmak isteyebilir. Ancak ilacın aniden kesilmesi belirtilerin yeniden ortaya çıkma riskini artırabilir. Yan etki yaşanması durumunda ilaç doğrudan bırakılmamalı; tedaviyi düzenleyen hekimle görüşülmelidir.
Antipsikotik tedavi sırasında kilo, bel çevresi, tansiyon, kan şekeri ve kan yağlarının takip edilmesi gerekebilir. Hareketlerde istemsiz değişiklikler, aşırı huzursuzluk, uyku hali veya hormonal sorunlar da hekimle paylaşılmalıdır.
Aile nasıl yaklaşmalı?
Gerçek dışı bir inanış yaşayan kişiye “saçmalıyorsun” demek veya uzun tartışmalara girmek kaygıyı ve çatışmayı artırabilir. İnancı onaylamak da uygun değildir.
Daha yardımcı bir yaklaşım şu şekilde olabilir:
• Sakin ve kısa cümlelerle konuşun.
• Kişinin yaşadığı korkuyu küçümsemeyin.
• “Bunun seni korkuttuğunu görüyorum” diyerek duygusunu kabul edin.
• Gördüğünüz veya duyduğunuz şeyin aynı olmadığını sakince belirtin.
• Ortamı kalabalık ve gürültülü olmaktan çıkarın.
• Psikiyatri değerlendirmesi için destek olun.
• Tedavi randevuları ve günlük düzen konusunda iş birliği yapın.
Şizofreni saldırganlık anlamına gelmez
Şizofreni tanısı bulunan kişilerin büyük bölümü şiddet uygulamaz. Hastalığı doğrudan tehlikelilikle eşleştirmek damgalanmayı artırır ve kişilerin yardım aramasını zorlaştırır.
Risk değerlendirilirken madde kullanımı, tedavisiz ağır belirtiler, geçmiş şiddet davranışı ve kişinin kendisine ya da başkasına zarar verme düşüncesi gibi etkenler ayrı ayrı ele alınmalıdır. Şizofreni hastaları toplumda yalnızca damgalanmaya değil, şiddete ve hak ihlallerine maruz kalma açısından da savunmasız olabilir.
Ne zaman acil yardım alınmalı?
Kişi kendisine veya başkasına zarar vereceğini söylüyorsa, zarar vermesini emreden sesler duyuyorsa, ağır biçimde ajiteyse, temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa ya da çevresinde olup bitenleri değerlendiremiyorsa acil yardım gerekir.
Böyle bir durumda kişi yalnız bırakılmamalı, ortamda bulunan silah, kesici alet ve fazla ilaçlar güvenli biçimde uzaklaştırılmalı ve 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır. Doğrudan karşı çıkmak, bağırmak veya kişiyi köşeye sıkıştırmak gerginliği artırabilir.
Erken değerlendirme neden önemli?
İlk psikoz belirtilerinin ardından tedaviye gecikmeden başlanması, kişinin günlük işlevlerini korumasına ve iyileşme hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayabilir. İlk atak döneminde ilaç tedavisi, psikolojik destek, aile eğitimi, eğitim ve iş desteğinin birlikte sunulduğu ekip temelli programlar önerilmektedir.
Şizofreni tanısı kişinin kimliğini veya geleceğini tanımlamaz. Tedavinin yalnızca belirtileri azaltmaya değil; kişinin kendi hedeflerini belirlemesine, bağımsızlığını güçlendirmesine ve toplum yaşamına katılmasına odaklanması gerekir.
KAYNAKLAR
1. Dünya Sağlık Örgütü
2. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü
3. Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmelliği Enstitüsü
4. WebMD Tıbbi Yayın Kurulu





