Genç Kalmak İsterken Yapılan 11 Hata: Vücudu Yıllar İçinde Yıpratıyor
Yaşlanmak kaçınılmazdır; ancak yaşlılık yıllarının nasıl geçirileceği yalnızca takvim yaşına bağlı değildir. Uyku düzeninden sigara kullanımına, hareket düzeyinden kan basıncına kadar günlük alışkanlıklar; kas gücünü, zihinsel işlevleri, kalp ve damar sağlığını, ruh halini ve cildin görünümünü etkileyebilir.
Buradaki amaç zamanı durdurmak ya da insanı olduğundan genç göstermek değildir. Asıl hedef, yıllar ilerlerken bağımsızlığı, hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini mümkün olduğunca korumaktır. Sağlıklı yaşlanmayı zorlaştırabilen başlıca hatalar şöyle sıralanıyor:
YETERSİZ UYKUYU NORMAL KABUL ETMEK
Gece boyunca sık uyanmak, çok geç yatmak veya sürekli az uyumak yalnızca ertesi gün hissedilen yorgunlukla sınırlı kalmaz. Uzun süre devam eden uyku sorunları dikkat, hafıza, duygu durumu, iştah ve metabolizma üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir.
Kaliteli uyku için her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak, yatak odasını karanlık ve serin tutmak, akşam saatlerinde kafeini sınırlamak ve ekran kullanımını azaltmak yararlı olabilir. Horlama, uykuda nefesin durması, sabah baş ağrısı veya gün içinde kontrol edilemeyen uyuklama varsa uyku apnesi yönünden değerlendirme gerekebilir.
SİGARA VE NİKOTİN ÜRÜNLERİNİ KÜÇÜMSEMEK
Tütün kullanımı akciğer kanseriyle sınırlı bir risk değildir. Kalp ve damar hastalıkları, inme, kronik akciğer hastalıkları ve birçok kanser türüyle ilişkilidir. Cilde ulaşan kan akımını azaltabilir, kolajen yapısına zarar verebilir ve kırışıklıkların daha erken belirginleşmesine katkıda bulunabilir.
Sigarayı bırakmak, kaç yaşında olunursa olunsun sağlık açısından kazanç sağlar. Elektronik sigara ve benzeri nikotin ürünleri de zararsız kabul edilmemelidir. Bırakmakta zorlanan kişiler hekim desteği, davranışsal danışmanlık ve uygun görülen ilaç tedavilerinden yararlanabilir.
GÜNEŞTEN KORUNMAMAK
Güneşin ultraviyole ışınları ciltte lekelenme, kırışıklık, elastikiyet kaybı ve bazı cilt kanserleri açısından önemli bir etkendir. Hasar yalnızca deniz kenarında geçirilen günlerde oluşmaz; açık havada yapılan günlük işler sırasında da birikebilir.
Güneş ışınlarının güçlü olduğu saatlerde gölgede kalmak, şapka ve koruyucu giysi kullanmak, güneş gözlüğü takmak ve açıkta kalan bölgelere geniş spektrumlu, en az 30 koruma faktörlü ürün uygulamak gerekir. Güneş koruyucu, terleme veya yüzme sonrasında ve ürün talimatına göre yenilenmelidir.
CİLDİ SERT ÜRÜNLERLE YIPRATMAK
Yaşla birlikte cilt daha kuru ve hassas hâle gelebilir. Çok sıcak suyla yıkanmak, cildi sertçe ovalamak ve tahriş edici temizleyicileri sık kullanmak doğal koruyucu tabakayı zayıflatabilir. Kuruluk, kaşıntı ve pullanma cildin daha yıpranmış görünmesine yol açabilir.
Ilık su, nazik bir temizleyici ve düzenli nemlendirme çoğu kişi için yeterlidir. Nemlendiricinin banyodan hemen sonra uygulanması ciltteki suyun korunmasına yardımcı olabilir. İyileşmeyen yara, kanayan ben, hızla değişen leke veya kalıcı kaşıntı varsa dermatoloji değerlendirmesi gerekir.
TEK TİP VE İŞLENMİŞ GIDALARLA BESLENMEK
Sağlıklı yaşlanma tek bir besine, takviyeye veya moda diyete bağlanamaz. Sebze, meyve, kuru baklagil, tam tahıl, balık, zeytinyağı ve kuruyemiş ağırlıklı bir düzen; kalp ve damar sağlığını destekleyen güçlü seçeneklerden biridir.
Şekerli içeceklerin, fazla tuzun, işlenmiş etlerin ve yoğun biçimde işlenmiş ürünlerin sık tüketilmesi ise kilo artışı, yüksek tansiyon, tip 2 diyabet ve kalp hastalıklarıyla ilişkili olabilir. İleri yaşlarda yeterli protein ve sıvı alımı da kas kaybının ve beslenme yetersizliğinin önlenmesi açısından dikkate alınmalıdır.
HAREKETSİZLİĞİ YAŞIN DOĞAL SONUCU SAYMAK
Kas gücü ve denge yaşla birlikte azalabilir; fakat hareketsizlik bu kaybı hızlandırabilir. Düzenli fiziksel aktivite kalbi, beyni, kemikleri ve kasları destekler. Düşme riskinin azaltılmasına, günlük işlerin bağımsız yapılmasına ve ruh halinin iyileşmesine katkı sağlayabilir.
Yetişkinler için haftada en az 150 dakika orta şiddette hareket genel hedef olarak kabul edilir. Tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet, bahçe işleri ve dans buna dâhil olabilir. Haftada en az iki gün kas güçlendirici çalışmaların, ileri yaşlarda ise denge egzersizlerinin eklenmesi önerilir. Kalp, akciğer veya eklem hastalığı bulunanlar programı kendi sağlık durumlarına göre planlamalıdır.
GÖRME SORUNLARINI ERTELEMEK
Sürekli gözleri kısmak yalnızca göz çevresindeki çizgileri belirginleştirmez; düzeltilmemiş bir görme kusuruna da işaret edebilir. Görme kaybı okuma güçlüğü, hareketin azalması, sosyal yaşamdan uzaklaşma ve düşme riskinde artışla sonuçlanabilir.
Uygun numaralı gözlük kullanılması ve güneş altında ultraviyole korumalı gözlük takılması yararlıdır. Ani görme kaybı, ışık çakmaları, perde inmesi hissi veya şiddetli göz ağrısı acil değerlendirme gerektirir.
SOSYAL BAĞLARI ZAYIFLATMAK
Sağlıklı yaşlanma yalnızca tansiyon ve kan tahlili sonuçlarından ibaret değildir. Yalnızlık ve sosyal izolasyon; depresyon, hareketsizlik, uyku bozukluğu ve bilişsel gerilemeyle bağlantılı olabilir. Burada belirleyici olan çok sayıda tanıdığa sahip olmak değil, güven veren ve sürdürülebilen ilişkiler kurmaktır.
Aile görüşmeleri, arkadaş buluşmaları, gönüllü çalışmalar, kurslar ve ortak ilgi alanlarına dayanan topluluklar sosyal bağı güçlendirebilir. İçe kapanma, isteksizlik ve keyif kaybı haftalarca sürüyorsa bunun yaşlanmanın doğal parçası olduğu düşünülmemeli; depresyon açısından destek alınmalıdır.
YÜKSEK TANSİYONU BELİRTİ VERMEYİNCE ÖNEMSİZ SANMAK
Yüksek tansiyon yıllarca belirgin yakınmaya neden olmadan kalbe, böbreklere, gözlere ve beyin damarlarına zarar verebilir. İnme ve damar kaynaklı bilişsel bozulma riskini yükseltebilir. Bu nedenle yalnızca baş ağrısı veya çarpıntı olduğunda ölçüm yapmak yeterli değildir.
Kan basıncı uygun cihaz ve doğru teknikle düzenli izlenmelidir. Yüksek değer saptandığında tuzu azaltmak, hareket etmek ve sağlıklı kiloya yaklaşmak yararlı olabilir; ancak reçete edilen ilaçlar hekim görüşü olmadan bırakılmamalıdır. Tekrarlayan ölçümlerde yüksek değer görülmesi tıbbi değerlendirme gerektirir.
BAŞKALARINA YARDIM ETMENİN ETKİSİNİ HAFİFE ALMAK
Gönüllü çalışma, bir yakına destek olma veya deneyimleri genç kuşaklarla paylaşma; kişinin yaşamında amaç ve aidiyet duygusunu güçlendirebilir. Bu etkinlikler sosyal izolasyonu azaltabilir ve ruhsal iyilik hâlini destekleyebilir.
Yardımlaşma kişinin kendi ihtiyaçlarını yok sayması anlamına gelmez. Özellikle hasta yakınına uzun süre bakım verenlerde tükenmişlik gelişebilir. Dinlenmek, sorumlulukları paylaşmak ve gerektiğinde profesyonel yardım istemek de sağlıklı yaşlanmanın bir parçasıdır.
KORUYUCU SAĞLIK KONTROLLERİNİ AKSATMAK
Sağlıklı hisseden bir kişide de yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, işitme kaybı veya bazı kanserler erken dönemde belirti vermeyebilir. Yaşa, cinsiyete, aile öyküsüne ve kişisel risklere uygun taramalar hastalıkların erken fark edilmesini sağlayabilir.
Her yetişkin için yılda bir kez aynı testlerin yapılması gerekmez. Kontrol sıklığı ve testler kişiye göre belirlenmelidir. Aşıların güncellenmesi, diş ve göz kontrolleri, işitmenin değerlendirilmesi, kullanılan ilaçların birlikte gözden geçirilmesi de ihmal edilmemelidir.
SAĞLIKLI YAŞLANMA BİR ÜRÜN DEĞİL, ALIŞKANLIKLAR BÜTÜNÜDÜR
Yaşlanmayı durdurduğu ileri sürülen hapların, hormonların, serumların veya takviyelerin çoğu için güçlü klinik kanıt bulunmamaktadır. Üstelik bazı ürünler ilaçlarla etkileşebilir ya da karaciğer ve böbrekler üzerinde istenmeyen etkilere yol açabilir.
Daha iyi uyumak, tütünden uzak durmak, hareket etmek, dengeli beslenmek, kan basıncını kontrol ettirmek ve sosyal bağları korumak gösterişli vaatler sunmaz. Buna karşılık sağlıklı geçirilen yılları artırmak için elimizdeki en gerçekçi ve uygulanabilir adımları oluşturur.
KAYNAKLAR
1. WebMD
2. Dünya Sağlık Örgütü
3. ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü
4. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri
5. Amerikan Dermatoloji Akademisi
6. Amerikan Kalp Derneği





