Dünya Ruh Sağlığında Çarpıcı Tablo: 1,17 Milyar Kişi Etkileniyor

Ağzınızı Yakan Çayı İçmeyin: Kanser Riskiyle İlişkili Bulundu
Ağzınızı Yakan Çayı İçmeyin: Kanser Riskiyle İlişkili Bulundu
İçeriği Görüntüle

Bir işe odaklanamamak, geceleri zihni susturamamak, sürekli kaygılı hissetmek ya da günlerce hiçbir şey yapmak istememek… Günlük hayatın içinde kişisel bir sorun gibi görülen bu deneyimler, artık dünyanın en büyük sağlık yüklerinden birinin parçaları arasında.

The Lancet’te yayımlanan Küresel Hastalık Yükü 2023 araştırması, ruhsal bozuklukların dünya çapındaki boyutunu ortaya koydu. Araştırmaya göre 2023 yılında yaklaşık 1,17 milyar kişi en az bir ruhsal bozuklukla yaşıyordu.

Bu rakam, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 14’üne karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle, dünya genelinde her yedi kişiden yaklaşık biri araştırmada değerlendirilen ruhsal bozukluklardan biriyle karşı karşıya.

VAKA SAYISI 33 YILDA NEREDEYSE İKİYE KATLANDI

Araştırmaya göre dünya genelindeki toplam ruhsal bozukluk vakaları, 1990 ile 2023 yılları arasında yüzde 95,5 arttı. Sayısal artışta özellikle kaygı bozuklukları ile majör depresif bozukluk öne çıktı.

Aynı dönemde kaygı bozukluğu vakalarının yüzde 158, majör depresif bozukluk vakalarının ise yüzde 131 arttığı hesaplandı.

Ancak bu rakamları “insanların ruh sağlığı yüzde 95,5 kötüleşti” şeklinde yorumlamak doğru değil. Toplam vaka sayısındaki artışın bir bölümünde dünya nüfusunun büyümesi ve yaşlanması etkili oldu.

Nüfusun yaş yapısı hesaba katıldığında, ruhsal bozuklukların yaşa göre standardize edilmiş yaygınlık oranındaki artış yüzde 24,2 olarak belirlendi. Bu veri, nüfus artışının etkisi çıkarıldığında da ruhsal bozuklukların toplum içindeki yaygınlığının belirgin biçimde yükseldiğini gösteriyor.

ARAŞTIRMA HANGİ RUHSAL BOZUKLUKLARI KAPSIYOR?

Çalışmada yalnızca kaygı ve depresyon değerlendirilmedi. Araştırmacılar toplam 12 ruhsal bozukluk grubuna ilişkin verileri inceledi:

Kaygı bozuklukları

Majör depresif bozukluk

Süreğen depresif bozukluk

Bipolar bozukluk

Şizofreni

Otizm spektrum bozuklukları

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

Davranım bozukluğu

Anoreksiya nervoza

Bulimiya nervoza

Nedeni belirlenemeyen gelişimsel zihinsel yetersizlik

Diğer ruhsal bozukluklar

Bu nedenle 1,17 milyarlık tahmin, yalnızca depresyon veya kaygı yaşayan kişileri değil, araştırma kapsamında incelenen farklı ruhsal ve nörogelişimsel durumları kapsıyor.

RUHSAL BOZUKLUKLAR SAĞLIK KAYBINDA BEŞİNCİ SIRADA

Araştırmacılar, ruhsal bozukluklar nedeniyle 2023 yılında dünya genelinde yaklaşık 171 milyon sağlıklı yaşam yılının kaybedildiğini hesapladı.

Bu ölçüm, hastalık veya engellilik nedeniyle sağlıklı geçirilen yıllardaki kaybı gösteren DALY adı verilen bilimsel bir göstergeden yararlanılarak yapıldı.

Ruhsal bozukluklar, 2023 yılında dünyadaki toplam hastalık yükünün yüzde 6,1’ini oluşturdu. Böylece 1990’da küresel hastalık yükü sıralamasında 12’nci basamakta bulunan ruhsal bozukluklar, 2023’te beşinci sıraya yükseldi.

Ruhsal bozuklukların yol açtığı yükün çok büyük bölümü doğrudan ölümden değil; eğitim, çalışma, sosyal yaşam ve günlük işlevler üzerindeki uzun süreli etkilerden kaynaklandı.

Dünya genelinde hastalık veya engellilikle geçirilen yılların yüzde 17,3’ü ruhsal bozukluklarla ilişkilendirildi. Bu sonuçla ruhsal bozukluklar, sağlıklı yaşam yılı kaybının en büyük nedeni konumuna geldi.

EN YÜKSEK YÜK 15–19 YAŞ GRUBUNDA

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri yaş dağılımında ortaya çıktı. Ruhsal bozukluklara bağlı sağlık yükünün en yüksek olduğu dönem 15–19 yaş grubu olarak belirlendi.

Ergenlik; bedenin, sosyal çevrenin, kimlik algısının ve gelecek beklentilerinin aynı anda değiştiği hassas bir dönem. Akran zorbalığı, şiddet, ekonomik güçlükler, aile içi sorunlar, eğitim baskısı ve sosyal eşitsizlikler bu dönemde ruh sağlığını etkileyebiliyor.

Araştırmanın bu sonucu, ruh sağlığı desteğinin yalnızca hastalık belirginleştikten sonra başlamaması gerektiğine işaret ediyor. Okullarda erken fark etme programları, çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerine erişim ve ailelere yönelik destek mekanizmaları daha fazla önem kazanıyor.

KADINLARDA RUH SAĞLIĞI YÜKÜ DAHA YÜKSEK

Araştırmada ruhsal bozukluklara bağlı yaşa göre standardize edilmiş hastalık yükünün kadınlarda erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu görüldü.

Kadınlarda kaygı, depresyon, süreğen depresif bozukluk ve bazı yeme bozuklukları daha sık görülürken; otizm, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile davranım bozukluğu gibi nörogelişimsel ve davranışsal durumlar erkeklerde daha yaygındı.

Bu farklılıklar yalnızca biyolojik özelliklerle açıklanmıyor. Şiddete maruz kalma, ekonomik eşitsizlikler, bakım sorumlulukları, toplumsal baskılar ve sağlık hizmetlerine erişimdeki farklılıklar da ruh sağlığı üzerinde etkili olabiliyor.

ARTIŞIN ARKASINDA TEK BİR NEDEN YOK

Ruhsal bozukluklardaki yükselişi yalnızca salgın, sosyal medya veya ekonomik sorunlarla açıklamak mümkün değil. Araştırmacılar; genetik yatkınlık, çocukluk dönemindeki olumsuz deneyimler, aile içi şiddet, akran zorbalığı, yoksulluk ve toplumsal eşitsizlikler gibi çok sayıda etkenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Savaşlar, zorunlu göçler, doğal afetler, iklim krizi ve COVID-19 salgını gibi büyük çaplı olaylar da bazı topluluklarda ruh sağlığı sorunlarının artmasına katkıda bulunmuş olabilir.

Bunun yanında tanı olanaklarının gelişmesi, toplumdaki farkındalığın yükselmesi ve geçmişte tanınmayan vakaların sağlık kayıtlarına girmesi de tespit edilen vaka sayısını artırmış olabilir.

HER ÜZÜNTÜ DEPRESYON DEĞİLDİR

Üzüntü, endişe, stres ve zaman zaman isteksizlik yaşamak insan hayatının doğal parçalarıdır. Bu duyguların varlığı tek başına ruhsal bozukluk tanısı anlamına gelmez.

Belirtilerin uzun süre devam etmesi, kişinin günlük işlerini yerine getirmesini güçleştirmesi, uyku ve iştah düzenini bozması ya da eğitim, çalışma ve sosyal hayatını belirgin biçimde etkilemesi durumunda profesyonel değerlendirme gerekebilir.

Tanı; belirtilerin süresi, şiddeti, kişinin yaşamındaki etkileri ve diğer sağlık durumları birlikte değerlendirilerek ruh sağlığı uzmanları tarafından konulur. İnternetteki kısa testler veya sosyal medya paylaşımları klinik değerlendirmenin yerini tutmaz.

NE ZAMAN DESTEK ALINMALI?

Sürekli kaygı, uzun süren çökkünlük, günlük faaliyetlere ilginin kaybolması, belirgin uyku veya iştah değişiklikleri, sosyal hayattan uzaklaşma ve işlev kaybı profesyonel destek ihtiyacına işaret edebilir.

Kişinin kendisine zarar verme ya da yaşamına son verme düşünceleri bulunuyorsa durum bekletilmemelidir. En yakın acil servise başvurulmalı veya acil sağlık hizmetlerinden yardım istenmelidir. Böyle bir durumda kişinin yalnız bırakılmaması da önemlidir.

Araştırmanın ortaya koyduğu 1,17 milyarlık tahmin yalnızca büyük bir sayı değil. Ruh sağlığının genel sağlık hizmetlerinin dışında tutulamayacağını, koruyucu hizmetlerden erken tanıya ve tedaviye kadar erişilebilir bir sistem kurulması gerektiğini gösteren küresel bir tablo.

KAYNAKLAR

1. The Lancet – Updated trends in the global prevalence and burden of mental disorders, 1990–2023: a systematic analysis for the Global Burden of Disease Study 2023 – GBD 2023 Mental Disorder Collaborators – 2026 – DOI: 10.1016/S0140-6736(26)00519-2

2. Institute for Health Metrics and Evaluation – Updated trends in the global prevalence and burden of mental disorders, 1990–2023: a systematic analysis for the Global Burden of Disease Study 2023 – 2026