İnce belli bardağa doldurulan çayın soğumasını beklemeden ilk yudumu almak, pek çok kişi için günün sıradan alışkanlıklarından biri. Dilin ya da damağın yanması çoğu zaman önemsenmiyor. Bilimsel çalışmaların dikkat çektiği nokta ise çayın türünden çok, yemek borusundan geçerken taşıdığı sıcaklık.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, 65 derecenin üzerindeki içecekleri “çok sıcak” kabul ediyor. Bu sıcaklıktaki içeceklerin düzenli tüketilmesi, yemek borusu kanseriyle bağlantılı olabilecek bir alışkanlık olarak değerlendiriliyor. Kurum, çok sıcak içecek tüketimini insanlar için “muhtemelen kanserojen” anlamına gelen Grup 2A sınıfına yerleştiriyor.

Bu sınıflandırma, kaynar çay içen herkesin kanser olacağı anlamına gelmiyor. Bir maddenin ya da alışkanlığın bu grupta bulunması, kanserle ilişkiyi destekleyen bilimsel kanıtların gücünü anlatıyor; kişinin karşı karşıya olduğu riskin büyüklüğünü veya kaç fincanın hastalığa yol açacağını göstermiyor.

Risk Çayın İçeriğinden Çok Sıcaklığıyla İlgili

“Çay kanser yapar” ifadesi bilimsel açıdan yanıltıcıdır. Mevcut bulgular, asıl meselenin siyah çay, yeşil çay, kahve ya da başka bir içecek olmasından ziyade tüketim sıcaklığı olduğunu düşündürüyor. Aynı nedenle çok sıcak çorba ve diğer yiyecekler de araştırmalara konu oluyor.

Ağız ile mide arasında uzanan yemek borusunun iç yüzeyi hassas bir doku tabakasıyla kaplıdır. Yakıcı sıcaklıktaki sıvının bu yüzeyle tekrar tekrar temas etmesi hücrelerde hasara ve iltihabi süreçlere yol açabilir. Doku kendisini onarmaya çalışırken hücre yenilenmesinin sürekli hızlanmasının, uzun yıllar içinde kansere zemin hazırlayabileceği düşünülüyor.

Bu mekanizma makul görünse de insanlarda tüm ayrıntılarıyla açıklanmış değil. Kanıtların önemli bölümü gözlemsel araştırmalardan geliyor. Bu çalışmalar sıcak içecek alışkanlığı ile kanser arasında ilişki gösterebilir, ancak tek başına neden-sonuç bağını kesin biçimde kuramaz.

Özellikle Bir Yemek Borusu Kanseri Türüyle İlişkili

Yemek borusu kanseri tek bir hastalık değildir. Başlıca iki türü bulunur. Skuamöz hücreli karsinom, yemek borusunun iç yüzeyini oluşturan yassı hücrelerden gelişir. Adenokarsinom ise daha çok yemek borusunun alt bölümündeki salgı yapan hücrelerden kaynaklanır.

Çok sıcak içeceklerle ilgili ilişkinin ağırlıklı olarak skuamöz hücreli yemek borusu kanserinde görüldüğü bildiriliyor. Adenokarsinom için aynı yönde ve tutarlılıkta bir bağlantı gösterilebilmiş değil.

İran’ın kuzeydoğusunda 50 binden fazla yetişkinin izlendiği geniş bir araştırmada çayın sıcaklığı termometreyle ölçüldü. Çayı daha sıcak içmek, daha kısa beklemek ve yüksek miktarda sıcak çay tüketmek skuamöz hücreli yemek borusu kanseri riskinin artmasıyla ilişkili bulundu. Araştırma ileriye dönük tasarımı ve sıcaklığı doğrudan ölçmesi nedeniyle önemliydi; yine de gözlemsel olması, tek başına kesin nedensellik kurmasına izin vermiyor.

Gözlemsel araştırmaların bir araya getirildiği çalışmalar da sıcak çay tüketimi ile bu kanser türü arasında benzer bir ilişkiye işaret ediyor. Bununla birlikte “sıcak” ve “çok sıcak” tanımları araştırmalar arasında değişebiliyor. Bazı çalışmalarda gerçek sıcaklık ölçülürken bazılarında katılımcıların kendi tanımları kullanılıyor.

Kaynar Su ile İçme Sıcaklığı Aynı Şey Değil

Çayın kaynar suyla demlenmesi ile kaynama sıcaklığına yakınken içilmesi birbirinden farklıdır. Su yaklaşık 100 derecede kaynasa da çay bardağa döküldüğü anda çevre sıcaklığına, bardağın yapısına ve miktarına bağlı olarak soğumaya başlar. Risk değerlendirmesinde esas alınan, demlikteki suyun sıcaklığı değil sıvının ağızdan içildiği andaki sıcaklıktır.

Bardağa döküldükten sonra kaç dakika beklenmesi gerektiğine dair herkese uyan kesin bir süre vermek mümkün değil. Bardağın kalınlığı, çayın miktarı, ortam sıcaklığı ve süt ya da soğuk su eklenmesi soğuma hızını değiştirir.

En somut yaklaşım, içeceğin 65 derecenin altına inmesini beklemektir. Termometre kullanılmıyorsa çayın dili, dudağı veya boğazı yakacak kadar sıcak olmaması pratik bir ölçü olabilir. Küçük bir yudum bile ağızda yanma hissi bırakıyorsa içmeye devam etmek yerine biraz daha beklemek daha uygundur. Çayı yudum yudum ve yavaş içmek de dokunun yoğun ısıyla temasını azaltabilir.

Bir Kez Ağzın Yanması Kanser Anlamına Gelmez

Tek seferde çok sıcak çay içmek veya ağzın yanması, kişide kanser geliştiği anlamına gelmez. Araştırmaların üzerinde durduğu durum, yakıcı sıcaklıktaki içeceklerin yıllar boyunca alışkanlık halinde tüketilmesidir.

Kanser oluşumu genellikle tek bir etkene bağlı değildir. Yaş, genetik özellikler, tütün kullanımı, yoğun alkol tüketimi, beslenme koşulları ve ağız sağlığı gibi birçok unsur birlikte rol oynayabilir. Bu nedenle sıcak çay alışkanlığının oluşturduğu risk de kişinin diğer özelliklerinden bağımsız düşünülmemelidir.

Sigara ve Alkol Varsa Tehlike Daha Fazla

Tütün ve yoğun alkol kullanımı, skuamöz hücreli yemek borusu kanserinin iyi bilinen risk faktörleri arasındadır. Çok sıcak içeceklerin oluşturduğu tekrarlayan doku hasarının, yemek borusunu tütün ve alkolle ilişkili zararlı etkilere karşı daha savunmasız bırakabileceği düşünülüyor.

Bazı büyük araştırmalarda sıcak çayı sigara ve alkolle birlikte tüketen kişilerde ilişkinin daha güçlü olduğu görüldü. Ancak buradan “sıcak çay yalnızca sigara içenleri etkiler” sonucu çıkarılmamalı. Tütünden uzak durmak, alkol tüketimini sınırlamak ve içecekleri yakıcı sıcaklıkta içmemek birbirinden bağımsız koruyucu tercihlerdir.

Çaydan Vazgeçmek Gerekmiyor

Mevcut bulgular çayın tamamen bırakılmasını gerektirmiyor. Çayı içilebilir bir sıcaklığa kadar soğutmak, basit ve uygulanabilir bir önlem. Bardağa döküldükten sonra beklemek, küçük yudumlarla içmek ve ağzı yakıyorsa tüketmemek yeterli olabilir.

Çaya süt veya bir miktar daha serin su eklemek sıcaklığı düşürebilir; ancak herkesin çay tercihi aynı değildir. Temel amaç belirli bir tarif uygulamak değil, sıcaklığın dokuyu yakmayacak düzeye gelmesini sağlamaktır.

Çayın antioksidan içeriği hakkında pek çok çalışma bulunmasına rağmen bu özellikler, çok yüksek sıcaklığın oluşturabileceği fiziksel hasarı ortadan kaldırmaz. Bir içeceğin olası yararlı bileşenleri ile tüketilme biçiminin doğurduğu riskler ayrı değerlendirilmelidir.

Hangi Belirtilerde Doktora Başvurulmalı?

Yutma sırasında takılma hissi, katı gıdaları yutmakta giderek artan güçlük, yutarken ağrı, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli ses kısıklığı, geçmeyen göğüs veya sırt ağrısı ve kanlı kusma gibi yakınmalar tıbbi değerlendirme gerektirir.

Bu belirtilerin pek çok farklı nedeni olabilir ve görülmeleri mutlaka kanser anlamına gelmez. Özellikle yutma güçlüğü ilerliyorsa ya da kilo kaybı eşlik ediyorsa gecikmeden hekime başvurulmalıdır. Kanlı kusma, siyah dışkılama, şiddetli göğüs ağrısı veya nefes darlığı gelişmesi halinde acil sağlık hizmeti alınmalıdır.

Okullar açılmadan uyku düzeni nasıl kurulmalı? Aileler için adım adım plan
Okullar açılmadan uyku düzeni nasıl kurulmalı? Aileler için adım adım plan
İçeriği Görüntüle

Çay, gündelik hayatın vazgeçilmezlerinden biri olmayı sürdürebilir. Değiştirilmesi gereken çayın kendisi değil, ağzı ve boğazı yakacak kadar sıcak içme alışkanlığıdır.

KAYNAKLAR
1. The Lancet Oncology – Carcinogenicity of drinking coffee, mate, and very hot beverages – Loomis D, Guyton KZ, Grosse Y ve IARC Monographs Working Group – 2016 – DOI: 10.1016/S1470-2045(16)30239-X
2. International Journal of Cancer – A prospective study of tea drinking temperature and risk of esophageal squamous cell carcinoma – Islami F, Poustchi H, Pourshams A ve arkadaşları – 2020 – DOI: 10.1002/ijc.32220
3. Frontiers in Nutrition – Hot Tea Consumption and Esophageal Cancer Risk: A Meta-Analysis of Observational Studies – Chen Y, Tong Y, Yang C ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.3389/fnut.2022.831567
4. International Agency for Research on Cancer – IARC Monographs on the Evaluation of Carcinogenic Risks to Humans, Volume 116: Drinking Coffee, Mate, and Very Hot Beverages – IARC Working Group – 2018