Siyah Çay Damar Kireçlenmesini Önler mi? Araştırmanın Gösterdiği ve Göstermediği Noktalar
İleri yaştaki kadınlarda yapılan bir araştırma, daha fazla siyah çay ve flavonoid tüketimi ile şiddetli abdominal aort kalsifikasyonuna sahip olma olasılığının daha düşük olması arasında ilişki bulunduğunu gösterdi. Ancak bu sonuç, siyah çayın damar kireçlenmesini önlediğini veya mevcut kireçlenmeyi tedavi ettiğini kanıtlamıyor.
2022’de yayımlanan araştırma, ortanca yaşı 80 olan 881 kadının verilerinin kesitsel analizine dayanıyor. Kesitsel araştırmalar, beslenme alışkanlığı ile sağlık bulgusunu belirli bir dönemde karşılaştırır; hangi etkenin hangisine yol açtığını tek başına gösteremez.
Günde 2–6 Fincan İçenlerde Ne Bulundu?
Katılımcıların beslenme alışkanlıkları gıda tüketim anketleriyle belirlendi. Karın bölgesindeki ana atardamar olan abdominal aorttaki kalsiyum birikimi ise bel omurgasının yandan çekilmiş görüntüleri üzerinden değerlendirildi.
Hiç siyah çay içmeyenlerle karşılaştırıldığında, günde 2–6 fincan siyah çay tüketenlerde şiddetli abdominal aort kalsifikasyonuna sahip olma olasılığı yüzde 16 ile yüzde 42 arasında daha düşük bulundu. Bu oranlar göreceli olasılık farkını ifade ediyor; kişinin damar hastalığı riskinin aynı ölçüde azalacağı anlamına gelmiyor.
Araştırmadaki Flavonoidlerin Yüzde 75,9’u Çaydan Geldi
Flavonoidler; çay, elma, turunçgiller, üzüm ve bazı sebzelerde doğal olarak bulunan bitkisel bileşiklerdir. Araştırmaya katılan kadınların toplam flavonoid tüketiminin yüzde 75,9’unu siyah çay oluşturdu.
Toplam flavonoid tüketimi en yüksek grupta, en düşük gruba göre şiddetli kalsifikasyona sahip olma olasılığı yüzde 36 daha düşüktü. Flavan-3-ol ve flavonol adı verilen iki flavonoid grubunda da sırasıyla yüzde 39 ve yüzde 38 daha düşük olasılık hesaplandı.
Çay İçmeyenlerde de Benzer Bir İlişki Görüldü
Siyah çay içmeyen katılımcıların ayrıca değerlendirildiği analizde, diğer besinlerden daha fazla flavonoid alanlarda da şiddetli kalsifikasyon olasılığının daha düşük olduğu görüldü. Bu bulgu, araştırmadaki ilişkinin yalnızca çaya bağlı olmayabileceğini düşündürüyor.
Elma, turunçgiller, orman meyveleri, üzüm ve çeşitli sebzeler de flavonoid sağlayabilir. Bununla birlikte araştırma, belirli bir besinin tek başına koruyucu olduğunu kanıtlayacak şekilde tasarlanmadı.
Karadeniz Çayı da Siyah Çay mı?
Evet. Türkiye’de ve Karadeniz Bölgesi’nde yetiştirilen çay yapraklarının soldurma, kıvırma, oksidasyon ve kurutma işlemlerinden geçirilmesiyle hazırlanan geleneksel çay, siyah çay sınıfındadır.
Ancak bu araştırmada belirli bir ülkenin, markanın veya yetiştirme bölgesinin çayı incelenmedi. Bu nedenle sonuçları doğrudan Karadeniz çayına özgü bir etki şeklinde yorumlamak doğru olmaz.
Abdominal Aort Kalsifikasyonu Nedir?
Abdominal aort, kalpten çıkan kanı karın içindeki organlara ve vücudun alt bölümüne taşıyan büyük damarın karın bölgesindeki kısmıdır. Damar duvarında kalsiyum birikmesi, damar sertliği sürecinin görüntüleme yöntemleriyle belirlenebilen işaretlerinden biridir.
Yaygın abdominal aort kalsifikasyonu, ilerleyen yıllarda kalp ve damar hastalıklarıyla karşılaşma olasılığının yüksek olduğuna işaret edebilir. Fakat araştırmada kalp krizi, felç veya demans vakalarının çay tüketimiyle azalıp azalmadığı doğrudan test edilmedi.
Araştırma Neden Nedensellik Kanıtlamıyor?
Çalışma kesitsel olduğu için siyah çayın zaman içinde damar kireçlenmesini azaltıp azaltmadığı belirlenemedi. Çay tüketenlerle tüketmeyenler arasında araştırmada tam olarak ölçülemeyen beslenme, gelir, sağlık davranışı veya yaşam biçimi farklılıkları bulunabilir.
Beslenme bilgileri katılımcıların verdiği yanıtlara dayanıyordu. Çayın demleme şekli, fincan ölçüsü, çaya eklenen şeker veya süt gibi ayrıntılar da sonuçların farklı toplumlara aktarılmasını güçleştirebilir.
Araştırmaya yalnız ileri yaştaki kadınların alınması önemli bir başka sınırlılıktır. Aynı ilişkinin erkeklerde, genç yetişkinlerde veya farklı sağlık özelliklerine sahip kişilerde görülüp görülmeyeceği bu çalışmayla söylenemez.
Daha Fazla Çay İçmek Daha Fazla Fayda Sağlar mı?
Araştırmadaki 2–6 fincan aralığı bir tedavi veya tüketim önerisi değildir. Çalışma, herkesin bu miktarda çay içmesi gerektiğini ya da miktar arttıkça yararın sürekli büyüdüğünü göstermedi.
Siyah çay kafein içerir. Fazla tüketim bazı kişilerde çarpıntı, uykusuzluk, huzursuzluk veya mide yakınmalarına yol açabilir. Demir eksikliği bulunan kişilerin çayı öğünlerle birlikte içmesi, demir emilimini azaltabilir.
Çaya fazla miktarda şeker eklenmesi de elde edilmesi beklenen sağlık avantajını zayıflatabilir. Kalp veya böbrek hastalığı bulunanların ve kafeine duyarlı kişilerin tüketim miktarını kendi sağlık durumlarına göre değerlendirmesi gerekir.
Çay Tedavinin Yerini Tutmaz
Siyah çay, dengeli beslenmenin şekersiz veya az şekerli bir parçası olabilir. Buna karşın damar kireçlenmesini ortadan kaldıran bir tedavi olarak görülmemeli; tansiyon, kolesterol veya diyabet ilaçlarının yerine kullanılmamalıdır.
Damar sağlığının korunmasında tütün ürünlerinden uzak durmak, kan basıncını ve kolesterolü kontrol altında tutmak, düzenli hareket etmek ve sebze-meyve çeşitliliği yüksek bir beslenme düzeni izlemek daha geniş bilimsel kanıta dayanır.
Bu çalışma, siyah çay ve flavonoid bakımından zengin beslenme ile damar kalsifikasyonu arasında araştırılmaya değer bir bağlantı bulunduğunu gösteriyor. Koruyucu etkinin doğrulanabilmesi için farklı toplulukları kapsayan, uzun süreli ve ileriye dönük araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.
KAYNAKLAR
1. Parmenter ve çalışma arkadaşları, İleri Yaştaki Kadınlarda Flavonoid Tüketimi ve Abdominal Aort Kalsifikasyonu Araştırması
2. Arteriosclerosis, Thrombosis, and Vascular Biology, 2022; 42: 1482–1494
3. DOI: 10.1161/ATVBAHA.122.318408
4. Edith Cowan Üniversitesi
5. Amerikan Kalp Derneği




