Ülkede yerel bulaş 1961’de kesildi ancak sonraki yıllarda dışarıdan taşınan vakalarla bağlantılı küçük salgınlar görüldü ve yerel bulaş 1999’da yeniden yerleşti. Son yerel vakaların 2010’da görülmesinin ardından Özbekistan, 2018’de DSÖ tarafından sıtma eliminasyonu açısından resmen sertifikalandırıldı.

Bir ülkenin bulaşıcı bir hastalığın yerel bulaşını ortadan kaldırması büyük bir halk sağlığı başarısıdır. Hastalığın yıllar sonra yeniden yerleşmesi ve bir kez daha ortadan kaldırılması ise çok daha sıra dışı bir hikâyedir.

Özbekistan’ın sıtmayla mücadelesi tam olarak böyle gelişti.

Bugün Orta Asya’nın sıtma eliminasyonunu başarmış ülkelerinden biri olan Özbekistan’da hastalık yaklaşık bir asır önce toplum sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyordu.

İklim koşulları, sulama sistemleri ve sivrisineklerin üreyebildiği su alanları sıtmanın yayılması için elverişli ortam oluşturuyordu.

Dünya Sağlık Örgütünün tarihsel değerlendirmelerine göre ülkedeki sıtma mevsimi geçmişte yaklaşık yedi aya kadar uzayabiliyordu.

Taşkent bölgesinde yaklaşık 40 bin kişi yaşamını yitirdi

Sıtmanın yol açtığı tarihsel kayıpların boyutu çarpıcıydı.

Dünya Sağlık Örgütünün Özbekistan’ın sıtmayla mücadelesini anlatan kayıtlarına göre 1892 ile 1905 yılları arasında Taşkent bölgesinde sıtma nedeniyle yaklaşık 40 bin kişi yaşamını yitirdi.

Bu sayı, dönemin bölge nüfusunun yaklaşık on birde birine karşılık geliyordu.

Bazı yerleşimlerde tablonun daha ağır olduğu ve bir yerleşimde nüfusun üçte birinden fazlasının hastalık nedeniyle kaybedildiği de bildirildi.

Ancak sıtmayla sistematik ve örgütlü mücadele daha sonraki yıllarda gelişti.

1921 yılında, o dönemde bugünkü Özbekistan topraklarını da kapsayan Türkistan’da 200 binden fazla sıtma vakasının kaydedilmesi mücadelede önemli bir dönüm noktası oldu.

Sıtmayla mücadele için özel bir sağlık ağı kuruldu

1920’li yıllardan itibaren sıtmaya karşı daha örgütlü sağlık hizmetleri oluşturulmaya başlandı.

Hastalığın tanınması ve tedavisi için sağlık çalışanları yetiştirildi. Hastaların tedaviye erişimi artırıldı. Dönemin başlıca sıtma ilaçlarından kinin yaygın biçimde kullanılmaya başladı.

Fakat mücadele yalnızca hastaları tedavi etmekle sınırlı değildi.

Sivrisineklerin üreyebildiği bataklıklar ve durgun su alanları hedef alındı. Bazı sulak alanlar kurutuldu veya dolduruldu, sulama sistemlerinde düzenlemelere gidildi.

Sivrisinek larvalarını yiyen Gambusia balıkları da bazı su kaynaklarına bırakıldı.

Böylece yalnızca hastalığı taşıyan insanları değil, sıtma parazitini insandan insana taşıyan sivrisinekleri de hedefleyen kapsamlı bir halk sağlığı yaklaşımı geliştirildi.

İkinci Dünya Savaşı mücadeleyi sekteye uğrattı

İlk çalışmalar sıtma yükünü azaltmaya başlamıştı ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında sağlık kaynaklarının farklı alanlara yönlendirilmesi mücadeleyi olumsuz etkiledi.

1943 yılına gelindiğinde Özbekistan’da nüfusun yaklaşık onda birinin sıtma parazitiyle enfekte olduğu bildirildi.

Savaş sonrasında mücadele yeniden yoğunlaştırıldı.

Sağlık personelinin sayısı artırıldı, sivrisineklerin üreme alanlarına yönelik çalışmalar genişletildi ve sıtma kontrol programları güçlendirildi.

1950’li yıllarda sıtmayla mücadele ülke çapında büyük bir halk sağlığı programına dönüştü.

20 bin vakadan 49 vakaya

Sonuçlar kısa sürede rakamlara yansıdı.

Bakü’de Yüzlerce Tıp Yazmasının Sakladığı Sırlar: Yüzyıllardır Korunan Şifa Hafızası
Bakü’de Yüzlerce Tıp Yazmasının Sakladığı Sırlar: Yüzyıllardır Korunan Şifa Hafızası
İçeriği Görüntüle

1953 yılında Özbekistan’daki 2 bin 800’den fazla yerleşimde yaklaşık 20 bin sıtma vakası tespit edilmişti.

Altı yıl sonra, 1959’da vaka sayısı yalnızca 49’a düştü.

1961 yılına gelindiğinde ise ülkede yerel bulaş sonucu ortaya çıkan sıtma vakası saptanmadı.

Özbekistan sıtmanın yerel bulaşını ilk kez ortadan kaldırmıştı.

Ancak bu başarı kalıcı bir rehavet anlamına gelmiyordu.

Hastalık tamamen kaybolmadı

1961’de yerel bulaş kesilmiş olsa da sıtma riski tamamen ortadan kalkmadı.

Özbekistan’ın sıtmanın görülmeye devam ettiği ülkelerle yakın coğrafi bağlantıları bulunuyordu. Sıtmanın sürdüğü bölgelerden gelen enfekte kişiler, hastalığın yeniden yerel bulaşa dönüşmesi açısından risk oluşturuyordu.

1966 yılında Özbekistan’ın güneyindeki Surhanderya bölgesine bağlı Boysun’da dışarıdan gelen vakalarla bağlantılı bir sıtma salgını kaydedildi.

On dört yerleşimde toplam 58 kişinin hastalandığı bildirildi.

Sonraki yıllarda da zaman zaman ithal vakalarla bağlantılı küçük yerel salgınlar görüldü.

Bu tablo, bir hastalığın ortadan kaldırılmasının onu sonsuza kadar uzaklaştırmak anlamına gelmediğini gösteriyordu.

Yerel bulaş 1999’da yeniden yerleşti

1990’lı yıllarda Orta Asya’daki siyasi, ekonomik ve toplumsal değişimler sıtma kontrolünü zorlaştırdı.

Komşu ülkelerde hastalık yükünün artması, sınır hareketliliği ve sağlık sistemlerindeki sorunlar Özbekistan’ın özellikle güney bölgelerinde riski yükseltti.

Dünya Sağlık Örgütünün değerlendirmelerine göre 1999 yılında sıtmanın yerel bulaşı Özbekistan’da yeniden yerleşti.

Sorun özellikle Tacikistan sınırına yakın bölgelerde belirginleşti.

2000 yılında ülkede toplam 125 sıtma vakası tespit edildi.

Bunların 46’sının yerel bulaş sonucu ortaya çıktığı bildirildi.

Yaklaşık 40 yıl önce kesilmiş olan yerel bulaş yeniden halk sağlığı tehdidine dönüşüyordu.

İkinci büyük mücadele başladı

Özbekistan Sağlık Bakanlığı 2000 yılında sıtmanın izlenmesi, kontrolü ve yeniden ortadan kaldırılması amacıyla ulusal programını güçlendirdi.

Bu kez mücadelenin merkezinde yalnız sivrisinek kontrolü değil, güçlü epidemiyolojik sürveyans da bulunuyordu.

Sınır bölgelerindeki sağlık hizmetleri güçlendirildi.

Sivrisinek popülasyonları ve üreme alanları düzenli olarak takip edildi.

Şüpheli vakaların erken tespit edilmesi, laboratuvar tanısının hızlandırılması ve hastaların zamanında tedavi edilmesi hedeflendi.

Sivrisinek kontrolü için kapalı alan ilaçlamaları ve farklı koruyucu yöntemlerden yararlanıldı.

Sınır ötesi işbirliği de mücadelenin önemli parçalarından biri haline geldi.

Taşkent Bildirgesi bölgesel mücadeleyi güçlendirdi

2005 yılında kabul edilen Taşkent Bildirgesi, bölgede sıtmadan etkilenen ülkelerin hastalığın yerel bulaşını ortadan kaldırma hedefinde ortak irade ortaya koyduğu önemli belgelerden biri oldu.

Bölgesel işbirliği, sınır hareketliliğinin yoğun olduğu ve hastalığın bir ülkeden diğerine taşınabildiği Orta Asya’da özellikle önem taşıyordu.

Çünkü sıtmayla mücadelede yalnızca tek bir ülkenin sınırları içinde alınan önlemler her zaman yeterli olmuyordu.

Son yerel vakalar 2010 yılında görüldü

Mücadelenin sonuçları özellikle hastalığın yoğun görüldüğü Surhanderya bölgesinde belirginleşti.

2007 yılında burada 81 sıtma vakası bildirilirken sonraki yıllarda sayı hızla düştü.

Özbekistan genelinde yerel bulaş sonucu ortaya çıkan son üç sıtma vakası 2010 yılında tespit edildi.

Bundan sonra ülkede sürekli yerel bulaş zinciri saptanmadı.

Ancak birkaç yıl boyunca yerel vaka görülmemesi, tek başına Dünya Sağlık Örgütünden sıtma eliminasyonu sertifikası almak için yeterli değildi.

2018’de DSÖ sertifikası geldi

Dünya Sağlık Örgütü, bir ülkeye sıtma eliminasyonu sertifikası verebilmek için yerel bulaş zincirinin ülke genelinde en az üç yıl boyunca kesildiğinin güvenilir kanıtlarla gösterilmesini şart koşuyor.

Bunun yanında ülkenin dışarıdan gelebilecek vakaları hızla tespit edebilecek, araştırabilecek ve sıtmanın yeniden yerleşmesini önleyebilecek güçlü bir sağlık ve sürveyans sistemine sahip olması gerekiyor.

Uzman değerlendirmelerinin ardından Dünya Sağlık Örgütü, 7 Aralık 2018’de Özbekistan’ın sıtmayı elimine ettiğini resmen duyurdu.

Böylece Özbekistan, sıtmanın yerel bulaşını tarihindeki ikinci büyük mücadele sonunda yeniden ortadan kaldırmış oldu.

“Sıtmasız ülke” ne anlama geliyor?

Burada önemli bir ayrım bulunuyor.

Bir ülkenin sıtma eliminasyonu açısından sertifikalandırılması, o ülkede bir daha hiçbir sıtma vakasının görülemeyeceği anlamına gelmiyor.

Sıtmanın devam ettiği başka bir ülkede enfekte olan bir kişi Özbekistan’a döndüğünde ülkede “ithal vaka” görülebilir.

Sertifikasyon açısından temel ölçüt, sivrisinekler aracılığıyla devam eden yerli bulaş zincirinin kesilmiş olmasıdır.

Bu nedenle sıtmanın elimine edilmesi mücadelenin tamamen sona erdiği anlamına gelmez.

Hastalığın yeniden yerleşmesini önlemek için sürveyans, erken tanı, vaka araştırması ve sivrisinek kontrolünün devam etmesi gerekir.

Özbekistan’ın 1961’deki ilk başarısının ardından hastalığın yeniden yerleşmesini yaşamış olması bunun en çarpıcı örneklerinden biridir.

Bir asırlık halk sağlığı dersi

Özbekistan’ın sıtma tarihi yalnızca bir hastalığın ortadan kaldırılmasının öyküsü değil.

Bataklıkların kurutulmasından sivrisinek larvalarını yiyen balıkların kullanılmasına, sağlık çalışanlarının eğitiminden sınır ötesi işbirliğine, laboratuvar tanısından epidemiyolojik sürveyansa kadar farklı uygulamaların birlikte yürütüldüğü uzun soluklu bir halk sağlığı mücadelesini gösteriyor.

1892–1905 arasında Taşkent bölgesinde yaklaşık 40 bin kişinin yaşamını yitirmesine yol açan sıtmanın yerel bulaşı 1961’de ilk kez kesildi.

Sonraki yıllarda dışarıdan gelen vakalara bağlı salgınlar yaşandı.

1999’da yerel bulaş yeniden yerleşti.

Özbekistan mücadeleyi yeniden yoğunlaştırdı.

Son yerel vakalar 2010’da görüldü ve sekiz yıl sonra ülke Dünya Sağlık Örgütünden sıtma eliminasyonu sertifikası aldı.

Bu tarih, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede önemli bir gerçeği de hatırlatıyor:

Bir hastalığın yerel bulaşını ortadan kaldırmak büyük başarıdır; yeniden yerleşmesini engellemek ise kesintisiz bir halk sağlığı görevidir.

Kaynaklar

  • Dünya Sağlık Örgütü — WHO Certifies That Uzbekistan Has Eliminated Malaria, 7 Aralık 2018.
  • Dünya Sağlık Örgütü — Towards a Malaria-Free World: Elimination of Malaria in Uzbekistan, 2024.
  • Dünya Sağlık Örgütü Global Malaria Programme — Countries and Territories Certified Malaria-Free by WHO.
  • Dünya Sağlık Örgütü Global Malaria Programme — Malaria Elimination Certification Process.