Diş etinde başlayan bir yara kısa sürede yüz dokularını etkileyen ağır bir hastalığa dönüşebiliyor. Noma, diğer adıyla cancrum oris, özellikle yetersiz beslenen, enfeksiyonlardan etkilenen, ağız sağlığı kötü olan ve aşırı yoksulluk koşullarında yaşayan 2–6 yaşındaki çocuklarda görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü, hastalığı Aralık 2023'te ihmal edilen tropikal hastalıklar listesine aldı. Temmuz 2026'da yayımlanan yeni teknik belge ise erken tanı, beslenme, temiz su, sanitasyon, ağız sağlığı ve temel sağlık hizmetlerine erişimi noma kontrolünün temel unsurları arasında gösterdi.
Hastalık ağızda başlıyor
Noma çoğunlukla doğrudan yüzde büyük bir yara oluşturarak başlamıyor.
İlk bulgular diş eti iltihabı ve diş etindeki yaralar şeklinde ortaya çıkabiliyor. Hastalığın ilerlemesiyle akut nekrotizan gingivit gelişebiliyor. Ardından yüzde şişlik, doku ölümü ve gangren meydana gelebiliyor.
İlerleyen hastalık ağız çevresindeki yumuşak dokuların yanı sıra deri ve kemik dokularını da etkileyebiliyor. Yüz dokularındaki kayıp kısa sürede gelişebildiği için erken tanı tedavinin en önemli aşamalarından birini oluşturuyor.
En fazla küçük çocukları etkiliyor
Hastalık özellikle 2–6 yaş grubunda görülüyor.
Ancak noma tek bir mikroorganizmanın neden olduğu klasik bir enfeksiyon hastalığı olarak değerlendirilmiyor. Hastalığın ortaya çıkışında birden fazla etkene bağlı karmaşık bir süreç bulunduğu düşünülüyor.
Yetersiz beslenme, bağışıklığın zayıflaması, eşlik eden enfeksiyonlar, kötü ağız sağlığı ve aşırı yoksulluk hastalıkla ilişkilendirilen başlıca risk etkenleri arasında yer alıyor.
Noma çocuklarda daha sık görülmekle birlikte bağışıklık sistemi ciddi biçimde baskılanmış yetişkinlerde de ortaya çıkabiliyor.
İnsandan insana bulaştığına ilişkin kanıt yok
Noma'nın gelişiminde ağızda bulunan farklı mikroorganizmaların rol oynadığı düşünülüyor.
Buna karşılık hastalık kişiden kişiye bulaşan bir enfeksiyon olarak kabul edilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü, doğrudan insandan insana bulaşmayı gösteren belgelenmiş bir kanıt bulunmadığını bildiriyor.
Bu nedenle noma ile mücadelede hastaların toplumdan uzaklaştırılması değil, yetersiz beslenme, ağız sağlığı sorunları, enfeksiyonlar ve sağlık hizmetlerine erişimdeki eksikliklerin giderilmesi önem taşıyor.
Hastalığın merkezinde yoksulluk var
Noma en sık Sahra altı Afrika'daki yoksul topluluklarda bildiriliyor.
Ancak hastalık yalnızca Afrika'ya özgü değil. Asya, Amerika ve dünyanın farklı bölgelerinde de vakalar kaydedildi.
2022 yılında yayımlanan kapsamlı bir sistematik incelemede, incelenen yakın dönem kayıtlarında en az 23 ülkede noma vakalarının teşhis edildiği belirlendi. Bununla birlikte vakaların önemli bölümünün Batı Afrika'daki belirli bölgelerde yoğunlaştığı görüldü.
Noma'nın görüldüğü toplumlarda ortak özelliklerin başında ağır yoksulluk, yetersiz beslenme, kötü ağız sağlığı ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler geliyor.
Bu nedenle hastalık yalnızca klinik bir sorun değil, sağlık eşitsizliklerinin de önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Dünyada kaç noma vakası var?
Bu soruya bugün güvenilir bir sayı vermek mümkün değil.
Dünya Sağlık Örgütünün küresel hastalık yükü için hâlen atıfta bulunduğu tahminler 1998 yılına dayanıyor. Bu eski çalışmalarda yılda yaklaşık 140 bin yeni vaka bulunduğu ve yaklaşık 770 bin kişinin noma ile yaşadığı tahmin edilmişti.
Ancak bu rakamlar güncel küresel vaka sayıları değil.
Dünya Sağlık Örgütü de söz konusu tahminlerin yöntemsel sınırlılıklarını vurguluyor ve noma'nın gerçek küresel yükünün büyük ölçüde bilinmediğini belirtiyor.
2022 yılında yayımlanan sistematik incelemede de mevcut çalışmaların sınırlı coğrafi dağılımı ve veri kalitesindeki farklılıklar nedeniyle yeni bir küresel insidans ya da prevalans tahmini yapılamadı.
Bu nedenle günümüzde “dünyada her yıl 140 bin çocuk noma oluyor” şeklinde bir ifade bilimsel olarak güncel bir veri kabul edilemez.
Vakaların önemli bölümü kayıtlara girmiyor
Noma'nın gerçek yaygınlığının belirlenememesinin birçok nedeni bulunuyor.
Hastalık hızla ilerliyor. Bazı çocuklar sağlık kuruluşuna ulaşamadan kaybedilebiliyor. Sağlık çalışanları ve aileler hastalığın erken belirtilerini her zaman tanıyamıyor.
Buna sağlık kayıtlarının yetersizliği, sürveyans sistemlerinin zayıflığı ve yüz görünümündeki değişiklik nedeniyle ortaya çıkabilen sosyal damgalanma da ekleniyor.
Bu nedenle bilimsel kayıtlara ulaşan vakaların gerçek hastalık yükünün yalnızca bir bölümünü temsil ettiği düşünülüyor.
Yüzde 90 ölüm oranı da eski bir tahmin
Noma ile ilgili sık kullanılan rakamlardan biri de yüzde 90'a ulaşan ölüm oranı.
Ancak bu rakamın kaynağı da eski verilere dayanıyor.
Dünya Sağlık Örgütünün 1998 tarihli tahminlerinde vaka ölüm oranı yüzde 90 olarak belirtilmişti. Örgüt günümüzde gerçek oranın daha düşük olabileceğini ve erken tedaviyle ölüm riskinin büyük ölçüde azaltılabildiğini bildiriyor.
Bu nedenle yüzde 90 rakamının günümüzde tedavi edilen bütün noma hastaları için geçerli bir ölüm oranı gibi sunulması doğru değil.
Bununla birlikte noma tedavi edilmediğinde yaşamı tehdit eden ağır bir hastalık olmayı sürdürüyor.
Hayatta kalanlarda kalıcı hasar gelişebiliyor
Akut dönemi atlatan hastalarda ciddi anatomik ve işlevsel sorunlar kalabiliyor.
Yüz dokularındaki kayıp dudakları, yanakları, çeneyi ve ağız çevresindeki yapıları etkileyebiliyor.
Hastalığın bıraktığı hasar nedeniyle yemek yeme, çiğneme, yutma ve konuşma güçlükleri ortaya çıkabiliyor. İleri vakalarda solunum ve görme fonksiyonları da etkilenebiliyor.
İyileşme sırasında gelişen nedbe dokusu ağız açıklığını ciddi biçimde azaltabiliyor. İleri doku kaybı bulunan hastalar daha sonra rekonstrüktif cerrahi ve uzun süreli rehabilitasyona ihtiyaç duyabiliyor.
Hastalığın sosyal etkileri de ağır
Noma'nın etkisi yalnızca fiziksel hasarla sınırlı değil.
Yüz görünümünde oluşan belirgin değişiklikler çocukların sosyal yaşamdan uzaklaştırılmasına, eğitimlerinin aksamasına, ayrımcılığa ve damgalanmaya neden olabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü de noma'nın yol açtığı engellilik, sosyal dışlanma ve damgalanmayı hastalığın önemli sonuçları arasında gösteriyor.
Bu nedenle tedavi sürecinde cerrahi ve tıbbi bakımın yanında rehabilitasyon ve hastaların toplumsal yaşama yeniden katılımı da önem taşıyor.
Erken dönemde hastalık durdurulabiliyor
Noma'nın en önemli özelliklerinden biri, ileri dönemde ağır doku kayıplarına neden olabilmesine rağmen erken aşamada temel sağlık hizmetleriyle kontrol altına alınabilmesi.
Dünya Sağlık Örgütüne göre erken tedavide uygun antibiyotikler, ağız hijyeninin iyileştirilmesi, antiseptik ağız bakımı ve beslenme desteği uygulanabiliyor.
Erken tanı ve tedavi hastalığın ilerlemesini durdurabiliyor ve uzun dönemli hasar gelişme riskini azaltabiliyor.
Gangren ve ileri doku kaybı geliştikten sonra ise tedavi daha karmaşık hale geliyor. Bu hastalarda yara bakımı, cerrahi müdahaleler, yüz rekonstrüksiyonu ve rehabilitasyon gerekebiliyor.
Evreler ilerledikçe tedavi güçleşiyor
Dünya Sağlık Örgütü noma'nın klinik ilerlemesini evre 0'dan evre 5'e uzanan bir sınıflamayla tanımlıyor.
Evre 0'da basit diş eti iltihabı bulunuyor. Evre 1'de akut nekrotizan gingivit gelişiyor. Evre 2 yüzde ödem, evre 3 gangren ile karakterize ediliyor. Evre 4 nedbeleşme, evre 5 ise hastalığın bıraktığı kalıcı sekelleri ifade ediyor.
Bu sınıflandırmanın önemi hastalığın gangren oluşmadan önce tanınabilmesinde ortaya çıkıyor.
Çünkü yüz dokularındaki geri dönüşü olmayan hasar geliştikten sonra tedavi seçenekleri çok daha karmaşık hale geliyor.
2023 yılında ihmal edilen tropikal hastalıklar listesine girdi
Noma uzun süredir bilinmesine rağmen Dünya Sağlık Örgütünün ihmal edilen tropikal hastalıklar listesine 15 Aralık 2023 tarihinde eklendi.
Bu karar hastalığın küresel düzeyde tanınması açısından önemli bir dönüm noktası oldu.
Listeye alınmasıyla noma'nın ulusal sağlık programlarına ve sürveyans sistemlerine dahil edilmesi, araştırmaların geliştirilmesi, sağlık çalışanlarının eğitilmesi ve kaynakların artırılması hedefleri güç kazandı.
DSÖ 2026'da yeni yol haritasını yayımladı
Dünya Sağlık Örgütü 8 Temmuz 2026 tarihinde noma kontrolüne ilişkin yeni teknik belgesini yayımladı.
Belgede erken tanı ve vaka yönetiminin yanı sıra temiz suya erişim, sanitasyon ve hijyen, yeterli beslenme, ağız sağlığı hizmetleri, toplumun bilinçlendirilmesi ve noma hizmetlerinin ulusal sağlık sistemlerine entegre edilmesi temel müdahale alanları arasında gösterildi.
Belge aynı zamanda 2030 yılına yönelik kontrol hedeflerini, izleme göstergelerini ve düzenli veri toplanmasına ilişkin yaklaşımı ortaya koyuyor.
Bu yaklaşım noma ile mücadelenin yalnızca hastanede başlayan bir tedavi süreci olmadığını gösteriyor.
Önlenebilir ağır sonuçların hastalığı
Noma, modern tıbbın ileri tedavi yöntemleriyle temel sağlık hizmetleri arasındaki eşitsizliği en açık biçimde gösteren hastalıklardan biri.
Hastalığın en ağır sonuçları çoğu zaman yeterli beslenme, iyi ağız hijyeni, enfeksiyonların zamanında tedavisi ve erken sağlık hizmetine erişimle önlenebilir.
Bu nedenle noma yalnızca enfeksiyon hastalıklarının veya ağız ve diş sağlığının konusu değil.
Çocuk sağlığı, beslenme, temiz su ve sanitasyon, yoksullukla mücadele ve sağlık hizmetlerine erişim aynı tablonun parçalarını oluşturuyor.
Noma'nın yol açtığı yüz kayıpları görünür durumda.
Ancak hastalığın arkasında bulunan yetersiz beslenme, aşırı yoksulluk ve temel sağlık hizmetlerine erişememe çoğu zaman daha az görünür kalıyor.
6. Kaynaklar
Dünya Sağlık Örgütü – Noma, bilgi notu, 15 Aralık 2023.
Dünya Sağlık Örgütü – Ending the Neglect to Attain the Sustainable Development Goals: Noma Control – Technical Brief, 8 Temmuz 2026.
Dünya Sağlık Örgütü – WHO Officially Recognizes Noma as a Neglected Tropical Disease, 15 Aralık 2023.
Galli A, Brugger C, Fürst T, Monnier N, Winkler MS, Steinmann P. – Prevalence, Incidence, and Reported Global Distribution of Noma: A Systematic Literature Review, The Lancet Infectious Diseases, 2022; 22(8): e221–e230.
Srour ML, Marck K, Baratti-Mayer D. – Noma: Overview of a Neglected Disease and Human Rights Violation, American Journal of Tropical Medicine and Hygiene, 2017; 96(2): 268–274.




