Toplam 38 araştırmayı değerlendiren bilim insanları, yan etki riskinin nasıl anlatıldığının hasta deneyimini değiştirebileceğini, ancak her olumsuz beklentinin mutlaka fiziksel bir belirtiye dönüşmediğini belirledi.

Bulgular, tıpta nocebo etkisi olarak bilinen olgunun ilaç güvenliği ve tedaviye uyum açısından yeniden değerlendirilmesini gündeme getirdi.

Nocebo etkisi, kişinin bir tedaviden olumsuz sonuç beklemesi nedeniyle bazı belirtileri yaşaması veya mevcut belirtilerini daha şiddetli hissetmesi olarak tanımlanıyor.

Örneğin, bir ilacın baş ağrısına neden olabileceğini öğrenen kişi, tedaviye başladıktan sonra yaşadığı baş ağrısını doğrudan ilaca bağlayabiliyor. Ancak aynı belirti günlük yaşam koşullarından, başka bir sağlık sorunundan veya olumsuz beklentilerin etkisinden de kaynaklanabiliyor.

Bilimsel çalışmalar, beklentilerin yalnızca kişinin düşüncelerini değil, ağrıyı ve diğer bedensel belirtileri algılama biçimini de etkileyebildiğini gösteriyor.

100 gönüllüyle yapılan yeni araştırmada biyolojik etkiler incelendi

12 Ekim 2026'da yayımlanan araştırmada 100 sağlıklı gönüllü, olumsuz beklentilerin ağrı üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla deneysel koşullara alındı.

Katılımcılara karın içi organlardan kaynaklanan ağrıyı modelleyen kontrollü uyarılar ve cilt üzerinden ısı uyaranları uygulandı. Gönüllüler rastgele gruplara ayrılarak olumsuz veya tarafsız sözel bilgilendirmelere ve farklı deneyim koşullarına maruz bırakıldı.

Araştırmacılar, ağrıyla ilişkili süreçlerde rol oynayabilen kolesistokinin ve beta-endorfin adlı iki maddenin kandaki düzeylerini ölçtü.

Temel grup karşılaştırmalarında kolesistokinin düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık bulunmadı. Ancak sonradan yapılan alt grup analizinde, nocebo yanıtı gösteren katılımcıların tedavi aşamasındaki kolesistokinin düzeylerinin diğerlerinden daha yüksek olduğu belirlendi.

Beta-endorfin düzeylerinde ise doğrudan nocebo etkisiyle bağlantılı bir grup farklılığı saptanmadı.

Araştırmacılar, kolesistokininin olumsuz beklentilere yatkınlıkla ilişkili olabileceğini değerlendirdi. Bununla birlikte bulgu, sonradan yapılan bir analize dayandığı için henüz doğrulanmış bir biyolojik belirteç olarak kabul edilmiyor.

Çalışmanın sağlıklı gönüllülerle ve deneysel ağrı koşullarında gerçekleştirilmiş olması da sonuçların gerçek ilaç tedavilerine doğrudan genellenmesini sınırlıyor.

38 araştırma, yan etki beklentilerinin değişebildiğini gösterdi

Tayvan Ulusal Üniversitesi ve Tayvan Ulusal Normal Üniversitesi araştırmacılarının hazırladığı bir başka bilimsel inceleme, nocebo etkisini azaltmaya yönelik iletişim yöntemlerini değerlendirdi.

16 Haziran 2026'da çevrim içi yayımlanan ve Patient Education and Counseling dergisinin Eylül sayısında yer alan incelemede 38 araştırma ele alındı.

Araştırmaların çoğu sağlıklı gönüllülerle gerçekleştirilen kontrollü deneylerden oluşurken, 11 çalışma klinik ortamlarda yürütüldü.

Bilim insanları, hastalara nocebo etkisinin açıklanması, yan etki olasılıklarının farklı ifadelerle anlatılması, empatik hekim iletişimi ve kişiye uygun bilgilendirme gibi dokuz iletişim yaklaşımını değerlendirdi.

Elde edilen sonuçlar, bu yöntemlerin özellikle hastaların yan etki beklentilerini, risk algılarını ve belirtileri tedaviyle ilişkilendirme biçimlerini değiştirebildiğini gösterdi.

Ancak iletişim yöntemlerinin gerçek belirtilerin sıklığını veya şiddetini azaltma konusundaki etkileri daha değişken bulundu.

Bu ayrım, nocebo etkisinin her hastada aynı biçimde ortaya çıkmadığını ve olumsuz beklentilerin azaltılmasının her zaman fiziksel belirtileri ortadan kaldırmadığını gösteriyor.

Kolesterol ilaçlarında yapılan deney önemli bir farkı ortaya koydu

Nocebo etkisine ilişkin en somut klinik bulgulardan biri, İngiltere'de Imperial College London araştırmacılarının yürüttüğü SAMSON çalışmasından elde edildi.

New England Journal of Medicine dergisinde 2020 yılında ilk sonuçları yayımlanan araştırmaya, daha önce yan etki şikâyetleri nedeniyle statin adı verilen kolesterol düşürücü ilaçları bırakmış 60 kişi katıldı.

Katılımcılara 12 aylık araştırma süresince rastgele belirlenen dönemlerde gerçek statin ilacı, etkin madde içermeyen plasebo tablet veya hiç tablet kullanmama koşulu uygulandı.

Gerçek ilaç ve plasebo dönemlerinde katılımcılar hangi tableti aldıklarını bilmiyordu. Araştırmayı 49 kişi tamamladı.

Hastalardan yaşadıkları belirtilerin şiddetini her gün 0 ile 100 arasında puanlamaları istendi.

Ortaya çıkan sonuçlar şöyleydi:

  • Hiç tablet kullanılmayan dönemlerde ortalama belirti puanı 8,0 oldu.
  • Plasebo kullanılan dönemlerde ortalama puan 15,4'e yükseldi.
  • Gerçek statin kullanılan dönemlerde ortalama puan 16,3 olarak ölçüldü.

Gerçek ilaç ile plasebo dönemlerindeki ortalama belirti şiddeti arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı.

Araştırmacılar, statin kullanımına eşlik eden ve ilaçsız dönemlere göre artan belirti yükünün yaklaşık yüzde 90'ının plasebo kullanılırken de ortaya çıktığını hesapladı.

Bu oran, statinlerin yan etkilerinin yüzde 90'ının bütün hastalarda psikolojik nedenlerle oluştuğu anlamına gelmiyor. Bulgular yalnızca çalışmaya katılan, daha önce statin tedavisini yan etki şikâyetleri nedeniyle bırakmış hasta grubundaki belirtilerin önemli bölümünün ilacın etken maddesiyle açıklanamadığını gösteriyor.

Araştırmanın tamamlanmasından altı ay sonra katılımcıların 30'unun yeniden statin tedavisi kullanmaya başladığı bildirildi.

Gerçek ilaç verilmediğinde de yan etki bildirilebiliyor

Nocebo etkisini gösteren başka veriler, COVID-19 aşılarıyla ilgili klinik araştırmalardan elde edildi.

JAMA Network Open dergisinde Ocak 2022'de yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde, toplam 45 bin 380 kişiyi kapsayan 12 klinik araştırmanın yan etki verileri değerlendirildi.

İlk doz sonrasında, aşı yerine etkin madde içermeyen plasebo uygulanan kişilerin yüzde 35,2'si baş ağrısı, yorgunluk veya benzeri en az bir genel belirti bildirdi.

Gerçek aşı uygulanan gruplarda aynı tür belirtilerin bildirilme oranı yüzde 46,3 olarak hesaplandı.

Araştırmacılar, ilk dozdan sonra plasebo grubunda bildirilen genel belirtilerin sıklığının aşı grubundaki sıklığın yaklaşık yüzde 76'sına karşılık geldiğini belirledi.

İkinci doz için hesaplanan oran yüzde 51,8 oldu.

Ancak bu sonuçlar, aşı sonrasında bildirilen belirtilerin aynı oranlarda kesin olarak beklentilerden kaynaklandığını göstermiyor. Plasebo gruplarındaki belirtiler başka nedenlerle de ortaya çıkabiliyor.

Gerçek aşı uygulanan gruplarda daha fazla yan etki bildirilmesi, aşıların doğrudan biyolojik etkilerinin bulunduğunu da ortaya koydu.

Araştırma, etkin madde içermeyen bir uygulamanın ardından bile belirti bildirimlerinin görülebildiğini göstermesi açısından nocebo çalışmalarına önemli veriler sağladı.

Yan etki korkusu her zaman belirtiye dönüşmüyor

Olumsuz beklentilerin etkisini araştıran bütün deneylerde aynı sonuçlar elde edilmiyor.

British Journal of Health Psychology dergisinde 26 Ocak 2026'da çevrim içi yayımlanan üç deneysel çalışmada toplam 533 katılımcı değerlendirildi.

İlk deneyde 244 kişiye ilaçların olası yan etkileri farklı ifadelerle anlatıldı.

Yan etkinin ortaya çıkabileceğini vurgulayan ifadelerin, aynı olasılığın yan etkinin görülmeyeceği biçiminde anlatılmasına göre daha yüksek olumsuz beklenti oluşturduğu belirlendi.

Sonraki deneylerde 179 ve 110 katılımcıya, ağrı kesici olduğu belirtilen ancak etkin madde içermeyen bir krem uygulandı.

İlk deneyde katılımcıların yüzde 11'i, ikinci deneyde yüzde 17'si kaşıntı bildirdi.

Zencefil kolesterolü düşürür mü? Araştırmalar ne söylüyor?
Zencefil kolesterolü düşürür mü? Araştırmalar ne söylüyor?
İçeriği Görüntüle

Buna rağmen yan etki olasılığının farklı biçimlerde anlatılması, kaşıntının görülme sıklığında anlamlı bir farklılık oluşturmadı.

Araştırmacılar, bu deneylerde kaşıntı açısından beklenen nocebo yanıtının oluşturulamadığını bildirdi.

Bulgular, bir kişinin yan etki yaşama ihtimalinden endişelenmesinin mutlaka fiziksel belirti yaşayacağı anlamına gelmediğini gösterdi.

Olumsuz hasta deneyimleri beklentileri etkileyebiliyor

Avustralya'daki Sydney Üniversitesi araştırmacılarının 6 Ekim 2026'da Behaviour Research and Therapy dergisinde yayımladığı çalışma, kişilerin başkalarının ilaç deneyimlerinden nasıl etkilendiğini inceledi.

Üç ayrı çevrim içi araştırmada katılımcılara bir ilaç hakkında bilgilendirme metni sunuldu. Ardından ilaca ilişkin olumlu veya olumsuz deneyimleri anlatan kişisel paylaşımlar arasından okumak istediklerini seçmeleri sağlandı.

Araştırmada katılımcıların olumsuz deneyimleri anlatan paylaşımları daha fazla seçme eğiliminde olduğu belirlendi.

Daha fazla olumsuz deneyim okuyan kişilerde yan etki beklentisi ve yan etkilere ilişkin endişe de daha yüksek bulundu.

İlacı kullanmaya yönelik isteğin azalabileceğine ilişkin bazı bulgular da elde edildi.

Ancak çalışma, katılımcılarda gerçek ilaç yan etkilerinin ortaya çıkıp çıkmadığını ölçmedi. Bu nedenle sonuçlar, olumsuz paylaşımların doğrudan fiziksel belirti oluşturduğunu kanıtlamıyor.

Kronik hastalığı bulunan kişilerde etkiler farklılaşabiliyor

Frontiers in Psychiatry dergisinde 8 Mayıs 2026'da yayımlanan sistematik derlemede, uzun süreli sağlık sorunları bulunan kişilerle gerçekleştirilen 13 deneysel çalışma incelendi.

Çalışmalar arasında kronik ağrı, astım, Parkinson hastalığı, kanser tedavisi ve deri hastalıklarına ilişkin araştırmalar yer aldı.

Bazı deneylerde olumsuz beklentilerin ağrı ve kaşıntı gibi belirtilerin daha yoğun hissedilmesiyle ilişkili olduğu belirlendi.

Belirli araştırmalarda fizyolojik ölçümlerde ve beyin etkinliğinde de değişiklikler gözlendi. Ancak bütün hastalık gruplarında aynı sonuçlara ulaşılamadı.

Araştırmacılar, kişilerin önceki tedavi deneyimlerinin, belirtilere ilişkin beklentilerinin ve sağlık profesyonellerinden aldıkları bilgilerin nocebo yanıtını etkileyebileceğini değerlendirdi.

Çalışmaların yöntemleri arasındaki farklılıklar nedeniyle etkinin büyüklüğünün bütün kronik hastalar için geçerli tek bir oranla açıklanamayacağı belirtildi.

Yan etkilerin anlatılma biçimi tedavi deneyimini değiştirebilir

Bilimsel bulgular, ilaçların olası yan etkileri hakkında verilen bilgilerin yalnızca içeriğinin değil, sunuluş biçiminin de önemli olabileceğini gösteriyor.

Örneğin bir yan etkinin görülme olasılığı yüzde 10 ise hastaya her 10 kişiden birinde bu belirtinin ortaya çıkabileceği söylenebilir.

Aynı bilgi, her 10 kişiden dokuzunda söz konusu yan etkinin görülmediği şeklinde de aktarılabilir.

İki ifade de aynı olasılığı anlatmasına rağmen hastanın riski algılama biçimi farklılaşabilir.

Araştırmalar, hastaların olası yan etkiler konusunda doğru ve dengeli bilgilendirilmesinin gerekliliğini ortadan kaldırmıyor.

Yan etki risklerinin gizlenmesi veya olduğundan küçük gösterilmesi, hastanın bilgilendirilmiş karar verme hakkıyla bağdaşmıyor.

Bu nedenle bilim insanları, hastalara ilaçların yararları ve riskleri hakkında açık bilgi verilirken gereksiz korku oluşturabilecek ifadelerden kaçınılmasının yararlı olabileceğini değerlendiriyor.

Nocebo etkisi gerçek ilaç yan etkilerinin olmadığı anlamına gelmiyor

Nocebo etkisinin varlığı, ilaç kullanımı sırasında ortaya çıkan bütün şikâyetlerin beklentilerden kaynaklandığı anlamına gelmiyor.

İlaçlar, etken maddelerine ve kişinin sağlık durumuna bağlı olarak gerçek, bazen de ciddi yan etkilere neden olabiliyor.

Baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı veya yorgunluk gibi belirtilerin doğrudan ilaçtan mı, başka bir sağlık sorunundan mı yoksa nocebo etkisinden mi kaynaklandığının değerlendirilmesi her zaman kolay olmayabiliyor.

Özellikle ciddi, beklenmedik veya giderek şiddetlenen belirtilerin yalnızca nocebo etkisi olarak yorumlanması, gerekli tıbbi değerlendirmenin gecikmesine neden olabilir.

Hastaların şüpheli yan etkileri sağlık profesyonellerine bildirmesi ve reçeteli ilaçlarını hekim değerlendirmesi olmadan bırakmaması gerekiyor.

Nocebo etkisine ilişkin araştırmalar, bazı olumsuz belirtilerin yalnızca ilaçların kimyasal özellikleriyle açıklanamayabileceğini gösteriyor. Ancak hangi kişilerde beklentilerin daha güçlü bir etki oluşturduğunu ve bu etkinin güvenilir biçimde nasıl azaltılabileceğini belirlemek için daha kapsamlı klinik çalışmalara ihtiyaç bulunuyor.

KAYNAKLAR

  • Neuroimmunomodulation – Peripheral CCK and β-Endorphin as Potential Neuroendocrine Markers of Nocebo Effects: Evidence from a Multiple-Threat Pain Paradigm, 12 Ekim 2026.
  • Patient Education and Counseling – Shaping Expectations in Care: A Scoping Review of Experimental and Clinical Evidence on Communication Strategies to Reduce the Nocebo Effect, 2026.
  • New England Journal of Medicine – N-of-1 Trial of a Statin, Placebo, or No Treatment to Assess Side Effects, 2020.
  • Journal of the American College of Cardiology – Side Effect Patterns in a Crossover Trial of Statin, Placebo, and No Treatment, 2021.
  • JAMA Network Open – Frequency of Adverse Events in the Placebo Arms of COVID-19 Vaccine Trials: A Systematic Review and Meta-analysis, 2022.
  • British Journal of Health Psychology – Effects of Likelihood Framing on Side Effect Expectations and Nocebo Side Effects: Results from Three Experimental Studies with a Placebo Analgesic Cream, 2026.
  • Behaviour Research and Therapy – Interrogating Side Effects: The Role of Social Information in Treatment Expectancies, 6 Ekim 2026.
  • Frontiers in Psychiatry – Nocebo Effects in Long-Term Health Conditions: A Systematic Review of Experimental Studies, 8 Mayıs 2026.