Avrupa denizanalarını değerlendiren bilimsel derlemelerde türün sokucu etkisi “hafif” olarak sınıflandırılıyor; buna rağmen doğrudan temastan kaçınılması öneriliyor.
Tekirdağ kıyılarında görüntülenmesiyle yeniden gündeme gelen maviş denizanası, Marmara Denizi’ndeki geçmişi ve insan sağlığı açısından oluşturabileceği etkiler nedeniyle merak konusu oldu. Bilimsel adı Cotylorhiza tuberculata olan tür, Akdeniz’in karakteristik denizanaları arasında yer alıyor ve görünümü nedeniyle “sahanda yumurta denizanası” adıyla da tanınıyor.
Güncel Tekirdağ görüntüleri yeni bir saha gözlemi niteliği taşıyor. Ancak türün Marmara Denizi’ndeki varlığı daha önce bilimsel olarak belgelenmiş durumda.
İstanbul Üniversitesi araştırmacılarının çalışması, Eylül 2020’de Prens Adaları çevresinde dört bireyin gözlendiğini ve bunun Marmara Denizi için ilk bilimsel kayıt olduğunu ortaya koydu.
Bu nedenle son gözlemleri “Marmara’da ilk kez görüldü” şeklinde değerlendirmek doğru değil. Güncel gelişmenin haber değeri, daha önce bilimsel olarak kaydedilmiş bir türün Marmara’nın farklı bir bölümünde yeniden görünür hale gelmesinden kaynaklanıyor.
İlk bilimsel kayıt Prens Adaları çevresinden
Aquatic Sciences and Engineering’da yayımlanan araştırmayı İstanbul Üniversitesi’nden Melek İşinibilir, Esin Yüksel ve Cem Dalyan yürüttü.
Araştırmacılar, Eylül 2020’de Prens Adaları çevresinde dört Cotylorhiza tuberculata bireyi gözlemledi. Çalışmada bu kayıt, türün Marmara Denizi’ndeki ilk bilimsel gözlemi olarak tanımlandı.
Araştırma, maviş denizanasının Marmara’daki bilimsel olarak belgelenmiş geçmişinin en azından 2020 yılına uzandığını gösteriyor.
Güney Marmara’da da kaydedildi
Türün Marmara Denizi içindeki dağılımına ilişkin bir başka bilimsel kayıt Ocaklar Koyu’ndan geldi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi araştırmacıları Semih Kale ve Deniz Acarlı’nın Marine and Life Sciences’ta yayımlanan çalışmasında, Ekim 2021’de güney Marmara kıyılarında iki maviş denizanası gözlendi.
Bireylerin şemsiye çapları 25 ve 38 santimetre olarak ölçüldü. Araştırmacılar bu gözlemi türün güney Marmara kıyılarındaki ilk bilimsel kaydı olarak bildirdi.
Prens Adaları ve Ocaklar Koyu kayıtları birlikte değerlendirildiğinde maviş denizanasının Marmara Denizi’nde yalnızca tek bir noktada gözlenmediği anlaşılıyor.
Akdeniz’in karakteristik türlerinden biri
Maviş denizanasının en kolay fark edilen özelliği görünümü.
Şemsiye bölümünün ortasındaki sarımsı ve turuncu yapı, hayvana yukarıdan bakıldığında sahanda yumurtayı andırıyor. Türün yaygın adlarından biri de bu benzerlikten kaynaklanıyor.
Bilimsel çalışmalar Cotylorhiza tuberculata türünü Akdeniz’le güçlü biçimde ilişkili denizanalarından biri olarak tanımlıyor.
Yetişkin bireylerin özellikle sıcak dönemlerde daha görünür hale gelebildiği biliniyor. Bu nedenle yaz sonu ve sonbaharın ilk dönemlerinde yapılan gözlemler türün bilinen mevsimsel özellikleriyle uyumlu.
Sokucu etkisi “hafif” kategorisinde
Maviş denizanasıyla ilgili en fazla merak edilen konulardan biri insan sağlığı açısından oluşturduğu risk.
Avrupa denizanalarını değerlendiren bilimsel derlemelerde Cotylorhiza tuberculata türünün sokucu etkisi “hafif” kategorisinde sınıflandırılıyor.
Bu sınıflandırma, türün insanlarda ağır sokmalarla tanınan denizanaları arasında yer almadığını gösteriyor. Ancak hayvana dokunmanın tamamen risksiz olduğu anlamına gelmiyor.
Denizanalarında nematosist adı verilen mikroskobik yakıcı hücreler bulunuyor. Bu hücreler temas sırasında içeriklerini boşaltabiliyor.
Kişisel duyarlılığa bağlı olarak temas sonrasında kızarıklık, yanma, kaşıntı veya kabarıklık gibi cilt belirtileri gelişebiliyor.
Bu nedenle denizde karşılaşılan denizanalarına çıplak elle dokunulmaması en güvenli yaklaşım.
Kıyıya vurmuş denizanasına da dokunulmamalı
Denizanasının hareketsiz veya ölü görünmesi, yakıcı hücrelerinin tümüyle etkisiz olduğu anlamına gelmeyebilir.
Genel denizanası sokması yönetiminde temas bölgesinin ovuşturulmaması ve deride kalmış dokunaç parçalarının çıplak elle çıkarılmaması öneriliyor.
Evde kullanılan maddelerin her denizanası türünde uygun olmadığı da bilimsel kaynaklarda vurgulanıyor. Denizanası türleri arasında önemli farklılıklar bulunduğu için ilk yardım yaklaşımı türe göre değişebiliyor.
Temas sonrasında şiddetli ağrı, hızla yayılan kızarıklık veya belirgin şişlik gelişmesi durumunda sağlık desteği alınması gerekiyor.
Nefes almada güçlük, yüzde veya dilde şişme, yaygın kurdeşen, baş dönmesi ya da bilinç değişikliği gibi ciddi belirtilerde ise acil tıbbi yardım alınmalı.
Marmara’ya nasıl ulaştığı kesinleşmiş değil
Maviş denizanasının Marmara Denizi’ne hangi mekanizmayla ulaştığı konusunda kesin bir bilimsel sonuç bulunmuyor.
Marmara’daki ilk kayıt çalışmasında araştırmacılar, türün Akdeniz ve Ege Denizi’nden Çanakkale Boğazı üzerinden taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde durdu.
Deniz akıntıları ve gemilerin balast suları da olası taşınma mekanizmaları arasında değerlendirildi.
Ancak bu ihtimaller henüz kesin olarak kanıtlanmış değil. Bu nedenle türün Marmara’ya gelişini tek bir nedene bağlamak bilimsel açıdan doğru değil.
Tek gözlem “istila” anlamına gelmiyor
Denizanalarının görülme sıklığındaki değişimler zaman zaman doğrudan deniz suyu sıcaklığı veya iklim değişikliğiyle ilişkilendiriliyor.
Bilimsel çalışmalar sıcaklığın denizanalarının yaşam döngüsünü ve dağılımını etkileyebildiğini gösteriyor. Ancak denizanası popülasyonlarındaki değişimler yalnızca sıcaklıkla açıklanamıyor.
Besin maddelerindeki artış, akıntılar, balıkçılık baskısı, avcı türlerdeki değişimler ve deniz ekosisteminin genel yapısı da popülasyonlar üzerinde etkili olabiliyor.
Bu nedenle Tekirdağ’daki güncel saha gözlemi, tek başına Marmara Denizi’nde bir “denizanası istilası” başladığını göstermiyor.
Aynı şekilde bu gözlem doğrudan iklim değişikliğinin sonucu olarak da değerlendirilemez.
Bilimsel açıdan daha anlamlı olan, türün hangi bölgelerde, hangi mevsimlerde ve ne sıklıkta görüldüğünün uzun süreli olarak izlenmesi.
Marmara’daki bilimsel geçmişi biliniyor
Mevcut bilimsel kayıtlar maviş denizanasının Marmara Denizi’ndeki geçmişine ilişkin açık bir kronoloji sunuyor.
Tür, Eylül 2020’de Prens Adaları çevresinde Marmara için ilk kez bilimsel olarak kaydedildi. Ekim 2021’de güney Marmara’daki Ocaklar Koyu’nda yeniden gözlendi ve bu kayıt daha sonra bilimsel literatüre girdi.
Tekirdağ çevresindeki son görüntüler ise bu geçmişin üzerine eklenen güncel bir saha gözlemi niteliğinde.
İnsan sağlığı açısından tür, güçlü sokucu denizanaları arasında sınıflandırılmıyor. Buna rağmen denizde karşılaşılan denizanalarına dokunulmaması, özellikle çocukların temasının engellenmesi ve belirgin reaksiyon gelişmesi durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması en güvenli yaklaşım.
KAYNAKLAR
• Aquatic Sciences and Engineering – First Record of Cotylorhiza tuberculata (Macri, 1778) from the Sea of Marmara
• İstanbul Üniversitesi – Marmara Denizi’nde Cotylorhiza tuberculata ilk kayıt araştırması
• Marine and Life Sciences – Cotylorhiza tuberculata’nın Ocaklar Koyu’nda Marmara Denizi’ndeki dağılım kaydı
• Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi – Güney Marmara Cotylorhiza tuberculata araştırması
• Marine Drugs – Avrupa denizanalarında sokma şiddeti ve ilk yardım yaklaşımlarını değerlendiren bilimsel derleme




