Kanser hücresinin genomuna bakıldığında ilk görülen şey çoğu zaman düzensizliktir.
Kromozomlar kırılabilir, DNA parçaları yer değiştirebilir, bazı bölgeler kaybolabilir ve kanseri destekleyen bazı genlerin onlarca kopyası ortaya çıkabilir.
Bu nedenle kanserdeki gen amplifikasyonlarının önemli bir bölümü uzun süredir genomik kararsızlığın sonucu olarak değerlendiriliyor.
Ancak MYC geni üzerinde yapılan yeni çalışma bu tabloya önemli bir ayrıntı ekliyor:
Bazı gen çoğalmaları yalnızca rastlantısal DNA hasarının ürünü olmayabilir; hücrenin epigenetik düzenekleri tarafından aktif biçimde kolaylaştırılabilir.
MYC neden önemli?
MYC, hücre büyümesi, çoğalması ve metabolizması gibi çok sayıda temel biyolojik süreci yöneten önemli bir onkogendir.
Normal hücrelerde MYC etkinliği sıkı biçimde kontrol edilir. Kanser hücrelerinde ise MYC’nin aşırı çalışması veya genin kopya sayısının artması hücrenin büyüme avantajı kazanmasına katkıda bulunabilir.
Bu nedenle MYC, uzun yıllardır kanser araştırmalarının en önemli hedeflerinden biri.
Ancak sorun şu:
MYC proteininin doğrudan ilaçla hedeflenmesi oldukça güç. Araştırmacılar bu nedenle bu kez proteinin kendisine değil, MYC geninin neden ve nasıl çoğaldığına odaklandı.
Araştırmacılar iki önemli düzenleyici buldu
Fox Chase Cancer Center Cancer Epigenetics Institute araştırmacılarının yürüttüğü ve Molecular Cell’da yayımlanan çalışmada insan hücre modelleri, genomik analizler ve fare modelleri kullanıldı.
Araştırmanın merkezinde iki kromatin düzenleyici protein bulunuyor:
KDM4C ve SETD2.
Kromatin, DNA’nın hücre çekirdeğinde paketlenme biçimini belirleyen yapıdır. DNA’nın hangi bölgelerinin erişilebilir olacağı ve genlerin nasıl kullanılacağı bu yapıyla yakından ilişkilidir.
Araştırmacılar, SETD2 işlevinin azalması veya engellenmesi durumunda KDM4C’nin MYC bölgesine erişiminin kolaylaşabildiğini gösterdi.
KDM4C’nin burada hücrenin DNA kopyalama mekanizmasını MYC bölgesine çekerek fazladan MYC kopyalarının oluşmasına katkıda bulunduğu bildirildi.
Bu sonuç, gen amplifikasyonunun yalnızca kontrolsüz bir kromozom kazasının sonucu olmayabileceği düşüncesini güçlendiriyor.
Kritik deney: KDM4C doğrudan MYC bölgesine götürüldü
Çalışmanın en dikkat çekici deneylerinden birinde araştırmacılar dCas9 tabanlı bir yöntem kullanarak KDM4C’yi doğrudan MYC geninin bulunduğu bölgeye yönlendirdi.
Sonuçta başlangıçta normal kromozom yapısına sahip hücrelerde bile MYC kopya sayısında artış oluşturulabildi.
Bu deney önemliydi.
Çünkü yalnızca MYC amplifikasyonu ile KDM4C arasında bir ilişki bulunduğunu göstermiyor; KDM4C’nin MYC bölgesine yönlendirilmesinin amplifikasyon sürecini başlatmaya katkıda bulunabileceğine ilişkin deneysel kanıt sağlıyordu.
Ancak bir genin çoğalması tek başına kanser için yeterli olmayabilir
Araştırmanın ikinci önemli bulgusu hücrenin güvenlik mekanizmalarıyla ilgiliydi.
Aşırı MYC aktivitesi hücre için her zaman avantaj anlamına gelmez. Çok yüksek MYC düzeyleri bazı koşullarda programlanmış hücre ölümünü de tetikleyebilir.
Dolayısıyla MYC kopyalarının artmasıyla birlikte bu anormal hücrelerin hayatta kalabilmesi de gerekir.
Araştırmacılar özellikle TP53 kaybının bu süreçte önemli olduğunu bildirdi.
TP53, DNA hasarı bulunan veya kontrolsüz çoğalan hücrelerin büyümesini engelleyen temel tümör baskılayıcı mekanizmalardan biridir.
Deneysel modellerde epigenetik kontrolün bozulmasına TP53 kaybı eşlik ettiğinde MYC amplifikasyonunun çok daha ileri seviyelere çıkabildiği görüldü.
Zaman içinde bazı hücrelerde MYC’nin kromozom dışında bulunan dairesel DNA yapıları üzerinde de yüksek sayıda kopyalandığı belirlendi.
Bu yapılar ekstrakromozomal DNA, kısaca ecDNA olarak biliniyor.
ecDNA kanser hücresine neden avantaj sağlayabilir?
Normal kromozomların aksine ecDNA parçaları hücre bölünmesi sırasında kız hücrelere eşit olarak dağıtılmak zorunda değildir.
Bu özellik, bazı hücrelerin kanseri destekleyen genlerden çok sayıda kopya taşımasına olanak verebilir.
MYC ile ecDNA arasındaki ilişkinin kanser biyolojisindeki önemi daha önce pankreas kanserinde de gösterilmişti.
Nature’da 2025 yılında yayımlanan bir çalışma, pankreas duktal adenokarsinomunda MYC taşıyan ecDNA’nın hücreler arasında farklı MYC dozlarının oluşmasına katkıda bulunduğunu ve kanser hücrelerinin değişen çevre koşullarına uyumunu kolaylaştırabildiğini ortaya koymuştu.
Aynı araştırmada yüksek ecDNA kopya sayısının her koşulda avantaj sağlamadığı; seçilim baskısının bulunmadığı durumlarda hücre açısından bir maliyet oluşturabildiği de gösterilmişti.
Bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde kanser hücresinde MYC kopya sayısının sabit bir özellikten çok daha dinamik bir süreç olabileceği düşünülüyor.
“Rastlantısal değil” derken dikkatli olmak gerekiyor
Yeni araştırmanın en önemli mesajlarından biri burada yanlış yorumlanabilir.
Çalışma, kanserde meydana gelen bütün MYC amplifikasyonlarının planlı veya tamamen rastlantı dışı olduğunu göstermiyor.
DNA kırıkları, kromozomal kararsızlık ve diğer rastlantısal genomik olaylar kanser gelişiminde önemini koruyor.
Araştırmanın gösterdiği şey daha sınırlı fakat biyolojik açıdan oldukça önemli:
Belirli deneysel koşullarda MYC kopya sayısının artması, tanımlanabilir epigenetik mekanizmalar tarafından yönlendirilebiliyor.
Başka bir ifadeyle genomik kararsızlık ile düzenlenmiş biyolojik süreçler birbirini dışlayan iki açıklama olmak zorunda değil.
Kanser hücresinde önce genomik değişikliklerin oluşması, ardından bazı değişikliklerin epigenetik mekanizmalar ve hücresel seçilim tarafından güçlendirilmesi mümkün olabilir.
KDM4C yeni bir tedavi hedefi olabilir mi?
Araştırmacılar KDM4C aktivitesini genetik yöntemlerle veya inhibitörlerle baskıladıklarında MYC amplifikasyonunun bazı deneysel sistemlerde azaldığını bildirdi.
Hayvan modellerinde de KDM4 aktivitesinin baskılanması MYC amplifikasyonunun sınırlandırılabildiğine ilişkin sonuçlar verdi.
Ancak burada önemli bir sınır bulunuyor.
Bu sonuçlar, KDM4C inhibitörlerinin MYC amplifikasyonlu kanserler için etkinliği kanıtlanmış bir tedavi olduğu anlamına gelmiyor.
Bulgular şimdilik mekanizma ve tedavi hedefi açısından deneysel kanıt niteliğinde.
İnsanlarda hangi tümörlerin bu mekanizmaya bağımlı olduğu, hangi hastaların böyle bir tedaviden yararlanabileceği ve güvenli dozların ne olacağı klinik araştırmalarla belirlenmek zorunda.
68 binden fazla tümörde MYC ailesi de incelendi
MYC biyolojisinin tüm kanserlerde aynı olmadığını gösteren başka veriler de var.
Clinical Cancer Research’te 2026 yılında yayımlanan ayrı bir çalışmada çocuk ve yetişkinlere ait 68 binden fazla tümör-normal eşleştirilmiş örnek incelendi.
MYC amplifikasyonu 2.949 örnekte, MYCL amplifikasyonu 310, MYCN amplifikasyonu ise 217 örnekte saptandı.
Araştırmacılar MYC bağımlılığının yalnızca genin kaç kopyasının bulunduğuna bağlı olmadığını; tümörün köken aldığı hücre tipi, eşlik eden diğer onkojenik değişiklikler ve bazı durumlarda amplifikasyonun yapısının da önemli olabileceğini bildirdi.
Bu nedenle yeni Molecular Cell çalışmasındaki mekanizmanın bütün kanser türlerine aynı şekilde uygulanacağını söylemek için henüz erken.
Kanser genomundaki “kaos” yeniden düşünülüyor
Kanser genomu uzun yıllar boyunca büyük ölçüde kontrolünü kaybetmiş bir sistem olarak tanımlandı.
Bu tanım yanlış değil.
Fakat yeni araştırmalar bu kaosun içinde belirli biyolojik kuralların da çalışabileceğini gösteriyor.
MYC örneğinde KDM4C ile SETD2 arasındaki epigenetik dengenin bozulması, belirli bir genom bölgesinin tekrar tekrar kopyalanmasına zemin hazırlayabiliyor. Hücrenin koruyucu sistemleri de devre dışı kalırsa bu kopyalar daha yüksek amplifikasyon düzeylerine ve ecDNA oluşumuna kadar ilerleyebiliyor.
Bu nedenle yeni çalışma kanser biyolojisine önemli bir soru ekliyor:
Kanser genomunda gördüğümüz değişikliklerin ne kadarı rastlantısal hasarın, ne kadarı ise bu değişiklikleri oluşturan veya güçlendiren hücresel mekanizmaların sonucu?
MYC için verilen yanıt artık eskisi kadar basit görünmüyor.
Kanser genomundaki her değişiklik rastlantısal olmayabilir; en azından bazı gen amplifikasyonlarının arkasında müdahale edilebilir epigenetik mekanizmalar bulunabilir.
Bu mekanizmaların insan kanserlerinde ne ölçüde geçerli olduğunun ortaya konması ise bir sonraki önemli araştırma alanı olacak.
6) Kaynaklar
Molecular Cell, 2026
An Epigenetic Program Dictates MYC Amplification Dynamics that Promote Transient, Extrachromosomal and Inherited Genomic Events
Benjamin I. Ferman ve arkadaşları. Fox Chase Cancer Center Cancer Epigenetics Institute.
Temple University / Fox Chase Cancer Center, 2 Ekim 2026
MYC amplifikasyonunun KDM4C ve SETD2 aracılığıyla epigenetik kontrolüne ilişkin araştırma duyurusu.
Clinical Cancer Research, 2026
The Genomic Landscape of MYC-, MYCL-, and MYCN-Amplified Solid Tumors
Repetto ve arkadaşları. MYC ailesi amplifikasyonlarının 68 binden fazla tümör-normal eşleştirilmiş örnekte incelendiği çalışma.
Nature, 2025
MYC ecDNA Promotes Intratumour Heterogeneity and Plasticity in PDAC
Fiorini ve arkadaşları. Pankreas duktal adenokarsinomunda MYC taşıyan ekstrakromozomal DNA ve tümör içi heterojenlik araştırması.




