3-5 Kilo Vermek İçin Zayıflama İğnesi Kullanılır mı? Uzman Uyardı
3-5 Kilo Vermek İçin Zayıflama İğnesi Kullanılır mı? Uzman Uyardı
İçeriği Görüntüle

Aspirin, yüz yılı aşkın süredir kullanılan ve tıp tarihinin en bilinen ilaçlarından biri.
Baş ağrısından ateşe, kalp-damar hastalıklarından bazı özel gebelik durumlarına kadar farklı kullanım alanları bulunuyor.
Ancak kolay ulaşılabilir olması, aspirinin herkes için güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Özellikle kalp krizi ve inmeyi önlemek amacıyla her gün düşük doz aspirin kullanılması konusunda tıbbın yaklaşımı son yıllarda önemli ölçüde değişti.
Buradaki en önemli ayrım şu:
Daha önce kalp-damar hastalığı geçirmiş bir kişinin aspirin kullanması ile daha önce kalp krizi, inme veya bilinen kalp-damar hastalığı olmayan bir kişinin ilk kalp-damar olayını önlemek amacıyla aspirin kullanmaya başlaması aynı şey değil.
YANLIŞ: “50 yaşından sonra herkes aspirin kullanmalı”
Aspirin hakkında en yaygın eski inanışlardan biri bu.
Geçmişte kalp-damar hastalığı bulunmayan kişilerde bile düşük doz aspirinin koruyucu amaçla daha yaygın kullanıldığı dönemler oldu.
Ancak günümüzde aspirin, belirli bir yaşa gelen herkese rutin olarak önerilen bir “kalp koruyucu” olarak kabul edilmiyor.
ABD Önleyici Hizmetler Görev Gücü (USPSTF), kalp-damar hastalığı bulunmayan 60 yaş ve üzerindeki kişilerde yalnızca ilk kalp krizi veya inmeyi önlemek amacıyla düşük doz aspirine başlanmasını önermiyor.
USPSTF’ye göre, 40–59 yaş grubunda 10 yıllık kalp-damar hastalığı riski yüzde 10 veya üzerinde olan kişilerde bile aspirin başlama kararı bireysel olarak verilmelidir.
Bu yaklaşım, bilinen kalp-damar hastalığı bulunmayan ve kanama riski yüksek olmayan kişiler için geçerlidir.
Karar verilirken kişinin kanama riski, kullandığı diğer ilaçlar, eşlik eden hastalıkları ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilir.
Bu grupta dahi beklenen net yararın küçük olduğu belirtiliyor.
Dolayısıyla:
Sadece yaş ilerledi diye aspirine başlanmaz.
DOĞRU: Kalp-damar hastalığı geçirmiş bazı kişilerde aspirin çok önemli olabilir
Aspirinin en önemli kullanım alanlarından biri ikincil korunmadır.
Yani kişi daha önce kalp krizi geçirmişse, bilinen koroner damar hastalığı varsa, bazı kalp-damar girişimleri uygulanmışsa veya belirli türde iskemik inme geçirmişse aspirin yeni damar olaylarının önlenmesinde önemli rol oynayabilir.
Ancak burada da tedavi herkeste aynı değildir.
Örneğin bazı inme türlerinde aspirin yerine farklı pıhtılaşma önleyici ilaçlar gerekebilir. Atriyal fibrasyona bağlı kardiyoembolik inmelerde tedavi yaklaşımı farklıdır.
Aynı şekilde stent takılması, geçirilmiş kalp krizi, kullanılan diğer ilaçlar ve kişinin kanama riski aspirin tedavisinin süresini ve şeklini değiştirebilir.
Akut koroner sendrom sonrasında da aspirin çoğu hastada temel tedavilerden biri olmaya devam eder; ancak ikinci bir antitrombosit ilaçla birlikte kullanım süresi ve tedavi kombinasyonu hastanın kanama ve pıhtılaşma riskine göre belirlenir.
Bu nedenle:
“Kalp hastalığım var, mutlaka aspirin kullanmalıyım” şeklinde genel bir çıkarım yapmak doğru değildir.
DOĞRU AMA EKSİK: “Aspirin kanı sulandırır”
Günlük dilde aspirin için sıklıkla “kan sulandırıcı” deniliyor.
Ancak aspirin aslında kanın yoğunluğunu veya kıvamını değiştirmez.
Aspirinin temel etkilerinden biri, trombosit adı verilen kan hücrelerinin birbirine yapışmasını azaltmasıdır.
Böylece damar içinde pıhtı oluşmasını güçleştirebilir.
Bu mekanizma bazı kalp krizi ve iskemik inmelerin önlenmesine yardımcı olurken aynı zamanda kanama riskinin artmasına da yol açabilir.
Yani halk arasında kullanılan “kanı sulandırıyor” ifadesi tamamen anlamsız değildir; ancak bilimsel olarak daha doğru ifade şudur:
Aspirin trombositlerin pıhtı oluşturma yeteneğini azaltır.
YANLIŞ: “Düşük doz aspirin zararsızdır”
Aspirinin düşük dozda kullanılması risklerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Düşük doz aspirin bile trombositlerin çalışmasını baskıladığı için kanama riskini artırabilir.
Bu risk özellikle;
ileri yaşta,
daha önce mide veya bağırsak kanaması geçirmiş kişilerde,
mide ülseri bulunanlarda,
başka kan sulandırıcı veya pıhtılaşmayı önleyici ilaç kullananlarda,
bazı böbrek ve karaciğer hastalıklarında
daha önemli hale gelebilir.
Bu nedenle aspirin kullanımı değerlendirilirken yalnızca şu soru sorulmaz:
“Kalp krizini önleyebilir mi?”
Asıl değerlendirme şudur:
“Bu kişide sağlayacağı yarar, oluşturabileceği kanama riskinden daha fazla mı?”
YANLIŞ: “Kaplı aspirin mide kanaması yapmaz”
Enterik kaplı aspirinlerin midede değil bağırsakta çözünmesi amaçlanır.
Bu nedenle birçok kişi kaplı aspirinlerin mide açısından tamamen güvenli olduğunu düşünür.
Ancak ciddi mide-bağırsak kanaması riski yalnızca tabletin mide yüzeyiyle doğrudan temasından kaynaklanmaz.
Aspirinin trombositler üzerindeki sistemik etkisi de kanama riskinde rol oynar.
ADAPTABLE çalışmasının ikincil analizinde enterik kaplı aspirin ile kaplamasız aspirin arasında majör kanama veya mide-bağırsak kanaması açısından anlamlı bir güvenlik üstünlüğü gösterilemedi.
Bununla birlikte aspirin formu bu analizde randomize edilmediği için enterik kaplamanın olası etkileri konusunda kesin hüküm vermek de doğru değildir.
Sonuç olarak:
Enterik kaplama, ciddi kanama riskini ortadan kaldıran bir koruma olarak görülmemelidir.
DOĞRU: Kalp krizi şüphesinde aspirin bazı durumlarda yararlı olabilir
Günlük koruyucu aspirin kullanımı ile akut kalp krizi şüphesinde aspirin kullanılması birbirinden farklı konulardır.
Göğüste baskı veya sıkışma, kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrı, nefes darlığı ve soğuk terleme gibi kalp krizi düşündüren belirtilerde ilk yapılması gereken:
112 Acil Çağrı Merkezi'ni aramaktır.
Uluslararası ilk yardım kılavuzlarında, acil sağlık hizmeti çağrıldıktan sonra, bilinci açık ve travmaya bağlı olmayan akut göğüs ağrısı bulunan bir yetişkinde; bilinen aspirin alerjisi yoksa ve bir sağlık çalışanı daha önce aspirin almamasını söylememişse 162–325 mg aspirinin çiğnenmesinin düşünülebileceği belirtiliyor.
Ancak bu, göğsü ağrıyan herkesin kendi başına aspirin alması gerektiği anlamına gelmez.
Belirtilerin nedeni kalp krizi olmayabilir ve bazı durumlarda aspirin sakıncalı olabilir.
Bu nedenle kalp krizi şüphesinde öncelik:
Acil sağlık sistemini devreye sokmaktır.
Aspirin ambulans çağırmanın veya hastaneye gitmenin alternatifi değildir.
YANLIŞ: “Aspirin kanseri önlediği için herkes kullanmalı”
Aspirin ile özellikle kolorektal kanser arasındaki ilişki uzun yıllardır araştırılıyor.
Bazı çalışmalar uzun süreli aspirin kullanımının belirli kişilerde kolorektal kanser riskini azaltabileceğini düşündürdü.
Ancak mevcut kanıtlar, kalp-damar hastalığı bulunmayan kişilerin yalnızca kanserden korunmak amacıyla kendi kendilerine aspirin kullanmaya başlamalarını desteklemiyor.
Aspirinin olası kanserden koruyucu etkisi değerlendirilirken kanama gibi ciddi yan etkiler de hesaba katılmak zorunda.
Dolayısıyla:
“Kanseri önlüyor, her gün aspirin içeyim” doğru bir yaklaşım değildir.
YANLIŞ: “Gebelikte aspirin kesinlikle kullanılmaz”
Bu ifade de doğru değil.
Gebelik döneminde aspirin gelişigüzel kullanılmamalıdır.
Ancak bazı gebelerde düşük doz aspirin doktor tarafından özellikle reçete edilebilir.
Örneğin preeklampsi açısından yüksek risk taşıyan belirli gebelerde düşük doz aspirin koruyucu tedavinin bir parçası olabilir.
Dolayısıyla doğru ifade:
Gebelikte aspirin kendi kendine kullanılmamalıdır; ancak belirli durumlarda hekim tarafından özellikle önerilebilir.
DOĞRU: Çocuklarda aspirin konusunda özel dikkat gerekir
Çocuklarda aspirin kullanımı erişkinlerden farklı değerlendirilir.
Özellikle grip ve suçiçeği gibi bazı viral enfeksiyonlar sırasında çocuk ve ergenlere aspirin verilmesi, nadir fakat ciddi bir tablo olan Reye sendromu ile ilişkilendirilmiştir.
Bu nedenle çocuklarda ateş veya ağrı nedeniyle ebeveynlerin kendi kararıyla aspirin kullanması uygun değildir.
Bununla birlikte Kawasaki hastalığı gibi bazı özel durumlarda aspirin çocuklarda da doktor gözetiminde kullanılabilir.
Yani:
“Çocuklarda aspirin hiçbir zaman kullanılmaz” demek de doğru değildir; ancak kullanım kararı mutlaka hekim tarafından verilmelidir.
YANLIŞ: “Aspirin kullanırken ibuprofen almak sorun oluşturmaz”
Düzenli aspirin kullanan kişilerin kullandıkları diğer ağrı kesiciler de önem taşır.
İbuprofen gibi bazı ilaçlar, belirli zamanlamalarda kullanıldığında aspirinin trombositler üzerindeki kalp koruyucu etkisine müdahale edebilir.
Ayrıca aspirin ile bazı ağrı kesicilerin birlikte kullanılması mide-bağırsak sistemi üzerindeki yan etkileri ve kanama riskini artırabilir.
Bu nedenle düzenli aspirin kullanan kişilerin reçetesiz satılan ağrı kesicileri de gelişigüzel kullanmaması gerekir.
YANLIŞ: “Doktor aspirin verdiyse mutlaka ömür boyu kullanılmalıdır”
Bazı hastalarda aspirin gerçekten uzun yıllar, hatta yaşam boyu tedavinin bir parçası olabilir.
Ancak günümüzde antitrombosit tedaviler giderek daha fazla kişiye özel planlanıyor.
Stent takılması,
geçirilmiş kalp krizi,
eş zamanlı kullanılan diğer kan sulandırıcı ilaçlar,
hastanın yaşı,
kanama riski
ve eşlik eden hastalıklar tedavinin süresini değiştirebilir.
Bu nedenle doktor tarafından başlanmış aspirinin kendi kendine kesilmesi de doğru değildir.
Özellikle kalp krizi veya stent sonrasında verilen aspirinin doktor bilgisi dışında bırakılması ciddi sonuçlara yol açabilir.
Aspirin kullanımını anlamanın anahtarı: Birincil ve ikincil korunma
Aspirin tartışmalarının çoğu iki farklı kullanım biçiminin birbirine karıştırılmasından kaynaklanıyor.
Birincil korunma
Kişi daha önce kalp krizi, inme veya bilinen kalp-damar hastalığı geçirmemiştir.
Amaç ilk kalp-damar olayının meydana gelmesini önlemektir.
Bu kişide hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol veya sigara kullanımı gibi kalp-damar risk faktörleri bulunabilir.
Güncel yaklaşımda bu gruptaki herkese rutin aspirin başlanması önerilmez.
Karar kişinin bireysel kalp-damar riski ve kanama ihtimaline göre verilmelidir.
İkincil korunma
Kişinin daha önce kalp krizi, bilinen koroner damar hastalığı veya uygun türde bir damar olayı vardır.
Bu hastaların önemli bir bölümünde aspirin hâlâ modern kalp-damar tedavisinin temel ilaçlarından biridir.
Ancak hangi hastanın ne kadar süreyle aspirin kullanacağı yine kişiye özel olarak belirlenir.
Aspirin için yeni dönemin özeti
Aspirin ne “belirli bir yaştan sonra herkesin kullanması gereken mucize bir ilaç” ne de önemini kaybetmiş eski bir tedavidir.
Doğru kişide son derece değerli olabilir.
Ancak gereksiz kullanıldığında sağladığı sınırlı yarardan daha büyük bir kanama riski oluşturabilir.
Bu nedenle güncel tıbbın aspirin konusunda verdiği en önemli mesajlardan biri şu:
Aspirine yalnızca yaşa veya çevreden duyulan tavsiyelere bakılarak başlanmamalıdır.
Kalp-damar hastalığı riski, geçirilmiş hastalıklar, kanama öyküsü, mide-bağırsak sorunları, kullanılan diğer ilaçlar ve kişinin genel sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Önemli uyarı
Aspirin, özellikle düzenli veya koruyucu amaçlı kullanılacaksa doktor değerlendirmesi ve tavsiyesi olmadan başlanmamalıdır. Doktor tarafından reçete edilmiş aspirin de hekime danışılmadan kesilmemeli, dozu değiştirilmemeli veya başka ilaçlarla birlikte gelişigüzel kullanılmamalıdır.
Kaynaklar
U.S. Preventive Services Task Force — Aspirin Use to Prevent Cardiovascular Disease
American Heart Association / American College of Cardiology — Chronic Coronary Disease Guideline
American Heart Association / American Red Cross — First Aid Guidelines
American College of Cardiology / American Heart Association — Acute Coronary Syndromes Guideline
U.S. Food and Drug Administration — Aspirin Use and Ibuprofen Interaction
JAMA Cardiology — Enteric-Coated Aspirin and ADAPTABLE Analysis
American College of Obstetricians and Gynecologists — Low-Dose Aspirin Use in Pregnancy
U.S. Centers for Disease Control and Prevention — Aspirin, Viral Infections and Reye Syndrome