Sonbahar geldiğinde Aile Sağlığı Merkezlerinde tanıdık bir hareketlilik başlar. Öksüren, boğazı ağrıyan, halsiz hisseden hastalarımız artarken bir yandan da aynı soruları daha sık duymaya başlarız:

“Bağışıklığımı nasıl güçlendirebilirim?”
“Gribe karşı doğal olarak ne kullanabilirim?”

Bir de son yıllarda bu sorulara aromaterapi eklendi:
“Hocam, hangi uçucu yağ gribe iyi gelir?”

Fitoterapi ve aromaterapiyle ilgilenen bir hekim olarak bu sorular benim için oldukça tanıdık. Üstelik hastaların bu konulara ilgisini de anlaşılır buluyorum. Hepimiz mümkün olduğunca sağlıklı kalmak, kış aylarını hastalanmadan geçirmek istiyoruz.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:
Doğal olan her şey etkili değildir; etkili olan her şey de herkes için güvenli değildir.
Bu nedenle kış aylarında fitoterapi ve aromaterapiyi konuşurken benim için en önemli konu “Ne kullanalım?” sorusundan önce “Ne kadar kanıtımız var ve kimin için güvenli?” sorusunu sormaktır.
Her şey den önce temel korunma yöntemlerini unutmamak gerekir. El hijyeni, kapalı ortamların havalandırılması, hastalık döneminde başkalarına bulaştırmamak için uygun davranmak oldukça önemlidir.
Ayrıca mevsimsel influenza aşısı, özellikle riskli gruplarda grip ve gribe bağlı ciddi sonuçlardan korunma sağlar
Benim yaklaşımım ise önce kanıtlanmış korunma yöntemlerini temel almak, ardından kişinin ihtiyaçlarına uygun tamamlayıcı destekleri değerlendirmek şeklindedir.Çünkü amacımız yalnızca hastalandığımızda ne yapacağımızı bilmek değil, kış aylarını mümkün olduğunca sağlıklı geçirmek olmalıdır. Fitoterapi ve aromaterapiyi de bu çerçeveden bakmak gerekir.
“Bağışıklığımı güçlendirmek istiyorum” diyen hastama ne söylüyorum?
Aslında bağışıklık sistemi, bir takviye alındığında bir anda “güçlenen” basit bir sistem değildir. Bu nedenle bir hasta bana “Bağışıklığım için ne kullanayım?” diye sorduğunda hemen bir ürün önermek yerine önce günlük yaşamını anlamaya çalışırım.
Nasıl besleniyor?, Yeterince uyuyor mu?, Kronik bir hastalığı var mı?, Düzenli kullandığı ilaçlar var mı?, Gebelik veya emzirme söz konusu mu?, Besin ögesi eksikliği açısından değerlendirilmesi gerekiyor mu?
Çünkü bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için yeterli ve dengeli beslenme, yeterli protein alımı, düzenli uyku, fiziksel aktivite ve genel sağlık durumunun iyi olması önemlidir.
Peki Ekinezya gerçekten gribe karşı koruyor mu?
Ekinezya, kış aylarında en sık adı geçen bitkilerden biridir.
Üzerinde çok sayıda çalışma yapılmış olsa da sonuçlar kullanılan ekinezya türüne, bitkinin hangi bölümünün kullanıldığına ve preparatın hazırlanma biçimine göre değişebiliyor. Bu nedenle “Ekinezya gribi önler” şeklinde kesin bir cümle kurmak doğru değil.Mevcut çalışmalar daha çok soğuk algınlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonları üzerine yoğunlaşıyor ve sonuçlar kesin bir koruyucu etki gösterecek kadar güçlü değil.Dolayısıyla ekinezyayı kullanmak isteyen bir hastaya “Kesinlikle işe yarar” demek kadar, “Hiçbir anlamı yok” demek de bilimsel açıdan doğru bir yaklaşım olmayabilir.Burada önemli olan kanıtın sınırlarını bilmek.
Mürver, zencefil ve sarımsak?
Kış denildiğinde akla gelen bir başka bitki de mürver, yani Sambucus nigra. Mürver geleneksel olarak soğuk algınlığı ve grip benzeri yakınmalarda kullanılmış. Bazı küçük çalışmalar semptomların süresi veya şiddeti açısından yarar sağlayabileceğini düşündürse de mevcut veriler kesin bir sonuca ulaşmak için yeterli değil.
Zencefil ve sarımsak da benzer şekilde sağlık açısından ilgi çekici bitkiler. Ancak bunların soframızda yer almasıyla standartlaştırılmış bir bitkisel preparatın tedavi amacıyla kullanılması aynı şey değil.
Burada özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var. Mutfakta kullandığımız bir bitki ile konsantre bir bitkisel preparat aynı değildir. Bir diş sarımsağın yemek içerisinde kullanılması ile yoğunlaştırılmış bir sarımsak preparatının düzenli kullanılması arasında hem doz hem de etkileşim açısından önemli farklar olabilir.
Hastalarımın iyi niyetle söylediği cümlelerden biri de şu:“Ama, bu doğal.”
Evet, doğal olabilir. Ama doğal olması güvenli olduğu anlamına gelmez. Bitkisel ürünlerin yan etkileri olabilir, ilaçlarla etkileşebilir ve bazı kişiler için uygun olmayabilir. Özellikle gebelik ve emzirme döneminde, çocuklarda, ileri yaştaki kişilerde, kronik hastalığı bulunanlarda ve düzenli ilaç kullananlarda daha dikkatli olmak gerekir.
Peki aromaterapi?
Uçucu yağların bazıları laboratuvar çalışmalarında çeşitli mikroorganizmalar üzerinde antiviral veya antimikrobiyal özellikler gösterebiliyor. Ancak laboratuvar ortamında bir virüs üzerinde etki görülmesi, aynı etkinin insanlarda hastalığı önlediği veya tedavi ettiği anlamına gelmiyor.
İnsanlarda influenza üzerine aromaterapinin koruyucu veya tedavi edici etkisini kesin olarak ortaya koyan yeterli klinik kanıtımız bulunmuyor. Bu nedenle aromaterapiyi “gribi önleyen doğal ilaç” şeklinde değil, uygun kişide rahatlama ve iyi hissetme amacıyla kullanılabilecek tamamlayıcı bir yaklaşım olarak değerlendirmek daha doğru. Örneğin akşam saatlerinde kişinin kendine ayırdığı kısa bir rahatlama rutini, uyku öncesi sakinleşme veya çalışma ortamında hoş bir koku kullanımı bazı kişiler için iyi hissetmeye katkı sağlayabilir.
Ayrıca aromaterapide özellikle dikkat edilmesi gereken konulardan biri de doz ve uygulama şeklidir. Uçucu yağlar çok konsantre bitkisel ürünlerdir. Cilde doğrudan uygulanmaları irritasyon veya alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Ağızdan kullanılmaları ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur ve “doğal olduğu için içilebilir” şeklinde düşünülmemelidir. Çocuklarda, gebelerde, astım veya solunum yolu hassasiyeti olanlarda ve kronik hastalığı bulunan kişilerde daha dikkatli olunmalıdır. Ayrıca daha yoğun uygulama, daha fazla fayda anlamına gelmez.
Kışa hazırlanırken öncelikle günlük yaşamımızdaki temel sağlık alışkanlıklarına dikkat etmeliyiz. Dengeli ve yeterli beslenmek, düzenli ve kaliteli uyumak, hareket etmeyi ihmal etmemek ve kapalı ortamları düzenli olarak havalandırmak, solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada önem taşıyan basit ama etkili adımlardır. Bunun yanında el hijyenine dikkat etmek, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak ve kişisel risk durumumuza göre influenza aşısını yaptırmak da kış aylarında sağlığımızı korumaya yönelik önemli adımlardır.
Bütün bunların yanında fitoterapi veya aromaterapiden yararlanmayı düşünüyorsak,
tek bir ürüne odaklanmak yerine kişinin bütününü ele almak gerekir. Bazen en doğru yaklaşım herhangi bir bitkisel ürün eklemek değil, mevcut yaşam alışkanlıklarını düzenlemek veya sağlık durumuyla ilgili gerekli değerlendirmeyi yapmaktır. Gerektiğinde ise fitoterapi ve aromaterapiden, bilimsel kanıtlar ve güvenlilik sınırları göz önünde bulundurularak, kişiye uygun bir destek olarak yararlanılabilir.
Sonuçta amacımız “doğal olanı mümkün olduğunca çok kullanmak” değil; kanıtlanmış korunma yöntemlerini temel alarak, ihtiyaç olduğunda tamamlayıcı yaklaşımlardan doğru ve güvenli şekilde yararlanabilmektir.
Kışa hazırlanırken ihtiyacımız olan şey mucizevi çözümler değil; doğru bilgi, bilinçli seçimler ve gerektiğinde bize uygun desteklerdir.
Sağlıklı sonbaharlar diliyorum.
Sağlıcakla kalın.
Uzm.Dr.Ayça Gültekin ULUSAN