Araştırmacılar, A kan grubuna ait bir insan böbreğinin damar yüzeyindeki A antijenlerini özel enzimlerle büyük ölçüde ortadan kaldırarak organı O grubu özelliklerine yaklaştırdı. Enzimle dönüştürülen böbrek, beyin ölümü gerçekleşmiş ve kan grubu O olan bir insan modeline nakledildi. İlk iki gün antikor aracılı ret bulgusu görülmedi.
Ancak çalışma, “artık herkes herkesten böbrek alabilecek” anlamına gelmiyor. Üçüncü günden itibaren A antijenlerinin yeniden ortaya çıkmasıyla bağışıklık sistemiyle ilişkili hasar belirtileri saptandı. Ayrıca böbrek naklinde kan grubu yalnızca uyumluluk ölçütlerinden biri; doku uyumu, alıcının mevcut antikorları ve çapraz karşılaştırma gibi başka faktörler de önem taşıyor.
Böbreğin kan grubu nasıl değiştirildi?
Nature Biomedical Engineering’de yayımlanan araştırmada bilim insanları, A grubu böbreğin damarlarında bulunan ve bağışıklık sisteminin kan grubunu tanımasını sağlayan şeker yapılarını hedefledi.
Böbrek, vücut dışında düşük sıcaklıkta çalışan bir perfüzyon cihazına bağlandı. Perfüzyon sıvısına eklenen iki özel enzim, hücre yüzeyindeki A antijeninin belirleyici bölümünü keserek organı kan grubu açısından O tipine yaklaştırdı.
Yaklaşımın önemli farkı, alıcının bağışıklık sistemini önceden yoğun biçimde değiştirmek yerine doğrudan bağışlanan organ üzerinde işlem yapılması.
Neden O grubuna dönüştürülmek isteniyor?
ABO sisteminde O grubu organlar, kan grubu açısından en geniş alıcı grubuna verilebilen donör organlar arasında yer alıyor. Buna karşılık O grubu hastalar böbrek naklinde genellikle yalnızca O grubu donörlerden organ alabiliyor.
Araştırmacıların hedefi, A veya ileride B grubu donörlerden gelen organlardaki kan grubu antijenlerini kaldırarak kan grubu uyumsuzluğundan kaynaklanan önemli engellerden birini azaltmak.
Bu nedenle teknoloji sıklıkla “evrensel donör organ” yaklaşımı olarak tanımlanıyor. Ancak buradaki evrensellik yalnızca ABO kan grubu açısından değerlendirilmeli.
İnsan modelinde ne oldu?
Enzimlerle dönüştürülen böbrek, anti-A antikor düzeyi yüksek olan O grubu ve beyin ölümü gerçekleşmiş bir alıcıya nakledildi. Araştırma aile onayıyla gerçekleştirildi.
Organ nakilden hemen sonra hiperakut ret göstermedi. Hiperakut ret, kan grubu uyumsuzluğunda önceden var olan antikorların nakledilen organa çok hızlı saldırmasıyla dakikalar veya saatler içinde ortaya çıkabilen ağır bir bağışıklık reaksiyonu.
Araştırmacılar ilk iki gün antikor aracılı ret saptamadı. Bu bulgu, enzim işleminin erken dönemde kan grubu bariyerini önemli ölçüde azaltabildiğini gösterdi.
Üçüncü günde neden tablo değişti?
Çalışmanın en kritik noktası üçüncü günden sonra ortaya çıktı. Böbreğin damar yüzeyinde A kan grubu antijenleri yeniden görülmeye başladı.
Bununla aynı dönemde kompleman birikimi ve antikor aracılı doku hasarıyla uyumlu değişiklikler saptandı. İzleyen günlerde patolojik değerlendirmelerde bağışıklık yanıtının güçlendiğine işaret eden bulgular oluştu.
Bu nedenle çalışma, yöntemin kalıcı olarak reddi ortadan kaldırdığını göstermiyor. Araştırmacıların çözmesi gereken başlıca sorunlardan biri, kan grubu antijenlerinin organ üzerinde yeniden ortaya çıkmasını engellemek veya bunun bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini kontrol etmek.
Daha önce laboratuvar ortamında denenmişti
Teknolojinin temeli daha önce insan böbrekleri üzerinde vücut dışı deneylerde test edilmişti. Nature Communications’ta yayımlanan önceki çalışmada aynı enzim yaklaşımıyla A grubu antijenlerinin yaklaşık yüzde 80’inin iki saat içinde uzaklaştırılabildiği gösterilmişti.
Bu böbreklerin laboratuvar ortamında anti-A antikorlarını bağlamadığı ve klasik kompleman sistemini etkinleştirmediği bildirilmişti.
Son çalışma ise yöntemin bir insan bağışıklık sistemiyle karşılaştığında nasıl davranacağını inceleyerek araştırmayı bir adım ileri taşıdı.
“Evrensel böbrek” gerçekten herkese takılabilir mi?
Henüz hayır.
“Evrensel” ifadesi bu araştırmada ABO kan grubu engelinin azaltılmasını anlatıyor. Böbrek naklinin başarılı olabilmesi için yalnızca A, B, AB veya O kan grubunun eşleşmesi yeterli değil.
Doku uyumu, HLA özellikleri, alıcının donöre karşı geliştirdiği antikorlar, çapraz karşılaştırma testleri, organın kalitesi ve hastanın genel sağlık durumu nakil kararında önemini koruyor.
Dolayısıyla bu teknoloji başarılı biçimde geliştirilse bile böbreği her hasta için otomatik olarak uygun hale getiren tek bir işlem olmayacak.
Klinik kullanım başladı mı?
Hayır. Araştırma rutin hastalarda uygulanmış onaylı bir tedavi değil.
Deney, beyin ölümü gerçekleşmiş tek bir insan modelinde bağışıklık yanıtının izlenmesine dayanıyor. Klinik kullanıma geçilebilmesi için yöntemin güvenliği, etkinliği, antijenlerin yeniden oluşması ve uzun dönem organ fonksiyonu gibi başlıklarda çok daha fazla veri gerekiyor.
Araştırmacılar, klinik deneylere geçilebilmesi için düzenleyici süreçlerin tamamlanması gerektiğini belirtiyor.
Organ naklinde neyi değiştirebilir?
Teknoloji başarılı olursa en önemli değişikliklerden biri, organın kan grubunu hastaya uydurmaya çalışmak olabilir.
Bugünkü ABO uyumsuz nakillerde bazı hastalarda alıcının antikorlarını azaltmak amacıyla plazma değişimi ve bağışıklık sistemini baskılayan ek tedaviler kullanılabiliyor.
Yeni yaklaşım ise işlemi alıcıdan donör organa kaydırmayı hedefliyor. Böylece özellikle hayatını kaybetmiş donörlerden alınan ve kan grubu nedeniyle uygun hastaya verilemeyen bazı organların kullanım alanı genişleyebilir.
Şimdilik sonuç umut verici fakat erken aşamada. Çalışmanın asıl önemi, A grubu bir insan böbreğinin enzimlerle O-benzeri hale getirildikten sonra insan bağışıklık sistemi karşısında hiperakut ret olmadan çalışabileceğinin ilk kez gösterilmiş olması.
KAYNAKLAR
1. Nature Biomedical Engineering — Enzyme-converted O kidneys allow ABO-incompatible transplantation without hyperacute rejection in a human decedent model — 3 Ekim 2025
2. Nature Communications — Enzymatic conversion of human blood group A kidneys to universal blood group O — 2024





