“Doktor hanım, antibiyotik yazmayacak mısınız?” Pediatri pratiğinde bu soruyu hepimiz duymuşuzdur. Ve her gün duymaya devam ediyoruz.

Ateşi düşmeyen, öksüren, burnu akan ya da birkaç gündür halsiz olan bir çocuğun ailesi için antibiyotik çoğu zaman hastalığın çözümü gibi görünür. Hatta bazen antibiyotik reçete edilmemesi, aileler tarafından “tedavi verilmemesi” olarak algılanabilir.

Oysa bazen bir çocuğa verebileceğimiz en doğru tedavi, antibiyotik vermemektir.

Çünkü antibiyotikler yalnızca bugün karşımızdaki çocuğu tedavi etmek için kullandığımız ilaçlar değildir. Aynı zamanda gelecekte ihtiyaç duyacağımız tedavi seçenekleridir.

Antibiyotikler neden artık eskisi kadar “güçlü” değil?

Antibiyotik direnci, bakterilerin antibiyotiklerin etkisinden kaçabilme yeteneği kazanmasıdır. Bakteriler hayatta kalabilmek için değişir. Antibiyotiklerle karşılaştıklarında direnç mekanizmaları geliştiren bakteriler seçilir ve çoğalır. Antibiyotiklerin gereksiz veya uygunsuz kullanımı ise bu seçilimi hızlandırır.

Dün kolaylıkla tedavi edilebilen bir enfeksiyon, bugün daha uzun tedavi, daha fazla yan etki, hastaneye yatış veya daha geniş spektrumlu antibiyotikler gerektirebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2023 yılında dünya genelinde laboratuvarla doğrulanmış bakteriyel enfeksiyonların yaklaşık altıda biri antibiyotik tedavisine dirençliydi. Antimikrobiyaldirencin temel itici güçlerinden biri ise antimikrobiyallerinyanlış ve aşırı kullanımıdır.

Bu artık gelecekte ortaya çıkabilecek teorik bir problem değil, bugünün problemi.

Burada antibiyotikleri öcü olarak göstermek istemiyoruz. Aksine antibiyotikler, modern tıbbın en büyük dönüm noktalarından biri. Bir zamanlar ölümcül seyreden bakteriyel enfeksiyonları tedavi edebilmemizi sağladılar; cerrahiden yoğun bakıma, yenidoğan bakımından onkolojiye kadar tıbbın pek çok alanının güvenle ilerlemesine katkıda bulundular.

Ama maalesef bugün önemli bir paradoksla karşı karşıyayız: Antibiyotikleri ne kadar yanlış ve gereksiz kullanırsak, onları ihtiyaç duyduğumuzda etkili bulma ihtimalimizi o kadar azaltıyoruz.

Çocuklarda neden özellikle önemli?

Çocukluk çağında enfeksiyonların önemli bir kısmı viralkaynaklıdır. Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarındaantibiyotik kullanımı çoğu zaman hastalığın süresini kısaltmaz ve iyileşmeyi hızlandırmaz. Buna rağmen çocuklarda antibiyotik kullanımı oldukça yaygındır.

Üstelik mesele yalnızca direnç gelişimi değildir. Gereksiz antibiyotik kullanımı; ishal, döküntü, alerjik reaksiyonlar ve Clostridioides difficile enfeksiyonu gibi istenmeyen sonuçlara da yol açabilir. Antibiyotiklerin çocuk üzerindeki etkileri ile direnç gelişimi arasındaki denge, günümüzde pediatrik antibiyotik yönetiminin temel konularından biridir.

Dolayısıyla her ateşli çocuğun önünde kendimize sormamız gereken soru aslında oldukça basit: “Bu çocuğun antibiyotiğe gerçekten ihtiyacı var mı?” Ya da ihtiyacı var ise, spektrumu daha geniş olanı mı seçmeliyiz?

Daha geniş spektrum, daha iyi tedavi demek değildir. Klinik pratikte “daha güçlü antibiyotik” kavramı sık karşımıza çıkar. Ancak antibiyotik tedavisinde amaç mümkün olan en geniş spektrumu kullanmak değil, en uygun spektrumu kullanmaktır.

Doğru antibiyotik; doğru hastaya, doğru dozda, doğru yoldan ve uygun sürede verilmelidir.

Yani hedef:

“Daha fazla antibiyotik kullanmak” değil, “daha doğru antibiyotik kullanmak.”

Peki ailelere ne söylemeliyiz?

Antibiyotik reçete etmediğimiz bir çocuğun ailesine yalnızca “Antibiyotik gerekmiyor” demek çoğu zaman yeterli olmayabilir.

Buradaki en önemli noktalardan biri, “antibiyotik vermemek” ile “hastayı tedavisiz bırakmak” arasındaki farkı anlatabilmek.

Çünkü aile aslında çoğu zaman antibiyotik değil, çocuğunun güvende olduğunu bilmek ister.

Bu nedenle iyi bir antibiyotik yönetiminin önemli parçalarından biri de iyi iletişimdir.

“Bu enfeksiyonun viral olduğunu düşünüyoruz. Antibiyotik virüslere etki etmez. Şu anda antibiyotik vermemek tedavisiz bırakmak anlamına gelmiyor; aksine gereksiz bir ilacın yan etkilerinden ve direnç gelişimi riskinden çocuğumuzu koruyoruz.”

Çünkü iyi iletişim, iyi reçete kadar değerlidir. Aileyi rahatlatırken, çocuğu korur.

Geleceğin antibiyotiğini bugün korumak

Antibiyotik direnciyle mücadele, antibiyotikleri hayatımızdan çıkarmak anlamına gelmez.

Aksine antibiyotiklere ihtiyaç duyduğumuzda onların hâlâ etkili olabilmesini sağlamak anlamına gelir.

Bir çocukta gerçekten gerekli olan antibiyotiği başlamak hayat kurtarabilir. Ama gereksiz antibiyotiği başlamamak da aynı şekilde önemli bir hekimlik uygulamasıdır. Çünkü bugün gereksiz yere kullandığımız bir antibiyotik, yarın ihtiyaç duyduğumuzda elimizde olmayabilir.

Belki de her antibiyotik reçetesinden önce kendimize sormamız gereken soru şu: “Bu antibiyotik bugün bu çocuğa gerçekten gerekli mi?”

Çünkü bir çocuğu gereksiz antibiyotikten korumak, yalnızca bugünü değil, gelecekteki tedavi seçeneklerini de korumaktır.