Biz Pediatristler olarak son zamanlarda pediatri polikliniğinde en sık duyduğumuz cümlelerden biri şu: “Hocam bu ilaç değil zaten, doğal.” Cümlenin içinde gizli bir rahatlama var.
Sanki “doğal” etiketi, farmakolojiyi otomatik olarak masumiyete terfi ettiriyor. Oysa doğa, insan sağlığına karşı her zaman nazik davranan bir yapı değil. Zehirli mantarlar da doğal. Arsenik de. Afyon da.
Özellikle çocuk hastalarda bitkisel şuruplar, bağışıklık “güçlendiriciler”, propolis karışımları ve çeşitli takviyeler ciddi bir kullanım oranına ulaştı. Sorun şu ki bu ürünlerin önemli bir kısmı ilaç regülasyonuna tabi değil. İçerik standardizasyonu belirsiz, etken madde miktarı değişken ve yan etki profili çoğu zaman yeterince çalışılmamış. “Bitkisel” olması, farmakolojik etkisinin olmadığı anlamına gelmiyor; tam tersine, etki varsa yan etki potansiyeli de var.
Karaciğer fonksiyon testleri bozulmuş bir çocuk gördüğümüzde aileden çoğu zaman ilk etapta duyduğumuz şey “Ama sadece doğal şurup kullandık.” oluyor. Oysa hepatotoksisite, alerjik reaksiyonlar, ilaç etkileşimleri pediatrik yaş grubunda da azımsanmayacak sıklıkta. Üstelik çocukların metabolik kapasitesi erişkinle aynı değil. Küçük bir doz sapması bile klinik sonuç doğurabiliyor. Doğal ürünlerin “zararsız” olduğu varsayımı, risk algısını tehlikeli biçimde düşürüyor.
Bir diğer mesele de “bağışıklık güçlendirme” kavramının kendisi. Sağlıklı bir çocuğun bağışıklık sistemi, sürekli dış destekle ayakta durması gereken kırılgan bir yapı değil. Dengeli beslenme, yeterli uyku, aşı takviminin tamamlanması ve hijyen önlemleri; kanıta dayalı koruyuculuğun temel taşları. Ancak pazarlama dili, ebeveyn kaygısını çok iyi kullanıyor. “Çocuğunuzu hastalıklardan koruyun” sloganı, bilimsel veri sorgulamasının önüne geçebiliyor.
Burada mesele bitkisel ürünleri kategorik olarak kötülemek değil. Modern tıbbın birçok ilacı zaten bitkisel kaynaklardan türetildi. Sorun; etkinlik ve güvenlilik verisi olmadan, denetimsiz biçimde ve çoğu zaman hekim bilgisi dışında kullanım. Pediatristin rolü yasak koymak değil; riskleri anlatmak, kanıta dayalı çerçeveyi çizmek ve “doğal” kelimesinin otomatik güvenlik sertifikası olmadığını hatırlatmak.
Sonuç olarak “doğal” her zaman “zararsız” değildir. Tıpta asıl belirleyici olan, kaynağın doğallığı değil; etkinlik, doz, etkileşim ve güvenlilik verisidir. Çocuk sağlığında ise bir ürünün Instagram’da trend olması değil, bilimsel literatürde yer alması önemlidir. Çünkü pediatride iyi niyet, farmakolojinin yerine geçmez.