Yaşlanma doğum ile başlar ve tüm organlarda görülür. Deri insan vücudunu çevrelemesi ve direk göze hitap etmesi nedeni ile yaşlanmanın en çok hissedildiği yapıdır.
Derinin yapısında yer alan pek çok maddenin zaman içinde azalması yaşlanmayı hazırlayan sebepler arasındadır. Özellikle proteinler ve peptidler pek çok organda olduğu gibi deride de temel yapı taşı olarak görev alır. Bu proteinlerin en önemlilerinden biri kollajendir. Kollajen vücudumuzdaki proteinlerin %25’ini, derideki proteinlerin yaklaşık %80’inini oluşturur.
Kollajen bağ dokuda bulunan, deriyi destekleyen ve dokuların birbirine sıkıca bağlanmasını sağlayan kompleks bir yapıdır. Doku hücreleri arasını dolduran demetler halindeki lifli yapısı ile derinin esnekliğini, parlaklığını ve yumuşaklığını sağlar. Ayrıca su ve mineral tutulmasında da görev alır, dolayısı ile doku gerginliğinin ve neminin ayarlanmasına yardımcıdır.
Kollajen fibroblast adı verilen hücreler tarafından doğan yollarla oluşturulur. Vücutta tüm dokularda bulunmakla birlikte özellikle deri, tendonlar, kıkırdak ve kemik dokuda daha fazla miktarlarda mevcuttur. Ayrıca derinin uzantısı sayılan saç ve tırnak yapısında da bulunur ve bu dokuların sağlığı için de çok önemlidir.
Kollajenin çeşitli tipleri bulunmaktadır. Deride en çok tip 1, kemik ve kıkırdak dokuda tip 2 kollojen bulunmakla birlikte kollojenin tipleri ve vücutta nerelerde bulunduğu şu şekilde özetlenebilir.
Tip 1 kollajen deri, kemik ve tendonlarda
Tip 2 kollajen kıkırdak doku, omurgalar atasındaki diskde
Tip 3 kollajen deri, akciğer ve damarlar
Tip 4 kollajen deri, böbrek
Tip 7 kollajen deri, kan damarları ve düz kaslarda bulunur
Ancak kollajen otuzlu yaşlardan sonra her yıl yaklaşık %1 azalır. Bu da zaman içinde derinin elastikiyetinin ve sıkılığının azalmasına, kırışıklıklara, sarkmalara, rengin canlılığını kaybetmesine ve kurumasına yol açar. Saçlarda seyrelme, dökülme, canlılığını kaybetme, tırnaklarda kolay kırılma gibi bulgular görülür. Yaşla birlikte özellikle hareket sisteminde kemik doku ve kıkırdakta yıkımın hızlanması, kollajenin de azalması ile birlikte başta diz eklemleri olmak üzere eklemlerde ağrı, hareket güçlüğü gibi bulgulara neden olur. Bu nedenle vücutta kaybın başladığı yaşlardan itibaren kollajenin düzenli olarak alınması başta deri , kemik, kıkırdak doku, saçlar ve tırnaklar olmak üzere tüm organlarda yaşa bağlı yıkıcı bulguların seyrini yavaşlatacak ve dolayısı ile yaşlanmayı geciktirecektir.
Kollajen vücutta depolanmaz. Bu nedenle yapılan araştırmalarda kollojenin alınması gereken günlük miktarının en az 8000 mg olduğu görülmüştür. Mide barsak sisteminden daha kolay emilmesi ve maksimum miktarda faydalanılması için şase adı verilen suda eriyen ya da sıvı formları önerilmektedir. Kollajen içeren ürünlerin özellikle yaşlanmayı geciktiren kuarsetin, selenyum, vitamin E, vitamin C, koenzim Q10, üzüm çekirdeği ekstresi gibi antioksidan maddeler, hyaluronik asit, elastin gibi derinin temel maddeleri ve diğer vitaminlerle birlikte alınması faydalı olabilir.
Takviye süresi olarak genellikle 3-6 aylık kürler önerilir. Kısa süreler etki için yetersiz kalırken uzun süre kullanımı yan etkilere neden olabilir.
Kollojenin rastgele kullanımı doğru değildir. Mide barsak şikayetleri, alerjik reaksiyonlar, böbrek taşı oluşumuna eğilim , kanda kalsiyum yükselmesi gibi yan etkiler yapabilir. Otoimmun hastalığı olanlarda kollajen takviyeleri genellikle önerilmez. . Hekim tavsiyesi ile kullanılmalıdır.
Sonuç olarak kollajen takviyesi genel olarak özellikle deri ve eklem sağlığı için olumlu görülmektedir. Ancak halen etkinliği gösteren çok sayıda bilimsel çalışmaya ve kanıta ihtiyaç vardır.