Ebu Ali el-Hüseyin bin Abdullah bin Sina yani bilinen adıyla İbn-i Sina…Türk- İslam dünyasının bir nevi her alanda dehası. Daha çok çalışmaları tıp alanında olduğu için biz onu tıp alanıyla özdeşleştirdik fakat kendisi ayrıca felsefe, fizik, astronomi, matematik, kimya, psikoloji gibi birçok alanda çalışmalar yapmıştır. Şu an Özbekistan’ın Buhara kenti yakınlarında doğmuştur ve henüz 10 yaşındayken Kuran-ı Kerim’i hatmetmiş 16 yaşındaykense tıp alanında çığır açan çalışmalar yapmıştır. Hastalıkların nedenlerini, teşhis yöntemlerini ve tedavi yollarını sistematik şekilde ele almıştır. İlaç bilimi olan farmakoloji ve anatomi alanında da çalışmaları vardır. Özellikle kalp damar sistemi alanında devrinde yazdığı yazılar hala günümüzdeki bazı kalp damar kuramlarına ışık tutmaktadır. Kendi adıyla özdeşleşen ve 5 kitaptan oluşan "el-Kânûn fî't-Tıb" (Tıp Kanunu) isimli ansiklopedik eseri uzun yıllar hem batıda hem de doğuda referans kitap olmuştur. Eserin birinci kitabı, anatomi ve koruyucu hekimlik, ikinci kitabı basit ilaçlar, üçüncü kitabı patoloji, dördüncü kitabı ilaçlarla ve cerrahi yöntemlerle tedavi ve beşinci kitabı ise çeşitli ilaç terkipleriyle ilgili bilgiler vermektedir.
Tarihte ilk defa cerrahi ve tıbbı ayrı disiplin olarak ele almıştır ve cerrahinin başarısı için anatomiye hakimiyetin olmazsa olmaz olduğunu ortaya koymuştur.
İbn-i Sina’nın zamanında ortaya koyduğu bu vizyona Türk - İslam dünyasının yılmaz savunucuları olarak sahip çıkmak boynumuzun borcudur. Onun yaktığı meşaleyi daha ileriye taşımak hem coğrafyamıza hem de ait olduğumuz topraklara borcumuzdur. Bu ülküyü daha ileri taşımak ve atalarımızının emanetine sahip çıkmak için kurulan Sağlık Bilimleri Üniversitemiz Buhara Tıp Fakültesinde 2026 Ocak ayı içerisinde kalp damar cerrahisi dersi vermek üzere bulundum. Atalarımıza ait coğrafyada bulunmak ve o havayı koklamak ve ders sırasında öğrencilerime söylediğim gibi “ İbn-i Sina’nın torunlarına” ders anlatmanın gururunu yaşadım. Bu gururu bizlere yaşatan kurucu rektörüm Prof. Dr. Cevdet Erdöl hocam başta olmak üzere şimdiki rektörüm Prof. Dr. Kemalettin Aydın hocama saygılarımı sunuyorum. Ayrıca orada bayrağımızı dalgalandıran ve gecesini gündüzüne kattığına bizzat şahit olduğum Doç. Dr. Aynur Feyzioğlu hocama da şükranlarımı iletiyorum. Her kim işini doğru yapıyorsa Allah ondan razı olsun. Bu vesileyle doğumunun 1003. Yıldönümü olan 1983'den itibaren bir hafta süreyle kutlanılmaya başlanılan İbn-i Sina Haftası kutlu olsun.