Yakınını kaybeden birçok kişinin beklenmedik anlarda yaşadığı yoğun üzüntü nöbetleri, bilim dünyasının yeni araştırmalarıyla daha iyi anlaşılmaya başlandı. Beyin görüntüleme çalışmalarını bir araya getiren kapsamlı bir sistematik derleme, yas sürecinde görülen ani duygusal dalgalanmaların belirli sinir ağlarındaki değişimlerle bağlantılı olabileceğine işaret etti. [1]
Araştırma, İsviçre’deki Zürih Üniversitesi Hastanesi ve uluslararası araştırmacılardan oluşan ekip tarafından gerçekleştirildi. Çalışmada, yas ve uzun süreli yas bozukluğu üzerine yayımlanan fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI), yapısal MR ve diğer nörogörüntüleme araştırmaları sistematik olarak incelendi. [1]
Derlemeye göre, yas sürecinde beynin duygu düzenleme, ödül sistemi ve bilişsel kontrolle ilişkili bölgelerinde dikkat çekici farklılıklar görülebiliyor. Özellikle amigdala, anterior singulat korteks, frontal korteks ve ödül devreleriyle ilişkili alanlarda değişen aktivite örüntülerinin, bazı kişilerde aniden gelişen yoğun özlem ve keder nöbetlerini açıklayabileceği değerlendiriliyor. [1]
Araştırmacılar, bu bulguların “yas atakları” olarak tanımlanan ani ağlama, yoğun özlem ve kaybedilen kişiyi yeniden görme isteği gibi deneyimlerin biyolojik temellerini anlamaya katkı sağlayabileceğini belirtti. Ancak bu durumun her yas tutan kişide aynı şekilde görülmediği vurgulandı. [1]
Çalışmada ayrıca uzun süreli yas bozukluğu yaşayan kişilerde hipokampus ve amigdala gibi bazı beyin bölgelerinde yapısal farklılıklar bildirildiği, bu değişimlerin depresyon, travma sonrası stres bozukluğu ve kardiyovasküler hastalık riskiyle de ilişkilendirildiği aktarıldı. Bununla birlikte mevcut verilerin neden-sonuç ilişkisini kesin olarak ortaya koymadığı ifade edildi. [1]
Araştırmacılara göre mevcut çalışmaların önemli bir bölümü sınırlı katılımcı gruplarıyla yürütüldü ve yöntemler arasında farklılıklar bulunuyor. Bu nedenle yas sürecindeki beyin değişimlerinin daha net anlaşılabilmesi için uzun süreli ve çok merkezli araştırmalara ihtiyaç olduğu belirtildi. [1]
Uzmanlar, elde edilen bulguların yasın doğal bir süreç olduğu gerçeğini değiştirmediğini, ancak bazı kişilerde görülen uzun süreli ve günlük yaşamı ciddi biçimde etkileyen yas belirtilerinin gelecekte daha hedefe yönelik tedaviler geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade ediyor. [1][2]
Kaynaklar
[1] Zürih Üniversitesi Hastanesi, Neuroscience & Biobehavioral Reviews
[2] PubMed





