SACDD 2026-2027 Bursu: Tıp ve Diş Hekimliği Öğrencilerine 4 Bin TL
SACDD 2026-2027 Bursu: Tıp ve Diş Hekimliği Öğrencilerine 4 Bin TL
İçeriği Görüntüle

Belediye İşçilerine ve Taşeronlara Kadro Gelecek mi? Gözler Meclis’te

Kamuda taşeron çalışma ve belediye şirketlerinde çalışan işçilerin kadro beklentisi 2026 yılında yeniden çalışma hayatının önemli gündemlerinden biri haline geldi.

Özellikle belediye şirketlerinde, belediyelere bağlı yapılarda, kamu iktisadi teşebbüslerinde (KİT) ve çeşitli kamu kurumlarında çalışan işçiler, yapılabilecek yeni düzenlemenin kapsamını merak ediyor.

Son günlerde kamuoyunda “100 bin taşerona kadro geliyor” şeklindeki haberlerin artması da beklentiyi yükseltti.

Ancak mevcut hukuki durum ile beklentileri birbirinden ayırmak gerekiyor.

KADRO ÇIKTI MI?

Hayır.

12 Eylül 2026 itibarıyla belediye şirket işçilerini, belediye iktisadi işletmelerindeki çalışanları veya kapsam dışında kalan taşeronların tamamını sürekli işçi kadrosuna geçiren yeni ve yürürlüğe girmiş genel bir düzenleme bulunmuyor.

Dolayısıyla bugün için “kadro çıktı” veya “başvurular başladı” demek doğru değil.

Buna karşılık TBMM’de doğrudan bu konuyu ele alan önemli bir kanun teklifi bulunuyor.

TBMM kayıtlarında 2/3217 esas numarasıyla yer alan “Taşeron Çalışma İlişkisinin Kaldırılması ve Taşeron İşçilerin Sürekli İşçi Kadrosuna Alınması Hakkında Kanun Teklifi” 17 Temmuz 2025 tarihinde Meclis Başkanlığına sunuldu.

Teklif halen Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunuyor.

TEKLİFTE BELEDİYELER DE VAR

Teklifin kapsamı açısından en dikkat çekici noktalardan biri belediyelerin açık biçimde zikredilmesi.

TBMM’de yayımlanan resmi özete göre teklif ile;

belediyeler,

il özel idareleri,

mahalli idare birlikleri,

bunlara bağlı kuruluşlar ve şirketler,

kamu iktisadi teşebbüsleri,

diğer kamu kurum ve kuruluşlarında

taşeron işçi çalıştırılması uygulamasının kaldırılması ve taşeron işçilerin sürekli işçi kadrolarına geçirilmesi amaçlanıyor.

Bu ifade belediye çalışanları açısından önemli.

Ancak teklifin verilmiş olması, düzenlemenin yasalaştığı anlamına gelmiyor. Teklifin komisyondan geçmesi, yasama sürecinde ilerlemesi ve nihai metnin kabul edilmesi gerekiyor.

BELEDİYE ŞİRKET İŞÇİLERİNİN TALEBİ NEDEN FARKLI?

Konunun önemli bir ayağını belediye şirketlerinde çalışan işçiler oluşturuyor.

2018’de uygulanan düzenlemeler sonucunda belediyelerde alt işveren yanında çalışan çok sayıda işçi belediye şirketlerine geçirildi.

Fakat bu çalışanların önemli bir bölümü yıllardır “belediye şirket işçisi olmak ile belediyenin sürekli işçi kadrosunda bulunmanın aynı şey olmadığı” gerekçesiyle yeni bir düzenleme talep ediyor.

Tartışmanın merkezinde yalnızca iş güvencesi bulunmuyor.

Ücretler, ilave tediye, tayin ve nakil imkanları, çalışma süreleri, sosyal haklar ve kadrolu belediye işçileriyle ortaya çıkan statü farklılıkları da talepler arasında yer alıyor.

TBMM Genel Kurulunda da geçmiş yıllarda belediye şirket işçilerinin “asıl kadro” talebi birçok kez gündeme getirildi.

İKTİSADİ İŞLETMEDE ÇALIŞANLAR İÇİN DURUM DAHA DİKKATLİ OKUNMALI

Kadro tartışmasının en kritik noktalarından biri de belediye iktisadi işletmelerinde çalışanların durumu.

Burada yalnızca “belediyede çalışıyorum” demek hukuki statüyü belirlemek için yeterli değil.

Çalışanın iş sözleşmesinin hangi tüzel kişilikle yapıldığı, ücretinin hangi yapı tarafından ödendiği, belediye şirketi çalışanı mı, doğrudan belediye işçisi mi yoksa hizmet alımı kapsamında çalışan bir taşeron işçi mi olduğu önem taşıyor.

Bu nedenle gelecekte bir kadro düzenlemesi çıkması halinde belediye iktisadi işletmelerinde çalışanların otomatik olarak kapsamda olacağını bugünden söylemek mümkün değil.

Nihai kanun metninde kullanılacak tanımlar belirleyici olacak.

KİT TAŞERONLARI DA YILLARDIR KADRO BEKLİYOR

Bir diğer önemli grup Kamu İktisadi Teşebbüslerinde çalışan taşeron işçiler.

TBMM’de KİT’lerde çalışan taşeron işçilerin bir defaya mahsus sürekli işçi kadrolarına geçirilmesini amaçlayan ayrı kanun teklifleri de bulunuyor.

Bu durum, 2018 sonrasında kapsam dışında kaldığını düşünen çalışan gruplarının kadro talebinin Meclis gündeminden tamamen düşmediğini gösteriyor.

MUHALEFETTEN “TÜM TAŞERONLARA KADRO” ÇAĞRISI

Kadro konusunda siyasi görüşler de giderek daha görünür hale geliyor.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 13 Ocak 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulundaki konuşmasında, 696 sayılı KHK sonrasında kadro alamayan çalışanların bulunduğunu belirterek kapsamlı bir düzenleme yapılmasını istedi.

Gürer, belediyelerde şirket işçisi olarak çalışanların da dahil olduğu taşeron çalışanların doğrudan çalıştıkları kurumların kadrosuna alınması gerektiğini savundu.

Bu yaklaşım muhalefetin bir bölümünün talebinin yalnızca klasik taşeron çalışanlarla sınırlı olmadığını; belediye şirket işçilerinin de doğrudan kadroya geçirilmesini istediğini gösteriyor.

SENDİKALARDAN “GERÇEK KADRO” TALEBİ

Çalışan örgütlerinden de benzer açıklamalar geliyor.

Lider Büro-Sen Genel Başkanı Fatih Demirel, Temmuz 2026’da yaptığı açıklamada belediye şirket işçilerinin “gerçek kadro” beklentisinin devam ettiğini söyledi.

Demirel, aynı kurumda benzer işleri yapan çalışanlar arasında ücret ve özlük hakları bakımından farklılıklar bulunduğunu savunarak “eşit işe eşit hak” ilkesinin uygulanmasını istedi.

İşçi kesimindeki temel görüşlerden biri, belediye şirketine geçirilmiş olmanın tek başına doğrudan belediye kadrosuna geçirilmek anlamına gelmediği yönünde.

SAHADA DA KADRO TALEBİ DEVAM EDİYOR

Kadro tartışması yalnızca Meclis ile sınırlı değil.

Eylül 2026’da İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde taşeron olarak çalışan bir grup işçinin kadro ve iş güvencesi talebiyle eylemlerini sürdürmesi, konunun sahadaki karşılığını da ortaya koyuyor.

İşçilerin temel taleplerinden biri hizmetlerin taşeron şirketler üzerinden değil, doğrudan ve güvenceli istihdam modeliyle yürütülmesi.

PEKİ HÜKÜMET CEPHESİNDE DURUM NE?

Burada çalışanların beklentileri ile hukuken kesinleşmiş gelişmeleri birbirinden ayırmak gerekiyor.

Kamuoyunda “100 bin taşerona kadro” başlığıyla çok sayıda haber yayımlanıyor. KİT çalışanları, belediye şirket işçileri ve farklı taşeron grupları bu haberlerde olası kapsam içerisinde gösteriliyor.

Ancak mevcut aşamada tüm bu çalışanları kapsayan ve yürürlüğe girmiş yeni bir kadro kanunu bulunmuyor.

Ayrıca TBMM’ye milletvekilleri tarafından sunulan bir kanun teklifinin varlığı, hükümet tarafından aynı kapsamda bir düzenlemenin kesin olarak hayata geçirileceği anlamına gelmiyor.

Bu nedenle resmi düzenleme yayımlanmadan çalışanların hangi gruplarının kadroya alınacağını kesin bir liste halinde açıklamak mümkün değil.

EN KRİTİK SORU: KİMLER KAPSAMA GİRECEK?

Olası bir düzenleme hazırlanırsa tartışmanın en önemli konusu kapsam olacak.

Belediye şirket işçileri, KİT taşeronları, belediye iktisadi işletmelerinde çalışanlar, hizmet alımı kapsamında çalışan taşeronlar ve daha önceki düzenlemelerde kapsam dışında kalan diğer çalışanların hukuki statüleri birbirinden farklı olabiliyor.

Bu nedenle çalışanlar açısından yalnızca “kadro düzenlemesi geliyor mu?” sorusu değil, “hangi statüdekiler kapsama alınacak?” sorusu çok daha önemli.

Özellikle belediye iktisadi işletmelerinde çalışanlar açısından düzenlemenin nihai metnindeki “bağlı kuruluş”, “şirket”, “iştirak”, “iktisadi işletme” ve “alt işveren işçisi” tanımları yakından takip edilmeli.

SONUÇ: BEKLENTİ GÜÇLÜ, ANCAK KADRO HENÜZ KESİNLEŞMEDİ

2026 yılında taşeron ve belediye işçilerinin kadro talebinin hem TBMM’de hem çalışan örgütlerinin açıklamalarında yeniden güçlü biçimde gündeme geldiği görülüyor.

Üstelik TBMM’de belediyeleri, bağlı kuruluşları ve şirketleri de kapsayan somut bir kanun teklifi bulunuyor.

Ancak kritik ayrım burada başlıyor:

Kanun teklifinin bulunması başka, teklifin yasalaşması başka.

12 Eylül 2026 itibarıyla belediye şirket işçileri, belediye iktisadi işletmelerinde çalışanlar veya diğer taşeron çalışanlar için yeni ve genel bir kadro düzenlemesi yürürlüğe girmiş değil.

Bu nedenle çalışanların sosyal medyada veya bazı haberlerde kullanılan “kadro kesinleşti”, “100 bin işçiye kadro çıktı” ve “başvurular başlıyor” gibi ifadeleri ihtiyatla değerlendirmesi gerekiyor.

Asıl belirleyici gelişme, hükümetin konuya ilişkin resmi bir düzenleme hazırlaması veya TBMM’deki tekliflerden birinin yasama sürecinde ilerleyerek kabul edilmesi olacak.