AYM ENGELİ KALDIRDI, 4/D İŞÇİLERİN TAYİN BEKLEYİŞİ SÜRÜYOR: DAHA NE BEKLENİYOR?

Kamuda 4/D statüsünde çalışan sürekli işçilerin yıllardır gündemde tuttuğu tayin ve yer değişikliği sorununda tarihi bir eşik aşıldı.

Anayasa Mahkemesi kararını verdi.

Sürekli işçilerin yer değişikliğinin önünde yıllardır duran temel hukuki engellerden biri Anayasa’ya aykırı bulundu ve iptal edildi.

Ancak işçilerin bekleyişi bitmedi.

Şimdi binlerce çalışanın aklında aynı soru var:

Hukuki engel kaldırıldığına göre yeni sistem için daha ne bekleniyor?

AYM’DEN ÇOK ÖNEMLİ KARAR

Anayasa Mahkemesi, 26 Kasım 2025 tarihli E.2025/100, K.2025/242 sayılı kararında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 23. maddesindeki “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.

Söz konusu düzenleme, taşerondan sürekli işçi kadrosuna geçirilen çalışanların kadroya geçmeden önce çalıştıkları teşkilat ve birimin dışına yer değiştirmelerine imkân tanımıyordu.

AYM’nin değerlendirmesi ise dikkat çekiciydi.

Yüksek Mahkeme, işçilerin yer değişikliğini gerektirecek makul nedenlerin ortaya çıkabileceğine işaret etti.

Daha da önemlisi, iş ve kadro durumunun uygun olduğu durumlarda işçinin makul gerekçelere dayanan yer değişikliği talebinin değerlendirilmesinin mümkün olması gerektiğini ortaya koydu.

Böylece yıllardır “çakılı kadro” olarak adlandırılan uygulamanın hukuki dayanaklarından biri için çok önemli bir karar verilmiş oldu.

İŞÇİ NEDEN TAYİN İSTER?

Çünkü hayat yalnızca işe giriş tarihinde verilen bir karardan ibaret değil.

İnsan evleniyor.

Eşi başka şehirde çalışıyor.

Çocuğu oluyor.

Anne veya babası hastalanıyor.

Kendisinin sağlık durumu değişiyor.

Ailesinin bakım sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalıyor.

Bazen yıllar içinde yaşamın bütün şartları değişiyor.

Ancak 4/D kapsamındaki binlerce sürekli işçi için mevzuattaki kategorik engel yıllarca aynı kaldı.

AYM’nin kararı tam olarak bu noktada önem taşıyor.

Bir işçinin yer değişikliği talebinin mutlaka kabul edilmesi ile bu talebin hiçbir şekilde değerlendirilememesi aynı şey değil.

Kamu hizmetinin gerekleri, iş gücü ihtiyacı ve kadro durumu elbette dikkate alınabilir.

Ancak AYM, makul nedenlere dayanan taleplerin değerlendirilmesine dahi imkân vermeyen mutlak yasağın çalışanların korunmasına ilişkin devletin yükümlülüğüyle bağdaşmadığı sonucuna vardı.

9 ARALIK YAKLAŞIYOR

Kararla ilgili en önemli ayrıntılardan biri de yürürlük tarihi.

AYM iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.

Karar 9 Mart 2026’da yayımlandı.

Dolayısıyla kritik tarih 9 Aralık 2026.

Bu nedenle bugün itibarıyla “AYM kararı yürürlüğe girdi ve bütün 4/D işçiler doğrudan tayin hakkı kazandı” demek doğru değil.

Ancak başka bir gerçek daha var:

9 Aralık giderek yaklaşıyor.

İşte işçilerin “Daha ne bekleniyor?” sorusu tam da burada önem kazanıyor.

DOKUZ AY BEKLEMEK İÇİN Mİ, HAZIRLANMAK İÇİN Mİ?

Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğünü dokuz ay ertelemesi kamu otoritesine önemli bir hazırlık zamanı sağladı.

Bu sürenin sonunda ortaya çıkacak yeni hukuki durumun nasıl yönetileceğinin şimdiden belirlenmesi gerekiyor.

Çünkü cevap bekleyen çok sayıda soru var.

Eş durumu mazereti nasıl değerlendirilecek?

Sağlık nedeniyle yer değişikliği hangi şartlarda yapılabilecek?

Engelli çalışanların durumu ne olacak?

İller arası yer değişikliği nasıl gerçekleştirilecek?

Aynı kurumun farklı teşkilatları arasında geçiş mümkün olacak mı?

Boş pozisyon ve iş gücü ihtiyacı nasıl belirlenecek?

Başvurular hangi tarihte başlayacak?

Başvuruyu hangi makam değerlendirecek?

Ret kararlarında gerekçe aranacak mı?

Kurumların birbirinden tamamen farklı uygulamalar geliştirmesinin önüne nasıl geçilecek?

Bunlar 9 Aralık günü düşünülmeye başlanacak sorular olmamalı.

BÜROKRASİ Mİ, SİYASİ İRADE Mİ?

Tam da bu noktada 4/D işçilerin bekleyişinin yalnızca “bürokratik bir gecikme” olarak tanımlanması da yeterli olmayabilir.

Çünkü böylesine kapsamlı bir personel meselesi yalnızca kurumların insan kaynakları birimlerinin çözebileceği teknik bir konu değil.

Mevzuat var.

Kamu personel politikası var.

Kurumların personel ihtiyacı var.

Merkezi idarenin koordinasyonu var.

Ve nihayetinde siyasi karar alma mekanizması var.

Bu nedenle sorumluluğun hangi aşamada bulunduğunun çalışanlara açık biçimde anlatılması gerekiyor.

Sorun teknik hazırlıksa, hazırlığın hangi aşamada olduğu açıklanmalı.

Yeni bir yasal düzenleme gerekiyorsa bunun takvimi ortaya konulmalı.

İdari düzenlemeler hazırlanıyorsa çerçevesi kamuoyuyla paylaşılmalı.

Siyasi bir karar gerekiyorsa o kararın gecikmemesi sağlanmalı.

Çünkü belirsizliğin yükünü yine çalışanlar taşıyor.

4/D İŞÇİLER AYRICALIK İSTEMİYOR

Burada çok önemli bir ayrım yapılmalı.

4/D işçilerin yer değişikliği talebini, “her çalışan istediği zaman istediği şehre gitsin” şeklinde okumak doğru değil.

Böyle bir sistem zaten kamu hizmetinin gerçekleriyle bağdaşmaz.

İşçi de bunun farkında.

Talep edilen şey sınırsız bir tayin hakkı değil.

Talep edilen şey; eş durumu, sağlık, engellilik, aile bütünlüğü ve benzeri makul gerekçelerin objektif kriterlerle değerlendirilebildiği adil bir sistem.

İş ve personel ihtiyacının gözetildiği ancak insan hayatının gerçeklerinin de yok sayılmadığı bir düzenleme.

AYM’nin kararının açtığı yol da esas olarak burada önem kazanıyor.

AYM KARARINI VERDİ, ŞİMDİ SIRA KİMDE?

Yıllardır tartışılan meselenin hukuki ayağında artık çok önemli bir karar var.

Anayasa Mahkemesi değerlendirmesini yaptı.

Mutlak engeli Anayasa’ya aykırı buldu.

İptal kararını verdi.

Yeni hukuki dönemin başlayacağı tarih de belli.

9 Aralık 2026.

Şimdi sorumluluk yürütme ve idarenin önünde.

Türkiye’nin bu tarihe hazırlıksız yakalanmaması gerekiyor.

Çünkü düzenleme yapılmadan veya uygulamanın sınırları belirlenmeden girilecek yeni dönem başka mağduriyetlere yol açabilir.

Bir kurum farklı, başka bir kurum farklı uygulama yaparsa sorun çözülmez; yalnızca biçim değiştirir.

4/D işçinin önündeki “çakılı kadro” engelinin yerini bu kez idari belirsizlik almamalı.

AİLESİNDEN AYRI YAŞAYAN İŞÇİNİN TAKVİMİ DE İŞLİYOR

Bu tartışmayı yalnızca kanun maddeleri üzerinden okumak da eksik kalır.

Çünkü her dosyanın arkasında bir insan var.

Eşinden ayrı yaşayan var.

Çocuğuna kilometrelerce uzaktan ebeveynlik yapmaya çalışan var.

Sağlık problemi nedeniyle ailesinin desteğine ihtiyaç duyan var.

Kamuda Taşeron Sistemi Geri mi Dönüyor? İşçi Alımı İddiasında Son Durum
Kamuda Taşeron Sistemi Geri mi Dönüyor? İşçi Alımı İddiasında Son Durum
İçeriği Görüntüle

Yaşlı anne ve babasına bakmak isteyen var.

Onların hayatında da takvim işliyor.

Bu nedenle 4/D işçiler artık yalnızca karar değil, somut bir yol haritası bekliyor.

Kimler başvurabilecek?

Hangi mazeretler değerlendirilecek?

Başvurular ne zaman başlayacak?

Hangi kriterler uygulanacak?

Ve en önemlisi, yeni düzenleme ne zaman açıklanacak?

Anayasa Mahkemesi hukuki engeli kaldırdı.

9 Aralık yaklaşıyor.

4/D işçilerin tayin bekleyişi ise sürüyor.

Artık soruyu onların ağzından sormak gerekiyor:

Daha ne bekleniyor?

KAYNAKLAR

Anayasa Mahkemesi, E.2025/100, K.2025/242, 26 Kasım 2025.

Anayasa Mahkemesi, Sürekli İşçi Kadrosuna Geçirilen İşçilerin Yer Değiştirmelerine İmkân Tanımayan Kurala İlişkin İtiraz Başvurusu Hakkında Karar.

Resmî Gazete, 9 Mart 2026.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Geçici Madde 23.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2024/14198, K.2025/1316.