Güney Amerika’dan döndükten sonra başlayan ateş, kas ağrısı veya solunum sıkıntısı sıradan bir grip gibi görünebilir. Ancak yakın zamanda kemirgenlerle temas edilmişse ya da Andes hantavirüsü taşıyan belirtili bir kişiyle uzun süre yakın ortamda bulunulmuşsa bu ayrıntılar önem kazanabilir.
Fransız halk sağlığı yetkilileri, Arjantin’den gelen bir yolcuda 6 Ağustos 2026’da Andes hantavirüsü enfeksiyonu doğrulandığını bildirdi. Yolcu, 19 Temmuz ile 2 Ağustos arasında Fransa’da kaldı; 23 Temmuz’da hafif belirtilerle sağlık kuruluşuna başvurdu ancak hastaneye yatırılmadı. Kişinin 28 Temmuz’dan bu yana belirtisiz olduğu açıklandı.
Hasta daha sonra İspanya’ya geçti. Tanı konduğu sırada İspanya’da bulunması üzerine iki ülkedeki sağlık yetkilileri, bulaştırıcılık döneminde yakın temas yaşanmış olabilecek kişileri belirleme ve izleme çalışması başlattı.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi, 20 Ağustos’ta yayımladığı değerlendirmede enfeksiyonun büyük olasılıkla Arjantin’de edinildiğini ve Avrupa Birliği ile Avrupa Ekonomik Alanı genel nüfusu için riskin çok düşük olduğunu bildirdi.
Andes hantavirüsü nedir?
Hantavirüsler, doğal olarak bazı kemirgenlerde bulunan bir virüs grubudur. Virüsü taşıyan kemirgenler hasta görünmeyebilir ancak idrarları, dışkıları ve salyaları yoluyla çevreye virüs bırakabilir.
Andes virüsü ise özellikle Arjantin ve Şili’nin bazı bölgelerindeki yabani kemirgenlerle ilişkilidir. İnsanlarda hantavirüs kardiyopulmoner sendromu adı verilen, akciğerleri ve dolaşım sistemini etkileyebilen ciddi bir hastalığa yol açabilir.
Hastalığın ağırlaşması durumunda akciğerlerde sıvı birikmesi, tansiyon düşmesi ve dolaşım bozukluğu gelişebilir. Bununla birlikte virüsle karşılaşan herkesin aynı şiddette hastalanacağı söylenemez.
İnsandan insana bulaşma neden dikkat çekiyor?
Hantavirüs enfeksiyonlarının temel bulaş yolu insanlardan değil, kemirgenlerden kaynaklanır. İnsanlar virüsü çoğunlukla kemirgen idrarı, dışkısı veya salyasıyla kirlenmiş tozları soluyarak alır.
Andes virüsü, insandan insana bulaştığı bilimsel olarak belgelenmiş tek hantavirüs olarak biliniyor. Ancak bu bulaş nadir görülüyor ve genellikle belirtileri bulunan bir hastayla yakın ve uzun süreli temasın ardından ortaya çıkıyor.
Aynı evde yaşamak, öpüşmek, cinsel temas, içecek ve yemek gereçlerini paylaşmak veya hastanın vücut sıvılarıyla korunmasız biçimde temas etmek riski artırabilir. Bulaştırıcılığın çoğunlukla belirtilerin bulunduğu dönemde ortaya çıktığı düşünülüyor.
Bu nedenle kısa süreli, gündelik karşılaşmaların yüksek riskli temas gibi değerlendirilmesi doğru değil. Temasın yakınlığı, süresi, kapalı ortamda gerçekleşip gerçekleşmediği ve kişinin o sırada belirti gösterip göstermediği birlikte ele alınıyor.
Belirtiler ne zaman ortaya çıkıyor?
Andes virüsüne bağlı belirtiler, temastan 4 ile 42 gün sonra başlayabilir. İlk dönem bulguları grip, COVID-19 veya başka viral enfeksiyonlarla kolayca karıştırılabilir.
Erken dönemde şu belirtiler görülebilir:
Ateş
Belirgin yorgunluk
Kas ağrıları
Baş ağrısı
Baş dönmesi ve titreme
Bulantı ve kusma
İshal veya karın ağrısı
Bazı hastalarda birkaç gün sonra öksürük, göğüste sıkışma ve nefes darlığı gelişebilir. Solunum yakınmalarının ortaya çıkması, hastalığın daha ciddi aşamaya ilerlediğinin işareti olabilir.
Hangi durumda sağlık kuruluşuna başvurulmalı?
Güney Amerika’nın riskli bölgelerine yakın zamanda seyahat eden, kemirgenlerin bulunduğu kapalı alanlarda çalışan veya Andes virüsü tanısı alan belirtili biriyle yakın teması bulunan kişiler; ateş, kas ağrısı ya da mide-bağırsak yakınmaları gelişirse temas öyküsünü sağlık görevlisine açıkça anlatmalı.
Yeni başlayan veya hızla artan nefes darlığı, göğüste sıkışma, dudaklarda morarma, bayılma ya da bilinç değişikliği ise acil değerlendirme gerektirir. Hastalık bazı kişilerde kısa sürede ağırlaşabildiği için solunum belirtilerinin geçmesi beklenmemeli.
Temaslı kabul edilmek, kişinin mutlaka enfekte olduğu anlamına gelmez. Halk sağlığı birimleri riskli temasları çoğunlukla son temastan itibaren 42 gün boyunca belirti gelişimi açısından izler.
Tanı nasıl konuluyor?
Erken belirtiler birçok hastalıkla benzer olduğu için yalnızca şikâyetlere bakılarak Andes virüsü tanısı konulamaz. Seyahat geçmişi, kemirgen teması ve doğrulanmış bir hastayla yakın temas bilgisi tanı açısından önemlidir.
Tanının doğrulanmasında kanda virüse karşı oluşan IgM ve IgG adlı antikorlar araştırılabilir. Hastalığın erken döneminde RT-PCR olarak adlandırılan moleküler testle virüsün genetik materyali de aranabilir.
Tedavisi veya aşısı var mı?
Andes virüsünü doğrudan ortadan kaldırdığı kanıtlanmış ve ruhsatlandırılmış özel bir antiviral tedavi bulunmuyor. Hastaya sıvı dengesi, solunum ve dolaşım desteği gibi belirtilere yönelik tedaviler uygulanıyor.
Hastalık ağırlaşırsa yoğun bakım, oksijen desteği veya ileri solunum desteği gerekebilir. Erken tanı ve hastanın yakından izlenmesi, gelişebilecek solunum ve dolaşım sorunlarına zamanında müdahale edilmesini sağlar.
Andes virüsüne karşı genel kullanıma sunulmuş ruhsatlı bir aşı da bulunmuyor. Bu nedenle korunmada kemirgenlerle teması azaltmak ve şüpheli vakaların temaslılarını zamanında belirlemek önem taşıyor.
Kemirgenlerden bulaşma nasıl önlenebilir?
Özellikle kırsal alanlarda, depolarda, kulübelerde ve uzun süre kapalı kalmış yapılarda kemirgen dışkısının kuru biçimde süpürülmesi veya elektrikli süpürgeyle temizlenmesi önerilmez. Bu işlemler virüs içerebilecek küçük parçacıkların havaya karışmasına neden olabilir.
Temizlikten önce ortam havalandırılmalı, kirlenmiş alan uygun bir dezenfektanla ıslatılmalı ve eldiven kullanılmalıdır. Ev ve iş yerlerindeki kemirgen girişleri kapatılmalı, yiyecekler kapalı kaplarda saklanmalı ve çöpler açıkta bırakılmamalıdır.
Güney Amerika’daki riskli bölgelere seyahat edenlerin kemirgen bulunan barınaklarda kalmaması, yiyecekleri korunaklı tutması ve kemirgen izleri görülen kapalı alanlarda dikkatli davranması gerekir.
Avrupa ve Türkiye için gerçek risk ne?
ECDC’ye göre Andes virüsünü doğal olarak taşıyan kemirgen türü Avrupa’da bulunmuyor. Bu nedenle virüsün Avrupa’da kemirgenlere yerleşerek sürekli bir hayvan-insan bulaş zinciri oluşturması beklenmiyor.
Kurumun çok düşük risk değerlendirmesi Avrupa Birliği ve Avrupa Ekonomik Alanı genel nüfusunu kapsıyor. Bu değerlendirme Türkiye için verilmiş ayrı bir resmî risk derecesi değil. Bununla birlikte Türkiye’de gündelik yaşamda Andes virüsü riskinin arttığını gösteren bir veri bulunmuyor.
İthal vakanın ardından yürütülen çalışma, Avrupa’da yaygın bir salgın başladığı anlamına gelmiyor. Asıl amaç, belirtili kişiyle riskli temas yaşamış olabilecek sınırlı sayıdaki kişiyi belirlemek ve olası yeni vakaları erken yakalamak. Değerlendirme tek bir ithal vakaya ve mevcut temaslı incelemesine dayanıyor; yeni veriler ortaya çıkarsa risk değerlendirmesi de güncellenebilir.
KAYNAKLAR
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi – Epidemiological Update – 11 August 2026: Imported Case of Andes Hantavirus in the EU/EEA – 20 Ağustos 2026
Dünya Sağlık Örgütü – Hantavirus Fact Sheet – 6 Mayıs 2026
ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri – About Andes Virus – 29 Mayıs 2026
Pan Amerikan Sağlık Örgütü – Infection Prevention and Control of Hantavirus Infection, Including Andes Virus Disease: Interim Regional Guidance for Suspected or Confirmed Cases – 22 Mayıs 2026
Emerging Infectious Diseases – Person-to-Person Household and Nosocomial Transmission of Andes Hantavirus, Southern Chile, 2011 – Constanza Martinez-Valdebenito ve diğerleri – 2014 – DOI: 10.3201/eid2010.140353
Andes Hantavirüsü İnsandan İnsana Bulaşır mı? Belirtileri Neler?
Arjantin’den gelen bir yolcuda Andes hantavirüsü saptanması, Fransa ve İspanya’da temaslı incelemesini başlattı. Virüs nadiren kişiden kişiye geçiyor; genel Avrupa riski ise çok düşük.
Yorumlar





