Üsküdar’ın Haydarpaşa kıyısında, Marmara Denizi’ne bakan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, Osmanlı’nın son dönemindeki tıp eğitimi arayışının en büyük mimari eserlerinden biri olarak yükseldi. Sultan II. Abdülhamid’in iradesiyle gerçekleştirilen proje; mimarlar, askerî mühendisler, hekimler ve inşaat işçilerinin yıllara yayılan çalışmasıyla şekillendi.
Arşiv belgelerine dayanan araştırmalar, yeni mektep için hazırlıkların 1893’te gündemde olduğunu, temel atma töreninin 11 Şubat 1895’te yapıldığını ve resmî açılışın 6 Kasım 1903’te gerçekleştirildiğini gösteriyor. Bununla birlikte, yapının tarihini tek bir “bitiş yılı” üzerinden anlatmak önemli ayrıntıları gözden kaçırıyor.
Çünkü ana binanın ortaya çıkması, kliniklerin kurulması, öğrencilerin taşınması ve bütün eğitim birimlerinin işler hâle gelmesi aynı tarihte tamamlanmadı.
YENİ BİR TIBBİYE BİNASINA NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU?
Haydarpaşa’daki inşaatın gerisinde, uzun süredir çözülemeyen bir mekân sorunu bulunuyordu. Osmanlı’nın modern tıp mektebi, kuruluşundan itibaren farklı binalarda eğitim vermiş; taşınmalar, yangınlar ve mevcut yapıların yetersizlikleriyle karşılaşmıştı.
Demirkapı’daki yerleşimin darlığı, demiryoluna yakınlığın oluşturduğu gürültü ve uygulamalı eğitim için gereken alanların eksikliği, yeni bina arayışını güçlendirdi.
Cemil Topuzlu’nun hatıralarında da bu sorunlar yer alıyor. Topuzlu, mevcut koşulları padişaha anlattığını, ardından yeni bir tıp mektebi yapılması konusunun Serasker Rıza Paşa üzerinden ilerlediğini aktarıyor.
Haydarpaşa, geniş arazi imkânı ve çevresindeki askerî kurumlarla birlikte değerlendirildi. Yer seçiminin siyasi bir boyutu da vardı. Araştırmalar, Tıbbiye öğrencilerinin muhalif faaliyetleri karşısındaki güvenlik kaygılarını bu kararın etkenleri arasında ele alıyor. Eğitim ihtiyaçlarıyla dönemin yönetim anlayışı, aynı projenin karar sürecinde buluşuyordu.
1893’TE HAZIRLIK, 1895’TE TEMEL TÖRENİ
Resul Köse’nin Osmanlı arşiv belgelerine dayanan araştırmasında, Serasker Rıza Paşa imzalı 3 Ağustos 1893 tarihli yazı, Haydarpaşa’da yeni mektep kurulmasına ilişkin hazırlıkların bu tarihte başladığını ortaya koyuyor.
1894 yılında proje ve nakil konusundaki kararlar ilerledi. Nil Sarı ile Burhan Akgün’ün araştırmasında, 26 Kasım 1894 tarihli irade, Askerî Tıbbiye’nin Haydarpaşa’ya taşınması ve mevcut Haydarpaşa Asker Hastanesi’nin iyileştirilmesiyle ilişkilendiriliyor.
Temel atma töreni ise 11 Şubat 1895’te gerçekleştirildi. Devlet görevlilerinin katıldığı törende dualar okundu ve kurbanlar kesildi.
Bazı kurumsal tarihçelerde inşaat başlangıcının 1894 olarak verilmesiyle arşiv temelli çalışmalardaki 1895 tarihi birlikte değerlendirilmelidir. Karar ve hazırlık aşamasıyla belgelenmiş temel törenini ayırmak, kronolojiyi daha anlaşılır kılıyor.
VALLAURY, D’ARONCO VE OSMANLI MÜHENDİSLERİ
Yapının mimari tasarımında Alexandre Vallaury ile Raimondo D’Aronco’nun isimleri öne çıkıyor. İnşaatın yürütülmesinde ise Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn’dan yetişmiş subaylar görev aldı.
İtalyan Treccani’nin Giuseppe Miano imzalı D’Aronco maddesi, Haydarpaşa’daki İmparatorluk Tıp Mektebi’ni mimarın İstanbul’daki en önemli kamu yapıları arasında değerlendiriyor. Yapıyı 1895–1900 dönemine yerleştiren kaynak, Vallaury ile iş birliğini ve Osmanlı mimari öğelerinin modern bir işlev düzeniyle birleştirilmesini özellikle vurguluyor.
Böylece binanın mimari kimliği, Avrupa’daki tasarım birikimiyle Osmanlı’nın anıtsal yapı geleneğinin buluştuğu bir örnek olarak belirginleşiyor.
HEREKE’DEN TAŞ, BELÇİKA’DAN DEMİR, VİYANA’DAN PENCERE
İnşaat, farklı üretim merkezlerini Haydarpaşa’da buluşturan geniş bir malzeme tedarikine dayanıyordu.
Besim Ömer Paşa’nın Nevsâl-i Âfiyet’te verdiği bilgileri inceleyen Ahmet Zeki İzgöer’in çalışmasına göre, yapıda Hereke ve Bilecik ocaklarından getirilen taşlar kullanıldı. Demir çatı elemanları Belçika’daki Cockerill fabrikasından, su kireci Marsilya’dan, demir pencere çerçeveleri Viyana’dan temin edildi.
Döşemelerde demir putreller ile aralarına yerleştirilen tuğla kemerler bulunuyordu. Farklı kullanım alanlarında ahşap, çimento ve asfalt kaplamalara başvurulmuştu.
Bu ayrıntılar, dışarıdan tek bir taş kütle gibi görünen yapının, içinde farklı malzeme ve yapım tekniklerini barındırdığını gösteriyor.
RIEDER’İN ANLATIMIYLA TAŞLARI YÜKSELTEN İŞÇİLER
İnşaat sürecinin en dikkat çekici tanıklıklarından biri, Alman hekim Robert Rieder’in Deutsche Medizinische Wochenschrift dergisinde 10 Aralık 1903’te yayımlanan yazısında bulunuyor.
Rieder, yeni mektebin açılışını anlattığı makalesinde, büyük taş bloklarının binanın üst kesimlerine taşınmasına özel bir yer ayırıyor. Onun anlatımına göre taşlar, halatlarla taşıma sırıklarına bağlanıyor; kalabalık işçi grupları bunları omuzlarında, birlikte hareket ederek yukarı çıkarıyordu.
Rieder’in ifadesi, Türkçe çevirisiyle şöyle:
“İnsan elleri, dev taş bloklarını en yüksek kule ucuna kadar taşıdı.”
Yazar, bazı taşıma işlerinde iki yüz–üç yüz işçinin birlikte çalıştığını belirtiyor. Bu sayı, bütün şantiyenin sürekli işçi mevcudu olarak değil, Rieder’in tarif ettiği taşıma düzenine ilişkin tanıklığı olarak okunmalı.
Bugün mimarların adlarıyla hatırlanan binanın inşa hikâyesinde, adı kayıtlara geçmeyen işçilerin emeği de böylece görünür hâle geliyor.
1899’DA ALMAN BASINI İNŞAATI NASIL ANLATIYORDU?
Hamburg’da yayımlanan Hamburgischer Correspondent gazetesinin 26 Temmuz 1899 tarihli akşam nüshasında, “Türkiye’de Alman Hasta Bakımı” başlıklı bir haber yer alıyor.
İstanbul’dan gönderilen bu haberde, Haydarpaşa’daki büyük tıp mektebinin henüz tamamlanmadığı belirtiliyor. Rieder’in yeni bina bitinceye kadar beklemek yerine Gülhane’de uygulamalı eğitim ve hasta bakımı çalışmalarını geliştirdiği anlatılıyor.
Bu dönem kaydı, Haydarpaşa inşaatı sürerken tıp eğitimindeki yenileşme çalışmalarının başka bir merkezde devam ettiğini gösteriyor. Aynı zamanda Gülhane’deki eğitim hastanesiyle Haydarpaşa’da yükselen yeni mektebin, ilişkili fakat ayrı yapılar olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
BİNANIN İÇİ BİR EĞİTİM HAYATINA GÖRE DÜZENLENDİ
Yeni mektepte öğrencilerin ders görmesi, yemek yemesi, dinlenmesi ve yatılı kalması için farklı alanlar ayrılmıştı.
Besim Ömer Paşa’nın anlatımında deniz cephesindeki katlar; teneffüshane, yemekhane, dershane ve yatakhane işlevleriyle açıklanıyor. Kabul salonları, idari odalar, cami ve büyük merdivenler bu düzenin diğer parçalarını oluşturuyordu.
Rieder ise 1903 tarihli makalesinde ana binanın yaklaşık 1.500 öğrencinin barınma ve beslenmesine göre düzenlendiğini yazıyordu. Bu rakam, açılıştaki öğrenci sayısından farklı olarak tasarlanan kapasiteyi ifade ediyordu.
Eğitim programının merkezinde uygulama bulunuyordu. Rieder, öğrencilerin hasta başında öğrenmesini ve kliniklerin ders düzeniyle doğrudan bağlantılı kurulmasını savunuyordu. Bu yaklaşım, ana mektep binasının karşısındaki klinik yapılarının önemini artırdı.
1900 TARİHİ NEYİ ANLATIYOR?
Binayla ilgili yayınlarda en fazla karışan konu, tamamlanma tarihidir.
Deniz cephesindeki kitabe ile mimarlık tarihi çalışmalarında 1900 yılı öne çıkıyor. Marmara Üniversitesi’nin tarihçesi de binanın 1900’de tamamlandığını belirtiyor. Buna karşılık resmî açılış 1903’te yapıldı.
Mehmet Çağlayan Özkurt’un araştırması, yapı ile eğitim donanımının tamamlanmasını birbirinden ayırıyor. Resul Köse de kitabedeki tarihin bütün mektep ve klinik inşaatlarının sona erdiğini göstermeyeceğine dikkat çekiyor.
Rieder’in 1903 tarihli makalesi bu ayrımı daha da belirginleştiriyor: Yazar, okul binasının yaklaşık bir yıl önce büyük ölçüde tamamlanmış olduğunu söylüyor; makalenin devamında ana binayı bitmiş olarak tanımlarken yerleşkenin diğer bölümlerinde yapılacak çok iş bulunduğunu belirtiyor.
Dolayısıyla 1900, bütün eğitim ve hastane kompleksinin eksiksiz biçimde hizmete girdiği tarih olarak kullanılamaz. Ana yapı, donanım ve klinikler farklı takvimlerle ilerlemiştir.
MALİYET KONUSUNDA NEDEN TEK RAKAMLA YETİNİLMEMELİ?
Cemil Topuzlu’nun hatıralarından aktarılan inşaat bedeli 450 bin altındır. Ancak bu tutarı, bütün ek yapılar ve sonraki donanım harcamaları için tartışmasız bir nihai hesap gibi sunmak doğru olmaz.
Nitekim arşiv temelli araştırmalarda klinik yapıları için ayrıca tahsisatlar görülüyor. Sarı ve Akgün’ün çalışması, 7 Ekim 1899’da klinik barakalar için 121.458 lira ayrıldığını kaydediyor.
Bu rakamlar, kapsamları ve birbirleriyle ilişkileri kesinleştirilmeden toplanamaz. Projenin mali geçmişi, ana bina ile klinik ve donanım harcamalarının ayrı ayrı izlenmesini gerektiriyor.
6 KASIM 1903: HAYDARPAŞA’DA AÇILIŞ GÜNÜ
Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin resmî açılışı, II. Abdülhamid’in doğum günü kutlamasına denk getirilen 6 Kasım 1903 Cuma günü gerçekleştirildi.
Dönemin gazetelerine dayanan anlatımlarda öğrencilerin deniz cephesindeki giriş çevresinde sıralandığı, mezunların büyük merdivende yer aldığı belirtiliyor.
Açılışla görevlendirilen Askerî Mektepler Nazırı Zeki Paşa ile Şehremini Rıdvan Paşa, Kavak İskelesi üzerinden mektebe ulaştı. Konuşmalar ve duaların ardından bina gezildi; katılımcılara şeker, şerbet ve kahve ikram edildi.
Bu ayrıntılar, açılışın devlet görevlileri, hocalar ve öğrencilerin katıldığı geniş bir tören olduğunu gösteriyor. Törene ilişkin haberler İkdam, Servet ve Servet-i Fünun gibi yayınlarda yer buldu.
AÇILIŞ İLE BÜTÜN SINIFLARDA EĞİTİMİN BAŞLAMASI AYNI ŞEY MİYDİ?
Rieder’in açılıştan yaklaşık bir ay sonra yayımlanan Almanca makalesi burada önemli bir ayrıntı veriyor.
Yazar, Kuleli’deki tıbbi hazırlık okulundan 500, İstanbul’daki eski ana mektepten 700 öğrencinin yeni binaya taşındığını bildiriyor. Bütün sınıflarda eğitimin yeni ders yılında, Şubat 1904’te başlayacağını belirtiyor.
Bu, yazının yayımlandığı tarihte duyurulan eğitim takvimidir. Dolayısıyla 6 Kasım 1903 resmî açılışını, bütün sınıfların aynı gün yeni programla derslere başladığı şeklinde anlatmak kaynakların verdiği ayrıntıyı ortadan kaldırır.
Rieder ayrıca iki katlı 15 hastane pavyonunu içeren bir plan tarif ediyor. Ancak planlanan yapıların tamamının bitmediğini, inşaatın mevcut mali kaynaklara göre aşama aşama sürdürüleceğini açıkça yazıyor.
1904’TE DE DEVAM EDEN TAMAMLAMA ÇALIŞMALARI
Açılışın ardından eğitim altyapısına ilişkin ihtiyaçlar gündemde kaldı.
25 Ocak 1904 tarihli Rieder raporunu ele alan araştırmalarda; anatomi çalışmaları için gerekli mekân ve araçlar, kadavra masaları, iskeletler, ısıtma, aydınlatma, havalandırma ve kanalizasyon düzenlemeleri gibi ihtiyaçlar sıralanıyor.
Elif Gültekin’in çalışması da kimyahane donanımının tamamlanmasının ve çeşitli teknik düzenlemelerin sonraki yıllara uzandığını gösteriyor.
Böylece “inşaatın bitişi” için üç ayrı düzey ortaya çıkıyor: Ana binanın tamamlanması, 1903’te resmî açılışın yapılması ve eğitim-hastane düzeninin sonraki yıllarda geliştirilmesi. Başlangıçta tasarlanan geniş yerleşkenin bütün unsurları ise aynı kapsamda hayata geçirilemedi.
ÜSKÜDAR’IN SİLUETİNDE YAŞAYAN EĞİTİM MİRASI
Haydarpaşa’daki yapı, 1909’da askerî ve sivil tıp okullarının birleşmesine ev sahipliği yaptı. 1933 Üniversite Reformu sonrasında Haydarpaşa Lisesi tarafından kullanıldı; 1983’te Marmara Üniversitesi’ne, 2015’te Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne tahsis edildi.
Bugün Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye bakıldığında görülen anıtsal cephe, uzun bir yapım ve eğitim tarihinin dış yüzünü oluşturuyor. Bu tarihin içinde II. Abdülhamid’in kurucu iradesi, Rıza Paşa’nın yürüttüğü çalışmalar, Vallaury ile D’Aronco’nun tasarımları, Osmanlı mühendislerinin sorumluluğu ve Rieder’in eğitim düzenlemeleri bulunuyor.
Taşları omuzlarında yukarı taşıyan işçilerin emeği de aynı tarihin parçası. Üsküdar kıyısında yükselen mektebin hikâyesi, bütün bu insanların çalışmalarıyla tamamlanıyor.
KAYNAKLAR
1. Robert Rieder Pascha. “Medizinische Reformbestrebungen der Türkei. Zur Eröffnung der neuen Militär-Medizinschule in Haidar-Pascha.” Deutsche Medizinische Wochenschrift, 10 Aralık 1903, 29(50), s. 956–959. Almanca makalenin açık erişimdeki tam metni.
2. Hamburgischer Correspondent. “Deutsche Krankenpflege in der Türkei.” 26 Temmuz 1899, akşam nüshası eki. Hamburg Devlet ve Üniversite Kütüphanesi dijital gazete koleksiyonu.
3. Giuseppe Miano. “D’Aronco, Raimondo Tommaso.” Dizionario Biografico degli Italiani, cilt 32, Treccani, 1986.
4. Resul Köse. “Mekteb-i Tıbbiye’nin Haydarpaşa’ya Nakli ve Açılışı (1903).” Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hemşirelik Dergisi, 2019, 1(1), s. 53–60.
5. Nil Sarı ve Burhan Akgün. “Haydarpaşa’da Âbidevî Eser: Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane.” Uluslararası Üsküdar Sempozyumu VII, cilt I, Üsküdar Belediyesi, 2014, s. 192–206.
6. Elif Gültekin. “Haydarpaşa Tıbbiyesinin Geçirdiği İç Mekân Dönüşümleri (1895–1933).” History Studies, 2019, 11(4), s. 1205–1221.
7. Ahmet Zeki İzgöer. “Dr. Besim Ömer Paşa’nın Nevsâl-i Âfiyet’inde Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane.” Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hemşirelik Dergisi, 2019, 1(2), s. 128–146.
8. Mehmet Çağlayan Özkurt. “Haydarpaşa Mekteb-i Tıbbiye Binasının Konumunun Belirlenmesindeki Faktörler Üzerine Bir Deneme.” Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi, 2016, 3(6), s. 46–59.
9. Sağlık Bilimleri Üniversitesi kurumsal tarihçesi ve Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi tarihçesi.
Kaynak notu: Osmanlı arşiv belgeleri ve Osmanlıca gazete haberleri, bunları inceleyen akademik çalışmalar üzerinden değerlendirilmiştir. Rieder’in 1903 tarihli Almanca makalesi ile 1899 tarihli Hamburg gazetesi doğrudan incelenmiştir.





