Avrupa’yı sarsan yeni hastalık
yüzyılın sonlarında Avrupa’da ağır seyreden büyük bir frengi salgını görüldü. Hastalık farklı toplumlarda çoğu zaman başka milletlerin adıyla anılıyordu. Osmanlı tıp metinlerinde de “Frenk uyuzu”, “Frenk marazı” ve benzeri adlandırmalarla karşılaşılır.
Osmanlı hekimlerinin hastalıktan haberdar olması oldukça erken bir tarihe uzanıyor. İbrahim bin Abdullah’ın 1505 yılında kaleme aldığı Alâim-i Cerrâhîn adlı cerrahi eserinin son bölümü, müellifin “Frenk uyuzu” dediği hastalığa ayrılmıştı. Eserde hastalığın farklı dillerdeki adlarından ve dönemin tedavi uygulamalarından söz ediliyordu.
Ancak o tarihte İbrahim bin Abdullah hastalığı Amerika ile ilişkilendirmiyordu. Bu ayrıntı, frenginin Amerika’yla ilişkilendirilmesinin zaman içinde güçlenen bir tarihsel anlatı olduğunu göstermesi bakımından önemli.
Hastalığa karşı umut da Yeni Dünya’dan geldi
Avrupa’ya ulaşan yeni bitkisel maddelerden biri guayaktı. Botanik kaynaklarında Guaiacum officinale başta olmak üzere Guaiacum türleriyle ilişkilendirilen bu son derece sert ve reçineli ağaç, lignum vitae ve lignum sanctum gibi “hayat ağacı” ve “kutsal ağaç” çağrışımı yapan isimlerle tanındı.
Guayakın İspanyol dünyasında 16. yüzyılın hemen başlarında tanınmaya başladığı, frengi için kullanımının ise 1510’lu yıllardan itibaren yazılı kaynaklarda görünür hâle geldiği kabul ediliyor. Alman hümanist Ulrich von Hutten de guayak üzerine yazılarıyla bu tedavinin Avrupa’daki ününü artıran isimlerden biri oldu.
Bununla birlikte guayakın Osmanlı dünyasına tam olarak hangi tarihte girdiğini kesin olarak söylemek mümkün değil. Elde bulunan kaynaklar, bitkinin 16. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı bilgi dünyasında açık biçimde tanındığını gösteriyor.
Ağaç kaynatılıyor, suyu içiliyordu
Guayak tedavisinde ağacın odunu veya diğer kısımlarından hazırlanan kaynatmalar kullanılıyordu. Erken modern dönemin tıp anlayışı içinde terleme, bedendeki hastalık yapıcı unsurların uzaklaştırılmasıyla ilişkilendirildiği için guayakın terletici özelliğine özel önem verildi.
Yaklaşık 1600 tarihli ünlü bir Avrupa gravüründe de bir tarafta guayak ilacı hazırlanırken diğer tarafta yataktaki frengi hastasının hazırlanan kaynatmayı içtiği görülür.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Guayakın yüzyıllar boyunca frengi için kullanılmış olması, hastalığı gerçekten iyileştirdiği anlamına gelmiyor. Modern tıp açısından bu uygulama tarihsel bir tedavi girişimidir.
III. Murad döneminde guayak biliniyordu
Guayakın Osmanlı dünyasındaki serüveninin en dikkat çekici belgelerinden biri Târîh-i Hind-i Garbî.
1580’lerde Sultan III. Murad döneminde hazırlanan ve Amerika kıtasına ilişkin bilgileri Osmanlı okuyucusuna aktaran eserde bitkiden “guayacan” adıyla söz ediliyor. Metinde bu bitkinin Porto Riko’da yetiştiği ve kaynatılmış suyunun “Frenk marazına” faydalı olduğuna inanıldığı aktarılıyor.
Bu bilgi oldukça çarpıcıdır. Çünkü Yeni Dünya’nın keşfi Osmanlı dünyasına yalnızca yeni coğrafyalar hakkında haberler taşımamıştı. Amerika kökenli bitkiler ve onlara ilişkin tıbbi bilgiler de Osmanlı entelektüel dünyasına ulaşmaya başlamıştı.
Sakızlı İsa Efendi’nin kitabında “gayaku”
yüzyıla gelindiğinde izler daha da belirginleşiyor.
Dönemin önemli hekimlerinden Sakızlı İsa Efendi’nin Devâü’l-Emrâz adlı eserinde frengiyle bağlantılı tedaviler arasında çöpçini, sasafras, sarsaparilla ve “gayaku” yer alıyor.
Eserin bir nüshasının kenarına daha sonraki bir okuyucu tarafından dikkat çekici bir açıklama düşülmüştü: “Gayaku peygamber ağacıdır.”
Sakızlı İsa Efendi’nin Nizâmü’l-Edviye adlı eserinde de guayakın kullanımı anlatılıyor. Tarife göre gayaku bazı başka maddelerle birlikte suda yaklaşık 24 saat bekletiliyor, ardından süzülen sıvı cam bir kapta saklanarak belirli miktarlarda tüketiliyordu.
Buradaki anlatım dönemin tedavi anlayışını yansıtmaktadır; günümüzde uygulanması gereken tıbbi bir reçete değildir.
“Gayaku” nasıl “mübarek ağaç” oldu?
İsimlerin değişimi, bitkinin Osmanlı dünyasında nasıl yerelleştiğini anlamak açısından en ilginç noktalardan biri.
Hayâtîzâde Mustafa Feyzî Efendi, ağaçtan palo santo adıyla söz eder ve Türkçede “peygamber ağacı” olarak anıldığını kaydeder.
İbn Sellûm ise Gâyetü’l-Beyân adlı eserinin farmakopya bölümünde daha açık bir karşılık verir: Palo santonun Türkçesini “mübarek ağaç” olarak açıklar.
Kaynaklarda ağacın yalnızca ilaç olarak değil, bıçak sapı ve tarak gibi gündelik eşyalarda da kullanılabildiği aktarılır.
Araştırmacıların değerlendirmesine göre 17. yüzyılın ortalarında “gayaku” biçiminde kullanılan ad, sonraki on yıllarda “mübarek ağaç” ve “peygamber ağacı” gibi karşılıklarla Osmanlı Türkçesinde yerelleşmiş olabilir.
Buradaki “olabilir” ifadesi önemlidir. Söz konusu dilsel dönüşüm, kaynaklardan hareketle yapılan tarihsel bir yorumdur; doğrusal ve kesin biçimde belgelenmiş bir isim değişikliği olarak görülmemelidir.
Amerika Osmanlı tıbbının ilaç dünyasını da etkiledi
Guayak tek örnek değildi. Sarsaparilla ve sasafras gibi Amerika bağlantılı başka bitkiler de erken modern dönemde Avrupa ve Osmanlı tıp bilgisinin dolaşımına girdi.
Bunun tarih açısından önemi büyük. Çünkü Hipokrat, Galen ve İbn Sînâ gibi klasik tıp otoritelerinin tanımadığı yeni maddeler, hekimlerin karşısına çıkıyordu.
Böylece tıbbi bilgi yalnızca eski kitapların aktarılmasıyla değil, yeni coğrafyalardan gelen maddelerin tanınması ve mevcut tıp anlayışına eklenmesiyle de değişiyordu.
Osmanlı tıbbının Avrupa ve Yeni Dünya kaynaklı bilgilerle ilişkisini yalnızca çok daha geç başlayan bir “Batılılaşma” sürecinin sonucu olarak değerlendirmek, erken dönemlerdeki bu bilgi dolaşımını gözden kaçırabilir.
Frengi gerçekten Amerika’dan mı geldi?
Bu soruya kesin bir cümleyle cevap vermek doğru değil.
Frenginin kökeni uzun yıllardır “Kolomb hipotezi” ile “Kolomb öncesi hipotez” arasında tartışılıyor. Son yıllarda yapılan antik DNA çalışmaları, Treponema pallidum soylarının Amerika’daki tarihine ilişkin önemli kanıtlar ortaya koydu.
Bununla birlikte bugün frengi olarak tanıdığımız cinsel yolla bulaşan hastalığın tam olarak nerede ve ne zaman ortaya çıktığı konusunda bazı belirsizlikler sürüyor.
Bu nedenle tarihsel anlatıda en güvenli ifade şudur:
16. ve 17. yüzyılın bazı hekim ve yazarları frengiyi Yeni Dünya ile ilişkilendirmiş; aynı coğrafyayla bağlantılı guayakı da hastalığa karşı kullanılan maddelerden biri olarak görmüştür.
Guayak frengiyi iyileştiriyor muydu?
Bugün için cevap nettir: Guayak frenginin modern, kanıta dayalı tedavisi değildir.
Frengi, Treponema pallidum bakterisinin neden olduğu bir enfeksiyondur. Güncel tıbbi rehberlerde hastalığın temel tedavisi penisilin temelli antibiyotik tedavisidir. Kullanılacak tedavi biçimi, hastalığın evresine ve hastanın klinik durumuna göre hekim tarafından belirlenir.
Dolayısıyla guayakın tarihsel serüveni bugün bir tedavi önerisi olarak değil, tıp tarihinin ve küresel bilgi dolaşımının dikkat çekici bir örneği olarak okunmalıdır.
Bir ağaçtan çok daha fazlası
Karayipler’den Avrupa’ya ulaşan sert bir ağaç, birkaç on yıl içinde hastalık ve şifa hakkındaki tartışmaların merkezine yerleşti.
Avrupa metinlerinde “kutsal odun” diye anıldı; Osmanlı metinlerinde “gayaku”, “mübarek ağaç” ve “peygamber ağacı” gibi karşılıklarla kendine yer buldu.
Guayak frengiyi ortadan kaldıran ilaç değildi.
Fakat guayakın hikâyesi bize başka bir şeyi gösteriyor:
Amerika’nın keşfi Osmanlıların yalnızca dünya haritasına ilişkin bilgisini değiştirmedi; hangi bitkinin ilaç sayılabileceğine, yeni hastalıkların nasıl açıklanacağına ve tıbbi bilginin nereden gelebileceğine ilişkin ufku da genişletti.
Kaynaklar
Tunahan Durmaz, “Frengi, Mübarek Ağaç ve Yeni Dünya: Erken Modern Osmanlı Tıbbının Dönüşümüne Atlantik Ötesi Bir Bakış”, Toplumsal Tarih Akademi.
Târîh-i Hind-i Garbî.
Sakızlı İsa Efendi, Devâü’l-Emrâz.
Sakızlı İsa Efendi, Nizâmü’l-Edviye.
İbn Sellûm, Gâyetü’l-Beyân.
Hayâtîzâde Mustafa Feyzî Efendi’nin tıbbi eserleri.
Sexually Transmitted Infections, guayakın frengi tedavisindeki tarihsel kullanımına ilişkin inceleme.
Nature, antik Treponema pallidum genomlarına ilişkin çalışma.
CDC, Syphilis Treatment Guidelines.
Amerika’dan Osmanlı Tıp Dünyasına Gelen “Mübarek Ağaç”: Frenginin Eski İlacı
Yeni Dünya kökenli guayak ağacı, 16. ve 17. yüzyıllarda frengiye karşı kullanılan en dikkat çekici bitkisel maddelerden biriydi. Avrupa’da “kutsal ağaç” anlamına gelen adlarla ünlenen bu egzotik bitki, kısa süre içinde Osmanlı tıp metinlerine de girdi. “Gayaku”, “mübarek ağaç” ve “peygamber ağacı” adlarıyla karşımıza çıkan guayakın hikâyesi, Amerika’nın keşfinin Osmanlı tıp bilgisini nasıl etkilediğini gösteren sıra dışı bir örnek.
Yorumlar




