Sivas’ın Yıldızeli ilçesindeki Kayalıpınar kazılarında ortaya çıkarılan çivi yazılı belgeler, yaklaşık 3.400 yıl önce Hitit sarayında yaşanan hastalık kaygısını günümüze taşıdı. Kraliyet arşivindeki metinlerde, şehirler arasında yayılan yüksek ateşli bir salgın ile henüz anne sütüyle beslenen bir prensesin hastalığı ve ölümü hakkında kayıtlar bulunuyor.

3.400 Yıllık Hitit Tabletlerinde Salgın ve Bebek Prensesin Ölümü

Kültür ve Turizm Bakanlığının 8 Ekim 2026 tarihli açıklamasına göre, antik Šamuḫa’da, yani bugünkü Kayalıpınar’da yürütülen kazılarda 131 yeni tablet ve tablet parçası bulundu. Önceki yıl ortaya çıkarılan 53 buluntuyla birlikte kraliyet arşivine bağlanan tablet ve parça sayısı 184’e ulaştı.

Kral II. Tudhaliya dönemine tarihlenen Hititçe ve Hurrice belgeler; mektuplar, dualar, ritüeller ve kehanet metinlerini kapsıyor. Kazılar, Koç Üniversitesinden Doç. Dr. Çiğdem Maner başkanlığında yürütülüyor.

BEBEK PRENSESİN HASTALIĞI TABLETLERE KAYDEDİLDİ

Bakanlığın aktardığı değerlendirmelere göre salgın, özellikle bebekleri ve çocukları etkiliyordu. Küçük prens ve prenseslerin yanı sıra yüksek rütbeli görevlilerin çocuklarının sağlık durumları da kehanet sorgulamalarına konu olmuştu.

Bir fal uzmanının krala gönderdiği tablette, bebek prensesin Ziulila adlı kentte hastalandığı belirtiliyor. Bu kentin yeri henüz belirlenmiş değil. Başka bir belge ise prensesin ölümünü ve ardından yapılan cenaze ritüelini anlatıyor.

Sümerler İlaçları Nasıl Hazırlıyordu? Kil Tabletteki Reçeteler
Sümerler İlaçları Nasıl Hazırlıyordu? Kil Tabletteki Reçeteler
İçeriği Görüntüle

Açıklanan bilgilerde hastalığın etkeni tanımlanmıyor. Bu nedenle salgına belirli bir hastalık adı vermek veya prensesin kesin ölüm nedenini açıklamak mümkün değil.

HASTALIĞIN NEDENİ KEHANETLE ARAŞTIRILIYORDU

Bu kayıtları anlamak için Hititlerin hastalığa yüklediği anlamı dikkate almak gerekiyor. Hitit düşünce dünyasında beden, dinî yükümlülükler ve tanrılarla kurulan ilişki birbirinden bağımsız alanlar değildi.

Pınar Kurşun Cengiz’in 2023 yılında Journal of Human Sciences dergisinde yayımlanan araştırması, bazı Hitit metinlerinde hastalıkların tanrıların öfkesi ve ilahi cezalandırmayla ilişkilendirildiğini gösteriyor. Çalışma, bu düşünceyi kehanet, dua ve ritüel metinleri üzerinden inceliyor.

Bu anlayış içinde kehanet sorgulaması, yalnızca geleceği öğrenme girişimi değildi. Hangi tanrının hoşnutsuz olduğunu, hangi yükümlülüğün aksatıldığını ve felaketin giderilmesi için ne yapılması gerektiğini araştırmanın da bir yoluydu.

Kayalıpınar’da hastalanan çocuklar için yürütülen sorgulamalar, bu tarihsel çerçeve içinde değerlendirilebilir. Prensesin durumuna ilişkin kayıtlar, sarayın belirsizlik karşısında başvurduğu dinî danışma süreçlerini görünür kılıyor.

HİTİT HEKİMLİĞİNDE BİTKİLER DE YER ALIYORDU

Hititlerin şifa arayışı yalnızca dua ve kehanet metinlerinden oluşmuyordu. Serkan Demirel ve Uğur Çakılcıoğlu’nun 2017’de Belleten’de yayımlanan araştırması, çivi yazılı belgelerde tıbbi amaçlarla kullanılan bitkileri ele alıyor.

Araştırmacılar, bazı metinlerde bitkilerin dinî ritüellerle birlikte hastalık tedavisinde kullanıldığını belirtiyor. Belirli ölçüde reçete niteliği taşıyan bu kayıtlar, Hititlerde geleneksel hekimlik uygulamalarının da bulunduğuna işaret ediyor.

Bununla birlikte bu bilgiler, başka Hitit belgelerine dayanıyor. Kayalıpınar’daki salgın sırasında hangi bitkilerin veya tedavi uygulamalarının kullanıldığı, kamuoyuna açıklanan bilgilerden anlaşılamıyor. Genel Hitit hekimliği bilgilerini doğrudan bu olayın ayrıntıları gibi sunmamak gerekiyor.

BAŞKA SALGIN KAYITLARIYLA KARIŞTIRILMAMALI

Hitit tarihinin bilinen salgın belgeleri arasında II. Muršili’nin Veba Duaları da bulunuyor. Teksas Üniversitesi Linguistics Research Center’ın yayımladığı metin ve çeviride kral, Hatti ülkesinde yirmi yıldır süren ölümlerden söz ediyor. Felaketin sona ermesi için tanrılara seslenirken geçmişteki yemin ve antlaşma ihlallerini de gündeme getiriyor.

Bu dualar, salgının hükümdarın dinî ve siyasi sorumluluklarıyla birlikte ele alındığını gösteriyor. Ancak Kayalıpınar’da açıklanan kayıtlarla II. Muršili’nin dualarını aynı salgının belgeleri olarak birleştirmek için yeterli kanıt bulunmuyor. “Veba Duaları” adı da tek başına hastalığın etkenini belirlemiyor.

ŠAMUḪA’NIN YAZILI GEÇMİŞİ GENİŞLİYOR

Kayalıpınar, daha önce de önemli çivi yazılı belgeler vermişti. Elisabeth Rieken editörlüğünde 2019’da yayımlanan Keilschrifttafeln aus Kayalıpınar 1, yerleşimde 1999–2017 yılları arasında bulunan metinleri ele alıyor. Eserin yayıncı tanıtımına göre, 2015’te burada 100’ü aşkın tablet parçasından oluşan bir tapınak arşivi keşfedilmişti.

Bu eski buluntular, yeni açıklanan 184 tablet ve parçalık kraliyet arşivinden ayrı bir keşif grubudur. Dolayısıyla 184 sayısı, Kayalıpınar’da bütün kazı dönemlerinde bulunan tabletlerin toplamı olarak anlaşılmamalıdır.

Yeni arşiv, Anadolu tıp tarihi için hastalığın belirtilerinden daha geniş bir tanıklık sunuyor. Çocukların sağlık durumunun nasıl sorgulandığını, sarayın hangi dinî uygulamalara başvurduğunu ve ölümün ardından yapılan törenlerin nasıl kayda geçirildiğini gösteriyor.

Bebek prensesin hikâyesi de bu tanıklığın merkezinde yer alıyor: Hastalığı sırasında hakkında kehanet sorgulamaları yapılan bir çocuk ve ölümünün ardından düzenlenen tören, çivi yazılı belgeler aracılığıyla günümüze ulaşıyor.

KAYNAKLAR

1. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. “Hititlerin Devlet Hafızası 3 Bin 400 Yıl Sonra Gün Işığına Kavuştu.” 8 Ekim 2026.
2. Demirel, S. ve Çakılcıoğlu, U. “Hititçe Çivi Yazılı Metinlerde Geçen Tıbbi Bitkilerin Tanımlanması.” Belleten, 81(291), 305–328, 2017.
3. Kurşun Cengiz, P. “Hitit İmparatorluğu’nda İlahi Bir Cezalandırma Yöntemi Olarak Hastalık.” Journal of Human Sciences, 20(1), 99–117, 2023.
4. University of Texas at Austin, Linguistics Research Center. Hittite Online, Lesson 8: The Plague Prayer of Mursilis II.
5. Rieken, E. (Ed.). Keilschrifttafeln aus Kayalıpınar 1: Textfunde aus den Jahren 1999–2017. Harrassowitz Verlag, 2019.