Bir mahallenin kaldırımları, parkları, toplu taşıma bağlantıları ve günlük ihtiyaçlara yürüyerek ulaşma imkânı yalnızca şehircilik meselesi değil. Milyonlarca kişiyi kapsayan araştırmalar, daha yürünebilir mahallelerin fiziksel aktiviteyi desteklediğini ve bazı kalp-damar hastalıkları, obezite ve tip 2 diyabet göstergeleri açısından daha olumlu sonuçlarla ilişkili olabildiğini gösteriyor. Ancak sağlıklı şehir için yürünebilirlik tek başına yeterli değil; güvenlik, erişilebilirlik, yeşil alan ve hava kalitesi de önemli.

5. Haber Metni

Bir şehir insanın sağlığını etkileyebilir mi?

Sokakların nasıl tasarlandığı, insanların ne kadar hareket ettiğini değiştirebilir mi?

Modern şehircilik ile halk sağlığının kesiştiği önemli sorulardan biri artık bu.

Çünkü sağlık yalnızca hastanede başlamıyor.

Evinizin kapısından çıktığınız anda da şekilleniyor.

Kaldırım var mı?

Markete yürüyebiliyor musunuz?

Park yakın mı?

Karşıdan karşıya güvenle geçebiliyor musunuz?

Toplu taşımaya yürüyerek ulaşabiliyor musunuz?

Bütün bunlar günlük hareket miktarını etkileyebiliyor.

Yürünebilir şehir ne demek?

Yürünebilirlik yalnızca kaldırım bulunması anlamına gelmiyor.

Evlerin, iş yerlerinin, okulların, mağazaların, parkların ve toplu taşıma duraklarının birbirine yakın olması önemli.

Sokakların bağlantılı olması gerekiyor.

Güvenli yaya geçitleri gerekiyor.

Hangi Ülkelerde Doktora Gitmek Daha Kolay? Yıllık Muayene Sayıları Karşılaştırması
Hangi Ülkelerde Doktora Gitmek Daha Kolay? Yıllık Muayene Sayıları Karşılaştırması
İçeriği Görüntüle

Trafik hızının kontrol altında tutulması gerekiyor.

Aydınlatma gerekiyor.

Yaşlılar ve engelli bireyler için erişilebilirlik gerekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), yürüme ve bisiklete binmenin günlük fiziksel aktivitenin artırılmasında önemli araçlar olduğunu belirtiyor. WHO'nun 2025 yılında yayımladığı politika araç setinde de güvenli kaldırımlar, yaya geçitleri ve bisiklet altyapısının aktif ulaşımın yaygınlaştırılması için temel unsurlar arasında olduğu vurgulanıyor.

Şehir insanı fark ettirmeden hareket ettirebilir

Herkes spor salonına gitmiyor.

Herkes düzenli bir egzersiz programı uygulamıyor.

Ancak insanlar işe giderken yürüyebilir.

Markete yürüyebilir.

Çocuğunu okula götürürken hareket edebilir.

Toplu taşımaya ulaşırken yürüyebilir.

Böylece fiziksel aktivite, ayrıca zaman ayrılması gereken bir uğraş olmaktan çıkıp günlük hayatın içine girebilir.

WHO da güvenli ve erişilebilir yürüme ve bisiklet ortamlarının insanların daha aktif olmasını desteklediğini bildiriyor.

Kalp sağlığında dikkat çekici veriler

Yürünebilir mahallelerle kalp-damar sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen büyük araştırmalar bulunuyor.

ABD'de 70 bin 123 nüfus sayım bölgesinin değerlendirildiği bir çalışmada, en az yürünebilir bölgelerden en fazla yürünebilir bölgelere gidildikçe koroner arter hastalığı prevalansı yüzde 7,0'dan yüzde 5,4'e düştü.

Hipertansiyon yüzde 35,5'ten yüzde 29,7'ye geriledi.

Obezite yüzde 35,0'dan yüzde 30,2'ye düştü.

Diyabet prevalansı ise yüzde 11,6'dan yüzde 10,6'ya geriledi.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var.

Bu araştırma mahalle düzeyindeki sağlık verileriyle yürünebilirlik arasındaki ilişkiyi inceledi.

Dolayısıyla sonuçlar, daha yürünebilir bir mahallede yaşamanın tek başına bu hastalıkları önlediğini kanıtlamıyor.

Gelir düzeyi, eğitim, yaş, beslenme alışkanlıkları ve başka çevresel koşullar da sonuçları etkileyebilir.

Üç milyon kişilik Hollanda araştırması

Konunun en büyük çalışmalarından biri 2025 yılında yayımlandı.

Hollanda'da 40 yaş ve üzerindeki 3 milyon 19 bin 69 yetişkin incelendi.

Katılımcıların 1996 ile 2008 arasındaki mahalle yürünebilirliği değerlendirildi.

Ardından 2009–2019 dönemindeki yeni kalp-damar hastalıkları takip edildi.

Uzun süre düşük yürünebilirliğe sahip mahallelerde yaşayanlarda herhangi bir kardiyovasküler hastalık gelişme riski, sürekli yüksek yürünebilirliğe sahip bölgelerde yaşayanlara göre yüzde 5,1 daha yüksek bulundu.

Bununla birlikte bütün sonuçlar aynı değildi.

Kalp yetersizliği ve kardiyovasküler ölüm açısından anlamlı bir ilişki saptanmadı.

Ayrıca yürünebilirliği zaman içinde artan bölgelerde yaşayanlarda da riskin yüksek bulunması dikkat çekti. Araştırmacılar bunun, bu grubun çalışma döneminin önemli bölümünde yine görece düşük yürünebilirliğe maruz kalmış olmasıyla ilişkili olabileceğini belirtti.

Bu sonuçlar önemli.

Ama tek başına “yürünebilir şehir kalp hastalığını önler” demek için yeterli değil.

Araştırma bir ilişki gösteriyor.

Nedenselliği kesin olarak kanıtlamıyor.

Kanada'da 1,8 milyon kişi 15 yıl izlendi

Kanada'dan gelen büyük bir çalışma da benzer yönde sonuçlar verdi.

Yaklaşık 1,8 milyon yetişkin 15 yıl boyunca takip edildi.

En yürünebilir mahallelerde yaşayanlarda kardiyovasküler nedenlere bağlı ölüm riski, en az yürünebilir bölgelerde yaşayanlara göre yaklaşık yüzde 9 daha düşük bulundu.

Kaza dışı tüm ölümler açısından fark ise yaklaşık yüzde 3'tü.

Araştırmada yürünebilirlikle ilişkili olumlu sonuçların özellikle düşük gelir ve düşük eğitim düzeyine sahip gruplarda daha belirgin olduğu bildirildi.

Bu çalışma da gözlemsel.

Bu nedenle yürünebilirliğin tek başına ölüm riskini azalttığı sonucuna varılamaz.

Ancak çalışmanın büyüklüğü ve 15 yıllık takip süresi, bulguları halk sağlığı açısından önemli hâle getiriyor.

Diyabet açısından tablo nasıl?

Yürünebilirliğin tip 2 diyabetle ilişkisi de araştırılıyor.

2024 yılında yayımlanan sistematik inceleme ve meta-analizde yedi ülkeden 16 uzunlamasına çalışma değerlendirildi.

Toplam başlangıç katılımcı sayısı 13,4 milyondan fazlaydı.

Daha yürünebilir bölgelerde yaşayanlarda tip 2 diyabet gelişme sıklığı, daha az yürünebilir bölgelerde yaşayanlara göre yaklaşık yüzde 2 daha düşük bulundu.

Bu fark büyük değil.

Ancak istatistiksel olarak anlamlıydı.

Araştırmanın başka bir önemli sonucu daha vardı.

Yeşil ve açık alanların fazla olduğu bölgelerde tip 2 diyabet gelişme sıklığı da daha düşüktü.

Bu sonuç, sağlıklı şehir tasarımının yalnızca kaldırımlardan ibaret olmadığını düşündürüyor.

Obeziteyle mücadelede çevre önemli olabilir

Obezite çoğu zaman yalnızca beslenme ve egzersiz tercihleri üzerinden tartışılıyor.

Ancak insanın yaşadığı çevre de ne kadar hareket ettiğini etkileyebilir.

ABD çalışmasında en az yürünebilir mahallelerde obezite prevalansı yüzde 35,0 iken en yürünebilir bölgelerde yüzde 30,2 olarak bildirildi.

Bu farkın tamamını şehir tasarımına bağlamak mümkün değil.

Ancak sonuçlar, insanları günlük yaşam içinde hareket etmeye teşvik eden çevrelerin halk sağlığı açısından önem taşıyabileceğini gösteriyor.

Yürünebilir olmak tek başına yeterli değil

Bir bölgede kaldırım olabilir.

Peki kaldırımın hemen yanında yoğun araç trafiği varsa?

Hava kirliyse?

Yaya geçitleri güvenli değilse?

Gece aydınlatması yetersizse?

Engelli bireyler kaldırıma çıkamıyorsa?

Yaşlıların dinlenebileceği alanlar bulunmuyorsa?

O zaman yalnızca “yürünebilirlik” sağlıklı bir kent için yeterli değil.

WHO'nun yaklaşımı da bu nedenle daha geniş.

Aktif ulaşımın teşvik edilmesinde güvenlik, erişilebilirlik, yol tasarımı, toplu taşıma ve çevresel koşulların birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Otomobil yerine yürümek başka neyi değiştiriyor?

Yürünebilir şehirlerin olası yararı yalnızca insanların daha fazla hareket etmesi değil.

Kısa yolculukların bir bölümünün otomobil yerine yürüyerek veya bisikletle yapılması trafik yoğunluğunu azaltabilir.

Egzoz kaynaklı hava kirliliğinin azaltılmasına katkıda bulunabilir.

Gürültüyü azaltabilir.

Sera gazı emisyonlarının düşürülmesine yardımcı olabilir.

WHO Avrupa, aktif ulaşımın fiziksel sağlık yararlarının yanı sıra hava kalitesi, gürültü ve iklim açısından da yararlar sağlayabileceğini bildiriyor.

Günlük ihtiyaçların yakın olması neden önemli?

Market.

Okul.

Park.

İş yeri.

Sağlık hizmetleri.

Toplu taşıma.

Bu alanlara yürüyerek ulaşılabilmesi günlük fiziksel aktivite için fırsat oluşturuyor.

Bu nedenle şehir planlaması giderek yalnızca araçların nasıl hareket edeceğine değil, insanların nasıl hareket edeceğine de odaklanıyor.

WHO'nun sağlıklı kent yaklaşımı, insan sağlığının şehir planlama kararlarının merkezinde yer alması gerektiğini vurguluyor.

Ruh sağlığı açısından da ilgi büyüyor

Yürüme ve bisiklete binmenin etkileri yalnızca fiziksel sağlık açısından araştırılmıyor.

WHO Avrupa'nın Ocak 2026'da yayımladığı politika notunda, aktif ulaşım ile ruh sağlığı ve iyi oluş arasındaki araştırmaların giderek arttığı belirtildi.

Mevcut bulgular genel olarak olumlu.

Ancak bu alandaki kanıtların fiziksel aktivite ve kardiyometabolik sağlık kadar yerleşik olmadığını da unutmamak gerekiyor.

Mesele yalnızca “daha fazla yürüyün” demek değil

Fiziksel hareketsizlik uzun yıllar çoğunlukla bireysel davranış üzerinden ele alındı.

“Daha fazla yürüyün.”

“Egzersiz yapın.”

“Arabanızı daha az kullanın.”

Ancak halk sağlığı açısından başka bir soru da önemli:

Ya yaşadığınız çevre yürümenizi zorlaştırıyorsa?

Kaldırım yoksa?

Market kilometrelerce uzaktaysa?

Yollar yalnızca otomobiller düşünülerek tasarlanmışsa?

Karşıdan karşıya geçmek tehlikeliyse?

Bu koşullarda fiziksel aktiviteyi yalnızca kişinin tercihleriyle açıklamak eksik kalıyor.

Çevre de davranışı şekillendiriyor.

Sonuç: Şehir planlaması aynı zamanda sağlık meselesi

Bugünkü bilimsel kanıtlar önemli bir tablo ortaya koyuyor.

Daha yürünebilir mahallelerde yaşayan insanların günlük fiziksel aktivite için daha fazla fırsata sahip olabileceğini gösteren güçlü bir bilimsel birikim var.

Büyük gözlemsel araştırmalarda yürünebilir mahallelerde kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, obezite ve tip 2 diyabet açısından daha olumlu göstergeler bildiriliyor.

Ancak yürünebilirlik tek başına sağlığı belirlemiyor.

Gelir.

Eğitim.

Yaş.

Beslenme.

Güvenlik.

Hava kalitesi.

Yeşil alanlar.

Toplu taşıma.

Bunların tamamı aynı tablonun parçaları.

Dolayısıyla bilimsel sorunun cevabı şu:

Yürünebilir şehirlerin daha sağlıklı toplumlarla ilişkili olduğuna dair önemli kanıtlar var. Ancak bunun tek başına ve doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu söylemek için mevcut veriler yeterli değil.

Sağlığı korumak yalnızca hastane ve ilaç yatırımlarıyla başlamıyor.

Bazen güvenli bir kaldırımla başlıyor.

Bir yaya geçidiyle.

Yakındaki bir parkla.

Ve insanların günlük yaşamlarını otomobile bağımlı olmadan sürdürebildiği bir mahalleyle.

Kaynaklar

  • World Health Organization. Promoting Walking, Cycling and Other Forms of Active Mobility.

  • World Health Organization. Promoting Walking and Cycling: A Toolkit of Policy Options. 2025.

  • WHO Regional Office for Europe. Promoting Healthy Active Mobility.

  • WHO Regional Office for Europe. Promoting Mental Health Through Cycling and Walking: A Win-Win Approach for Health and Sustainability. 2026.

  • Makhlouf MHE ve ark. Neighborhood Walkability and Cardiovascular Risk in the United States. Current Problems in Cardiology. 2023;48(3):101533.

  • Meijer P ve ark. Changes in Neighbourhood Walkability and Incident CVD: A Population-Based Cohort Study of Three Million Adults Covering 24 Years. Environmental Research. 2025;274:121367.

  • Lang JJ ve ark. Neighbourhood Walkability and Mortality: Findings From a 15-Year Follow-Up of a Nationally Representative Cohort of Canadian Adults in Urban Areas. Environment International. 2022;161:107141.

  • Feyissa TR ve ark. The Built Environment and Its Association With Type 2 Diabetes Mellitus Incidence: A Systematic Review and Meta-analysis of Longitudinal Studies. Social Science & Medicine. 2024;361:117372.