Gençlerin ruh sağlığı on yılı aşkın süredir kötüleşiyor

Gençlerin ruh sağlığı, gelişmiş ülkelerin giderek büyüyen halk sağlığı sorunlarından biri hâline geliyor.

OECD’nin 29 Nisan 2026’da yayımladığı “Child, Adolescent and Youth Mental Health in the 21st Century” raporu; çocuklar, ergenler ve genç yetişkinlerde psikolojik sıkıntı, depresif belirtiler ve kötü ruh sağlığı bildirimlerinin son on yılı aşkın süredir arttığını ortaya koyuyor.

2012–2022 dönemine ilişkin karşılaştırılabilir zaman serilerinin bulunduğu 11 ülkenin dokuzunda gençlerin ruh sağlığı göstergelerinde yıllık ortalama yüzde 3 ile yüzde 16 arasında kötüleşme görüldü.

COVID-19 salgını bu baskıyı artırdı. Ancak OECD’nin özellikle vurguladığı nokta şu:

Bozulma pandemiden önce başlamıştı.

Birçok ülkede olumsuz eğilim 2010’lu yılların ortalarından itibaren belirginleşmişti.

15 yaşındaki gençlerde sağlık yakınmaları hızla arttı

OECD’nin Health at a Glance 2025 verileri değişimin boyutunu daha açık gösteriyor.

OECD ülkelerinde 15 yaşındaki gençlerin haftada birden fazla kez en az iki sağlık yakınması bildirme oranı 2014’te yüzde 37 iken 2022’de yüzde 52’ye yükseldi.

Bu yakınmalar arasında:

gibi fiziksel ve psikolojik belirtiler bulunuyor. OECD’ye göre en sık bildirilen yakınmaların önemli bölümü psikolojik sıkıntıyla yakından ilişkili.

Ancak bu rakamın doğru yorumlanması gerekiyor.

Yüzde 52’lik oran, 15 yaşındaki gençlerin yarısından fazlasında psikiyatrik bir hastalık bulunduğu anlamına gelmiyor.

Veri, haftada birden fazla kez tekrarlayan en az iki fiziksel veya psikolojik sağlık yakınmasının bildirilmesini ölçüyor. Dolayısıyla bu oran bir ruhsal hastalık prevalansı değil; gençlerin sağlık ve iyilik hâlindeki değişimin önemli göstergelerinden biri.

Kızlarda oran yüzde 68

Verilerdeki en çarpıcı farklılıklardan biri kız ve erkek ergenler arasında görülüyor.

2022 yılında OECD ülkelerinde 15 yaşındaki kızların yüzde 68’i birden fazla sağlık yakınması bildirirken erkeklerde bu oran yüzde 36 oldu.

Başka bir ifadeyle kızlarda bildirilen çoklu sağlık yakınmalarının oranı erkeklerin neredeyse iki katına ulaşıyor.

OECD, okul baskısı ile aile ve akran ilişkilerindeki güçlüklerin artan sağlık yakınmaları ve psikolojik sıkıntıyla ilişkili olabileceğini; bu etkinin özellikle kızlarda daha belirgin görüldüğünü belirtiyor.

Kendini kötü hissetme de arttı

OECD’nin 2026 raporu, gençlerde yalnızca fiziksel yakınmaların değil, doğrudan ruhsal iyilik hâliyle ilgili göstergelerin de kötüleştiğini ortaya koyuyor.

Uluslararası karşılaştırılabilir verilerde 2014–2022 arasında sık tekrarlayan düşük ruh hâli ve çoklu sağlık yakınmalarında, HBSC araştırmasına katılan OECD ülkelerinin tamamında artış görüldü.

Bu tablo, gençlerdeki değişimin tek bir hastalık veya tek bir belirti üzerinden açıklanamayacağını gösteriyor.

Sorunun tek bir nedeni yok

Gençlerin ruh sağlığındaki bozulmanın nedenlerini araştırırken en önemli hata, tek bir suçlu aramak olabilir.

OECD’ye göre tablo çok faktörlü.

Gençlerin ruh sağlığını etkileyen başlıca alanlar arasında:

Okul ve başarı baskısı

Akademik beklentiler, sınav baskısı ve gelecek kaygısı psikolojik sıkıntıyla ilişkili olabiliyor.

Aile ve arkadaş ilişkileri

Destekleyici aile ve akran ilişkileri koruyucu rol oynarken çatışma, yalnızlık ve sosyal izolasyon riski artırabiliyor.

Sosyoekonomik koşullar

Maddi güçlükler, konut sorunları, sosyal hareketlilik beklentilerindeki bozulma ve ekonomik belirsizlik gençlerin ruh sağlığını etkileyebiliyor.

Uyku

Özellikle gece saatlerinde yoğun dijital cihaz kullanımı uyku düzenini bozabiliyor. OECD, yetersiz veya bozulmuş uykunun daha kötü ruh sağlığıyla güçlü biçimde ilişkili olduğunu belirtiyor.

Zorbalık ve çevrim içi zorbalık

Geleneksel akran zorbalığına dijital ortamdaki zorbalığın eklenmesi, bazı gençlerde psikolojik baskının okul dışına da taşınmasına yol açabiliyor.

Küresel krizler

OECD ayrıca iklim değişikliği, savaşlar, jeopolitik istikrarsızlık ve dünya çapındaki krizlere ilişkin rahatsız edici içeriklere sürekli maruz kalmanın gençlerde kaygıyı artırabileceğine dikkat çekiyor.

Sosyal medya tek başına sorumlu mu?

Gençlerin ruh sağlığı tartışmalarında sosyal medya çoğu zaman temel nedenlerden biri olarak gösteriliyor.

Ancak mevcut bilimsel tablo bundan daha karmaşık.

OECD’nin 23 Haziran 2026’da yayımladığı “Growing up in the Social Media Age” raporu, sosyal medya kullanımının gençlerin yaşamında merkezi bir yere sahip olduğunu, ancak ruh sağlığı üzerindeki etkilerin tek yönlü olmadığını belirtiyor.

Sosyal medya gençlere:

  • arkadaşlarıyla iletişim kurma,

  • bilgiye erişme,

  • kendini ifade etme,

  • benzer deneyimler yaşayan kişilerden destek alma

olanağı sağlayabiliyor.

Buna karşılık yoğun veya problemli kullanım; olumsuz sosyal karşılaştırmalar, zararlı içeriklere maruz kalma, çevrim içi zorbalık, beden algısı sorunları ve uyku bozukluklarıyla ilişkili bulunuyor.

Ancak burada önemli bir bilimsel ayrım bulunuyor:

İlişki, tek başına nedensellik anlamına gelmiyor.

Ruh sağlığı sorunları yaşayan bir genç sosyal medyayı daha yoğun kullanabileceği gibi, bazı sosyal medya kullanım biçimleri de var olan psikolojik sorunları ağırlaştırabilir.

Bu nedenle mevcut verilerden “sosyal medya gençlerin ruh sağlığındaki bozulmanın tek nedenidir” sonucu çıkarılamıyor.

Gençler sosyal medyada haftada yaklaşık 35 saat geçiriyor

Dijital yaşamın gençlerin gündelik hayatındaki büyüklüğü ise dikkat çekici.

PISA 2022 verilerinden yararlanan OECD hesaplamalarına göre 15 yaşındaki gençler sosyal medyada gezinme ve iletişim faaliyetlerine haftada ortalama yaklaşık 35 saat ayırıyor.

Bu rakam sosyal medyanın ruh sağlığı sorunlarına doğrudan yol açtığını kanıtlamıyor.

Ancak dijital ortamın gençlerin sosyal ilişkileri, zamanı kullanma biçimleri, uyku düzenleri ve bilgiye maruz kalma şekilleri açısından artık göz ardı edilemeyecek büyüklükte olduğunu gösteriyor.

Ruh sağlığı verileri neden dikkatli yorumlanmalı?

Gençlerin ruh sağlığıyla ilgili rakamların yorumlanmasında önemli bazı sınırlamalar bulunuyor.

Ruh sağlığı konusunda farkındalığın artması, damgalanmanın azalması ve gençlerin psikolojik sıkıntılarını geçmişe göre daha rahat ifade edebilmesi, bildirilen sorunların artışının bir bölümünü açıklayabilir.

Ülkeler arasında veri toplama ve ölçüm yöntemleri de tamamen aynı değil.

Bununla birlikte OECD, farklı ulusal ve uluslararası veri kaynaklarının genel olarak aynı yönde değişim göstermesinin, gençlerin ruh sağlığında gerçek bir kötüleşmeye işaret ettiğini değerlendiriyor.

2023 ve 2024’te iyileşme başladı mı?

Bazı ülkelerin daha yeni verilerinde 2023 ve 2024 yıllarında istikrar veya kısmi toparlanma belirtileri görülüyor.

Fakat OECD bu konuda ihtiyatlı.

Henüz bu değişimin kalıcı bir iyileşme mi yoksa pandemi sonrasında yüksek düzeyde kalan göstergelerde geçici bir dengelenme mi olduğunu söylemek mümkün değil.

Çözüm yalnızca psikiyatri hizmetlerini artırmak değil

OECD’nin ortaya koyduğu tablo, genç ruh sağlığının yalnızca hastanelerde veya psikiyatri kliniklerinde çözülebilecek bir sorun olmadığını gösteriyor.

Çünkü ruh sağlığını belirleyen faktörlerin büyük bölümü gençlerin günlük yaşamında ortaya çıkıyor:

Evde, okulda, arkadaş çevresinde ve dijital dünyada.

Bu nedenle erken müdahale, okul temelli ruh sağlığı programları, ruh sağlığı okuryazarlığı, sosyal ve duygusal becerilerin geliştirilmesi ve gençlerin kolay erişebileceği destek hizmetleri önem kazanıyor.

OECD verilerinin ortaya koyduğu temel mesaj açık:

Gençlerin ruh sağlığındaki bozulma tek bir hastalığın, tek bir teknolojinin ya da yalnızca pandeminin sonucu değil.

Okul baskısı, sosyal ilişkiler, ekonomik eşitsizlikler, dijital yaşam, uyku, zorbalık ve küresel belirsizlikler birbirleriyle kesişiyor.

Bu nedenle gençlerin ruh sağlığını korumak yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi sunmakla sınırlı kalmamalı.

Sorun, tedavi edilmesi gereken bireysel bir sağlık problemi olduğu kadar önlenmesi gereken toplumsal bir halk sağlığı meselesi olarak da ele alınmalı.

6. Kaynaklar

OECD (2026). Child, Adolescent and Youth Mental Health in the 21st Century. OECD Publishing, Paris. DOI: 10.1787/1092c3cb-en.

OECD (2025). Health at a Glance 2025: OECD Indicators. OECD Publishing, Paris. DOI: 10.1787/8f9e3f98-en.

OECD (2026). Growing up in the Social Media Age. OECD Digital Economy Papers, No. 385. OECD Publishing, Paris. DOI: 10.1787/a1132839-en.