Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) verilerine göre, düşük gelirli ülkelerde epilepsiyle yaşayan her dört kişiden yaklaşık üçü ihtiyaç duyduğu tedaviyi alamıyor. Buna karşılık, uygun tanı ve nöbet önleyici ilaçlarla epilepsi hastalarının %70'e kadarı nöbetsiz yaşayabiliyor.
DSÖ'nün 7 Şubat 2024 tarihinde yayımladığı epilepsi bilgi notunda yer alan bu tahmin, etkili tedavi seçenekleri bulunmasına rağmen sağlık hizmetlerine erişimde önemli eşitsizlikler yaşandığını gösteriyor.
Örgütün 22 Temmuz 2024 tarihli ilaç erişimi değerlendirmesine göre, bazı düşük gelirli ülkelerde epilepsi tedavisindeki açık %90'a kadar ulaşabiliyor. Bu oran, söz konusu ülkelerde epilepsisi olan her 10 kişiden dokuzunun gerekli bakım ve tedaviyi alamayabildiği anlamına geliyor.
Dünyada yaklaşık 50 milyon kişi epilepsiyle yaşıyor
Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin anormal elektriksel faaliyetleri sonucunda tekrarlayan nöbetlerle kendini gösteren kronik bir nörolojik hastalık.
Nöbetler her hastada aynı şekilde ortaya çıkmıyor. Bazı kişilerde kısa süreli dalgınlık veya bilinç değişikliği görülürken bazılarında istemsiz kasılmalar ve bilinç kaybı yaşanabiliyor.
Tek bir nöbet geçirilmesi her zaman epilepsi hastalığı bulunduğu anlamına gelmiyor. Tanı, nöbetlerin özellikleri ve kişinin klinik durumu değerlendirilerek konuluyor.
DSÖ'nün 2024 tarihli bilgi notuna göre dünya genelinde yaklaşık 50 milyon kişi epilepsiyle yaşıyor. Bu kişilerin yaklaşık %80'i düşük ve orta gelirli ülkelerde bulunuyor.
Ancak epilepsi hastalarının %80'inin düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşaması ile düşük gelirli ülkelerdeki yaklaşık %75'lik tedavi açığı birbirinden farklı göstergeler.
İlk oran hastaların coğrafi ve ekonomik dağılımını, ikinci oran ise belirli ülkelerde ihtiyaç duyulan tedaviye erişemeyenlerin tahmini payını ifade ediyor.
Epilepsi hastalarının %70'e kadarı nöbetsiz yaşayabilir
DSÖ, epilepsi hastalarının %70'e kadarının doğru tanı ve uygun nöbet önleyici ilaç tedavisiyle nöbetsiz yaşayabileceğini bildiriyor.
Bu oran, bütün hastaların aynı tedaviye yanıt verdiği veya nöbetlerin her hastada tamamen ortadan kaldırılabileceği anlamına gelmiyor.
Tedavinin başarısı epilepsinin türüne, altta yatan nedenlere, kullanılan ilaçlara ve hastanın klinik özelliklerine göre değişebiliyor.
Bazı hastalarda ilaçlarla yeterli nöbet kontrolü sağlanamazken uygun şekilde seçilmiş hastalarda cerrahi tedavi gibi farklı seçenekler değerlendirilebiliyor.
Düşük gelirli ülkelerde ise sorun çoğu zaman mevcut tedavilerden yararlanabilecek kişilerin bile gerekli sağlık hizmetlerine ulaşamaması.
Epilepsi tedavisinde neden büyük bir açık var?
Tedavi açığı, bir hastalığı bulunan kişilerin ihtiyaç duydukları uygun sağlık hizmetini ve tedaviyi alamaması durumunu ifade ediyor.
Epilepside bu sorun yalnızca ilaç bulunamamasıyla sınırlı değil.
DSÖ'nün 2024 yılında yayımladığı ilaç erişimi değerlendirmesinde yetersiz sağlık finansmanı, yüksek ilaç maliyetleri, sağlık altyapısındaki eksiklikler ve eğitimli sağlık çalışanı yetersizliği temel engeller arasında gösteriliyor.
Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan hastalar açısından sağlık kuruluşlarına ulaşım ve düzenli takip hizmetlerinden yararlanma güçlüğü de tedaviye erişimi sınırlayabiliyor.
Bunun yanında epilepsiye ilişkin yanlış inanışlar ve toplumsal damgalanma, bazı hastaların tanı ve tedavi için sağlık kuruluşlarına başvurmasını geciktirebiliyor.
Nöbet önleyici ilaçların bulunabilirliği %50'nin altında
Epilepsi tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar uzun yıllardır biliniyor ve görece düşük maliyetlerle üretilebiliyor.
Buna rağmen ilaçların sağlık kuruluşlarında düzenli olarak bulunması ve hastalar tarafından karşılanabilir olması her ülkede sağlanamıyor.
DSÖ'nün epilepsi bilgi notunda aktarılan bir araştırmaya göre, düşük ve orta gelirli ülkelerin kamu sağlık sektöründe jenerik nöbet önleyici ilaçların ortalama bulunabilirliği %50'nin altında.
Bu veri, söz konusu ilaçların hastaların yarısından azına ulaştığı anlamına gelmiyor. Sağlık kuruluşlarında ilaç bulunabilirliğinin sınırlı olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla epilepsi tedavisindeki eşitsizliğin önemli nedenlerinden biri, etkili ilaçların geliştirilmesinden çok bu ilaçların düzenli ve karşılanabilir biçimde hastalara ulaştırılamaması.
Tedavisiz epilepsi hangi riskleri taşıyor?
Kontrol altına alınamayan epilepsi nöbetleri, hastaların günlük yaşamını ve güvenliğini etkileyebiliyor.
Nöbet sırasında düşme, yaralanma, yanık ve boğulma gibi ciddi olaylar meydana gelebiliyor. Özellikle uzun süren nöbetler acil tıbbi değerlendirme gerektirebiliyor.
DSÖ, epilepsiyle yaşayan kişilerde erken ölüm riskinin genel nüfusa kıyasla üç kata kadar yüksek olabildiğini bildiriyor.
Ancak bu risk bütün hastalarda aynı değil. Hastalığın nedeni, nöbetlerin kontrol düzeyi ve kişinin sağlık koşulları gibi etkenler riski değiştirebiliyor.
Epilepsi aynı zamanda eğitim, istihdam ve sosyal yaşam açısından da önemli sonuçlar doğurabiliyor.
Bazı toplumlarda epilepsinin bulaşıcı olduğu veya tedavi edilemeyeceği yönündeki yanlış inanışlar, hastaların ayrımcılıkla karşılaşmasına neden olabiliyor.
Oysa epilepsi bulaşıcı bir hastalık değil ve uygun tedaviyle birçok hastada nöbet kontrolü sağlanabiliyor.
Düşük gelirli ülkelerde nörolog sayısı da yetersiz
DSÖ'nün 14 Ekim 2025 tarihinde duyurduğu Küresel Nöroloji Durum Raporu, nörolojik sağlık hizmetlerindeki personel eşitsizliğini de ortaya koydu.
Rapora göre düşük gelirli ülkelerde 100 bin kişi başına düşen nörolog sayısı, yüksek gelirli ülkelere kıyasla 82 kata kadar daha düşük olabiliyor.
Bu karşılaştırma yalnızca epilepsiyle ilgili değil, nörolojik sağlık hizmetlerinin genel kapasitesiyle ilgili.
DSÖ'nün değerlendirmesi, özellikle uzman sağlık çalışanlarının yetersiz olduğu bölgelerde zamanında tanı, uygun tedavi ve düzenli bakım hizmetlerine erişimin güçleşebildiğini gösteriyor.
Bununla birlikte örgüt, epilepsili kişilerin büyük bölümünün ileri teknoloji gerektiren merkezlere ihtiyaç duyulmadan birinci basamak sağlık hizmetlerinde tanı ve tedavi alabileceğini belirtiyor.
Birinci basamak sağlık çalışanlarına epilepsinin tanınması ve tedavisi konusunda eğitim verilmesi, tedavi açığını azaltabilecek uygulamalar arasında gösteriliyor.
Tedavi açığını azaltmak için neler yapılabilir?
DSÖ'nün değerlendirmelerine göre epilepside tedaviye erişimin artırılması, yalnızca yeni ilaç geliştirilmesine bağlı değil.
Mevcut nöbet önleyici ilaçların düzenli temin edilmesi, ilaç maliyetlerinin hastalar açısından karşılanabilir hâle getirilmesi ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi önemli öncelikler arasında bulunuyor.
Sağlık çalışanlarının eğitilmesi, hastaların düzenli takip edilmesi ve epilepsiye ilişkin yanlış inanışlarla mücadele edilmesi de çözümün parçalarını oluşturuyor.
DSÖ'nün 2022–2031 dönemini kapsayan Epilepsi ve Diğer Nörolojik Bozukluklara Yönelik Sektörler Arası Küresel Eylem Planı, bu hastalıklara yönelik tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını hedefliyor.
Dünya genelindeki epilepsi tedavi açığı, etkili ilaçların bulunmasının tek başına yeterli olmadığını; sağlık hizmetlerinin ihtiyaç duyan kişilere sürdürülebilir biçimde ulaştırılmasının da belirleyici olduğunu gösteriyor.
TIBBİ UYARI
Epilepsi tedavisi hastanın nöbet türüne ve klinik durumuna göre planlanmalıdır. Nöbet önleyici ilaçlar hekim değerlendirmesi olmadan bırakılmamalı veya dozları değiştirilmemelidir. Uzun süren veya art arda tekrarlayan ve aralarında bilincin düzelmediği nöbetlerde acil tıbbi yardım alınmalıdır.
KAYNAKLAR
1. World Health Organization (WHO). Epilepsy. DSÖ Bilgi Notu, 7 Şubat 2024.
2. World Health Organization (WHO). WHO Calls for Better Access to Medicines to Reduce Vast Treatment Gap for Neurological Disorders. DSÖ, 22 Temmuz 2024.
3. World Health Organization (WHO). 11 Million Lives Lost Each Year: Urgent Action Needed on Neurological Care. Global Status Report on Neurology hakkında basın açıklaması, 14 Ekim 2025.





