İzmir Bakırçay Üniversitesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği bilimsel çalışma, hastanelerde yayılabilen ve bazı mantar ilaçlarına direnç gösterebilen Candida auris’in yoğun bakım hastaları açısından oluşturduğu riski ortaya koydu. Yetmiş hastanın tarandığı araştırmada yedi kişide mantar taşıyıcılığı belirlenirken, sonraki altı aylık izlemde dokuz hastanın kan kültüründe aynı mantar türü saptandı.
Uluslararası hakemli bilimsel dergi International Microbiology’de 29 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan araştırma, yoğun bakım ünitelerinde mantar enfeksiyonlarının erken tanınması, taşıyıcı hastaların belirlenmesi ve hastane enfeksiyonlarının kontrol altına alınması açısından önemli veriler sundu.
Çalışma, İzmir Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesinden tıbbi mikrobiyoloji alanında çalışan Reyhan Yiş ile enfeksiyon hastalıkları uzmanı Güneş Şenol tarafından gerçekleştirildi.
YOĞUN BAKIMDA 70 HASTA TARANDI
Araştırma, Şubat 2025’te bir hastanın idrar kültüründe Candida auris saptanmasının ardından başlatıldı.
Hastanenin enfeksiyon kontrol ekibi, mantarın diğer yoğun bakım hastalarında da bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla aynı gün farklı yoğun bakım ünitelerinde yatan 70 hastayı taradı.
Anestezi, dahiliye, genel yoğun bakım, göğüs hastalıkları, kalp ve damar cerrahisi, koroner yoğun bakım ve nöroloji birimlerinden hastalar araştırmaya dahil edildi.
Hastalardan koltuk altı ve kasık bölgelerinden sürüntü örnekleri alındı. Uygun hastalarda idrar ve yara kültürleri de incelendi.
Toplam 157 örnek laboratuvarda değerlendirildi.
İnceleme sonucunda 70 hastanın yedisinde, yani yüzde 10’unda Candida auris taşıyıcılığı tespit edildi.
Taşıyıcı hastaların beşi anestezi yoğun bakımında, diğer ikisi ise farklı genel yoğun bakım ünitelerinde bulunuyordu.
Anestezi yoğun bakımında taranan 10 hastadan beşinde taşıyıcılık saptanması, araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri oldu.
Ancak bu oranlar, araştırmanın gerçekleştirildiği hastaneye ve taramanın yapıldığı döneme ait. Türkiye’deki bütün yoğun bakım ünitelerine genellenemiyor.
ALTI AYLIK İZLEMDE DOKUZ KAN DOLAŞIMI ENFEKSİYONU
İlk taramanın ardından araştırmacılar yoğun bakım hastalarını altı ay boyunca izledi.
Bu dönemde yapılan tarama kültürleriyle 15 hastada Candida auris taşıyıcılığı belirlendi.
Aynı izlem döneminde dokuz hastanın kan kültüründe Candida auris üremesi saptandı. Bu durum, mantarın kan dolaşımına ulaşarak ciddi enfeksiyonlara neden olabilme potansiyelini ortaya koydu.
Kan kültürü pozitif bulunan dokuz hastanın üçünün daha önce taşıyıcı olduğu belirlenmişti.
Bu üç hastada taşıyıcılığın saptanmasıyla kan kültürünün pozitifleşmesi arasındaki süre bir gün ile yaklaşık iki ay arasında değişti.
Araştırma, Candida auris taşıyıcılığının her hastada enfeksiyona dönüşmediğini, ancak özellikle ağır hastalarda dikkatli takip gerektirdiğini gösterdi.
KAN KÜLTÜRÜ POZİTİF DOKUZ HASTANIN TAMAMI HAYATINI KAYBETTİ
Araştırmanın en ciddi bulgusu, kan kültüründe Candida auris saptanan dokuz hastanın tamamının yaşamını yitirmesi oldu.
Ancak bu sonuç, dokuz ölümün tamamının doğrudan mantar enfeksiyonundan kaynaklandığı anlamına gelmiyor.
Araştırmacılar, söz konusu hastaların tamamının 65 yaşın üzerinde olduğunu ve birden fazla ciddi sağlık sorunu bulunduğunu bildirdi.
Hastaların uzun süre yoğun bakımda kalmaları, mevcut kronik hastalıkları, uygulanan girişimsel işlemler ve genel klinik durumlarının da ölüm sonuçlarını etkilemiş olabileceği değerlendirildi.
Dolayısıyla araştırmadaki ölüm bulgusu, Candida auris taşıyan veya enfeksiyon geçiren bütün hastaların aynı sonuçla karşılaşacağı biçiminde yorumlanmamalı.
İLAÇ KULLANIMI VE KATETERLER DİKKAT ÇEKTİ
Kan dolaşımında Candida auris saptanan dokuz hastanın tamamında geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı, uzun yoğun bakım yatışı ve idrar sondası bulunması dikkat çekti.
Hastaların yüzde 88,9’unda merkezi toplardamar kateteri, yüzde 55,6’sında mekanik solunum desteği ve yüzde 66,7’sinde damar yoluyla beslenme öyküsü vardı.
Bu özellikler, ciddi hastalıklar nedeniyle yoğun bakım tedavisi gören kişilerin Candida auris enfeksiyonları açısından neden daha hassas olabildiğini anlamaya yardımcı oluyor.
Bununla birlikte çalışma, söz konusu uygulamaların tek başına mantar enfeksiyonuna neden olduğunu kanıtlamıyor.
CANDIDA AURIS NEDİR, NEDEN TEHLİKELİ?
Candida auris, güncel bilimsel sınıflandırmada Candidozyma auris adıyla da anılan bir maya mantarı türü.
İlk kez 2009 yılında Japonya’da tanımlanan bu mikroorganizma, özellikle hastanelerde ve uzun süreli bakım kuruluşlarında oluşturabildiği enfeksiyonlar nedeniyle dünya genelinde yakından takip ediliyor.
Candida auris’i diğer birçok mantardan ayıran özelliklerden biri, hastaların cildinde belirti oluşturmadan bulunabilmesi ve hastane ortamındaki yüzeylerde uzun süre canlı kalabilmesi.
Bazı suşlarının mantar tedavisinde kullanılan ilaçlara dirençli olması da enfeksiyonların yönetimini güçleştirebiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü, Candida auris’i öncelikli mantar patojenleri arasında kritik öneme sahip grupta değerlendiriyor.
Ancak İzmir’deki bu araştırmada izole edilen mantarların ilaç duyarlılık sonuçları ayrıntılı olarak değerlendirilmedi. Dolayısıyla çalışmadaki bütün mantar örneklerinin çoklu ilaç direncine sahip olduğu söylenemez.
TAŞIYICILIK İLE ENFEKSİYON AYNI ŞEY DEĞİL
Candida auris’in vücutta saptanması her zaman hastalık geliştiği anlamına gelmiyor.
Mantarın ciltte veya belirli vücut bölgelerinde bulunmasına, herhangi bir enfeksiyon belirtisi oluşturmuyorsa, taşıyıcılık ya da kolonizasyon deniliyor.
Buna karşılık mantarın kan dolaşımına ulaşması, özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış veya yoğun bakım tedavisi gören hastalarda ciddi enfeksiyonlara yol açabiliyor.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, yalnızca Candida auris taşıyıcılığı saptanan ve klinik enfeksiyon bulgusu bulunmayan kişilere mantar ilacı verilmesini önermiyor.
Tedavi kararı, hastanın klinik durumu, enfeksiyonun bulunduğu bölge ve gerekli durumlarda mantarın ilaç duyarlılığı değerlendirilerek veriliyor.
HASTANEDE NASIL YAYILIYOR?
Candida auris’in hastane enfeksiyonları açısından en önemli özelliklerinden biri, insan cildinde ve çevresel yüzeylerde uzun süre bulunabilmesi.
Hasta yataklarının kenarları, tıbbi cihazlar ve sık temas edilen yüzeyler uygun şekilde temizlenmediğinde mantarın hastalar arasında taşınmasına aracılık edebiliyor.
Bu nedenle enfeksiyon kontrolünde yalnızca hastanın tedavisi değil, çevrenin temizliği ve sağlık çalışanlarının uyguladığı koruyucu önlemler de önem taşıyor.
Uzman kuruluşların önerileri arasında taşıyıcı hastaların zamanında belirlenmesi, uygun temas önlemleri, el hijyeni, cihazların hastalar arasında uygun şekilde dezenfekte edilmesi ve Candida auris’e etkili olduğu doğrulanmış yüzey dezenfektanlarının kullanılması bulunuyor.
HER LABORATUVAR KOLAYCA TANIMLAYAMAYABİLİR
Araştırmanın dikkat çektiği bir diğer konu, Candida auris’in laboratuvarda doğru tanımlanması.
Bu mantar türü, bazı geleneksel laboratuvar yöntemlerinde başka maya türleriyle karıştırılabiliyor.
İzmir Bakırçay Üniversitesi araştırmacıları, örneklerin değerlendirilmesinde özel kültür ortamlarıyla birlikte MALDI-TOF MS adı verilen ileri mikrobiyolojik tanımlama yönteminden yararlandı.
Bu yöntem, mikroorganizmaların protein özelliklerini analiz ederek tür düzeyinde tanımlanmalarını sağlıyor.
Araştırmacılar, hızlı ve doğru tanının hem uygun klinik değerlendirme hem de hastane içinde alınacak enfeksiyon kontrol önlemleri açısından önemini vurguladı.
ARAŞTIRMANIN SINIRLILIKLARI NELER?
Çalışma tek bir hastanede gerçekleştirildi ve ilk taramada yalnızca 70 hasta değerlendirildi.
Altı aylık izlemde saptanan kan dolaşımı enfeksiyonu sayısının dokuz olması, ölüm sonuçlarını ve risk faktörlerini yorumlarken dikkatli olunmasını gerektiriyor.
Ayrıca araştırmada mantarın hastalar arasındaki yayılım zincirini kesin olarak ortaya koyacak kapsamlı genetik analizler ve ayrıntılı antifungal duyarlılık incelemeleri bulunmuyordu.
Bu nedenle sonuçlar, Türkiye’deki hastanelerin tamamında benzer bir yaygınlık bulunduğu veya saptanan bütün enfeksiyonların aynı bulaş zincirinden kaynaklandığı anlamına gelmiyor.
YOĞUN BAKIMLAR İÇİN EN ÖNEMLİ MESAJ
İzmir Bakırçay Üniversitesinin araştırması, Candida auris’in erken tanınması ve taşıyıcı hastaların düzenli olarak takip edilmesinin önemini gösteren yeni veriler ortaya koydu.
Araştırma aynı zamanda yoğun bakımlarda enfeksiyon kontrol programlarının, mikrobiyoloji laboratuvarlarının ve klinik ekiplerin birlikte çalışmasının önemini gündeme getirdi.
Bilim insanlarının bulguları, daha geniş hasta gruplarını kapsayan ve farklı hastanelerde yürütülecek araştırmalarla doğrulanmayı bekliyor.
KAYNAKLAR
- Yiş R, Şenol G. Candidozyma auris in intensive care units: A point prevalence study and six-month colonization–infection surveillance. International Microbiology. 29 Ekim 2026. DOI: 10.1007/s10123-026-00902-4.
- Centers for Disease Control and Prevention (CDC). Infection Control Guidance: Candida auris. 2026.
- Centers for Disease Control and Prevention (CDC). Clinical Treatment of Candida auris Infections. 2026.





